MUHAMMED
BAYRAK
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
|
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız. |
| Forum İstatistikleri |
» Toplam Üyeler 28 » Son Üye Raşit Tunca » Toplam Konular 19,747 » Toplam Yorumlar 21,504 Detaylı İstatistikler |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Raşit Tunca Vahfız Duasını Okuyor
Vahfız Duası - Raşidi Tarikatı Zikri ve Virdi (Seslendirme)
Bu videoda, Raşidi Tarikatı’nın kıymetli vird ve dualarından olan Vahfız Duası’nın seslendirmesini bulabilirsiniz. Vahfız duası; Allah’ın muhafazasını, koruyuculuğunu ve hıfzını dilemek üzere okunan kapsamlı bir niyazdır. Dua içerisinde kişinin kendisi, ailesi, sağlığı, rızkı, evi, mahallesi, şehri, devleti, vatanı, tüm peygamberler, melekler, sahabeler, imamlar, Hz. Mehdî (as), zamanı ve tüm yaratılmışlar için korunma talebi yer alır.
Bu mübarek duayı seslendirerek YouTube’a eklemiş bulunmaktayım. Niyazımız; tüm müminlerin, İslam ümmetinin ve insanlığın her türlü afet, bela ve hastalıktan korunmasıdır. Allah dualarımızı kabul eylesin. Âmin.
Duanın Başlangıcı:
Euzubillahimineşşeytanirracim - Bismillahirrahmenirrahim
Duanın Sonundaki Teslim:
Fallâhu Hayrun Hâfizen ve Hüve Erhamur Râhimîn.
Not: Duanın metni açıklamada ve yorumlar bölümünde paylaşılacaktır. Dinlemek ve ezberlemek için tekrarlı olarak faydalanabilirsiniz.
Hayrun hâfizen ve hüve erhamur râhimîn.
Vahfız duası, Vahfız duası dinle, Raşidi Tarikatı virdi, Vahfız duası Arapça, dua dinle, korunma duaları, Allahümme vahfız, hıfz duası, İslami dua seslendirme, zikir ve dua, duası Arapça Türkçe, Vahfız duası anlamı, raşidi duası, vird dinle, ev ve aile koruma duası, dua YouTube, الحفظ دعاء, واهفظ دعاء, دعاء الحفظ من كل بلاء, الراشدي ورد
Raşit Tunca Fefrug Duasını Okuyor
Keywords (virgüllü, yan yana):
ففروق دعاء, Fefruk Duası, Maide suresi 25, Rabbi inni la emliku, Raşidi Tarikatı virdi, fasık kavimden ayrılma duası, tesirli korunma duası, düşmanlardan korunma duası, Fefruk Duası Arapça okunuşu, Fefruk Duası Türkçe anlamı, Raşidilik zikir duası, fasıklardan ayrılma ayeti, nefs ve kardeş duası, فافرُق بيننا, en etkili ayetel kürsi duası
YouTube Açıklama Yazısı (Türkçe + Arapça):
Türkçe:
Bu videoda, Mâide Suresi 25. ayet-i kerimesine dayanan ve Râşidî Tarikatı’nda okunan Fefruk Duası’nın tilaveti bulunmaktadır. Hz. Musa (a.s.)’ın “Rabbim! Ben kendimden ve kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum, bizimle bu fasık kavmin arasını ayır” niyazıyla Allah’a yöneldiği bu mukaddes dua, müminin kendisini fasıklardan, kâfirlerden, münafıklardan, büyücülerden, hased edenlerden, zalimlerden ve Deccal’den koruması için genişletilmiş bir şekilde okunur.
Dua içinde geçen: “fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn, kâfirîn, müşrikîn, münafikîn, hâsidîn, hâinîn, kâzibîn, müfsidîn, müsrifîn, aduvviyn, sâhirîn, neffâsâtil ukad, mücrimîn, zâlimîn, vahşîyn, Deccal ve şeytan ve hizbleri…” cümleleriyle Allah’tan kötülük sahipleriyle aramızın açılması istenir.
Bu dua şu niyetlerle okunabilir:
Kötü arkadaşlardan, fasık çevreden kurtulmak
Büyü, nazar, haset ve şerden korunmak
Aile ve neslin muhafazası
Deccal ve şeytani akımlardan sığınmak
Arapça:
يحتوي هذا الفيديو على تلاوة دعاء "افْرُقْ" المأخوذ من الآية 25 من سورة المائدة، وهو من أوراد الطريقة الراشدية. يقول النبي موسى عليه السلام: "رَبِّ إِنِّي لَا أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ"، ثم يُضاف إليه في الذكر أسماء كثيرة من أصناف أهل الشر كالكافرين، المنافقين، الحاسدين، السحرة، إبليس وجنوده، المسيئين، المعتدين، الظالمين، وأخيراً الدجال وأعوانه، ونسأل الله أن يحول بيننا وبينهم.
الدعاء يختم بـ: ربنا تقبل دعائي، ربنا اغفر لي ولوالديّ وللمؤمنين يوم يقوم الحساب، استجب دعاءنا برحمتك يا أرحم الراحمين، وسلام على المرسلين، والحمد لله رب العالمين.
Önemli Not:
Dad (ض) harfinde sağ ve sol azı diş vurgusu duasında belirtilmiştir.
Dua, Râşidî Tarikatı âdâbına uygun olarak seslendirilmiştir.
İzinsiz ticarî kullanım yasaktır, manevî niyetle paylaşılmıştır.
---------------------------------
(Musa) "Ey Rabb'im! Kendimden ve kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. O halde bizimle fasık halkın arasını ayır." dedi.
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ اِلَّا نَفْس۪ي وَاَخ۪ي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ
Kale rabbi inni la emliku illa nefsi ve ahi fefruk beynena ve beynel kavmil fasikin.
5. Maide suresi, 25. ayet
Raşit Tunca Rabbena Efrığ Duasını Okuyor
Bu videoda Râsidî Tarikatı usulüne göre hazırlanmış Rabbenefriğ Duası ve zikri bulunmaktadır. İkindiden sonra okunması tavsiye edilen bu dua, sabır istemek, ayakları sabit kılmak ve tüm kötü niyetli varlıklardan (kâfir, münafık, hasedci, sihirbaz, Deccal, şeytan ve hizbine karşı) korunmak için okunur. Kalp huzuru, manevi korunma ve Allah'tan yardım dilemek isteyen herkes için hazırlanmıştır.
Temel Kelimeler:
Rabbenefriğ duası
Râsidî zikri
Râsidî tarikatı duası
İkindiden sonra zikir
Sabır duası
Ayakları sabit kıl duası
Kâfirlere karşı yardım duası
Münafıklara karşı dua
Büyü bozma duası
Nazardan korunma duası
Uzun Kuyruk Kelimeler (Önerilen):
Rabbenefriğ duası Türkçe okunuşu
Râsidî tarikatı zikir dinle
İkindiden sonra okunacak dua
Düşmanlara karşı okunan dua
Hasımlara karşı sabır duası
Müşriklere karşı yardım duası
Kalp gözü açan dua
Ruhani zikir dinle
Cehennemden koruyan dua
Deccaldan korunma duası
Arapça ve İslami Terimler:
Rabbenâ efrîğ aleynâ sabren
Sebbit akdamena
Ensurna alel kavmil kâfirîn
Münâfikîn
Müşrikîn
Hâsidîn
Sâhirîn (sihirbazlar)
Deccal duası
Şeytandan korunma duası
İstecib duaena
Hedef Kitleye Yönelik:
Râsidî sevenler
Kadiri zikri
Nakşibendi zikri (Râsidî farklıdır, ama ilişkilendirenler olabilir)
Zikir çekenler
Dua edenler
Manevi huzur
Kalp ferahlığı duası
Gece duası
Tesirli dua
Kabul olan dua
YouTube Trend Kelimeleri:
1 saatlik zikir dinle
Uykudan önce dua
Huzur veren zikir
Evde zikir çekmek
Dertlere derman dua
Borçtan kurtulma duası (dolaylı niyet olarak eklenebilir)
Şifa duası
Koruyucu dua
Raşit Tunca Vağfuanne Duasını Okuyor
VAĞFU ANNE DUASI
Bu dua, özellikle SABAH vaktinde zikredildiğinde;
- Şeytanın şerrinden,
- Kâfir, müşrik, münafık, hain, yalancı, fasık, zalim, büyücü, göz değen, hasetçi ve tüm kötü niyetli varlıklardan korunmak için okunur.
Duada geçen her cümle ile farklı bir kötülük türüne karşı Allah’tan sığınılır. Özellikle:
• Deccal ve yardakçılarına karşı,
• Şeytan ve ordularına karşı,
• Tüm hilekâr, tuzak kurucu, iftiracı ve aceleci kişilere karşı korunma niyetiyle okunur.
✅ Nasıl okunur
Önce Euzü Besmele çekilir, ardından dua metni sırasıyla ve huşu içinde okunur.
Duaların sonunda:
"Rabbena ve takabbel bi duai..." kısmı ile dua kabul edilir ve salavat getirilir.
Bu videoyu her sabah dinleyerek veya okuyarak gün boyu manevi bir kalkan oluşturabilirsiniz.
Yorumlara "Âmin" yazarak dualarımıza ortak olun.
Manevi içeriklerden haberdar olmak için abone olun ve bildirimleri açın.
#VağfuAnneDuası #SabahDuası #KoruyucuDua #İslamiDua #ŞeytandanKorunma
Vağfu anne duası, Vağfirlena duası, sabah duası, koruyucu dua, şeytandan korunma duası, kafirlere karşı dua, müşriklere karşı dua, münafıklardan korunma duası, hasedden korunma duası, fasıklardan korunma, hainlerden korunma, yalancılardan korunma, bozgunculara karşı dua, israf edenlere karşı dua, düşmanlara karşı dua, büyü bozma duası, sihirden korunma duası, nazardan korunma duası, zalimlere karşı dua, vahşilere karşı dua, deccaldan korunma duası, şeytanın hilesinden korunma, sabah zikri, en etkili koruma duası, İslami dua, Arapça dua, Türkçe okunuşlu dua, Vağfu anna duası dinle, Vağfu anna duası fazileti
Allah Adamlarının Her Soruya Bir Cevabı Vardır
(Kar©glanin 16 Aralık 2019 Vaazi)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Kul etîûllâhe ver resûle, fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn.
Meali :
De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.
Sadakallahul Aziym Âli İmrân Suresi 32. Ayet
---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Kişi kendiyle yetinmedikçe, kıyamet kopmayacak."
( Hadis-i Şerif , Hatib)
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
Yolculugumuza başliyoruz :
Rabbim buyruğu üzerine sizlere diyorum ki :
"Allah’a, Allahın meleklerine, ve Allahın Peygamberlerine, ve Allahın Sadık dostlarina (Yani Allah ın veli Kullarına, yani Allahın dostluğunu kazanmış kullarına) itaat edin.'
Diğer Dinlere Mensub kimseleri bile dize getirip adam ettim de, şu münkirleri, inkarcıları adam edemedim ya, ona yanıyorum.
Hani bir hikaye vardır, adamın bir tanesinin bir işi vardır, o işinin olması için adak adar. Adağın da da
"eğer şu işim olursa, boynuzu iki karış olan koç keseceğim" der.
Aradan zaman geçer ve, Allah duasını kabul edip, isteğini oldurur. Fakat o adam, o kadar aramasına rağmen, boynuzu iki karış olan bir koç bulamaz ve, adağını yerine getiremez. Kabul olan duasıda, adağı da bir çocuk sahibi olmaktır. Çocuk sahibi olmuştur fakat, adağını yerine getiremediği için, çocuğa bir şey olmasından korkmaktadır. O köyün ileri gelenlerine halini anlatır. oradan birisi der ki :
"Falancı evliya, bunun çaresini bulur" der. adam o evliya ya gider, durumunu anlatır. Evliya da ona der ki :
Eğer adağını bizim sofilere dağıtırsan, sana çaresini öğretirim der. Adam kabul eder. Evliya orada oynayan küçük bir çocuğu çağırır, ve adama der ki :
"Git bizim Çoban'dan en iri koçu al gel" der.
ve o çocuğa bu Koçun boynuzunu karışın ile ölç der. ve o çocuk ölçer ve, o çocuğun karışları ile iki karış gelir. Yani demem o ki, Allah adamlarında her sorunun bir cevabı vardır ama, almasını bilene.
Ve biz geçen haftaki sohbette, Nakşibendi tarikkatında sofi iken, gecede iki yada, üç paket sigara içtiğimi söyledim diye, yine bunun cukkkasını benim kafaya geçirdiler.
"Hadi bakalım, gecede üç paket sigara iç te, görelim!" diyorlar ve bana, her beş dakikaya bir sigara iç sinyali gönderiyorlar. çünkü 3 paket sigara 60 tane sigara eder ve Her bir sigara 5 dakika ara ile içilirse, 300 dakika eder O da saat olarak 5 saat eder. 10 dakika ara ile.... 600 dakika....
Sen hangi ara bu üç paket sigarayı içtim diye böyle sallıyorsun demeye getiriyorlar.
Halbuki bu sorunun cevabı da bizde. Bizim öğrendiğimiz edebimiz de, sigara paketini çıkarınca, Sadece kendin yakmazsın, yanındaki içen arkadaşlarınada uzatırsın. Sofiler bunu bilmezdi, biz öğrettik. 5 Sofi var isek camide, Ben Paketi çıkarınca, bir tane kendim yaktım, 4 tanesini de arkadaşlarıma dağıtım. Gitti 5 sigara. Sonra M. Hoca'nın canı sigara çekince, o da kendi paketini çıkardı ve, O da 5 Sigara içmiş oldu. yani böyle olunca, bir Seferde paketten 5 sigara eksildi. Mesele bu kadar basitken bize inanmayan münkirlere ne diyeyim.
O Cömert öğrettiğim sofilerden birisi bir gün, Marlboraya alışmış ve, paketi koynuna koymuş, bize dağıtmıyor, koyunundan tek tek çıkartıp kendi içiyor. Marlbora pahalı çünkü.
Biz ise Marlborayi paket paket dağıtan idik. Marlbora sigarasinin tatlı olma sebebi ise, o su ile yıkanmıyor, şarap ile yıkandığı için tatlı oluyor, püf noktası burada, pahalı olma sebebi de o. Sofi şaraba alışmış farkında değil, bir de bizden şarap kıskanıyor, cimrilik ediyor.
Yani Velhasıl kelam bir paketi 5 e böldüğün zaman ben bir paketten 4 sigara içiyordum, gerisini arkadaşlar içmiş oluyordu, böyle sigara içene paket dayanır mı, Kaç 3 paketler, kaç kartonlar dağıttım o sofilere ama, değeri bilinmedi. şimdi bizi ne arayan, ne soran sofi var. Bu mesele de bu kadar.
Peygamberimiz
"Selamı, aranızda yayın"demiş.
Fakat Selam Sadece müslümanlara ait bir âdet değil. Çünkü her milletin, kendine özgü, aralarında selamlaşma âdeti var zaten. Allah bu kuralı umuma münhasır koymuş. Yoksa bize Özel değil. Ayı bile el salllayıp Selam verebiliyor.
Bu hafta sizlere bir Tefekkür sorusu soracağım!
Peygamberimiz Miraç etti de, hiç bildirilen hadislerde "şunu yedi, bunu içti" yok
Hani memlekete gidip gelen birisine, memleketten haber sorarken
"Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat" denir ya.
Burada Hz. Muhammed sadece gördüklerini anlatmış, "Hiç şunu yedim, bunu içtim" demiyor.
Soru : Hz. Muhammed e Miraçta, yemek ve içecek bir şeyler ikram etmediler mi?
Başka bir mesele
“ saç Sefa da, tırnak cefada büyür.” derler.
Tırnak toprakla veya çöp ve pislikle uğraştığın zaman uzayan bir uzuv.
Saç ise, temizlenip yıkandığı zaman uzayan bir uzvumuz.
Birisi temizlikten hoşlanıyor, birisi pislikten hoşlanıyor.
Fazla uzadığı zaman kesilen azalarımız.
ve Müslüman Erkekler de bir de, pipisi sünnet ettirilip kesilir.
Kötü ve pis tarafımız azdığı zaman, ona fren koymak için, tırnaklarımızı temiz tutmamız lazım ki, kısaltmamız lazım ki, kötülük ve günahlarda fazla giden taraflarımızı, bu sayede kısmamız lazım.
Saç Sakal uzayınca onu da keseriz ki : iyilikte de aşırıya kaçmamak lazım. iyiliğe de bir yerde fren koymak lazım.
Gelelim püf noktasına, pipinin kesilmesine : O ise, müslüman ve müminlere has bir özelliktir ki, nefsi azdığı zaman, nefsine fren koyabilmek içindir.
Güneş ve ay takvimi arasındaki fark ve ay takviminin faydaları
Hazreti Muhammed Mustafa, Miladi Takvim ile, 571 in Nisan ayında doğmuş, ama hicri takvim ile ise, Rebiülevvel ayının 12 ci gecesi doğmuş. ve Kameride yani hicri takvimde, her sene Rebiul Evvel 10 gün önce gelir.
Mesela Böyle sabit olmayan bir takvim, Banka sisteminde uygulansa, System çöker, hiç böyle bir takvim faiz sisteminde kullanılabilir mi? yahut vergilendirmede kullanılabilir mi? yanlış bir takvim.
Peki Miladi takvim doğru mu? o da : 365 gün birde 6 saat var, o 6 saat onuda bozuyor. O yüzden Şubat 4 senede bir 29 çekiyor.
Peki takvim olarak ne kullanacağız, O zaman en doğrusu ne derseniz :
Kuantum çağındayız ve, Atom saati ve takvimi kullanmamız lazım. doğrusu bence bu.
Kameri veya hicri takvim kullanmanin faydasi
Hz. Muhammed Rebiülevvel'in 12. gecesi doğdu da, gelecek sene 10 gün önce doğmuş oluyor, Nasıl olur bu demeyin, çünkü Muhammed'den binlercesi var. Demek ki, Muhammed'in bir parçası da, ertesi sene 10 gün önce doğdu ve, adını da belki Fatma koydular, Muhammed'in bir parçası da o, yahut İbrahim koydular, yine Muhammed'in parçası, yahut Zeynep koydular, yahut günümüzdeki gibi Mehmet koydular, Kasım koydular, Mahmut koydular, Ahmet koydular,.... işte Muhammed'den binlercesi her sene 10 gün önce, 10 gün önce ve, hatta günümüze kadar geldiğinde, Muhammed senenin her günü, ve her saniyesi, her dakikası doğmuş oluyor, ve dünyamız da Muhammed parçası dolu (Güneş parçacıkları partikülleri). Yine Hz. Nuh BABA öyle dünyamız da Nuh parçası dolu (Neptün parçacıkları partikülleri), yine ibrahimler böyle, Musa lar böyle, isa lar böyle.
Başka bir mesele
Hz. Muhammed Mustafa'ya eziyet edenler, bir gün bir savaşta öldürüldüler ve, cesetlerini bir çukura dolduruldular. Hz Muhammed o çukur'un başına vardı ve ölülere seslendi :
"şimdi anyayı Konya'yı gördünüz mü!" dedi.
Tabi benim tabirim ve yorumum ile böyle bir söz bu söz.
Oraya Hz. Ömer geldi
"Ya Rasulallah, Ölüler duyar mı?" dedi.
Cevaben "Evet duyarlar, ama cevap veremezler" dedi Peygamberimiz.
Eğer Ölüler duymuyor olsa, Sur üflendiğinde nasıl kalkacaklar da, hesap günü için hazır olacaklar.
Çünkü surun üfürülmesi, bir borozan sesi, bir ses frekansı, yani ölüleri dirilten bir frekans varmış, bir ses varmış, onu da İsrafil üfleyebilir miş. Ölüler duyacaksa o sesi, Ölüler ölü değil o zaman, duyabiliyorlar. Toprak olmuş, toprağa karışmış birisi nasıl duyar demeyin!
