Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir
Bir gün Rasûlullah (s.a.v):
“Dikkat edin! Size en hayırlınızı bildireyim mi?” diye sordu.
Ashâb-ı kirâm:
“–Evet bildiriniz ey Allah’ın Rasûlü!” dediler.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz:
“–Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Ahmed, VI, 409; İbn-i Mâce, Zühd, 4; Beyhakî, Şuab, XIII, 445/10596)
Başka bir gün ashâb-ı kirâm:
“–Allah’ın velî kulları kimlerdir?” diye sorduklarında, Allah Rasûlü (s.a.v):
“Onlar, yüzlerine bakıldığında Allah Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Heysemî, X, 78; İbn-i Mâce, Zühd, 4)
Görüldüğü gibi, insanların en hayırlıları, Allah’ı çok zikrettikleri ve neticede üstün takvâ sahibi oldukları için, yüzlerine ve hâllerine bakıldığı zaman Allah Teâlâ’nın hatırlanmasına vesîle olurlar. Çünkü onlar, bulundukları her yerde devamlı zikir hâlindedirler. Lüzumsuz söz ve fiillerden yüz çevirip insanlara hep doğruyu ve hayrı gösterir ve tavsiye ederler.
Allah’ı hatırlatır hâle gelmek için Yüce Rabbimiz’in zikrine sarılmalı, O’nu bol bol zikretmeliyiz. Zira:
İsim Müsemmâyı Çeker!
Ömer (r.a) bir zata:
“–İsmin nedir?” diye sordu. O da
“–Cemre (Kor)” cevabını verdi.
“–Kimin oğlusun?”
“–Şihâb’ın (Alev’in) oğluyum.”
“–Kimlerdensin?”
“–Huraka’dan”[1]
“–Eviniz nerede?”
“–Harratü’n-Nâr’da”[2]
“–Hangisinde?”
“–Zâtı Lezâ’da (Alevli’de).”
Hep ateşle alâkalı mânâlar ihtivâ eden isimlerden müteşekkil bu cevaplar karşısında Ömer (r.a):
“–Öyleyse âilene yetiş, yandılar!” dedi.
Hakîkaten durum aynen Hz. Ömer’in dediği gibi çıktı. (Muvatta’, İsti’zân 25)
“İsim müsemmâyı çeker!” denilmiştir. Yani bir ismin mânâsı, o ismi taşıyanın üzerinde tesirini gösterir. Bu sebeple Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) hoş olmayan şahıs ve mekân isimlerini güzelleriyle değiştirirlardi.
Aynı şekilde Allah Teâlâ’ın isimleri gibi güzel kelimeleri tekrar etmek de insan üzerinde müsbet tesir icrâ eder.
Bunun zıddına çirkin ve argo sözlerin tekrarı ise kötü tesir bırakır, ahlâkı bozar. Yukarıdaki misalde olduğu gibi koca bir âilenin yanmasına sebep olabilir.
Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:
“Allah göklerin ve yerin nûrudur…
Nûr üstüne nûr. Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misaller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (en-Nûr 24/35)
Bütün ibadetler zikir içindir, Allah Teâlâ’yı hatırlamak içindir.
Kelime-i Tevhîd
Ömer (r.a), bir gün Hz. Talha’yı üzgün görmüştü. Sebebini sorduğunda, Talha (r.a)
“–Allah Rasûlü (s.a.v) bir gün şöyle buyurmuştu:
«Ben bir söz biliyorum, her kim ölürken onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve cesedi ile rûhu da, ölüm esnâsında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya, rahmete ve huzûra nâil olur.»
Ben bu sözün ne olduğunu soramadan Rasûlullah (s.a.v) vefat etti. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.
Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):
“–Ben o sözü biliyorum. O, Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in, amcası (Ebû Tâlib’in) söylemesini istediği «Lâ ilâhe illallâh» cümlesidir. Rasûlullah (s.a.v), eğer amcası için bundan daha kurtarıcı bir söz bilseydi, muhakkak onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn-i Mâce, Edeb, 54. Ayrıca bkz. Ahmed, I, 6)
Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:
“Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah’ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” (Zümer 39/22)
O hâlde Kelime-i Tevhîd’i çok tekrar etmek gerekiyor:
Bir gün Rasûlullah (s.a.v):
“Dikkat edin! Size en hayırlınızı bildireyim mi?” diye sordu.