Kuantum çağındayız ve, atom altı parçacıkların, her şeyi duyup, ona göre hareket ettiklerini öğrendik mi bugün? öğrendik. Toprak olsa ne yazar, her madde, element, her şeyi duyabiliyor, anlayabiliyor, idrak edebiliyor. O zaman ölünün parçaları niye duymasın bizler topraktan değilmiyiz? (Elementar Yapımız Yokmu?).
Geçen hafta anlattığım "Eşek Kulaklı Midas" efsanesi ve, her şeyi altına çeviren adam hikayesi ile ilgili
Bugün günümüzde, toprağı altına çevirmenin formülünün aranması doğru mudur? Toprak altın olur mu?
Oluyormuş, peygamber efendimizin bir kıssası var :
Peygamberimiz bir ara dünyaya meyleder, ve Allah'ın Emriyle Cebrail Aleyhisselam dünyaya iner. Şu anki Yerini bilmiyorum ama, benim hacca gittiğim sene, Ebu Cehil in evini tuvalet yapmışlar, ve o dağ Onun üst tarafında (Ebu Cehil in evinin üst tarafında) tepe mi desek, dağ mı desek. Cebrail diyor ki Peygamberimize:
Eğer sen Altın ve Dünya Malı istiyorsan, şu dağa bak, Rabbim O dağı altına çevirecek!" diyor.
Peygamberimiz o dağa bakıyor, dağ sararmaya başlıyor, O zaman gönlündeki dünya sevgisi bitiveriyor.
"Tamam dur, dur" diyor.
Şu anda hala, o dağın sararmış vaziyette olduğu söyleniyor. Tabii bu Hadisenin ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama, demek ki öyle süper nova çarpışmasına falan gerek yok, toprak altın olabiliyormuş. Eğer bu Hadise yani, bu olay doğruysa, o zaman Toprak altın olabiliyormuş, Allah toprağı altına döndürmeyi, O toprakta başlatmış. o toprağı inceleyen, toprak nasıl altın olur? belki de bulur ama, bu bizim hayrımıza mı olur, şerrimize mi olur?
Peygamberimiz görmüş ki, bunun şerrinin bize doğru olduğunu, ve dünyaya meyletmekten vazgeçmiş. Cebrail de onun dünyaya malına meyletmesini istemediği için onu göstermiş zaten. Allahu Teala da, mucize göstererekten, O'nun dünyaya meyletmesine engel olmuş.
Gelelim bu haftaki Cennet tasvirlerimize
Daha dün, mektup yazmak için uğraşıyorduk, mektup göndermek için, postacı, Postahane lazım, kalem lazım, kağıt lazım, zarf lazım,... ve bir de zaman lazımdı. Allah Cennetteki kulları zahmet çekmesin diye, e-posta icat ettirdi ki, klavyede yazıyorsun, saniyesinde yerinde. Kaleme ihtiyaç yok, kalem bitti diye, Kırtasiye ihtiyaç yok, mektuba ihtiyaç yok, postacıya ihtiyaç yok, Ne lazım? "Bilgisayar, elektrik, internet" Allah bu zahmeti de üzerimizden almış, kullarım bu zahmet'i de çekmesin demiş.
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Daha Rabbimizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz.
Rabbim, Rabbi Rab bilmek nasip etsin, askerime ve bütün insanlığa.
--oOo---
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve
etûbu ileyk.
--OoO--
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 21 Şubat 2019 Perşembe
Original Kar © glan
Dua ile Kar Yağmur Yağarmı
(Kar©glanin 10 Aralık 2019 Vaazi)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.
Meali :
Kur’ân’dan indirdiğimiz şeyler, mü’minler için şifadır ve rahmettir. Ve zalimlerin sadece hüsranını ve ziyanını artırır.
Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 82. ayet
Hicretin altıncı yılında büyük bir kuraklık ve kıtlık her tarafı sarmıştı. Ramazan ayında, bir cuma günü, Resûl-i Ekrem Efendimiz hutbe irad buyururken, kendisinden, "Allah'a dua et de bize yağmur versin." diye rica edildi. Bunun üzerine
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver." diyerek duâ etti.
( Hadis-i Şerif , Buharî, 1:179; Müslim, 2:613.)
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
Yolculugumuza başliyoruz :
Kabe küp şeklinde, Yani ev şeklinde, yani yeryeryüzünde ilk defa bina edilen ev. Ev yapan birisi, nasıl O evi yaparken birçok emek harcar ise, Allah da insanı yaratmış, her bir insanın içine kalp koymuş, yani kabesi içinde, ve kainatı yaratmış, kainatın kalbi de bizim Yıldız sistemimiz. insan evi yapmaya başlar, ve tamam edince, nasıl ona zarar gelmesine razı gelmez ise, Allah da bu Kainata, ve Dünyamıza, ve içindeki binler insan, binler hayvan ve nevisine, yüzlerce çeşit elementine emek harcamış, nasıl insan kendi emeğine zarar gelsin istemez ise, Allah insanoğlundan daha kıskançtır, O da, yaptığı bunca emeğe zarar gelsin istemez, ve eğer Bizler ve Sizler, İnsanoğlu, yeryüzünde, Uslu bebeler olup, adamlar olup, doğru duran adamlar olursak, Allah da elbet, bu kadar emeğini zayi edip, kainatı ve dünyamızı, kıyamet ile yok edip yıkmaz. Bak dünyada, sigara sigara ile tutuşturulabiliyor, Ateş ateş ile tutuşturalabiliyor, yine Kibrit ve Çakmak ile tutuşturalabiliyor, Allahu Teala Kuran'ı Kerim'de salihlerle iyilerle beraber olun diyor:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.
Meali :
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla iyiler ile salihler ile beraber olun.
(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet)
Yani iyilik de, aynı ateşin ateşi tutuşturduğu gibi, iyilerde, iyilerin iyiliğini tutuşturabilir. Allahu Teala yine kur'an-ı Kerim'de yeryüzünü iyilere miras bırakacağını beyan ediyor:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn.
Meali :
“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
(Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayetten pasaj)
dünyada yeryüzünde iyilik hakim olursa elbet Allah burayı cennete çevirecektir. Allahu Teala rahmetinin gazabını koyup geçtiğini buyuruyor
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Rahmetim gazabımı geçti."
( Hadis-i Şerif , Aclunî,Keşfü'l-Hafâ, 1/448)
bak nice Yıldız sistemleri var, Onların içinde gezegenler var, İçlerinde bir damla rahmet, yani su yok, Su yani rahmet, sadece bizim sistemimizde var. Allah'ın rahmeti, İşte bizim üzerimize, Biz insanoğlunun üzerine, rahmeti gazabını koyup geçmiş, ve dünyanın 4'te 3'ü su, insanın 4'te 3'ü su, yani rahmeti gazabını koyup geçmiş. dışarıdaki gezegenlerin bazıların da asit var, yakıp kavuruyor.
Hazreti İsa'yı bekleyen Hıristiyan alemi ve diğer din mensupları, yılbaşında kar bekliyorlar, Nikolous bekliyorlar, Biz ise, Müslümanlar olarak, günahlarımızın affını istiyoruz, Ey Rabbimiz! bu dünyada bize açacağın, tertemiz bembeyaz, yeni bir sayfa istiyoruz. Yarabbi! günahlarımızı ört, yılbaşında bize beyaz bir sayfa aç, Her taraf bembeyaz olsun, kar ile ört, yeni bir yıla, temiz bir sayfa ile başlayalım. insanlık alemine bir şans daha ver Allah'ım, Belki bu sene, defterimizi kirletmeyiz, bu senemizi kirletmeyiz. Onların istekleri ile bizim isteklerimiz farklı görünüyor ama, aslında aynı şeyi istiyoruz. ya Rabbi! bize bir şans daha ver, temiz bir sayfa daha ver, beyaz bir yılbaşı ver. Bize Hayırlı ve bereketli bir yılı Armağan et Ya Rabbi.
Kötü düşünüp, pis pis Nazar eden, şom ağızlıların şerrinden yine sana sığınıyoruz Ya Rabbi, bizi himayene al, onların zarar vermesine engel ol.
Ben evlenirken Aralığın sonuydu, o sene iyi günlerde(yaz günlerinde) evlenenler siyah damatlık Elbiseleri kapmışlar, bana da, bir tane beyaz damatlık elbise kalmış, ve ben evlenirken kış mevsimide beyaz damat elbisesi giydim, yani
"Züleyha nın düşkünü, beyaz giyer kış günü" oldu.
öyle olunca biz Mehdi isek, beyaz damatlık bize yakışır. yani yılbaşında kar yağdırmak Bize düşer, zaten Allah benden önce seçimini yapmış ve bize damatlık olarak, beyaz damat elbisesi ayırmış, bizi siyah ve karanlık günler değil, İyi günler, beyaz günler bizi bekliyor inşallah-u Rahman. Yer demek Toprak demek, ve ana ve kadın demek, yar ve sevgili demek, ve yerede kar yağar ise, O da beyaz gelinliğini giymiş ve Gelin olmuş olur. Mehdiye gelinliğini hazırlamış olan gelinler, yılbaşına hazır olun, kar yağacak inşallah. iyi düşünelim ki, iyi şeyler başımıza gelsin. Plasebo etkisi yani.
Ebû Hüreyre’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, mescidin kıble tarafında bir balgam görmüştü. İnsanlara dönerek:
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
“–Bâzılarına ne oluyor ki Rabbine yöneliyor ve önüne tükürüyor. Biriniz kendisine dönülüp yüzüne tükürülmesini ister mi?..” îkâzında bulundu.
(Müslim, Mesâcid, 53)
Başka kısa bir meseleye değinecegim. hani bir hikayesi var ya : yeni bir evliya türer, meşhur olur, başka bir evliyanın müritlerini çalmaya başlar. Bu evliyada müritlerini toplar, Hadi gidip görelim bakalım, marifeti neymiş diye ona doğru giderken, onu kıbleye karşı tükürürken yakalarlar, müritlerine der ki kıbleye tükürmek sünnete aykırı, kıbleye tüküren dinden çıkar, Haşa kafir olur gibi atfedip, sünnete aykırı hareket edenin ardından gidilmez deyip, müritlerini toplamak ister.
"Cüneyd-i Bağdâdî, takvâ ehli olduğu söylenen birini ziyâret için gittiğinde, onun kıble istikâmetine tükürdüğünü gördü. Bunun üzerine:
“Bu adam sünnete uymuyor!” düşüncesiyle görüşmeyip geri döndü. "
Fakat bu mesele sanki Saidi Nursi'nin Fötr şapka giyilmez deyip de, Atatürk ün, onu alıp gelip karşısına dikip, kafasına fötür şapka giydirip, Sen şimdi bu şapkayı giyince kafir mi oldun deyince, cevap bulamayıp, Ben giymedim, Sen giydirdin, giydiren kafir olur demiş ya, Yani işte aynı olayin değişik versiyonu. Müslümanlar böyle incik cincik da kalmış, kıbleye tükürmek insanı kafir mi eder KIBLE ne taraf vazimizi hatırlayın, şu an binler insan KIBLEYE karşı belkide cima eder vaziyette, peygamberin bundan muradı bu değil elbet. fötür şapka giymek insanı kafir mi eder, küfür Allah inkar edenin yaptığı iştir. fötr şapka giyince Allahi inkar etmiş mi oluyoruz. Hadi ben giyeyim bakalım, dini, Allah i, kitabi peygamberlerini inkar etmiş mi oluyorum, bunun kafirlik ile alakası ne, din ile diyanet ile alakası ne? Hepsi gurur ve nefisten gelen bir ses, gururuna yediremediği için, o sözü söylemiş yoksa ne fötür şapka giymek, ne de kıble istikâmetine tükürmenin, dinden çıkarma gibi bir yetkisi yok. Allah her yerde her yönde, ne yana tükürelim o zaman, Allah bir yönünü KIBLEYE mi tutmuş sadece? garip garib! dindar hocalarin bu hataya düşmesi çok garip, elbette mescidin icinde kıble istikâmetine tükürülmez tabiki, secde edecegin yere tükürülür mü!
Yine başka bir mesele
Hz Adem de burada, Kabil'de burada, Habil de burada, buradan aşağı indiler, Cennet Burası ise, buradan aşağı indiler, ve o hadis bunu ispat ediyor ki, Peygamberimiz demiş ki :
"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Âdem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (mazlum olsun, katil değil)
( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizî, Fiten 33, (2205))
O gün gelince zulüm artınca, Siz Kabil gibi olup, katil olarak ahirete göçmeyin, habil'den taraf olun, mazlumdan taraf olun buyurmuş. insan kavgasın da bu Hadise binaen, karşısındakini öldürebilir, ve Kabil olaraktan, katil olaraktan yazısını yazdırabilir, ama Allah bizlere, o hadisin uğuruna, Mazlumlardan ve habil'den tarafa olmamızı istedi. Habil gibi yenilsek de, dövülsek de, yinede Muhammed'in sözü yerine gelir, o, Mazlumlardan olun dedi, zalimlerden olmayın dedi, Güreşte öğle çıgırir çıgırtkan, “Pehlivan pehlivan! yenildim diye üzülme, üste çıktım diye sevinme, yenmekte var, yenilmekte var.”
Yine önemli başka bir mesele
Peygamberimizin kendi zamaninda yağmur duasini çıktigini ve duasının kabul olduğunu, öyle Yağmur yağmış ki hatta, sonra yeni dua etmek durumunda kalmış, ve üzerimize değil etrafımıza etrafımızda diye dua ettiğini bildiren hadis-i mevcut.
Hicretin altıncı yılında büyük bir kuraklık ve kıtlık her tarafı sarmıştı. Ramazan ayında, bir cuma günü, Resûl-i Ekrem Efendimiz hutbe irad buyururken, kendisinden, "Allah'a dua et de bize yağmur versin." diye rica edildi.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, "Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver." diyerek duâ etti.
(Buharî, 1:179; Müslim, 2:613.)
Bir anda ayna gibi berrak olan gökyüzünde bulutlar belirdi. Ve yağmur yağmaya başladı. Peygamber Efendimiz bu sefer, "Allah'ım! Bu yağmuru bardaktan boşanırcasına yağdır ve hakkımızda hayırlı kıl."
(Buharî, 1:179.) diye duâ etti.
Enes bin Mâlik der ki: "Üzerimize öyle bir yağmur yağdı ki, neredeyse evlerimize gitme imkânı bulamayacaktık. O gün, ertesi gün, daha ertesi gün, tâ öteki cumaya kadar yağmur yağmaya devam etti."
(Buhârî, 1:179; Müsned, 3:261)
Cuma günü Peygamber Efendimiz yine hutbe irad ederken, bu sefer yağmurun dinmesi için duâ etmesini şöyle rica ettiler:
"Yâ Resûlallah! Evler, yağmurdan yıkılmaya başladı. Yollar kapandı. Allah'a dua etsen de yağmuru kesse!"
(Müsned, 3:261)
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz tebessüm buyurdular, sonra da ellerini kaldırarak, "Allah'ım! Çevremize yağdır, üzerimize değil."
(Müsned, 3:261; Müslim, 2:613) diyerek duâ etti.
Yine Enes bin Mâlik der ki:
"Resûlullah Aleyhisselâm duâ ederken de eliyle, semânın neresine işaret ettiyse orası açıldı ve Medine üstü, açık bir meydan gibi oldu. Medine çevresine yağmur yağarken, Medine'ye bir damla bile düşmüyordu. Etraftan gelenler, oralarda bol bol yağmur yağdığını haber vermekte idiler."
(Müslim, 2:614)
Bu, Resûl-i Ekrem Efendimizin yaptığı ilk yağmur duâsıdır. Bundan başka çeşitli zamanlarda beş yağmur duâsı daha yapmışlardır.
Bizi ve tarikatımızı yolumuzu inkar eden ey münkir! dua ile Yağmur Yağiyor ise, peki dua ile niye Kar yağmasın, dua ile neden Güneş te açmasın. O hadis buna delildir, hadis demek zaten, Hadise olay demektir, peygamberin başından geçen o olay, bize Delil ve ispat için yeterlidir.
Hazreti Ali efendimizin başından geçen şu Hadise de yine bu olaya Delil ve ispat tır.
Kader ve ahireti yani öldükten sonra Dirilişi inkar eden bir kafir gelmiş ona demiş ki, Sen öldükten sonra dirilecegine mi inanıyorsun demiş,
Ali efendimiz de Demiş ki,
Biz Müslüman olarak, Allah a inandik , namaz kıldık, oruç tuttuk, efendi insanlar olduk, şayet Ahiret var ise biz kurtulduk , ya siz? Eğer Ahiret yok ise, zaten hepimiz kurtulduk.
Yani bizim Tarikatı mızda uçmak kaçmak hikayeleri yok, Cennetten cehennemden geçirme hikayeleri yok, biz ne yapıyoruz? dua edince kar ve yağmur yağıyor dedik. ve bizim zikirlerimizin neredeyse hepsi, Kur'an'dan, ya da sünnetten, hadis ve ayetler, yolumuzdan gidenler, bunları Okumakla, zikretmekle ne zarara uğrar. En azından kuranı zikretmiş olur, bunun zararı nerede, ya size inkar ne getiri yapar, bizimki en azından sevap kazandırır. zararı ne ola ki.
Kur'an okumak ancak kafirlere zarar verir ayet ile sabit.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.
Meali :
Kur’ân’dan indirdiğimiz şeyler, mü’minler için şifadır ve rahmettir. Ve zalimlerin sadece hüsranını ve ziyanını artırır.
Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 82. ayet
Yine başka bir mesele
Peygamberimizin haram koyma yetkisi olup olmadığı hakkında
Mesela dünyadaki insanlar stop levhasında durmayı Kural olaraktan koymuşlar, bu dünyanin geneline münhasır bir yasak ve Kural, peki, böyle peygamber olmayan dünya insanlarinin bile, böyle yasak ve haram koyma yetkisi olacak da, Peygamberimizin böyle bir hukuku olmasın, Neden o yetkisi olmasin. Elbet var, elbet var, Mehdi'nin de aynı Kuvveti ve yetkisi var.
Yine hem komik hem güzel bir mesele
Mesela ben, başka birisinden güzel bir yemek yiyince
"Gecemişlerinin ruhuna deysin." deriz
Bu söz Haktır, çünkü bugün bilim adamlari biliyor ki, hipotalamus (Alt beyin) insanin evrimindeki sürüngen gecmişine kadar gidiyor, Bu duayı etmek ile insan, Yani senin hipotalamusun beslensin demek oluyor. yani ben yiyince sana sütmü incek konusu ile, halbuki yediğin o lokma, taa hipotalmusa gidip, hipotalmus beslenince, onlara RIZIK gitmiş oluyor.
o hak mıdır? evet hipotalamus böyle beslenir.
Yine başka bir mesele de
Efsanelerde Eşek Kulaklı Midas, yani tuttuğunu altın eden kral diye birisi vardır. Yakın zamandır İnsanoğlu, toprağı altına çevirmenin kimyasal formülünü arıyor, ve acaba Eşek Kulaklı Midas Geçmiştemi yaşadı, yahut şimdi zamanımızda, yeni mi yaşayacak. insanoğlu Klon ve gen ile oynayarak, insan genini eşek ile karıştırdığı gün, Eşek Kulaklı Midas doğmuş olacak, Ve o adam toprağı altına çevirmenin formülünü bulacak olan da o adam. Yine O, kendisi bunun insanlık için hayırlı olmadığının farkına varacak olan adam da o.
Yine başka bir mesele de Cennet kavramları mıza devam edersek
Biz şu an şeker hastalığı hapı, şeker hapını düşündüğümüz zaman, çay veya kahveye o hapı sıcak suyu katmadan önce katarsan çayı veya kahveyi karıştırmaya gerek yok , Çünkü kendisi eriyor o sırada, ve o hap sadece şeker hastaları için değil, rejim içnde kulanabilirisin, yani Allahu Teala bu cennet vaktimiz de, bu cennetin insanlarına, şeker karıştırmayı bile zahmet görüp, onlar şeker bile karıştırmasınlar, hemen İçsinler diye, bize böyle bir nimeti bahşetmiş olmasın.
Rabbim, inananlara da, inanmayanlara da, bu Cennet vaktinin kıymetini ve değerini bilmeyi nasip etsin.
--oOo---
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve
etûbu ileyk.
--OoO--
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 21 Şubat 2019 Perşembe
Original Kar © glan
Silsilei Melae - Melekler Grubu
(Kar©glanin 27 Eylül 2019 Vaazi)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلَى قَلْبِكَ بِإِذْنِ اللّهِ مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ
مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِلّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَرُسُلِه۪ وَجِبْر۪يلَ وَم۪يكَالَ فَاِنَّ اللّٰهَ عَدُوٌّ لِلْكَافِر۪ينَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Kul men kâne aduvven li cibrîle fe innehu nezzelehu alâ kalbike bi iznillâhi musaddikan limâ beyne yedeyhi ve huden ve buşrâ lil mu’minîn.
Men kâne aduvven lillâhi ve melâiketihî ve rusulihî ve cibrîle ve mîkâle fe innallâhe aduvvun lil kâfirîn.
Meali :
De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki O (Cebrail), Allah’ın izni ve düzeni ile, önceki kitapları tasdik edip doğrulayan ve, mü’minler için bir hidayet rehberi ve müjde verici olan Kur’an’ı, senin kalbine indirmiştir.”
Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr eden kâfirlere düşmandır.
Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 97 ve 98. ayet
---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"İsrâfil Sûr'u tutmuş hazır bir şekilde kendisine ne zaman üfürmek için emredileceğini bekliyor" buyurmuştur
( Hadis-i Şerif , Taberî, Câmiu'l-Beyân, VII, 211; İbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azim, Mısır, t.y. III, 276)
İsrâfil (a.s)'a Sûr'a üfüreceği için Sûr Meleği de denilmiştir. Peygamber (s.a.s)'e Sûr'un mahiyeti sorulunca
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Üfürülen bir boynuzdur."
(Hadis-i Şerif , Ahmed b. Hanbel, II, 196)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Muhakkak ki benim yer ehlinden iki vezirim, gök ehlinden de iki vezirim vardır. Yer ehlinden iki vezirim Ebu Bekir (ra) ve Ömer (ra), gök ehlindeki vezirim ise Cibril (as) ve Mikâil (as)'dır."
(Hadis-i Şerif , Tirmizi, Menakıb, 16)
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
Yolculugumuza başliyoruz :
Süt leke götürmez, içine düşecek bir pisi, bir çöpü hemen belli eder. imanda leke götürmez ki, imanda ki lekede şüphe etmektir. Aynı Alaaddin-i Attar filmindeki Şahı Nakşibent hazretlerinin Alaaddine suya atla ve dal dediği zaman, öleceğini veya boğulacağını düşünmeden, hemen suya atlayan, onun sözüne iman eden Alaaddin gibi olmak lazım iman meselesinde. Mehdi şu anki yeryüzünün hakimi ve sultanı ise, ve biz Mesih kuvveti bizde diyorsak, ve hasta olan birisi bize geldiği zaman, o hastalığı biz, Mesih kuvvetiyle alıp attığımızı söylediğimiz zaman, sen acaba mı dediğin zaman, benim sütüme leke düşürmüş olursun, bizim Mehdiligimiz ve kuvvetimiz de, Kerametimiz de şüphe götürmez, şüphe ettiğin zaman, o keramete ve Hikmet'e eremezsin. Kainattaki ve dünyamızdaki insanlık sıralamasında, yani insanlık hiyerarşisinde, bir numarayı kapmak istiyorsan, Sadıklar dan ol, emrimize itaat et ve, bizi doğrulayanlardan ol. Mehdi'nin bir numaralı askeri olmak istiyorsan, Sadıklardan ol, Onu doğrulayanlardan ol. 1 numara sadece bir değildir, birçok bir var, mesela 11, yine 21, yine 31, yine 101 gibi, bu da neyi anlatır, Mesela mahallendeki bir numaralı kişi sen olabilirsin, yahut okuldaki, yahut sınıfındaki bir numaralı kişi sen olabilirsin, Hatta okulun genelinde 1 numaralı kişi sen olabilirsin, yahut bir şirkette bir numaralı kişi sen olabilirsin, yani birler çok, bir tek değil, birler Deriz ya, "birler, üçler, beşler, Kırklar" vardır ya hani.
Hz. Muhammed'in bir numaralı askeri, Hazreti Ebubekir Sıddık.
O nasıl bir numaraya sahibi olmuş?
Hani anlatılır Ya, Muhammed Miraç'a gidince, geri döndüğünde, Allah ile görüştüğünü, Hatta Mekke'den Mescidi Aksaya gittiğini söyler, işte bunu kafirler, kuru bir iddia zannederler. Ve Muhammed Ebubekir ile iyi dost olduğu için, onların arasına açmak için, ona Ebu Bekir e giderler ve, derler ki :
Senin dostun Muhammed var ya, bir gecede Mescidi Aksaya gittiğini, Oradan da Allah ile görüşüp geri geldiğini iddia ediyor, ne dersin? derler.
Ebu Bekir bunun üzerine onlara :
O mu söyle di bunları? diye sorunca
O nlarda evet cevabı verirler.
Bunun üzerine Hazreti Ebubekir de onlara şöyle bir cevap verir :
O söylediyse doğrudur.
Bu müjdeyi alınca, hemen apar topar Muhammed'in evine gider, böyle böyle Söylediler ya Resulallah, doğru mudur bu der, ve Muhammed ona olan bitenleri anlatınca, mutlu ve memnun olur, ve Ebu Bekirde Bu konu ile ilgili kafirler ile olan mülkatını söyler, Peygamber Efendimiz de, kâfirlerle olan o durumda, Ebu Bekir'in onlara verdiği cevap yüzünden :
Sen Sıddık sın ya Ebubekir. der, ve O'nun lakabını "Sıddık" koyar, yani doğru sözlü Sadık dost koyar. Ve bu sayede Hazreti Ebubekir, Muhammed'in bir numaralı arkadaşı ve, askeri ve dostu olma makamına ermiş olur. Ve Sizler de Mehdi askeri olmak, ve O'nun bir numaralı askerlerinden biri olmak istiyorsanız, komutan O ise, O yat dedi mi, yat, kalk dedi mi, kalk, emre itaat edin ki, bir numaralı askerlerinden birisi de siz olun.
Başka bir konu
Kömürün yaratılma hikmeti yanmak için, onun sıfatlarından ve, özelliklerinden ve faydalarından birisi, yakıp, ya ısınmamız, veyahut yüksek ateşler elde ederekten, madenleri eritmekte kullanmamız, ve yine daha önceleri trenlerde, onun ile buhar oluşturularaktan seyahat ve transportta kullanıyorduk.... Yani genel olaraktan onun özelliği yanmak. ve o yanmak için yaratılmış.
Ki onu yakıp da İnsanoğlu, O kış günlerini atlatıp, böyle ilerideki güzel zamanlara erebildi. O zaman kömür olmasaydı, o soğuk kışlarda, hasta olup ölen insanlar, ve eksilen insanlar yüzünden, belki insanlık, geleceğe gidemeyecek ti, ve aynı dinozorlar gibi, insan soyu da, belki de tükenip yok olabilirdi. Ama Rabbimiz, büyük düşünen Rabbimiz, o zamanın teknolojisine uygun olaraktan, bizlere binlerce ton kömür hazırlamış, en kolay yöntem ile, yakıp ısınma yöntemi kullanaraktan, bu insanoğlunu, ileriye taşımak istemiş. Böyle bir hesabı yapan O, onu rezerve eden yine O, onlar o kömürler belki de işte, o dinozorlar denen canlıların, karbonlaşmış haliydi, onlar dünyada yaşayıp da, ölüp toprağa karışıp, karbonlaşmasalardı, belki kömür diye bir şey olmayacaktı, onların helakı, bizim yaşamamıza sebep oldu belkide.
Buradan kömürü kıyas yaptığımızda, kömür ne için yaratılmış idi?
Yanmak için,
Peki cehennemi kimler dolduracaktı?
Rivayetlere ve ayetlere göre, kafirler dolduracaktı.
Öyle olunca kafirler de, cehennem için, yani yanmak için yaratılmış olanlar olmuyor mu? Öyle olunca, işte kömürler, o kâfirler grubu gibi, kıyas yaptığımız zaman, bu sonuca varırız. Yine bazı odunlar, kafirler grubunu temsil eder, Cehennem için yaratılmış olanlar. Buraya kadar Anladık mı? sonu belli zaten, cümlenin sonunu siz bile anlayabilirsiniz.
Böyle olunca, kafirler ve günah işleyenler, hata yapanlar, İsyan edenler, Allah'a karşı gelenler olmasaydı, onlar cehenneme layık amel yapmış olmasalardı, Cehennem boş olurdu, yani kömür olmazdı, odun olmazdı, yakacak bir şey olmazdı, ve onların daha eskilerden böyle cehennemlik ameller yapmış olmaları, bizim bugüne kadar ulaşmamıza sebep olan, odun ve kömürlere sahip olmamızı sağladı, ve bizler o odun ve kömürleri yakıp ısınarak dan, Soğuk kış günlerini atlatıp, bu güzel teknolojik çağlara ulaşmış olduk. Rabbimize binlerce hamd ederiz ve, neden bu kafirleri yarattın da, bunları başımıza musallat ettin diyerekten de, şikayet etmeyiniz. Neden mi ki, çünkü bizi bu Çağa ulaştıracak merdivenin basamaklarından birisi de onlarmış, bunu anlamış oluruz, buradan yaptığımız kıyas sebebiyle. Ve hepimiz şu anki insanlardan, kafir görünenlerde, Mümin görünenlerde, bu Çağa varabildiysek, o eskilerin hataları, ve Onların yaptığı günahlar sebebiyle, odun ve kömür olmaları sebebiyle, Bizler onları yakıp, o Kışları, soğuk günleri atlatıp, bu günlere ulaşmış olduk.
Artık Teknoloji ilerledi ve, öyle ateşlere ve kömüre sanki ihtiyaç kalmadı gibi, artık elektrik ile de ısınabiliyoruz.
Elektrik ne peki? Enerji. Enerji ne? kablodan giden, iyonların hareketine verilen isim, O ne demek, şu anki bilgisayar sisteminde, nasıl biz bilgisayara gelen elektrik ile, yani elektriği, 1 ve 0 lardan oluşan bir yazılım ile, ve elektiriği, ilet iletmelerden oluşan bir frekans ve Sayısal değer, ebced, yazılım kullanaraktan, bilim adamlarının buldukları Keşfettiklerinden birisinede mikrodalga fırın demişler ki, mikrodalga, Dalga ile pişirmek demek. Dalga Ne ki, sayısal bir değer, yani frekans bir ve sıfır veya, rakamlardan oluşan bir Sayısal değer. O zaman, artık bu cennet vaktimiz, altınçağda, pişirme yöntemi ya Dalga ile olmakta, bir ve sıfırlarla olmakta, yine çamaşırlarımız bir ve sıfırlarla yıkanmak ta, yine bulaşıklarımız bir ve sıfırlar ile yıkanmakta. Tabi ki bunun yanında, suda var, deterjanda var, fakat güç olaraktan, bir ve sıfırlar, onu yıkama gücüne sahip, yine bir dalga elektrik, yani frekans, sayısal bir değer, iyon akışı. Bunun örneklerini say sayabildiğin kadar.
Ve yine mesela, bilgisayar denen alet var, artık müzik denen şeyi, mesela saz sesini, saz teline vuraraktan elde etmiyoruz da, bilgisayarda, dijital olaraktan, yine bir ve sıfırlardan oluşan bir yazılım ile, yine saz teline vurduğumuz anki notayı elde edebiliyoruz.
Yine, piyanonun Herbir tuşundaki sesi, bilgisayar ile veya, org denen müzik aleti ile, bir ve sıfırlar ile, elde edebiliyoruz.
Yine bilgisayar ve televizyon ekranında, ve ev matbalarımız olan yazıcılarımızda, renkleri, mavi, kırmızı,... binlerce rengi, yine bir ve sıfırlar ile ekranda elde edebiliyoruz. Yine görüntü ve videoları, resimleri, her şeyi, yine dalga olaraktan ve, frekans ve ebced değerleri olaraktan, yine bir ve sıfırlarla elde edebiliyoruz. böyle olunca artık cehenneme burada gerek kalmadı. cehennemlikler Yine cehenneme gidiyor ama, cennetliklerin olduğu yerde, Ateş yok yada az, yakıcı yok, kesici yok, mesela yine kesme işlemini, Elmas gibi sert bir şeyi, yine lazer denilen cihaz ile, bir ve sıfırları değişik kullanan, lazer denilen bir alet ile kesebiliyoruz. en sert şeyi bir ve sıfırlar ile kesebiliyoruz. Öyle olunca cennette azap Yok , zulüm yok, yok Ateş yok, ve bu Çağ altın çağ, Mehdi vakti, Cennet zamanı.
Ama cehennemlikler hala var bu çağda da yine. Vaaz ediyorsun, anlamıyor, nasihat ediyorsun, anlamıyor, namaz kıl diyorsun, kılmıyor, oruç tut, yok. Yani Ne laf anlıyor, ne söz anlıyor. Yani biz buna köylü dilinde, "madrabaz odun" deriz. Eğilmez bükülmez odun, sadece ateşe ve sobaya lazım gelen odundur onlar, ondan bir marifet çıkmaz. Ama bazı odunlar var, en azından evde kapı olmuş, çerçeve olmuş, masa olmuş, biraz söz ve nasihat işliyor, anlıyor, biraz yola gelebiliyor, eğitilebiliyor, işe yarar hale gelebiliyor. Ama öbürleri, madrabaz odun, ateşlik, cehennemlik. Ne yapsan anlamıyor, onlar da yine vaktimizde hala bulunmaktalar. Hala Bazı yerlerde ısınmak denen şey, soba yakılaraktan ve, odun ve kömür yakılarakdan oluşturulan bir hal. Daha onlar, ileri teknolojilere, kalorifer ve gaz gibi teknolojilere ulaşacak bir zenginlikte değiller, ve oralarda hala Cehennem mevcut, cehennemliklerde mevcut.
Öyle olunca Rabbim askerime anlayış ve idrak versin de, işe yaramak nedir bu dünyada, bunun idrakine vardırsın. Bu ne kadar kıymetli bir şeydir, işe yaramak, Bunun farkına vardırsın Rabbim.
Kuranı Kerim'de geçen kıyametin alametlerinden birisi de
Tekvir suresi 2. ayette geçen
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve izân nucûmunkederat.
Meali :
Yıldızlar (kararıp) döküldüğünde.
Sadakallahul Aziym TEKVİR Suresi 2. ayet
"Yıldızlar döküldüğü zaman" geçiyor ve bunu ~2-3 sene önce Facebook'tan Ben, çokça sanatçı ölüverince, Bu ayeti buraya yorduğum için, işte yıldızlardan birisi daha öldü döküldü dediğim zaman, sen o ayeti nasıl ona yorarsın, onlar onlar değil, Yıldızlar, gerçek Yıldızlar, tepemizdeki Yıldızlar sanatçılar mı diye benimle kavga edenler oldu.
Halbuki Gökteki yıldızlar, bizim enerji boyutlarımız. Ve yıldız da, sadece öyle şarkı söyleyen, türkü söyleyen, film yapanlara denilmiyor, kainatta Yıldız, Işığı ile insanlığı aydınlatan, insanlığa fayda veren Herkes, bir yıldız, belki Mahallesi'nin Yıldızı, belki Sokağı'nın Yıldızı, belki evinin Yıldızı, Belki bir memleketin Yıldızı, Belkide dünyada pırıl pırıl Parlayan Bir Kutup yıldızı. ve bu Yıldız meselesini de şu şekilde açıklayayım : Mesela Amerika'dan bize ışıldayan bir yıldız var ki, Harrison Ford denen bir adam var, ilk defa motor ve arabayı icat etmiş, ve biz araba ve motoru kullandığımız müddetçe, o yıldızın ışığı bize hala Işık vermekte, ve ışığını görmekteyiz, Gecelerimizi aydınlatmakta, ve dünyamıza hala Işık vermekte, Çünkü dünyamızda hala, onun bulduğu motor, icat ettiği buluşu kullanılmakta. Ve O Onun Yıldızı, onlar durduğu müddetçe, sönmemekte. Ne zaman biz arabadan vazgeçtik, motordan vazgeçtik, başka bir şey icat Ettik, belki o zaman sönmeye başlar onun yıldızı. Yine bu araba gibi teknolojik bir şey olması şart değil. Çok eskiden amcanın bir tanesi, ya da teyzenin bir tanesi kaşık diye bir şey bulmuş mesela, Yemek yerken kaşık kullanıyoruz. Kaşık kullandığımız müddetçe, o amcanın ya da teyzenin, o nun Yıldızı bize hala Işık gönderiyor ve, gökyüzünde biz onun yıldızını sönmemiş ve, bize ışık veren bir yıldız olaraktan hala görmekteyiz. Ve bunun misallerini Sizler istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Yani Yıldız demek, İnsanların işine yarayan, insanlara ışık tutan, yol gösteren bir kimsenin enerjisidir. o Işık insanlara yol gösterdiği müddetçe, o yıldızın ışığı Sönmez. işte sanatçılarda insanlara film yapmış, şarkı söylemiş, bir eser bırakmış ve, artık uyuma vakti gelmiş, ve öbür aleme geçmiş, O yüzden, hani belli bir süre daha onun Yıldızı Sönmez ama hani, Çünkü ahiret Baki diyor Allahu Teala. Yani bugün YouTube diye bir Tuğba dalımız var, o dalda televizyon icad edildiğinden bugüne kaydedilmiş filmlere ve videolara ve şarkıları erişebilmekteyiz, Öyle olunca sönük de olsa 50 insandan bir tanesi de aramış izlemiş olsa da, o yıldızı görebiliyor hala. mesela Amerika'dan birisi Michael Jackson şarkısı dinliyor şu anda diyelim, Michael Jackson'ın Yıldızı hala ona Işık veriyor, O an belki bulutların arasından, Michael Jackson Yıldızı, onun köyüne, evinin üstüne doğuyor. Ama Avrupa'da dinleyen kimse kalmamış o gece, Evet o gece Avrupa'dan O Yıldızı gören olmayabilir, hava bulutludur, Michael Jackson Yıldızı gözükmüyordur belki o gün yani. Bu meseleyi bu şekilde izah etmiş olalım. Bu mesele de bu şekilde. Öyle olunca, yani Yıldız sadece sanatçı ve şarkıcı demek değildir, bunu izah etmek istedim Burada da. Hani bu izahıma şöyle bir açıklama daha getireyim : Mesela bilgisayar bir bütün, ama bilgisayarın bugünkü halini alması için, onlarca parça gerekli, mesela Eskiden bilgisayarın bir parçası olan disket, bugün geçerli değil, ama disket de icat edilen bir buluş idi, Ve o gün keşfolmuş idi, o gün o Yıldız Bize ışık tuttuda, bugüne ve bugünün bilgisayarlarına geldi insanlar. ve biz disketi ve o Yıldızı unutursak, bugünkü SD kartları bulamayız, O yüzden disketi bulan amcanın ışığı da, hala Bize ışık vermekte. Yine bilgisayarda binler veya onlar yüzler parça var, radyoda onlarca parça var, binler demeyelim de, yüzler parça var, Öyle olunca her bir parçasını keşfeden amca da 1 yıldız, teyze ise, Teyze de bir Yıldız, ve yine mesela mahallindeki yakışıklı bir erkek ve, güzel bir kız da Yıldız, Çünkü o da mahallenin yıldızlarından bir yıldız, Değil mi? Aşk yıldızı. Bu meselede buraya kadar.