Ashâb-ı kirâm:
“–Evet bildiriniz ey Allah’ın Rasûlü!” dediler.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz:
“–Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Ahmed, VI, 409; İbn-i Mâce, Zühd, 4; Beyhakî, Şuab, XIII, 445/10596)
Başka bir gün ashâb-ı kirâm:
“–Allah’ın velî kulları kimlerdir?” diye sorduklarında, Allah Rasûlü (s.a.v):
“Onlar, yüzlerine bakıldığında Allah Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Heysemî, X, 78; İbn-i Mâce, Zühd, 4)
Görüldüğü gibi, insanların en hayırlıları, Allah’ı çok zikrettikleri ve neticede üstün takvâ sahibi oldukları için, yüzlerine ve hâllerine bakıldığı zaman Allah Teâlâ’nın hatırlanmasına vesîle olurlar. Çünkü onlar, bulundukları her yerde devamlı zikir hâlindedirler. Lüzumsuz söz ve fiillerden yüz çevirip insanlara hep doğruyu ve hayrı gösterir ve tavsiye ederler.
Allah’ı hatırlatır hâle gelmek için Yüce Rabbimiz’in zikrine sarılmalı, O’nu bol bol zikretmeliyiz. Zira:
İsim Müsemmâyı Çeker!
Ömer (r.a) bir zata:
“–İsmin nedir?” diye sordu. O da
“–Cemre (Kor)” cevabını verdi.
“–Kimin oğlusun?”
“–Şihâb’ın (Alev’in) oğluyum.”
“–Kimlerdensin?”
“–Huraka’dan”[1]
“–Eviniz nerede?”
“–Harratü’n-Nâr’da”[2]
“–Hangisinde?”
“–Zâtı Lezâ’da (Alevli’de).”
Hep ateşle alâkalı mânâlar ihtivâ eden isimlerden müteşekkil bu cevaplar karşısında Ömer (r.a):
“–Öyleyse âilene yetiş, yandılar!” dedi.
Hakîkaten durum aynen Hz. Ömer’in dediği gibi çıktı. (Muvatta’, İsti’zân 25)
“İsim müsemmâyı çeker!” denilmiştir. Yani bir ismin mânâsı, o ismi taşıyanın üzerinde tesirini gösterir. Bu sebeple Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) hoş olmayan şahıs ve mekân isimlerini güzelleriyle değiştirirlardi.
Aynı şekilde Allah Teâlâ’ın isimleri gibi güzel kelimeleri tekrar etmek de insan üzerinde müsbet tesir icrâ eder.
Bunun zıddına çirkin ve argo sözlerin tekrarı ise kötü tesir bırakır, ahlâkı bozar. Yukarıdaki misalde olduğu gibi koca bir âilenin yanmasına sebep olabilir.
Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:
“Allah göklerin ve yerin nûrudur…
Nûr üstüne nûr. Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misaller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (en-Nûr 24/35)
Bütün ibadetler zikir içindir, Allah Teâlâ’yı hatırlamak içindir.
Kelime-i Tevhîd
Ömer (r.a), bir gün Hz. Talha’yı üzgün görmüştü. Sebebini sorduğunda, Talha (r.a)
“–Allah Rasûlü (s.a.v) bir gün şöyle buyurmuştu:
«Ben bir söz biliyorum, her kim ölürken onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve cesedi ile rûhu da, ölüm esnâsında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya, rahmete ve huzûra nâil olur.»
Ben bu sözün ne olduğunu soramadan Rasûlullah (s.a.v) vefat etti. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.
Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):
“–Ben o sözü biliyorum. O, Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in, amcası (Ebû Tâlib’in) söylemesini istediği «Lâ ilâhe illallâh» cümlesidir. Rasûlullah (s.a.v), eğer amcası için bundan daha kurtarıcı bir söz bilseydi, muhakkak onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn-i Mâce, Edeb, 54. Ayrıca bkz. Ahmed, I, 6)
Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:
“Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah’ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” (Zümer 39/22)
O hâlde Kelime-i Tevhîd’i çok tekrar etmek gerekiyor:
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