DÖNENCE&EKiNOKS
Ve dün 23 Eylül 2019, Ekinoks günüydü, ve Ekinoks ve dönenceye bir açıklama getireceğiz İnşallah bu vaazımızda. Yine Nobel ödülüne layık bir açıklama getireceğiz. ve dünya öyle sanıldığı gibi tek yörüngede dönmüyor, doğudan batıya, doğudan batıya.
Ve bir defa kuzeyden güneye dönüyor ve sonra güneye varıncada,tekrar güneyden kuzeye dönüyor. Bir defada doğudan batıya, batıya varıncada,tekrar batıdan doğuya doğru dönüyor. Bunu bile bilemedi insanlar hala, ve dönemenin sadece bir yönde olduğunu, sadece doğudan batıya döndüğünü varsayiyorlardı. Halbuki doğudan batıya dönüyor, ve dönme yerine gelince, Oradan da batıdan doğuya doğru dönüyor, bunu bile hesap edemedi daha Bilim adamları. Bu bizim sayemizde insanlara ilk defa duyurulan bir bilgi, öğretilen bir bilgi. Ve yine kuzeyden güneye kadar gitti, güneyde, o son noktaya, ya da dönenceye geldiğinde, tekrar bu sefer güneyden kuzeye doğru gitmesi gerekiyor. ve bu da bu şekilde. Ekinoks gece ile gündüzün eşit olduğu vakit deniyor ve 23 Eylül ve 21 Nisan da oluyor. 2 defa meydana geliyor. neden 2 defa? işte birisinde kuzeyden güneye doğru dönüş, birisinde de güneyden kuzeye doğru dönüş. Güneyden kuzeye doğru döndüğü zaman, kış burcuna, yani 21 Aralık'a doğru gidiyoruz, Çünkü şu anda 23 Eylül ve, buradan biz navigasyonumuza, hedefimize 21 Aralık yazdık ve, 21 Aralık kış demek, kış mevsimi, kış ve kar ve soğuğa doğru gidiyoruz. ve o da kuzeye doğru gitmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünyamız yörüngesini bu sefer kuzeye doğru tuttu öyle gidiyor. 23 Eylül'de bu Rotayı ona vermezsek, dünya kuzeye doğru gitmez, ve zamanın ve mevsimin sahibi verir o Rotayı ona, kuzeye doğru git diyerekten. ve neden 23 Eylül, diğerleri 21 inde, ayın 21'inde de, Eylül'ün 23'ünde? Çünkü uzaklaşarak dan gitmesi gerektiği için, uzaklaşması için açının büyük olması lazım, 23 derece açı ile genişlediği zaman, soğukluk derecesi ve, Hani o belli dereceyle dünya soğuması lazım ki, Dünya güneşten 21 derece ile uzaklaşması ile soğuduğunda, vaktinde, ve 21 Aralık'taki kar borcuna varamayız. O yüzden 23 derece açıyla gittiği ve uzaklaştığı zaman Dünya Güneş'ten, ve soğuma öyle gerçekleşir ki, kar vaktine ereriz. oradan 21 aralığa Vardığımızda ise, en uzun gece ve, güneşten en uzak olan noktaya Dünyamız varmış olur, hem genişlik olaraktan, hem uzaklık olaraktan, Güneş'ten en uzak olduğu, yani rayından çıkma seviyesine kadar varmıştır. Ondan sonra dönüp tekrar dünyaya doğru yaklaşması gerekmektedir. ve önce genişlik olaraktan yaklaşması gerekir, önce genişlik olaraktan yaklaşır yani daralma yapar 23 derece tekrar 21 dereceye dönerde öyle açı alır ve, daralaraktan güneşe doğru gider ki, 21 Nisan'a Vardığımızda açısı daralmıştır. yani Mevsim ilkbahara geldiğinde Gece ile gündüz yine eşit olmuştur. Ondan sonra ise, bu sefer yönünü doğu-batı yönünde tutar ve, o zaman bu sefer güneşin üzerine doğru gitmeye başlar ki, o da yine, 21 derece açı alır ve, güneşin üzerine doğru gider ki, 21 Haziran da Güneş'e en yakın olduğu yere, hatta içine düşmeden yakınında durabildiği, en yakın mesafeye doğru varır ve, bu hareketi doğudan batıya doğrudur, diğer hareketi ise, kuzeyden güneye, güneyden de kuzeyedir. 21 Aralık'ta kuzeyden güneye doğru hareket eder, 23 Eylül'de güneyden kuzeye doğru. 21 Haziran'da uzaklaşması için önce genişleme yapması gerekir, önce genişleme ve buradaki hareketi doğudan batıya Doğrudur, yani güneşten, güneşin ters istikametine doğrudur, Tekrar oradan 23 Eylül'e geldiğinde uzaklaşmıştır ve, Oradan da 23 derece açı alaraktan kışa doğru kuzeye doğru hareket eder. Yani o atom resimleri yapılır ya, üzerindeki elektronlar, değişik yörüngelerde üzerini Kaplamış vaziyettedir ya. dünyamız ve güneşimizin hareketi de, aynı o atomun elektronlarının, atomun üzerinde, değişik yörüngelerde üzerini kapladığı gibidir. Yoksa tek eksende, tek yörüngede, sadece doğu-batı ekseninde değildir. Ve bu, şu anki bilim ve buluş ile keşfedilmedi, bilinmedi. ve biz ilk defa söyleyeniz. ve O Nobel ödülünün, bu sene Yine bize verilmesi lazım. Dünya Kuzey Güney ekseninde döndüğü zaman kutuplardaki Gece ve gündüz oluşur ve alti ay biri alti ayda biri sürer. Ve doğu-batı ekseninde döndüğü zaman ise, güneşin erken doğması Veya geç doğması meydana gelir. yani birisi yaz veya kış dönencesi dir, öbürü gece veya gündüz dönencesidir. 2 tane gece gündüz dönencesi ve yani İki tane doğu-batı dönencesi, iki tane de Kuzey Güney dönencesi ve, doğu batı her birisindeki konum ve yeri, ayrı bir yerde olduğu için, her Birisi en uzun gece ve biriside en uzun gündüz ve derecedir, 4 tane dönence vardır, ikisine Ekinoks derler.
Başka bir mesele
Arkadaşın bir tanesi bir hadisten bahsediyor, Mehdi hakkındaki bir hadisten,
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
Sizlere Mehdi'yi müjdeliyorum. Halkın ihtilaf ve çekişme zamanında ümmetime gönderilecek ve yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Gökte ve yerde olanlar O'ndan razı olacaklar ve O, malları sahih olarak (doğru) taksim edecektir. Adamın birisi “Sahih olarak nasıl taksim edecek?” diye sordu. Buyurdu ki “Halkın arasında eşit olarak (dağıtacak).” Sonra buyurdu ki “O zamanda Allah, Muhammed (s.a.a.) ümmetinin kalbini zenginlikle dolduracaktır ve O'nun adaleti onların hepsini kapsayacaktır.
Hatta nida eden, ‘Mala ihtiyacı olan var mıdır?' diye nida edecek, bir kişiden başka hiç kimse kalkmayacaktır. Bunun üzerine ona git hazinedara ‘Mehdi bana mal vermeni emrediyor de' diyecek. Bunun üzerine hazinedar ona seç diyecek, adam onu kendi evine getirip açınca pişman olup ‘Ben Muhammed'in (s.a.a.) ümmetinin en ihtiraslısı mı oldum, yoksa onlara yeterli gelen bana kifayet etmedi mi?' diyecek. Sonra şöyle buyurdu: ‘Bunun üzerine o malı geri getirecek, ancak ondan geri alınmayacak ve biz verdiğimiz şeyi geri almayız denilecektir.' Böyle yedi, sekiz veya dokuz sene devam edecektir, bundan sonra hayatın bir hayrı yoktur.”
(Hadis-i Şerif , Muhammed Nasırüddin Albanî, Silsiletü'l-Ehadisi'z-Zaifa ve'l-Mevduati ve Âsâruha's-Seyyidi'l-Ümmet, c. 4, s. 91, Hadis No: 1588, Mektebetü'l-Mearif, Riyad.)
Ve bu hadis ne kadar doğru ise, Mehdi Aleyhisselam döneminde Mehdi Aleyhisselam altını, parayı, malı, bol bol dağıtacak ta, hatta adamın bir tanesi Gelip para ve altın isteyecek ve Mehdi de git Hazinedar dan istediğin kadar al diyecek, ve o da çuvallarını altınla doldurupta, tam gidecekken, bu sefer dönüp yanlış yaptığının farkına varacak, ve parayı geri vermek isteyecek, fakat Hazinedar da, biz verdiğimizi almayız diyecekmiş.
Ve o adam (o Arkadaş) diyor ki : Her kim mehdilik iddia ediyorsa, ben ona varayım ve, bu hadise göre o bana bir kamyon altın ve para versinde madem , o zaman ben onun gerçek Mehdi olduğunu bileyim diyor.
şimdi bu hadisi söyleyen arkadaşın zaten bir tarafgirliği var. Nasıl derseniz, bugün Suriyelileri çağırıp da, onlara para pul vermeye kalkan, kendi vatandaşına değil de, onlara veren amca kim belli. O ndan istiyorlar gözüküyor. onlara para pul dağıtan amca o gözüküyor güya. Bu arkadaşın Payı paye ve primi o amcaya vermeye kalktığı ortadan zaten. Bize vermemek de gayesi zaten. Ama yine de biz bu konuya şu açıklamayı getirelim inşallah, o amca da belki bu soruya cevap bulur ve mutmain olur gönlü.
Mehdi vakti Altınçağ ve, o Çağ şu an bizim vaktimiz, Benim vaktim demiştim. Benim vaktim de ki her şey Altın. Adı üstünde Altınçağ, altından kasıt, yani üstü altın kaplamalı, ya da metal altın, her şey altından yapılmış, altından kaşık, altıntabak değil, yani altın kadar kıymetli şeylerin vakti, hemen buna açıklama getireceğim inşallah.
Mesela en küçük örnek olaraktan, masamda, önümde tükenmez kalem var. Ve şu anki insanlardan bizler, bazı hadislerin sahih mi Değil mi, ravileri yalancı mı, doğrucu adam mı, falan festigan diye irdeliyoruz,
Neden? Çünkü sağlam bir kaynaktan gelmiyor, ağızdan ağıza geliyor, Eğer yazılı bir belge olsaydı, Hatta bir kaç belge, aynı yazı, birkaç kopyali, birkaç kimseden, bize kadar ulaşmış olsaydı, böyle şüphe eder miydik? etmezdik. Ama ne yazık ki, Muhammet vaktinde, şu elindeki tükenmez kalemden bir tane yoktu. Kuranı Kerimi yazabilecek bir tükenmez kalemleri yoktu onların, is ve kurum ve, kan ile, bilmem ne ile, taşa, kemiğe, deriye yazmaya çalışmışlar. Kağıt da yok. o vakitte bir kalem olsa, ama yok. Bu yüzden kalemin ne kadar kıymetli değerli olduğunu anlayın. Yani 1 tane Tükenmez kalemi, Belki bir euraya, Hatta 20 cent, yada 50 cente kadar alabiliyorsun Bu devirde.
inanıp iman edip etmemek sizin kendi Paşa gönlünüze kalmış ama, Muhammed bana Miraç etti, ve ben Muhammed ile konuşup tokalaştım, en son beni yolcu etti, oradan ayrıldık birbirimizden bir vakit. İşte o Miraç da beni görmeye geldiği vakitkilerden beni gördüğü vakitlerden bir vakit idi o. Eğer beni çokca görüp ayagimdaki bene kadar gördüyse, birkaç defa Miraç ettiyse, o zaman, bir defa daha geldiği zaman için, ben hazırlık yapayım, 10 paket 4 lü kalem, her bir pakette 4 tane 5 tane tükenmez kalem olsun, 50 tane tükenmez kalem alayım, 5 pakette kağıt alayım, her bir pakette 100 yaprak kağıt var, eder 500 yaprak, 2 sayfalı yazdığın zaman, eder O da 1000 sayfa ve, Kuranı Kerim 666 sayfa olduğuna göre, onların biraz büyük yazdıklarını düşünelim ve, 1000 sayfaya yazıdıklarını düşünelim Kuranı Kerim'i. bunları hazırlayayım, Muhammed bana bir daha daha Miraç ettiğinde, Sana bir paket hazırladım, bunları götür Ebu Hureyre ver, ve Kuranı Kerimi ve hadisleri yazsın diyeyim, sana bir dahaki geldiğinde, bir koli daha vereceğim diyeyim. hadisler ve kuran, Bize kadar, hepsi Sahih kaynaklı ulaşsın diyeyim. Muhammed'in buradan götürdüğü bir Tükenmez kalemi, Muhammed orada bir ihtiyacını karşılamak için satmaya kalksa, O bir tükenmez kalem ve 10 yaprak kağıt, o devirde kaç para eder ve, kaç tane deve verirler o çağda. Hani Osman Efendimiz savaşa gitmeden önce askerleri donatmak için 3000 deve harcadığı, yada 3000 Dinar harcadı diyorlar ya. böyle Yiğitler varmış orada, 3000 Develi, 3000 dinarlı, o kağıda kaç lira verirler, o bir deve bir Porsche marka araba diyorlar şimdiki zamanda. tükenmez kalemlere kaç para Verirler. Onu icat edecek olan amca, bakıp inceleyecek,o amca hele daha daha fazla dinar verir değil mi. Benim burada 35 kuruşa aldığım bir tükenmez kalem ile birkaç yaprak Kağıt, Milyonlar değerinde oldu mu sana. altın kıymetinde. Ama sen o altının Kıymetini bilmiyorsun, şimdi buruşturup Çöpe atıyorsun, Ben bile yalancılık etti miydi tükenmez kalem, çöpe atıyorum, bizim yanımızda bunların diğeri yok sanki, altının kıymetini bilmeyenleriz biz, ama al götür Muhammed vaktine, yada Daha öncesi Musa vaktine, İbrahim vaktine, hele İbrahim vaktinde neler etmez o bir tükenmez kalem, Değil mi. o zaman ey arkadaş sen altınların içinde boğulmuşsun zaten. bak benim vaktim de ki, diyorum ya, her şey altın kıymetinde, Sen altınların içindesin fakat altınların farkında değilsin, daha hangi altın istiyorsun o zaman, Zaman Yolcusu olsam, alır giderim, bunlari fahiş fiyattan O devirde satar gelirim. O çağda çok zengin olurum, o zaman fabrika kurarım, Ben burada Kağıt nasıl yapılır kalem nasıl yapılır, Yapmasını biliyorum, Şimdi giderim o çağda, o çağın en zengini olurum, kağıt fabrikası kurarım, o çağda Muhammet vaktinde, kağıt fabrikası Kurarım, köşeyi dönerim. Mesela Feto neden Afrika devletlerine gidiyor, oralara mekan kuruyor, çünkü bizim 1 liramız orada Belki 10.000 lira ediyor da ondan. aynı sistemin vaktimiz ile geçmiş vakitler versiyonuna gittiğimiz zamanda, Elimizde olan bir değer, geçmişteki bir zamanda, milyarlar ettiğini anlayın yani . O zaman şu anki insanların hiç birisi altınçağda olduğunun da farkında değil, elindeki En küçük şeyin bile, ne kadar kıymetli olduğunun farkında değil, ve Bunları bırakıp da, hala açgözlülük edip de, altın isteyene Ben daha ne diyeyim, ne cevap vereyim.
Bu sorunun 2. versiyon cevabına gelince
Geçen haftalarda dedik ki, burası artık Cennet ve, burada Ateş azaldı, her şeyi Biz Dalga ile yapıyoruz dalga da neydi 1 frekans ve Yani bir ve sıfırlar halinde bir program ve yazılım ile biz resim video ses renk her şey yapabiliyoruz.
Yine bir ve sıfırlar ile elektrik 1 ve 0 lardan oluşur dedik ve mikrodalga fırın var Ateş yakmadan bir ve sıfırlar ile bir şey pişirebiliyoruz fırınlar elektrikli fırınlar, Yine elektrik ile, Yani yine iyon hareketi ile ateş yakmadan fırın gibi kullanabiliyoruz, Hatta buzdolabı yerine kullanıyoruz, Bu sefer donduruyoruz istediklerimizi muhafaza ediyoruz, saklamak istediğimiz şeyleri. Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere ve, şu anda sistem para olaraktan da dijital e geçmek üzere. Zaten bu, ilk defa Banka havalesi yapıldığı zaman, dijital, yani Bir nevi Hani konvansiyonel makineler deniliyor ya, Yani daha dijital paranın ilk alt yapısıydı o. Çünkü Mesela ben İstanbul'dan Almanya Frankfurt a para havale ettiğim zaman, ben havale ettiğim parayı, İstanbul'daki bir bankaya yada, postaneye yatırıyordum, ve alacak adam da frankfurttaki postaneden parayı alıyordu. ve para öyle otobüse yüklenipte Frankfurt'a kadar götürülüp, orada benim verdiğim para, verilmiyordu. havale gerçekleştiğinde, Bendeki parayı İstanbul'daki Banka alıyordu, Verecek parayı da, frankfurt'taki banka veriyordu, ama onların kendi aralarındaki parayı tutmaları ayrı sistem, Ama para dijital olaraktan hareket etmiş oluyordu, bu konvansiyonel sistem, daha bu dijital e geçmeden önceki ilk yapı, ana yapıydı bu. Artık günümüzde banka memuru bile olmadan bankomatlar internet ile ödeme yapabiliyoruz, hiç nakit taşımadan, bankamızdaki para ile ödeme yapıp, alışveriş edebiliyoruz. Ne oldu? zaten biz dijital paraya geçmişiz zaten, para dijital halde, ama işte Bitcoin denen sistem ile bunu tek ele bindirmek istiyorlar ve tek bir şartele bindirmek istiyorlar, yanlış olan bu, bizim kabul etmediğimiz mesele bu. Tek kimsenin tekelinde ve şarteline bağlı olamaz. ama dijital para güzel bir şey, zaten dijital para kullanıyoruz şu anda biz. Bankomat ile ödeme yapan bir adam, zaten dijital para kullanıyor. Bunun daha ilerisi ne ki işte Hollanda veya Danimarka artık nakit parayı kaldırdı ya da Belçika bunlardan birisi. Artık orada nakit geçerli değil ve, eğer sen onlardan biri olup da, onlar veya biz dijitale geçmeden önce, paranı çekipte, Ben nakit kullanacağım diye bütün paranı kağıda çevirdi mi sen, ondan sonra onlar sistemi değiştirip, Dijitala geçtiyse, ve sen yaşlı bir adamsın, ven senden sonra gelen çocukların, Senin o kağıt paraları bulsalar, ve sonra götürseler ki bankaya, bizde bu kadar para var deseler, o paranın kaydı yok artık, kaydı olmayan bir para, dijital sisteme giremez, Siz bu parayı nereden aldınız diyecekler, biz bunu kabul etmiyoruz diyecekler, bunu sisteme sokamayız,böyle bir para yok derler. yani o zaman ne olmuş oldu, o senin dediğin Mesele yani, o hadisdeki hazinedarin geri almamasi olayi, yani böyle de olabilir. Yakında o da olacak güzel arkadaşım. yani eğer şu anki sistemde dijitalleşmeyi kabul etmezsek ve, biz nakit kullanacağız diyen, ben gibi eski kafalardan birisiysen, Yarın o parayı geri vermek istersen de, paran geçerli olmayacak, böyle tehlike var, Ama şu anki ikinci tehlike. Para birisinin tekeline ve, şarteline geçerse para, yine senin paran olduğu halde, seni blokladılar mı! seni parasız, pulsuz, Atsız, arabasız, enerjisiz bırakabilirler, aç ve susuz bırakabilirler, çünkü para Tekeli, tek bir kimsenin elinde olacak ne kadar kötü.
Yanlış olan bu, doğru olan dijitali kullanmak, aynı bir ve sıfırlar ile parayı havale ediyoruz, bankomat ne yapıyor 1 ve 0 lar ile ödeme yapıyor, Öyle olunca zaten dijital para gündemde, aynı şeyi 3 defa tekrar ettim farkında mısınız. Ve eğer sistem dijitalin manasını hakikatini anlar ise, altının bir kıymeti yok ki, altın bir metal idi, belli bir paranın karşılığı idi oda zaten. o yenmez içilmez, metal, Parayı biz dijital olaraktan saklaya bildiğimiz zaman, koruyabildiğimiz zaman, altına ne hacet, altını ancak işte, bilgisayarlardaki çiplerde kullanırız, ya da, iyi iletim yapması gereken aletler de, iletken kablo olaraktan kullanırız. yoksa metea ve değeri yok, Gümüş de aynı şekilde, Dün 1 ay çalışıyorduk, bize 10 tane kağıt veriyorlardı, bugün çalışacağız bize, 10 tane şifre verecekler, bir ve sıfırlarlardan oluşan mesela 10 tane şifre verecekler, aynı şey, ha Kağıt, ha bir ve sıfırlarlardan oluşan bir şifre, Ama dedim ya, bu birinin tekeline girerse kötü, şu anki kullandığımız haliyle kötü değil, bundan daha ilerisi düşünüldüğünde de kötü değil, Bu meselede bu şekilde.
Raşidi Tarikatı Derslerinden Silsileyi Melae
Yani silsilemiz den, hangi melek grupları, hangi tarafımızda, onu arayıp bulma yöntemini öğreteceğiz bu hafta inşallah, daha önce sayfalarımızda konu ile ilgili başlığı attım, fakat açıklamayı ileride yapacağımızı söylemiştik, nasip bugüneymiş.
Bir kaleme kağıt alıp yazılır, Sağımıza, solumuza, önümüze, arkamıza doğru, doğduğumuz ev, doğum haritamız olacak, ve oturduğumuz ev son haritamız, yaşam haritamız olacak, ve ona göre, sağımızda veya solumuzda, önümüzde, ardımızda, Cebrail isimli kimseler aranır, bu taaaa uzak memleketlere kadar da varabilir. Ama Bizim memlekette, bu isimler çok güncel isimler değildir, seyrek konulan isimlerdir, O yüzden, ben size bunun daha kolay yöntemini anlatacağım. Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail isimlerini bulamazsınız, daha kolay yöntem şu şekilde :
1.Mikail Aleyhisselam
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise
Dedim ya yön olarak, ön arka sağ ve sol tarafımızda şimşek, yıldırım, yağmur, rüzgar, fırtına, deprem, gibi isimler aranır yani Mikail aleyhisselamın görevleri olan, yada sıfatları olan isimlerden bir tanesi aranır, bu ama insan ismi olsun, ama bir ev, veya site ismi,şehir ismi, veyahut da bir fabrika İsmi olsun, bu isimdeki yer veya şahıs, hangi tarafımızda ise, biz o tarafımızdan o Melek'e bağlıyız ve o melek Hz. Mikail aleyhisselamdır. Bulunan O melek isminin yönü, bizim doğum evimizde ise, Biz doğarken O Melek o tarafımızdaymış.
2.Cebrail Aleyhisselam
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise
O melek ismi önce cebaril isimli kimseler aranır, bulmaz isek, Hz Cebrail, Peygamberin kalbine kurani indiren, yani ilk canlı Kuran, Hz cebrail, öyle olunca Kuranın isimleri olan, Furkan, Hikmet, Şifa, ceza,.... bu isimler ve Kuranı Kerim'in diğer bütün isimleri, Kuranı Kerim'in isimi olarak geçen, isimlerden olan şahıslar veya yer veya mekan isimleri, hangi tarafımızda ise, o tarafta da Cebrail Aleyhisselam vardır. Kuran'ı Kerim'i ilk bilen ve vahyeden olduğu için, yürüyen Kur'an Muhammed diyoruz ya, ama Muhammed'e de öğreten, Muhammed'den önce Cebrail vardı, Cebrail esas Kur'an oluyor, öyle olunca, Cebrail Aleyhisselam'ı, Kur'an'ın isimlerini nerede görürsek, o tarafımızda da Cebrail Aleyhisselam var demektir, o cephemiz, de hangi cepheyse, önümüzde, ardımızda veya sağımızda, solumuzda veya köşemizde, bu da ikincisi.
3.israfil Aleyhisselam
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise
İsrafil Aleyhisselam'ın gelince, İsrafil aleyhisselam sur üfüren veya borazan üfüren demekdir, borazan ne demektir, borazanlı, yani elinde Neyi tutuyordu, sur üfürmek, üfürmek ile, Yani bu musevilerin, o boynuzu üfürmeleri de onu temsil eder. ve kuşlar borazanlı hayvanlardır. öten hayvanlardır. Hele birinci olaraktan horuz onu temsil eder, Şahin, karga, kartal, Bülbül,..tavuk horoz, yani her türlü kuş, horoz, tavuk, tavus kuşu, deve kuşu, kuş cinsi her hayvanın ismini taşıyan hayvan, şahıslar, veya yer ve mekan veya şeylerden, onun lakabını veya ismini taşıyan kimseler, hangi tarafımıza düşüyorsa, o tarafımızda da İsrafil aleyhisselam vardır. o tarafımızda duruyor, o tarafdan Biz İsrafil aleyhisselama bağlıyız demektir. şu şekilde bir ilave de yapalım, müezzin, yani insanlardan öten borazanlı ne demektir, ezan okuyan, yani Öyle olunca mahallemizin müezzininden nerede durduğunu biliyorsak, O da yine İsrafil Aleyhisselam'ın ne yanda durduğunu gösterir, yahutta onu da bulamazsak, mekan olaraktan, Minare evimizin hangi tarafına geliyorsa, o tarafta yine, İsrafil Aleyhisselam'ın ne tarafımıza hangi köşemizde durduğunu gösterir. Yine şarkıcı, türkücü ve sanatcılar,... onu temsil eder. Eğer soracak olursanız bir şehrin her yönünde cami ve minare var, O zaman ne olacak derseniz, Size en yakın olan Sizinki.
4.Azrail Aleyhisselam
yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, (Azra,Zara,Zarel,Zarael,Ecel,Katil,vahşi..) bulunamaz ise
Azrail Aleyhisselam'ın Etrafınızda durduğu yere gelince, öldüren ve zarar veren her hayvan, her insan, her şey, her alet, her Erdavat, mesela yanınızda silah tabanca tüfek tank,... fabrikası var, zararlı mı? zararlı, insan öldürürmü evet öldürür, yani Azrail demek olmaz mı? Bıçak Fabrikası var, zararlı mı, zararlı ,adam öldürebiliyor mu, öldürüyor, öldüren bir alet Erdevat ne varsa, fabrika olsun, yahut insan olsun, yani bir katil insan var oda aynı, veya yılan, timsah, kaplan, panter gibi, insani öldürebilen bir hayvan ve, canlı olsun hepsı onu temsil eder. Mesela yanınızda, komşunuz bir katil adam var, O adam Azrail'in ne yönde olduğunu gösteriyor Size. Yine yanınızda bir tane Bıçak Fabrikası, O da diyor ki size, öldüren bu tarafta diyor, yani öldüren kim idi, Azrail'i di. ve burada artık kendiniiz daha fazla yorum getirirerekten bulabilirsiniz. O da, o da sizin haritanızda, Azrail Aleyhisselam'ın, hangi tarafımızda olduğunu, ve hangi taraftan size bağlı olduğunu, ve doğum haritanızda, Siz doğarken Azrail in, ne tarafınızda durduğunu gösterir.
5.Feryail ve Ferruh Aleyhisselam
yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise
Feryal veya Feryail ve Ferruh Aleyhisselam, rüzgarların prensesi ile prensinin, hangi tarafımızda durduğuna gelince, size hangi taraftan Meltem yeli esiyorsa, yani Meltem yelinden kasıt, size hangi taraftan bir iyilik geliyorsa, o taraf Ferruh Rüzgarı, ferahlık Rüzgarı, erkek olan rüzgar, Ferrruh aleyhisselam o tarafınızda duruyor demektir. Hangi taraftan da size, elem ve keder, çile geliyorsa, o tarafta da Feryal Rüzgarı, ama Feryail Ferruh'un komutanıdır, Ferruh komutan değildir, Ferruh onun askeridir. Çünkü Allahu Teala insanı, Adem'i ilk defa çamurdan yarattığında, kuruması için, 40 sene çile Rüzgarı, yani Feryail esmiş, bir senede Ferruh rüzgarı esmiş, ve bu yüzden insanın ömründe, insana şans ve surur (1/40) 40 da 1 güler, ve vurar kapıyı çalar.
NOT :
Yine önemli bir açiklama daha, Mesela Sen zaten bıçak Fabrikası'nın sahibimisin, ya da oğlusun, Eee sen Azrail grubundansını zaten, onun soyundansın, ya da silah fabrikasında mı çalışıyorsun yada müdavim askermisin, Azrail grubundansın.
Yine senin isimin veya lakabın Rüzgar mı, Tayfun mu, şimşek mi, yıldırım mı,... sen Mikail soyundansın.
onun grubundasın, Mesela sen elektrik kurumunda çalışıyorsun, elektrikci misin, elektriğin simgesi ne idi, Şimşek şeklindeydi, Yani sen yine Mikail Aleyhisselam'ın grubundansın soyundansın. Zaten sen onlardansın. Sen Mesela hafızsin, sen o zaman zaten Cebrail grubundansın soyundansın.
Bu derste buraya kadar.
--oOo---
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve
etûbu ileyk.
--OoO--
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 27 Eylül 2019 Cuma
Original Kar © glan
Korktuğun Rüyayı Sen Hayra Yor
(Kar©glanin 25 Ağustos 2019 Vaazi)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.
Meali :
Ve muhakkak ki, Şira’nın (Şira Yıldızı’nın) Rabbi de O’dur.
Sadakallahul Aziym NECM-49 ayet
Muâz'ı Yemen'e gönderirken
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
Nerede olursan ol, Allah'tan sakın. Kötülüğün peşinden onu silecek bir iyilik yap. İnsanlara (dâima) iyi muamelede bulun.
( Hadis-i Şerif )
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
Yolculugumuza başliyoruz :
Hazreti Mevlana diye siymiş ki
dost altın gibidir, Bela ise ateş gibidir.
Halis altın, ateş içinde saf hale gelir.
Ve bu sebepten bütün alimler belayı kendilerine Nimet görmüşler, onları erdiren Nimet bilmişler.
Halbuki Türklerden, Ziya Paşa'nın bir sözü vardır : nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın, hakkı kötektir.
Nasihat ile yola gelmeyeni, etmeli tekdir, Yani biraz zor kullanmak gerekir nasihat ile uslanmayanı yola getirmek için, hala yola gelmiyorsa, onu dövmek gerekir demiş, o zaman Ateş Kime lazım, Halbuki altınlık Müslümanlık demektir, nice kardeşlerimiz var ki, kardeşimiz diyoruz, ağabeyimiz diyoruz, hocalık onda, hacılık onda, anası Hacı, babası Hoca, babası Hacı, anası Hoca, adam okumuş, ilim öğrenmiş, Kuran biliyor, hadis biliyor, ilahiler, sözler, Adam Arif olmuş, olacak olayı olmadan biliyor, ama işte Müslüman ama, yaptığı amelleri var ki, düşman sandığı kimseleri, polissiz, candırmasız, büyü ve havass ilmi ile yenmek fikri ve fiili. Peki bu hak mıdır, Müslümana yakışır bir amel midir? işte ateşe düçar olan Müslüman, Halbuki altın ateşte güzel değildir, altının ateşle güzelliğine ola ki? kime faydası olaki? Halbuki altın, boğazda kolye olduğunda güzel, elde yüzük olduğunda güzel, benim Bilgisayara çip karti olup da işime yaradığın da güzel, ateşteyken ne güzellik olacak, Onlar, ateş bizi erdiriyor demişler O evliyalar, Öyle ki, nasihattan anlamayana, öyle kötü ateşi ile muamele edilir, insan olana bir söz yeter, bir söz.
Peygamberimize bir Bedevi Çoban gelmiş :
Bana dininden öyle bir bir şey ögretki, öyle bir söz söyle ki, ben buraya tekrar tekrar gelmek durumunda kalmayan, cünkü ben bir Çobanın, senin öyle her meclis sohbetine gelemem demiş, bir tane söz söyle demiş : bir söz söyle ben onunla hayatımı ve dinimi idame edeyim demiş.
Peygamberimizde O na cevaben:
"Birşey yapacağın zaman, önce vicdanına bak, kalbine bak, öyle yap." demiş göndermiş.
( Hadis-i Şerif )
İnsan olana bir söz yeter, bir söz, bırak ateşi, bırak belayı, anlamayanı ateşe yollasan da fark etmez. Ben sana güzelliğinen nasihat ettim, Ey din kardeşim, kardeşim, ağabeyim, olmadı almadın, Sevdim olmadı almadın, sövdüm olmadı almadın, Madem sen Mevlana yolundan gidiyorsun, madem bizim yolumuz sana uymadı, hadi git ceheneme de yan gel, Belki senin derdinin çaresi, yanmak ve ateştir o zaman. O zaman belki sen adam olursun. sana yakışıyorsa Buyur git sen önden ve ateşe gireceksen gir, ama o bize uygun şeyler değil, sana uygun madem, sen bilirsin, madem sen yanmayı yeyledin kabul ettin, belayı da sevdin, üstüne çekmek istedin, buyur cehennemde belada senin olsun o zaman, Ben Bela isteyen bela sevici sapik ve sadist birisi değilim ki, acıdan beladan hoşlanıp tad lezzet alan sadist degilim. Sen başkalarına Bela okurken, kendi kendine bela davet etmiş adamsın. ve Burası cennet dedik, cennette cehennem arayan adama ben ne diyeyim daha, cennette ekmeğini pişirecek Ateş, sigarasını yakacak Çakmak arıyor. Burası cennet, bura Ateş yeri değil, bura ona buna bıçak dürtme yeri değil burası gayri, cennette yemekler Ateşte pişmez, bak burda yemekler ceryan ile, yada dalga ile, mikro dalga ile pişiyor, yani ateş yok, su ceryan ile gaz ile isiniyor, trenler kömür ve ateş yakarak degil elektrik ile gidiyor, yakinda arabalarda öyle olcak galiba, bak burda ateş cok az artik, ve ateş cehennemde, hocada camide kardeş. cehennemden Ateş getireceğine, cennette ateşsiz yaşa, cennete Ateşi sokarsak ne olur, birinin illaki eli kolu yanar, bir yerden bir şeye ateş tutuşur değil mi, ve Cennette Ateş var mı acaba, Yoksa sadece cehennemde mi Ateş var, Sen cehenneme layıksan, sen nasihat ile uslanmıyorsan, adam olmuyorsan, cennete girmiyorsan, cennet ne bilmiyorsan, var git O zaman cehenneme, akıllan gel o zaman, daha ben sana ne diyeyim, Ben Senin Derdine Derman olamadım, Hadi git sen ona yani Mevlanaya, Mevlana sana derman olur o zaman.
Matrix filminin 4 ü çıkıyormuş, çekeceklermiş, senaryosu falan hazır mı bilmiyorum ama, matrixten bir konu daha girelim, Hatta iki konu var da, şimdi birincisini bir girelim. Hani Kur'an'da geçen Yedi Uyuyanlar var. 7 miydi 8 miydi, 5 miydi 3 müydü denen, uyuyanlar var ya, Allah onları bir de sağına soluna çeviriyordu diyordu ya. Hani Matrix dede insan tarlalarında, insanlar uyur halde olup da, ama kendileri sanal alemde yaşadıklarını zannedenler var ya onlar da aynı şekilde işte 300 tane uyumuş ama yaşadığını zannediyor sanal alemde yaşadığını zannediyorlar, dünyada olduğunu zannediyorlar ya, Halbuki dünyada değil, sanal Bir de alemde uyutuldular, insan 300 sene uyur mu? uykuda ne gördün, Allah ona rüyalarında ne gösterdi, nerede yaşıyor, yani rüya alemi, Inception Rüya filmi, Yani 300 sene Onlar kendilerini başka bir alemde yaşıyor zannettiler, sanal alem, yani sanal alem ve uyutulan insanlar, bu hikaye geçmişte olan bir hikaye değil, gelecekte olan bir hikaye yine ve, matrix de olan o sistem, gelecekteki bir sistem, geçmişteki bir sistem değil, insanların uyutulması, fakat yaşadıklarını zannetmesi, sanal alemde, zahmet çekmeden yaşamaları.
Ve biz ahiret alemindeyiz artik, ve robotlar huriler halinde olacak dedik diye, robot teknolojisinin üstüne iyice İsanoğlu düştü, ve şu anda robot haber spikeri var, Arabistan'ın vatandaşı olan bir Huri kadın var, robot kadın, onlar arablar neden istiyor, Arabistan destek veriyor buna, bazı Komplo teorisyenleri itiraz ediyor, Arabistan niye destekledi Amerika'nın böyle bir sistemini diyerekten, Halbuki Onlar bizim sözümüzle, Huri istediklerinden, bir tane Huri de degil, 500 tane Huri istediklerinden ona destek veriyorlar, Bu sistemin oluşup da istediğin güzellikte, Sana itiraz etmeyen, Araplara tam Uygun, yani tesettürlüsü de olur bunun kapalı kimse görmeyecek, bakire in cin kimse dokunmamış, bakire, onlarada uyugun bana da sanada uygun bize de uygun değil mi, bize de uygun ama, onnlar o projeye önayak oldular ve destek veriyorlar Bu projeye, güzel mi, güzel. itiraz edenlere karşı güzel bir amel. Tabi gercek insanlar ve bayanlar daha tatli elbet. Amma kadin ekek hepimiz, huri ve gilman da istiyoruz işte.
Gelelim şimdi başka bir konuya,
Nesnelerin interneti, şeylerin, eşyaların, maddelerin interneti
Günümüzde, Arabalar bile, kendi başına gidecekler. Trenler de bu sistem şu anda yapılmış zaten,Japonya'da yaptılar galiba, kendi başına giden trenler var, şoförsüz tren, Çin'de mi japonyadamı var, ve yine arabalarda, kendi başına giden arabalar yaptılar, şoförsüz, robot şoförlü arabalar, o yüzden bu sistemde, nesnelerin interneti, şeylerin interneti diye bir şey çıktı, Hani arabaların kendi kendine sürmeleri için, Karşıdan gelen araba diyecek ki, ben yolun sağ şeridinden gidiyorum ve, ortalama sol şeride 50 santim mesafem var bana dikkat et gelirken diyecek. Karşıdan gelen Arabada öbür arabaya diyecek ki ben de sol şeritten geliyorum, senin karşında ben de 50 santim içeriden gidiyorum. diyecek mesela. ondan sonra az ileri gittiklerinde sol şeritten giden diyecek ki : ben Sağdaki kavşak dan Sağa döneceğim, Sen biraz Yavaşla diyecek, bunu demezse o na o sinyali göndermezse, sağdan giden araba o nun sola döndüğünü nereden bilecek. bu nesnelerin, Yani bizim şey dediğimiz, eşya dediğimiz, araba, eşya, arabada bizim kullandığımız eşyalardan birisi, sadece değişik bir eşya, büyük bir eşya ve eşyamız. Öyle olunca Onların da birbiriyle haberleşmesi lazım ki, arabalar kendi başına trafikde araba süre bilsinler, gidebilsinler şoförsüz olarakdan bir yerden bir yere. Hatta böyle bir tarfikde, belkide artik, kaza olma olasılığı daha az bir ihtimal ile, seyhat edilcek. cennette kaza olur mu? olmaması lazım, cennette araba kazası diye bir şey olmaması lazım. o zaman arabalar kendi başına giderse, ve buna çok dikkat edip birde yüksek hız yapmazsa, tabi hızlı gerektiği yerde hızlı, yavaş yerde yavaşlayıp ve, gerektiği yerde hassas sensorlar ile, yoldan geçen birisini, daha geçmeden hemen bilirse, sağını solunu her tarafını gözetleyen kamera ile, daha dikkatli süren, böyle robot arabalar olursa, ne olur? kaza olmayip, birde kazadan öldü diye bir şey olmaz . Burası cennet ise, burada Artık insanlar araba kazasından ölmez, ama onun için işte, internete ihtiyaç var, ve eşyaların internetine ihtiyaç var.
ve Microsoft Amcaya yani Bill Gatese daha önce görev verdik, dedik ki :bu bilgisayarın yeni yazılımını yazacaksın, hem de 101 fonksiyonu ile yazacaksın, ve bunu da herkese bedava vereceksin dedik, o yaptımı yapti ve sözümüzüde tuttu "Microsoft Windows 10" o insanlara bedava verdi, sözümüzü tuttu, Mehdi askerimi? Evet Mehdi askeri, çakı gibi Mehdi askeri, Ee şimdi ne oldu, görev bitti mi? şimdi yeni Görev veriyoruz, görev şu: Ey Bill Gatese, daha ölümsüzlük keşf olmadı ama, sana bir görev, eşyaların interneti şu anda, yazılım halinde. Ama sen onu değil, eşyaların sesini Duymasın'ı öğreneceksin, ve eşyalar Kendi kendilerine, zaten senin yazdığın yazılıma göre değil, Aynı sen gibi, ben gibi kendi iradeleriyle bunu yapacaklar, Bu nasıl olur dersen, şu anda, bir insanın iç sesinin, bir frekans olduğu tespit edildi, belki mikro düzeyde frekans, ve iç ses dinlenebiliyor, ve görüntüye çevrilebiliyor, bunu keşfeden insan oğlu, şunu da keşfetmesi lazim : ve bunu sana ön bilgi olarakdan veriyorum, senin önbilgin bu olacak, bundan yola çıkıp yapacaksın.
Bir hadisi şerif var
İbn-i Mes’ûd buyurdu ki:
Peygamberimiz demiş ki :
Dağ, dağa der ki, bugün sana Allahü teâlâyı zikreden birisi uğradı mı? Eğer, evet uğradı derse, o soran dağ sevinir. eğer o dağdan Allah diyen Elhamdülillah diyen birisi geçtiyse öbür dağa övünürmüş benden Allah diyen birisi geçti diye sevinirmiş, ötekide Eyvah Tüh bizden geçmedi diye üzülürlermiş.
( Hadis-i Şerif )
bunu anlattığı zaman Peygamberimiz, Biz bunu şuanki güne kadar, masal gibi zannettik, hiç dağ konuşur mu? bunu masal hikaye zannediyorduk, Bunu Peygamberimiz hikayeleştirmiş te, öyle konuşuyor diye anladık. Halbuki Her Şey Canlı. her şeyin Canı ve ruhu var. her şey canlı Her şey. Bu nano teknoloji sayesinde bilindi. CERN deki nanoteknoloji ile o çarpıştırma dan sonra keşfedildi ki, atomun altındaki parçacıklardan da altta, Başka parçacıklara da var olduğu keşfedildi, şu anda en basit bir elementin, sesinin de ve düşüncesinin aklının da olduğu da keşfedilecek. o dahi bir frekans, belki mikro Düzeyin altında, Nano mikro düzeyde, onlarda konuşuyorlarmış, Peygamberimiz yalan söylemiş olabilir mi? Bu Masal olabilir mi sence? Hayır masal değil, bu masal değil. Dağ, dağa karşı övünüyormuş benim üzerimden Allah diyen birisi geçti, bana Ne mutlu, size de ne eseff ve üzüntü diye. Öyle olunca da öyle Dağ konuşuyorsa, elma ağacındaki elmalarda bir biriyle konuşuyor, kirazdaki kirazlarda, evdeki bardak ta çaydanlıkla konuşuyor, duvardaki çerçeve de seninle konuşuyor ama, sen şu an onu duymuyorsun. Ama yakında onların sesini duycaksin Ey Bill Gates amca. ama o zaman ne olur, bu sefer, hiçbir şeyi atamaz hale geliriz, bir çerçeve kırıldı düştü ve atacağız, çöpe atma beni diye yalvarıyor, yapma, beni atma, ama atmamız lazım.
Hz. Ademin Toprağı
Hani buradan nereye varacağız : Hz Ademin ilk Toprağını Azrail aleyhisselam aldı. Toprağın sesini Azrail duydu diye hikaye masal anlatan gibi bu hikayeyi duyduk. Biz bunu masal gibi anlatıyor sandık bundan Ne anladık. Hani Allah Cebrail Aleyhisselam'ı dünyaya, Hz. Adem için toprak al gel diye gönderdi. Cebrail aleyhisselam toprağın sesini duydu,
Toprak dedi ki :
"Beni alma, benden alma, benden toprak alırsan, Allah ondan yapacağı insanları cehenneme, yani ateşe atacakmış, Sakın benden alma!"
diye Cebrail as. e yalvardı yakardı, Cebrail as. acıyor merhamete geliyor ve, toprağı almıyor. Mikaili gönderiyor onada aynısı oluyor oda almıyor.. Bunu biz masal olaraktan duyduk, masal mı bu sizce, Ama Azrail toprağın sesini duyuyor fakat, onun sözüne uymuyor, Ben Rabbimden Korkarım, bana niye getirmedin der diye, orada Allah beni azarlarsa diye korkarım diye, topraktan bir parça alıp götürüyor. O da duyuyor toprağın sesini ama, Neymiş şimdi, yukarı ana konuya bağlarsak konuyu, çerçeveyi atmazsak ne olacak, Hani bazıları Azrail gibi olacak bu dünyada, o sesleri bazıları duymasına rağmen, yine aynı dualite devam edecek, bazıları Azrail gibi biraz Merhameti az ve onlara doğru değil de, Allah'ın emrine itaate doğru olacak, bazıları Cebrail ve Mikail gibi çok merhametli, Hiçbir şey atamaz ve yapamaz hale gelecek. iyi mi? cennette hiçbir şey zayi olmaz ki artık. cennette atık madde yok ki artık, atık madde diye bir şey yok cennette. Dönüşüm üniteleri daha gelişmesi lazım, recycling sistemleri gelişmesi lazım, o zaman hiçbir şey zayi olmaz. Allah zaten öyle yapmış bu dünyada, mesela yaprak toprağa düşüyor, toprağa karışıyor, yaprak da bu sefer çiçek olup Dünyaya Geliyor, çiçekti bir daha toprağa karışıyor, bu seferde misal armut olup sana geri dönüyor...
Başka mesele kur'an-ı Kerim'de ve Me’ve cennetinden bahsediyor
M Roma rakamı ile 1000 demek
V ise Roma rakamıyla 5 demek
Ve eğer bunların üzerine çizgi çizilirse aynı Me've cennetindeki kesme işareti gibi veya üzerine cizgi çizilirse daha büyük sayılar meydan geliyor.
Roman rakamları ile yazılabilecek en büyük ve en uzun sayı “3888″ dir.(MMMDCCCLXXXVIII)
– Dünyada çok fazla kullanmamakla beraber daha büyük sayılara ihtiyaç hissettiklerinde rakamların değerini “1000″ kat artırmak için Üzerlerine çizgi çizerek arttırmışlardır.,
Üzerinde çizgi olan sembol değerleri de şunlardır;
_
V=5000
_
X=10000
_
L=50000
_
C=100000
_
D=500000
_
M=100000
yani Öyle olunca ME'VE ise cennetin senesini bahsediyor, hangi senede Ne cenneti olacak bu dünya, orada bir de buçuk var
M=1000
E=Sonu belli olmayan demek
'=buçuk
V=5
E=Sonu belli olmayan demek
E Demek ise, hani hesap makinelerindeki sisteme göre, 10 rakamla bir hesap makinen varsa elinde, Sen bir işlem yaptığın zaman, eğer işlem sonucu, 10 rakamlı sayıdan daha yüksek bir sayı ise, hesap makinesi işlemi yapamaz, ve orada E yazar, yani Bunun sonunu bulamadım demektir, sonsuz manası bir nevi, sonsuz değil Ama, sonu bilinmeyen demektir. öyle olunca MEVE M 1000 E sonu bilinmeyen sonra kesme geliyor yani buçuk ve V 5 ve sonra yine E ve yine sonu bilinmeyen, ve topu okuduğumuz zaman, sonu bilinmeyen bir 1000 binli sene ve sonu bilinmeyen 5'li veya sonu bilinmeyen buçuklu sene demek olur yani. Burada Eğer ölümsüzlük keşfolursa artık sonu bilinmeyen bir vakti girdik demek olur, Me've cennetine ulaştık demek olur.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İndehâ cennetul me’vâ.
Meali :
e’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.
Sadakallahul Aziym NECM Suresi 15. ayet
ve o da ne zaman başlıyormuş 1000 10000 10000 olabilir 1005'te veya kesemeden dolayi 105 000 de, bu dünyanın ömrü ile Tabii ki dünyanın ömrünün kaç olduğunu tam olarak bilmiyoruz 1005 veya 10 500 veya 105 000 veya 15 0000 gibi bir sene de MEVE cenneti başlayacak demek bu.
Şira Yıldızı Ne Demek
Yine başka bir mesele
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.
Meali :
Ve muhakkak ki, Şira’nın (Şira Yıldızı’nın) Rabbi de O’dur.
Sadakallahul Aziym NECM-49 ayet
Şira Yıldızı ndan bahsediyor Kuranı Kerim'de ve Arapçada Raşit sağdan sola yazıldığı için r harfi başta şın harfi sonra gelir
Raşit - Raşid - RAŞiD - رَاشِدٌ isminin anlamı : رَاشِدٌ Raşit Raşid RAŞiD
Anlamları:
1. Doğru yola giden
2. Akıllı
3. irşad edip öğreten
4. Öğretmen
5. Baş Öğretmen
6 . Öğreten eğiten Allah
7. Öğretmen olan Allah
8. Olgun , Kemaline Ermiş ,Yetişkin, genc delikanli
MÜRŞiD : Egitici ,şeyh, mürebbi ,terbiyet edici, ögretici, ögretmen, Baş Öğretmen.
Avrupalı ve amerikalılarda Raşit veya Raşid diyemedik lerinden kestirmededen ada nick name olarak can cano mehmet memo gibi Raşit e "Raşi" derler. şu an bazı dillerde ve ülkelerde ismimiz Raşit değil de "Raşi" diyerekten dile geliyor ve bu kelime Latince olaraktan okunduğu zaman, Arapça yazılı fakatt Latince sistemi ile yani sağdan sola değil de soldan sağa okunduğu zaman "Şira" olur.
رَاشِت
شيرا
veya
الشِّعْرَى
işte, yani Raşit Yıldızı Aslında, raşit'in olduğu vakit ki dünyanın olduğu yer, ve ne demek bu, Şira Yıldızı Muhammed vaktinden bizim vaktimize baktıklarında onların göre Biz Şira Yıldızı'ın daydık. Raşi Yıldızı ya da Şira Yıldızı. Onlar bizi Şira Yıldızı olaraktan görüyordu. Ama şu anda Şira Yıldızı Bizim bulunduğumuz yer Raşit yıldızının olduğu yer, Hz Mehdinin vaktindeki dünyanın konumu demek. Muhammed vaktiyse aşağıda, onlar bize baktıklarmı bizi şira diye görüyorlardı. Raşit demiyor da şira diyorlardı. Çünkü Hz. Muhammed Mirac ile benim şu anki vaktine geldiğinde ve insanların bana Raşit değilde Raşi diyerekten seslendiklerini duyduğunda ve bunu Latince arapca yazıldığında şira fakat arapcada sesli harf yok ve Şın ve Ra yazıldığında Latince gibi soldan saga degilde birde arapca gibi sagdan sola okundugunda, al sana işte ŞIRA yazısı. Muhammed sağdan sola okudu, soldan sağa bilmediği için, Arapça sağdan sola olduğu için, o kelimeyi Tabii ki şira okuyacak.
Şira Yıldızı da biz ile bizim vaktimiz demek işte.
Matrix filminin 2. meselesine geleceğiz ve yine Hani filmin başına dönmemiz lazım ki, baştan bir daha seyredelim ki, o filmin devamında olacakları hepsini birbirine yapıştıralım, ekleyelim de, senaryo Düzgün şekilde akıyor mu bilelim. Hani Devenin yürüyüşünde bir ahenk varmış, notalara göre "failatun failatun failun" Musiki ondan türemiş derler, Yani akışı düzgün cümleler, aynı bir nehirin yatağında Düzgün şekilde fluss etmesi akması, sakin şekilde köpürmeden düzgünce akması gibi, notalar da böyle arka arkaya, Sakin bir şekilde akarlar. Asi demek, sakin akmayan nehirler gibi, bununla yakın zamanda, televizyonda tekrar yayınlanan Hüdayi Hazretleri'nin filminden yola çıktım ve, bu kanıya vardım. Hani Fatih Sultan Mehmet'in babası Sultan Murat Han, Bir Rüya görüyor, rüyasında rakibi onu yere yıkmış sırtı yere geliyor, hemen rüyayı yazıyor Hüdai Hazretleri ne yorması için göndereyor, fakat Hüdayi Hazretleri de rüyayı zaten yormuş yazmış bekliyormuş, kapıdaki askere daha hiç okumadan, rüyayı dinlemeden, Al bunu götür padişahımız a ver diyerekten cevabını verip yolluyor. cevabın da da yazıyor ki :
"Padişahım diyor, Toprak diyor en güçlü şey diyor, yere düşünce, sırtınız toprakla bir olunca, Siz daha güçlü oluyorsunuz. öyle olunca yine galip geleceğiz inşallah diyor. Halbuki "sen yanlış bir rüya görsende, rüyayı hayra yor." derler ya, Kötü rüyayı bile hayra yor Der ya işte. Orada hüdayinin yaptığı da o, yoksa Murathan yenilmiş, sırtı yere gelmiş, açık bir rüya, açık apaçık bir rüya. eğer ki Sultan Murat Hana Hüdayi Hazretleri Efendim yenilgiye uğrayacaksınız der se yenilecekti, ama o gazlıyor ki Murat Hanı Efendim gücünüze güç katılıyor falan filan,.. Murathan da savaşa kendi bile gitmeden, askerleri Galip geliyor. yani hayra yormak ve Matrix filmindeki başlangıçta, Neo ilk defa kahin'e gittiğinde, orada kek yapan kahin, birden vazo İçin Üzülme diyor çocuklar onu tamir eder diyor. Neo da hangi vazo diyor, etrafına bakıyorum derken, Neo vazoyu düşürüp kırıyor, ve Kahin işte Bu vazo diyor, özür diliyor ve kahinde demiştim üzülme diyor, Nereden bildin kıracağımı diyor, seni daha zor bir imtihana sokayım mı diyor, O da bunun dışında diyor, sana demeseydim de kıracak mıydın diyor. Heeeeeee vazoyu kıran ve demeseydim de vazo kırılacak mıydı, Ve Hüdayi Hazretleri ve Padişahım Galip geleceksiniz demeseydi, Galip Gelecek miydi Murathan. kötü rüyayı hayra yormak ile, kötü bir şeyi iyi hale çevirmek mümkünmü?
Evet Cennet bu işte, kötüleri bile, iyi hale çevirebilmek.
Galiba 2 gün önceydi, ya da 1 gün önce, Bahçeden gelen bir sümüklü böcek kabuğunun içindeki sümüklü böcek yavrusunu gördüm. şu yazıların içindeki virgül ya da nokta kadar, ya da belki a harfi kadar. ve Allah ona kabuk vermiş, aynı şekilde büyük kabuk kadar güzel küçük bir kabuk vermiş, ve o kabuğun içinde sümüklü böceğin yavrusunu yaratmış, ona akıl vermiş, kalp vermiş, Can vermiş, ruh vermiş, Allah'ım yarabbim, nasıl bu kadar küçük paket yaptın bunu, bu büyüyecek sümüklü böcek olacak, Rabbim, "Allahu ekber"
الله أكبر denmez mi senin işlerine
her bir sümüklü böceği, sen böyle bu kadar özenipte mi yaratıyorsun, Şu anda biz onu yapmaya Kalksak, onun yani resmini çizmeye kalksak, yani mikroskobunan uğraşmamız lazım çizmek için. sen mikroskop mu kullanıyorsun da bunun böyle kalbini böbreğini ciğerini yarattın bunun. yok mu bunun böbreği, kalbi, ciğeri, Nefes almıyor mu bu, neresinden nefes alıyor bu, neresinde bunun, nefes aldıkça hava giren ciğerleri, Aman yarabbi, kudretine hayranız, yaratışına hayranız, Yarabbi "Allahu ekber" gidin açın, bahçede, eski sümüklü böcek kabuklarının içine yavrulamış, sümüklü böceği yavrusuna bir bakın, küçüklüğüne bakın, Ne kadar güzel, şahane bir şey, Allah'ın yaratması ne güzel, bunu bozmaya çalışan ahmaklara ben ne diyeyim daha, biz de yaparız diyen ahmaklara Ben de ne diyeyim daha.
Ve bu sıralar da şu kanıya vardık Hanım ile, zikir fikir ve bir laf vardır Bizde, zikirsiz fikirsiz adam, Demek ki zikir çekince, fikir geliyor, zaten sen zikir çekersen, Sana da ilham gelir kardeşim, sen de Bülbül olursun, ders ve vaaz veren Bülbül olursun. kıskanma Ne olur zikrini her gün çekersin, seninde Bülbülün olur. Ve bir gün sende vaazu nasihat ile bülbül gibi Ötersin konuşursun.
Bak Geçenlerde anlattık, uzaya filan kimse gitmedi, Mars a filan gidebilen yok demiştik, ve düşünelim bu dünyada yerçekimi var ve, biz su içebiliyor ve yemek yiyebiliyoruz, Yerçekimi olmasa ne su içebiliriz, ne yemek yiyebiliriz. uzaya gitse adamlar o Astronotlar, uzaya çıktık diyelim, uzayda Yerçekimi olmadığı için, yemek yiyemezsin kardeşim, yemek mideye inmez ki, yutamazsın ki, yutmak diye bir şey yapamazsın orada, yutmak denen şey dünyada mevcut, dünyadan çıktığı zaman yutamazsın, Çünkü cennette nasıldı, yemek içmek başkaydı, elmadan yedi ler dünyaya indiler, orada yutmak yok, Yerçekimi olmayan yerde yutamazsın ki, su içemezsin ki, su mideye inmez ki, o zaman uzaya gittik hikayelerinin hepsi yalan kardeşim, hepsi fasa fiso, yalan ya yalan kardeşim. size binlerce Delil getirebilirim bu konuda.
Yutmak olmayan bir yerde aylarca kaldık hikayesi ne kadar yalan, lan Orada nasıl çiş ettin, çiş etmek diye bir şey yok, çiş aşağı akıyor, burada Yerçekimi olduğu için, orada çişini ne yana doğru yapacaksın, için dışına çıkar zaten o zaman.
Hazreti İsa'ya Mehdi Aleyhisselam Mesih kuvvetini verdi, ve o kuvvet o devirden bu devre geri geldi, ama önce tekrar Muhammed'e geldi, Muhammed'den de Mehdi ye kadar el geri ulaştırıldı bunun Delil ve ispatı: Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem 1. Akabe biatında, Medine'den gelen, galiba 9 kişiydi, 9 kişiye elverdi, gidin Medine'yi bana hazırlayın dedi, o verdiği el, 9 kişi de 9 Muhammed oldu ve Medine yi ona hazırladılar. İsa Efendimizde 12 Havari ye 12 el verdi ki, İsa efendimizin kim olduğu belli olmasın diye, o 12 asker var idi, hangisi İsa bilemiyorlar, hepsinde aynı kuvvet Vardı, Hepsi aynı yakışıklıydı ve bir tane aralarında kötü vardı ki aynı Matrix filmindeki o tarladan çıkarılıp da onların içinde olmasına rağmen onlara düşmanlık eden sahtekar insan gibi yani, işte o 13. havari. o İsa efendimizin hangisi olduğunu havarilerin içinden gösterdi de, öyle bildiler de öyle onu çarmıha gerdiler. İsa Efendimiz elini, 12 havarinin 12 sinede verdiği için, 3 gün sonra havarilerden birisi gitti, ve onu yeniden diriltti zaten, Çünkü her birisinde aynı Mesih kuvveti var idi.ve e bu Mesih kuvveti el ele, el ele verilerekten, En sonu Nakşibendi tarikatına geldi, Nakşibendi tarikatından da, Mehdi Aleyhisselam a devroldu ki, bu yol en sonunda Mehdiye devrolacak Demiş, zaten Muhammed Raşid Hazretleri söylemiş bunu, Nakşibendi hazretlerinden rivayetine göre de bu varmış, Mehdi Aleyhisselam da nakşibendilere İntisab etti, Daha 40 yaşına gelmeden önce olgunluğa ulaşmadan önce, ve o eli En son o devraldı. diğer tarikatların da birleştiği Ali Efendimizden gelen eli de aldı. Fatma annemizden de el aldı,ve o el birleşti , o 12 el birleşti ve tekrar Mehdiye geri döndü şimdi. ve diyorum şimdi de bazıları mehdi'den bunu alıp alıp gidiyorlar ama, tilkinin dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı demişler.
Bir hikaye vardır Bülbül Gül'ün başında beklermiş, tomucuk Gül'ün başında, ne zaman açacak diye. açtığını göreceğim diye. fakat aynı köpeğin sabaha kadar bekçilik edip, sabah uykuya vardığı gibi, Bülbül de, tam gül açacağı zaman uykuya varırmış, gülde patır patır açarmı,ş Hazreti Veysel Muhammed'i bekleyenlerden, bir peygamber gelecekmiş, ismi Ahmet olacakmış diye bekleyenlerden, ve Muhammed'in geldiğini duymuş, hasretle ona yangın ve, gidip görmek istiyor fakat, varsa ki, yok, aynı Bülbül misali, Bunlardan birisi de Veysel, üveysilik gidip de görememek, başında Bekleyip de görememek, gülün başındasın nasıl göremiyorsun, göremeden gelmiş, Veysel lik üveysilik. dibinde yani yaninda durup da üveysilik olur mu? Olur olur, Bazen Mehdi'nin dibinde olup da üveysi olanlarda vardır, dibinde olmasına rağmen O nu göremeyenler vardır. Hadi Veysel uzaktan gelmiş de görememiş, ya dibinde olup da göremeyenler, Ebu lehep gibi.
Alfa (α) Enerjisi Ziya ve ikizler burcu
Yine ikizler burcu, yani Alfa enerjisi yayacak kimseler tohumunu atma vaktine geliyoruz yine, bunu eksik etmeyin, az da yapmayın, Çok da yapmayın, bir karer olsun, böyle bu kadar sıcak olmasın, bak bu kadar çok olmuş, Bu kadar sıcak yeter, gecen sene ikizler tohumu çok fazla atılmış ki bu sene böyle sıcak oldu, ondan böyle Yandık Kavrulduk, ikizleri biraz karer yapacaksınız, her şeyi biraz karer yapacaksınız. ve ikizler burcunu yine eksik etmeyin, tohumunu atın yine, ama burada ikizler Tek çeşit değildir, Kiraz ikili Kiraz vardır, ikili ceviz vardır, ikili Findık vardır, Doğada çatal olan şeyler böyledir, bademde de olur, ceviz de olur, ikizler tek değil, yani onu demek istedim Sizlere. ve 2 yapraklı mesela ne var, mesela fesleğen, Reyhan 2 yapraklı galiba. bazı şeyler işte ikizler burcundan, ikizlerde etkili olan şeyler, tek çeşitli degil, ikizler burcu, sadece İkizler vaktinde doğmaz, sadece Mayısta doğmaz, başka mevsimde Doğan ikizlerde vardır, çünkü mesela ceviz Mayısta ermez, Mayısta değildir cevizin vakti, mayıs ayı değildir, cevizin ikizi başka mevsimde dogar.
Yani unutmayın Siz, ikizlere diye niyet edin ve alfa enerjisi yayın, bizim öğrettiğiniz oturuşu oturun, dişinizi öyle fırçalayın,.... Allah size nasip ederse, biri belki cevizden ama belki digeri de Kiraz'dan olur Onu Allah bilir.
Bizden herkes memnun değil, mehdiyi Herkes sevmiyor, Sevenelerinin yanında düşmanları da var, Bize bela okuyanlara da var, Büyü yapanlara da var, Bilmem havasının huvasinan bizi yıkayacağız diye uğraşanlar da var. Muhammedi Muhammed vaktinde Kıymetini bileceksin, Herşey vaktinde güzel, nasıl karpuz vaktinde, erdiğinde güzelce yeniyor, tadı çıkıyor, karpuzu kışın getirsek ortaya, şöyle soğuk buz gibi dışarıda kessek, Kimin canı karpuz yemek ister değilmi? orada zaten soğuk üşüyoruz, karpuz yenirmi orada. Herşey vaktinde güzel, bize de, bizim vaktimiz de bizim kıymetimizi bilecek insanlar lazım. Başımızda bir bela var,
"Bakalım mevla neyler, neylerse güzel eyler." RIZA Makamı
geçebilcekmiyiz geçemiyecekmiyiz. Görelim Bize beddua okuyanların dediğimi tutacak, ya da Allah'ın dediği mi olacak bakacağız. Buradan da nereye varacaksın, Biz Raşit iz İsa değiliz ki, 3 gün sonra tekrar dirilelim, Biz öldükten sonra bizi arasanız da bulamazsınız, biz Bizden gidince, ben benden gidince, beni arasınız da bulamazsınız, Ben bunu bedenden gidince, Ben, Raşit, Raşit demek, erkek çocuklarda 12 ile 13 yaş, kızlarda da belki 15 yaşa kadar, ergenliğe ermek demek. Eğer bir çocuk 15 yaşına ergenliğe ermezse, erkek ise Murahik Kız ise Murahika denir. ihtilam yani oglan çocuklarda, cinsel rüya ile orgazm olup döl vermezse, veya kız çocuklarında, kız hayız görmezse 15 yaşına kadar, o kızım Mürahika dır, Yani 15 yaşına kadar kadın Olmadıysa O reşit veya raşit değildir. Raşitlik ne demek Yani 13 sene, 13 rakamı neden Mehdiye verildi, 13 ne demek insanın Ergin olması adam olması için gereken zaman dilimi demek. erkek veya kadın eregenliğe ermesi demek. ve bizim dünyadaki ve kainattaki dağılımımız ona göredir. öyle Biz 3 senede isa gibi tekrar gelmeyiz dünyaya, bizi toprağa karıştırırsa Allah, 13 sene sonra çıkıp gelebiliriz ancak, 13 sene sonra, 13 senede bir meyve veren bir ağaç gibi, 13 senede bir dünyaya gelen bir tohum, veyahut da onüç de de gelemezsem 130 senede bir dünyaya gelen, 130 senede degelemez isek, 1 300 000 senede bir defa gelen, ve bu gezegenin adı ne, 1 senesi 1 300 000 gün olan, 1 senesi 130 sene olan, yani bizim kiymetimizi vaktimiz de bildiiniz bildiniz, yoksa ben gittikten sonra, sen Külahıma anlat, yada güzel anana selam söyle o zaman.
Bak kuranda 6666 ayet oldugu söyleniyor, sadece birkac surede bir kac aynı ayetin tekrari var, diger her ayete ayri ayri kelimler, ayri dizilimde. ve diyorki rabbimiz euzusuz kuran okumayin, yani hepsinin başına komutanı getirin, o yoksa yardımcısı olan besmeleye çekin diyor, yani besmele yada euzu komutan, onsuz olmuyormuş ve 8 milyar insan var ise, herkes bakıyor mehdi benide bilcek mi, benide ancankmı hatırlayacakmı diye, bak kuranı yaklaşık on defa hatmetmişliğim var. bir adami oradan bilirim kim ve hangi adam hangi adam ile yani kurandaki hangi kelime ne zaman nerede kim ile nasıl gelir yaklaşık bilirim. amma bilmediğim unuttuklarımda olur, o zaman yani Allah da hatirlatirsa öyle bilirim, bilmedigim olmaz. öyle olunca, 8 milyarin hepsini bilebilirim, ne zaman kimin nerede ne oldgunu bilmem mümkün, imkan dahlinde de, ama bilmezsemde Allah hatirlaltir, işte öyle olunca, sen beklerken, senin ardinda sadece sekizmilyar insan yok, sanma bu dünya sadece sekizmilyar, halabuki hergün günde belki 100 milyon ölüyor, 100 milyar da doguyor, ben onlarinda emiri ve imamiyim, yani öyle olunca, sirada kac kişi var, peygamber demişki Beytül mamuru bir tavaf edene bir daha sira gelmez demiyor mu unutma, sana iki defa sira glediyse, sen bahtiyarsin zaten.
RAŞiDi TARiKAT DERSi 13. SINIF SOFiLER
Kuran kainattir ve ve Fatiha Mehdi, ve Fatiha kuranin rar peketi gibidir, bir rar pektinin açılıpda, tekrar kainat olmasi için, nasıl rar peketini açan, rar veya zip paketini açabilen bir programa ve yazılıma ihtiyaç var ise, işte kuranin başında da, euzu ve besmele vardır, ve fakat kurandaki bütün diğer sureler okunurken, sadece besmele ile okursan olur, çünkü kuranda öyledir. ancak yeni kuran okumaya başlayan kimse, başinda bir de euzu çeker, ve fakat püf noktası : Diğer sureler besmele ile okunsa da, fatiha için illa euzu okunur, işte euzu o fatihayı açacak rar programı gibidir de ondan, zikirmizdeki fatihalar euzu besmele ile okunur, diğer kulhu ve benzeri sureler, sadece besmele ile okunur. Bunuda, sadece 13. SINIFA çıkan, ve bu vaaza ulaşan sofilerimiz bilecek inşallah.
Rabbim, Kuranın ve Hayatın idrakinde olan, mümin ve mümineleri Çoğaltsın inşallah.
--oOo---
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve
etûbu ileyk.
--OoO--
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 25 Ağustos 2019 Pazar
Original Kar © glan
Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır
(Kar©glanin 06 Ağustos 2019)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Len yenâlallâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut takvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn.
Meali :
Onun yani kestiğiniz kurbanların, etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat onun ile sizden O’na (Allah a), ancak takvanız ulaşır. (Allah’ın emirlerine teslim olmanız ulaşır.)
Böylece onları sizin hizmetinize verdidiğinden dolayı ve size de doğru yolu gösterdiğinden dolayı, Allah’ın büyüklüğünü tanıyasınız diye. Allahın kullarına bolca İyilik ve ihsanda bulunanaları, varacakları cennet ile müjdele.
Sadakallahul Aziym HACC Suresi 37. ayet
---oOo---
Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Kurban Bayramına şahid oldum. Hutbesini bitirince minberden indi. Ona bir koç getirildi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu:
‘Bismillahi Allahu Ekber' dedi ve kendi eliyle kesti.”
Duanın Manası: “O Allah’ki , o en büyüktür. (Allahin öyle bir ismi ve kuvveti vardır ki, o ismi ve kuvveti en büyüktür) ”
( Hadis-i Şerif , Ebu Davud 2810, Tirmizi 1521, Ahmed 14901)
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
Yolculugumuza başliyoruz :
Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır Yani Hesabı En iyi Bilen Allah tır
Din kardeşimizin bir tanesi diyor ki : matrixteki sanal alem gerçek mi? bunun ile Allah'ın ve yarattıklarını hiçe saymak anlamı çıkmıyor mu? yani Allah'ın yarattığı meyveler sebzeler hayvanlar insanlar hepsi yok mu? hiç mi diye sorguluyor ve soruyor.
cevabın da da, Kendisinin de ifade ettiği üzere, Allah ın her şeyi hesap bile Yarattım buyurduğu kısma geliyor oradan ötesini bizde Şöyle yorum getiriyoruz.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ.
Meali :
Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyi hesaba göre yapandır.
Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 86. ayet
Her şeyin arka planında, elementlerdeki atomların titreşimi sebebiyle bir frekans var. Frekans ise sayısal bir değer, yani titreşim aralığı, sık veya seyrek titreşim ve bunu sayısal değere çevirdiğimiz zaman, görmek, duymak, konuşmak, Her şey bir sayısal ve frekans yapısında, titreşim yapısında. Öyle olunca, aynı bilgisayarın arka planında sıfır ve birlerden oluştuğu gibi, bütün ses, görüntü aynı frekans halinde, zaten bilgisayara bu sistemi kopyalamışlar zaten, insan yapısındaki sistemi bilgisayarı keşfettiklerinde, zaten aynısını bilgisayara kopyalamışlar. Bilgisayarda Herşey sanal, konuşmak, bakmak, renkler, ses, video, görüntü, hepsi arka planda sıfır ve birlerden oluşuyor. Allah da işte buyuruyor ki "her şeyi hesap ile yaptık." Allah'ın hesab ile yapması, karmaşayı ortadan kaldırıyor, arka planda bir hesabın olması, sıfır ve birlerden olması, frekans yapısının olması, Kainattaki karmaşayı ortadan kaldırıyor.
Mesela bir ağacın yaprak ve dal olaraktan büyümesi, gelişmesinde, ne kadar bir harika özellik ve ahenk var. Bir tarafı bir tarafından şöyle çıkıntılı olmuyor, dengeli bir şekilde büyüme yapıyor, Altın Oran deniyor Buna. O da Allah'ın koyduğu bir hesap ile, bir hesaba göre, bir sayısal değere göre büyüme yapıyor. Bir çiçek yapraklarını, o sayısal değere göre açıyor, dengeli şekilde, göze güzel hitap eden şekilde.
Yine mesela güneşin doğup batması, Güneş Hiçbir gün demiyor ki, "bugün şu köşeden doğayım" yarında "öbür köşeden Doğayım" bugün de şu tarafa saklanayım da şu taraftan çıkayım demiyor. her gün dengeli bir şekilde doğudan doğup, Batıdan Batıyor. yani bir denge var. sayısal bir düzen intizam ve mizan var. Bir hesap ilmi var, arka planda bir hesap ay sene gün hafta mevsim hepsi bir hesap değil mi, bir matematik var, Her şey öyle. insanoğlunun kendi yaptığı şişe, cam, bardak da bile altın orana uyulduğu zaman, dengeli ve Göze hitap ediyor. ve o yüzden o matrix'teki sanal gerçeklik Aslında doğru, ama Allah ın arka planda, kainatı sayısal olarak, ve frekansal olaraktan yaratması, maddenin olmadığını ifade etmiyor. Madde Yok değil, işte o titreşimlerin sıklık veya seyrekliği, maddenin katı, sıvı, veya gaz gibi hallerde bize gözükmesini sağlıyor. çok sık titreşen bir madde, demir gibi sert bir madde olarak karşımıza çıkıyor, seyrek titreşen bir madde de, oksijen gibi, hidrojen gibi, Gaz halindeki maddeler olaraktan, karşıyı bile görebildiğimiz saydam maddeler ve elementler halinde ortaya çıkıyor, Ve bize tezahür ediyor, bizim gözümüzde gözüküyor. Yoksa madde var.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ وَمِنَ الأَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve huvellezî enşee cennâtin ma’rûşâtin ve gayra ma’rûşâtin ven nahle vez zer’a muhtelifen ukuluhu vez zeytûne ver rummâne muteşâbihen ve gayra muteşâbih(muteşâbihin), kulû min semerihî izâ esmere ve âtû hakkahu yevme hasâdihî ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhibbul musrifîn. Ve minel en’âmi hamûleten ve ferşâ(ferşan), kulû mimmâ razakakumullâhu ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni),innehu lekum aduvvun mubîn.
Meali :
Ve asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları, yenilen çeşitli ekinleri,birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları yaratan O’dur. Ürün verdiği zaman, onun ürününden yeyin. Onun hasad edildiği gün, onun hakkını verin. İsraf (ziyan) etmeyin. Muhakkak ki; O, müsrifleri (israf edenleri) sevmez. Hayvanlardan yük taşıyanlar ve kesim hayvanı olanlar var. Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden (kesim hayvanlarından) yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.
Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 141 ve 142. ayet
Hayvanları Allah yarattı, Adem'i yarattım diyor Adem'i yaratmadımı
"And olsun biz insanı kuru bir çamurdan, suretlenmîş balçıktan yarattık." (Hicr, 15/26)
"O insanı (Âdemi) bardak gibi (çınlayan) kupkuru bir balçıktan yarattı." (Rahman, 55/14)
"Yaratılışta kendileri mi daha kuvvetli yoksa bizim yarattıklarımız mı? Hakikat biz onları cıvık bir çamurdan yarattık." (Saffat, 37/11)
"Ki o, yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı (Âdemi) yaratmaya da çamurdan başlayandır." (Secde, 32/7)
"And olsun biz insanı (Âdemi) çamurdan (süzülmüş) bir hulâsadan yarattık." (Mü'minun, 23/12)
"O, sîzi çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir edendir." (Enam, 6/2)
"Sizi (aslınızı) ondan (topraktan) yarattık." (Tâhâ, 20/55)
"Sizi bir topraktan yaratmış olması O'nun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa yayılır) bir beşer oldunuz." (Rum, 30/20)
o zaman matrixe göre hani biz sadece sayısal mı varız, Adem ve İnsanoğlu diye bir şey yok mu?
Hayır öyle değil, her şey var, yaratan, var eden, yoktan var eden Allah, her şey var, fakat arka planda, kainatın dengeli şekilde yürümesi ve devam etmesi için, Allah bir Sayısal değer koymuş, matematiği bilen insanın zaten kafayı yeme mesi elde değildir. Yani kafayı yememek elde değildir, Çünkü insan, Allah'ın yaptığı matematiksel mucizeleri gördüğü zaman şaşırmaması "Allahu Ekber" deme mesi zaten elde değildir. Rabbim ne güzel bilmiş de yapmış da böyle her şeye bir hesap koymuş, her şeye. her şey o şekilde dengeli bir halde Seyran etmek de kainatta, yoksa dediğim gibi, güneş bugün şu köşeden doğardı, yarın başka köşeden doğardı da, doğu batı diye bir bilgimiz olmazdı, doğu ve batı olduğu zaman, biz seyahat edeceğimiz zaman, doğuya veya batıya gideceğimizi bilebiliyoruz, ki hangi tarafa gittiğimizi, mesela Amerika'ya İngiltere'ye gittiğimizi bile bilebiliyoruz, işte Güneş Eğer dengesiz şekilde de olsa ve doğsa, yön bilgimiz olmazdı, ve düzensiz bir yön bilgimiz olurdu, Ne yana gideceğimizi bilemezdik, Allah ki bu hesabı yapmış ta, bu dengeyi koymuş ta, Güneş her gün doğudan doğuyor, batıdan batıyor da, bizim yön bilgimiz doğru, ve sayısal değerlere çıkıyor. hakeza hakeza.
Başka bir mesele
Musevi bir vaizden dinlediğim son vaaz konusu "Ben mi önemliyim, yoksa hedefim, amacım, gayem, dava mı önemli"
Tabii o vaizin kendi görüşü, ve oradaki Meclisi'nde bulunanların görüşü kendisine ait, Ben de bu konudaki görüşümü şu şekilde beyan ediyorum:
Allah peygamberler gönderdi ki, insanlık davasının belli bir hedefe varmasını istemiş. Başta Adem atamız var, ve Adem atamız belli bir süreden sonra ölmüş, yerine Şit Aleyhisselam peygamber olaraktan geçmiş. Baştan zaten olay açık. Önemli olan dava diyor, kişıler değil yoksa Hz. Adem ölmezdi. Buraya baktığımız zaman, Önemli olan insanlık davası, insanlık ve insan olmak, insan kalmak, insanın en iyi seviyeye çıkması, yaratıldığı en güzel hedefe varması, yaratıldığı gibi güzel bir hedefe varması. Allah öyle diyor ya, onu en güzel şekilde yarattık, sonra aşağıya indirdik, aşağıdan yukarıya çıkmasını bekliyoruz.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.
Meali :
Muhakkak ki Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.
Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4 ve 5. ayet
Dedik İşte, biz en yukardayız, Hani yukarı baktığımız zaman, Sema'yı, Biz gökyüzüne baktığımız zaman, Sema görüyoruz, Geçenki vaazda anlattığım mesela, Peki gökyüzü hangi tarafa, aşağımı yukarımı, sağ mı sol mu yukarı doğru mu ne anlayacağız. Avustralya'daki aşağı indiği zaman, yukarı çıkmış olacak. kanada'daki yukarı çıktığı zaman, yukarı çıkmış olacak, ekvatordaki, yan gittiği zaman yukarı çıkmış olacak. peki Yukarısı neresi, Tin Suresinde, "onu en aşağıya indirdik" diyor. merdivenden indirilişin, Bir de merdivenden çıkması var değil mi? zamanımız Mehdi vakti, ve altın çağ, her şeyin en güzel olduğu yer, o zaman çıkılacak yere çıkmışız. insanoğlu geldiği yere geri dönmüş, insanoğlu, Adem atamızın kovulduğu yere geri dönmüş, kovulduğu cennete geri dönmüş, şu anki nimetler hiçbir vakit de yok aşağı katlarda, ha gerçekten çıkmış mıyız? daha bundan ötesi var mıdır bilmiyorum, Allahu alem, Buradan daha ötesi var mıdır, onu Allah biliyor, ama Adem meşaleyi şide devretmiş, şid Nuha devretmiş, Nuh İbrahim'e devretmiş….
Hepsi o dava uğrunda canlarını feda etmiş mi? etmiş. Demek ki şahıslar önemli değilmiş, Önemli olan insanın merdivenden tekrar yukarı çıkması mıymış. öyle zannediyorsun, şahıslar önemli değil, önemli olan Hedef. Peki Hedefte onlar olmayacaksa, neyin uğruna canlarını feda ettiler. Bak Burada, şu anda, ibrahimler da var, Adem lerde var, musa larda var, o zaman hepimiz hedefe çıkmışız, şahıslarda önemliymiş, ama başlangıçta, meşaleyi bir öteye devretmek var. En son nokta Mehdi, kainatın çekirdeği, şimdiye kadar dava önemliydi, şahıs önemli değildi, Mehdiye kadar, bayrak mehdiye teslim edilesiye kadar, herkes ölüp, vefat edip, bayrağı bir öteye taşıyordu. Peki bayrak Mehdiye geçti mi ne olacak? Ondan ötesi yok, Mehdi en son nokta, artık bayrak mehdiye geçti mi ne olacak? peki onun davası ne? Mehdi vakti en zirvede zaten. Artık ağaç meyve verdi ve, meyvenin içinde de çekirdek dürüdü, Mehdi de davasını sürdü, insanları böyle güzel hale, güzel vakitlere, ve uyanık hale getirdi. ve meyve deki çekirdek de olgun hale geldi, Mehdi de olgun bir insan oldu, yani artık her şeye aklı erer hale geldi, 40 yaşını geçti, Peki ne olacak bundan sonra, hala bayrağı başkasına mı teslim edecek, Mehdi de bayrağı başkasını mı teslim edecek, daha ötesi var mı ondan daha önemli kimse burada varmı artık. hangi dava, artık nereye gideceğiz, Buradan sonra, kainatı yok etme, yıkma ve kıyametin kopması mı? amaç bu muydu, bizim bütün gayretimiz, canımızı feda etmelerimiz kıyameti koparmak için miydi? amaç bu değil. Amaç İnsanlığın en güzel noktaya, zirveye çıkmasaydı. zirveye çıktık, o zaman, kıyamet ne? Kıyam etmek, ayaklanmak, ayağa kalkmak, şimdi Hepsi, O canını feda edenlerin hepsi, Ayaklandılar ayağa kalktılar. Şimdi kıyam ettik artık.
Mesela elma yiyen birisi, Eğer Elma'daki vitaminleri almak için yiyorsa, onun içindeki çekirdek, Onun için çöptür, çekirdeğin Hiçbir önemi yoktur, tükürür Atar, çöpe atar. Halbuki ağaç özendi bezendi, içine çekirdek diye bir şey koydu, elmanın içinde çekirdek diye bir şey meydana getirdi. sen Ben elmayı yiyoruz, çekirdeğini çöpe atıyoruz, bizim için bir önemi yok, o bir çöp niteliğinde. Mehdi'nin durumu ne burada? Mehdi kainatın çekirdeği. Bazısı için Mehdi Çöpten bir adam, önemsiz, kayda değer olmayan, uyduruk masallar okuyan, göbeğini kaşıyan adamın birisi, önemsiz, değersiz, dedikya hani elmanın çekirdeği gibi, gayesi elma yemek olan adamın, Çekirdekten faydası ne olsun ki, çekirdeğin de o na faydasını ne olsun? Böyle düşünen bir adamın, Mehdiye faydası ne olsun? Mehdi'nin gayesine amacına, o bütün peygamberlerin amacına gayesine, O ağacın amacına, gayesine, hizmeti ne olsun böyle düşünen bir adamın. ama botanikçi bir amca, yada bahçeci bitkici bir amca, ağaç dikmek isteyen, elma bahçesi ormanı yapmak isteyen, dünyada elma ormanları bitmesin diye düşünen bir amca, iyi bir elmanın, İyi çekirdeklerini de, elma yedikten sonra ayırır, kurutur, Ondan sonra, vakti geldi miydi, Onu Diker, yeniden elma ağacına döndürür. onun için de, o çekirdek önemlidir. onun için de, üstündeki elmayı, icap ederse, Soyar Keser hayvanlara yem eder, Kendisi bile yemez, onun için de önemli olan çekirdek dir. Çünkü onun gayesi, elma ormanı yapıp, elma satıp, para kazanmak da olabilir. iki farklı görüş. iki farklı amaç. iki farklı gaye, hangisinin gayesi yanlış? burada elma yiyen amca, elmadan alacağı vitaminleri düşünüyor, sağlığını düşünüyor, yanlış mı? bu şekil de düşünüyor diye, onun için çekirdek önemli bir şey değil. Tamam kabul ettik.
ikinci adamda elma ticareti yapmak istiyor, o zaman elma bahçesi meydana getirmek istiyor. Bu adamda pazardan almış elmaları, elmaları kesip kesip, içindeki çekirdeklere önem veriyor, Bir de gidip kaliteli elma alıyor, elmanın iyisini seçiyor, çeşitlerini seçiyor, şu elma şu elmadan, şu elma şu elma dan diye çekirdekleri ayırıyor, sortieren ediyor. Sonra da onları dikiyor, elma bahçesi meydana getiriyor. Oradan da yine, elmaları satıp zengin olacak, bununki de bir amaç ve Gaye, doğru mu? kendince doğru. işte Mehdi bekleyenin durumu da böyle bir şey. Kainat çekirdek verdi, artık özünü buldu, Altınçağa ulaştı.
ulaştı ya, artık Mehdi'nin bir önemi yok, artık oraya ulaştı ya, artık o (Mehdi) değersiz orada. oldu mu bu? Halbuki o çekirdeğin içindesiniz, zaten Mehdi'nin içindesiniz siz. Mehdi var ise, siz varsınız zaten, ama bilmiyor ki bunu, ulaşılacak yerin çekirdek olduğunu, çekirdeğinde Mehdi olduğunu bilmiyor ki, Kimisi kabuğuna bakıyor, ve Ademde, Musa da, Muhammed de kaldı. kimisi de çekirdeğine bakıyor, daha bayrağın varacağı yere bakıyor. Halbuki orasıda burada ve burası işte. kimisinin amacı para ve, O na mehdiye bakip, Bundan iyi para kazanırız diye hesap ediyor. hepsinin amacı var, ama Allah'ın da bir amacı gayesi vardı, Mehdi dünyaya göndermek te, kainatı yaratırken, ona çekirdek vermek de, Allah'ın da bir amacı vardı, Ademi aşağı indirmek de de bir amacı vardı, Evet artık kim Mehdi'nin amacına hizmet eder, kimde kendi derdine düşer size bırakıyorum.
Başka bir mesela alkolün ve yasaklığı sebebi
insanoğlu doğaya baktı ki, üzümü iyileştir di, kendi bahçesinde kendi yetiştirmeye başladı.
Daha sonra onu muhafaza etmenin yollarını aradı, kurutmayı buldu, suyunu çıkarıp şerbet yapmasını buldu. Fakat şeytan boş durmuyordu. Allah meyveleri yediğimiz zaman, midemizde, onları alkole çeviriyordu. Midemizi bunu, içeride, laboratuvar ortamında, alkole, vücuda yararlı alkole çeviriyordu. Bunu insanın içini dışını gezen şeytan, insanın ilk yaratıldığında içini dışını gezen şeytan, bildi ve öğrendi. Daha sonra da, dünyaya indikten sonrada içine girmeye başladı, içeride ne olup bitiyor, girip bakıyor, görüyordu ki, içerde alkole çevriliyor, ve bunu dışarıda çevirmesini öğretti insanoğluna, Allah'ın yaptığını ben de yaparım dedi. Haşa Bu hikayede amacı bu, Allah'ın yaptığını, ben de insanlara yaptırırım dedi ve, insanlara üzümü ezip şıra yapmasını öğretti. üzüm şırası biraz bekleyince, faydalı sirke oluyordu, denedi olmadı. biraz daha bekleyince alkol oldu. ama laboratuvar ortamında, yani vücudun içinde, alkol halini alan bir meyve, vücudu sarhoş etmiyordu, laboratuvar ortamının dışında yapılan alkol, dışarıdan tepkiler gördüğü için, başka bakteriler onun içine karıştığı için, insana sarhoşluk verdi. Kendini unutturma sını sağladi, kendini unutan İnsanoğlu da, ne yaptığını bilmez işler yaptı. Halbuki Allah'ın yöntemi, onu, insan bedenindeki hassas laboratuvar ortamında alkole çeviriyordu, bu nuda keşfettiler, damıtma diye bir şey keşfetti, dedi acaba o şekilde olacak mı? bu sefer de bira ve birakeşler doğdu, damıtma biralar, o da aynı şekilde, o da sarhoşluk verdi, Allah'ın yaptığının tersiydi oda. şeytan ne kadar uğraştı ise de, Allah'ın midede yaptığını başaramadı, yenik düştü burada, yenik düşmeye de mahkum zaten.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Kul huvallâhu ehad. Allâhus samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehu kufuven ehad.
Meali :
De ki: “O Allah, Bir’dir Tek’tir.” “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” O, doğrulmamış ve doğrultulmamıştır. (O nun bir anne babası yoktur). “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”
Sadakallahul Aziym İHLAS Suresi 1,2,3 ve 4. ayet
Allah, ikinci bir Allah'ı kabul etmiyor, Evet halife yaratmış ama, halife kendisi gibi demek değil. Koltuğuna göz dikeni, hedefine vardırtmıyor çıkartmıyor.
Ve bunu da şu örnekle açıklayayım:
Mesela insanoğlunun C vitaminine ihtiyacı var, ve biz C vitaminini, sanal yada suni ortamda meydana getirebildik, o zaman portakala ihtiyaç yok, portakalın kabuğuna da ihtiyaç yok, portakalın çekirdeğine de ihtiyaç yok. Ne lazım? sadece sıvı içindeki, o sıvı C vitamini ve onu tutan suya ihtiyacımız var. Biz bunu laboratuvar ortamında, suni ortamda meydana getirdiğimiz zaman, kabuk çöp, çekirdek çöp, kabuğun üstündeki asit çöp, Nasıl alacaksın, Nasıl yetiştireceksin böyle bir meyavayı doğada, portakalın sadece içini vitamin olaraktan insana veriyoruz, Evet bugün bu Keşfolmuş, sandoz tabletleri diye bir şey var. Eee sen C vitaminini direk alıyorsun, portakala gerek yok, biraz su kattıkmıyıdı, sıvıyla aldın mıydı, vücuduna gerekli olan C vitamini almış oluyorsun, ama Allah'ın bize verdiği gibi oluyor mu? olmuyor, ona yakın minvalde oluyor.
Ve bunun da bazı zararlarının olduğu ortaya çıktı, Halbuki Allah portakalın kabuğundaki asidine ayrı bir hikmet saklamış, altındaki o turuncu kabuğu ayrı bir hikmet saklamış, onun altındaki kavucuk gibi yere başka bir hikmet saklamış, Hatta hatta ortasından geçen o eksene ayrı bir hikmet saklamış. Aynen üzümün pekmez olması, sirke olması, şarap olması, hatta pekmez katıp helva olması, ayrı ayrı tatlar, ve ayrı faydaları var, sirkenin faydası, pekmezde yok, pekmezin faydası da, helvada yok, Öyle olunca Allah zinciri Zincire bağlamış, Sen zincirden birisini aldığın zaman, zincirin alt kısmı kopup aşağıya düşüyor, ve sistem bozuluyor.
Biz Mars'a gideceğiz, Orada koloni oluşturacağız, Bilmem bitki üreteceğiz hikayeleri fasa fiso. işte uzaydaki adam, Portakal Ağacı yetiştiremeyince, portakaldan alacağımız bütün hizmetleri alamayız, yine koyun olmadan üretilen etten, koyundan aldığımız, Ne tadı alırız, ne faydayı alabiliriz, inekten ürettiğimiz süt ile, suni yöntem ile ürettiğimiz süt aynı değil, hani soya sütü diye bir şey çıkardılar ya, soya sütü, inekten aldığımız süt ile aynı değil, Yine Mısır şekeri çıkardılar, Mısır şekeri ile, pancar şekeri aynı değil, çünkü aynı olsaydı, Allah Mısır ile pancarı ayrı ayrı yaratmazdı ki. Allah'ı dangalak mı zannettin ahmak, niye ayrı ayrı yaratmış, iki farklı bitki, sirke ile nasıl pekmez aynı değilse, pancar ile Mısır'da aynı değil, ondan üretilen Şeker ile dieğerinden üretilen Şeker de aynı değil.
Allah'ın koyduğu düzeni bozduk artık, Allah'ın bize ikram ettiği dünyayı bozarsak, işte böyle Mars ararız. Mars'ta da ters geliriz o zaman.Tavlada Mars ada 2 Mars biters Derler ya tavla oyununda.
Mars yenilmek demektir tavlada. dünyanın kıymetini bilin, dünyanın kıymetini, Marsa gitmeye ne hacet, yoksa yeniliriz işte böyle.
Allah, insanlarda da, kainatta da, bir düzen, bir nizam, bir hesap ilmi, ve bir sistem koymuş, fakat o bozulunca..
Mesela gözlük ne zaman çıktı? ve neden lazım oldu?
Yazı bulunduktan sonra, gözler, karınca gibi harfleri okuyabilmek için, bir küçülüyor odaklanıyordu, bir de etrafa baktığımız zaman annene, babana, deftere, kitaba, televizyona bakıp odaklandığında da büyüyordu mercek. bir küçük, bir büyük, bir küçük, bir büyük, derken lastiklerin sünmesi gibi, gözlerin kasları da, Sünüp sonra toparlanma maya başladı, odaklan ma maya başladı. çünkü lastik artık laşkaya döndü. Öyle olunca gözlük diye bir şey bulduk, odaklanma yerinde de göze destek verdik. Böylece zannederiz ki gözlük ile gözü tedavi ettik!! Halbuki lastik yine bozuk, toparlanmıyor, gözlük o işi görmüyor, gözün tedavisi başka bir şey. sonra biraz daha ilerledik gözün üstündeki mercek suru kesip, tedavi ettik zannettik. O da tedavi değil, gözün parçası koparıldıktan sonra göz tedavi olmaz, sonra yeniden aynı hastalık türemeye başladı.
Burada yine tıpçılara ve ilaç Sanayisine bir ışık tutayım :
Gözün tedavisi, göz kaslarını güçlendirmek de, tedavisinin sırrı, gözdeki ve gözün etrafındaki, göz kaslarını güçlendirmek de yatıyor. Onun kaslarını tekrar güçlendirip eskisi gibi sünmesini yani elastikeyini kazandırınca, odaklanmadaki gibi, geniş ve dar çerçeveyi oluşturduğu zaman, elastikiyeti tekrar eski haline döndüğü zaman, kaslar çalıştığında, göz tedavi olmuştur. sadece kasların geri eski kuvvetini kazanmasını sağlamak gerekiyor. oda vitaminlerle, biyolojik gıdalarla mümkün, oradaki kasların yapısını oluşturan maddelerin hangi bitkilerde olduğunu, ve o bitkiyi nasil vücuda almamız gerektiğini öğrendiğimizde. o gıdalar Neyse, onlar ile onu, yani gözü desteklediğiniz zaman, göz tedavi olmuş olacak. yoksa ne kesmek, ne gözlük bunun çaresi değil.
Yiine başka bir konu
Bu konu ile ilgili bir konu açtım Forum'a, kurban vakti geldi ve, bütün derneklerin gözü, milletin cebine indi, cebindeki parayı, O diyor ben alayım, Beriki diyor ben alayım, ve reklamlar filan gırla gidiyor.
Bakıyorsun Hepsi de Allah adamı gibi görnüyor! Hayır yapıyorlar gibi!!
Hayır hayır hepsinin gayesi de amaçları da, cepleri ve para kazanmak, internetten Almanca arattığınız zaman mesela ben Nijerya yı ele aldım. Nijerya'da yiyecek, içecek ve günlük harcamaların, giderlerin ne olduğunu, Turist rehberi sayfasının birisinde listelenmişler. orada yani, Nijerya da, bir kilo et, ister bu sığır eti olsun, ister koyun eti olsun ve benzeri etin kilosu 1,38 Naire imiş, yani Nijerya parası, bir buçuk Naire bile değil. 1 Nijerya parası 2.5 cent yapıyor veya 15.5 Türk kuruşu ediyor.
Ve ben burada cok zaman cok koyun koç kestiğim için biliyorum, Kurbanda da kestim, saari zaman yemek için de kestim, ve biz buralarda eskiden helal et bulamadigmiz için, zaten kendin kesmek zorundaydin, kasap, türk kasap falan yoktu eskiden buralarda. ve bir koyunu kestiğin zaman, onun kemikli eti, iyi bir koyun olsa bile en fazla hadi diyelim 25-26 kilo gelirdi, ve ben ortalam bunu 20 kilo olarak ele alsam, 1,5 Naire den 20 kilosu 20 çarpı bir buçuk 30 Naire, yani 30 Nijerya parası, oda 2 cent ile çarptığımız zaman 0,075 cent yapiyor bir euro bil degil Türk lirasi ile ise 20 kilo çarpı 15.5 Türk kuruşu oda eder 4,5 Türk Lirasi yani nijeryada bir koyunun parasi 4,5 Türk lirasi yada 0,075 Euro
yardım dernekleri en ucuz kurbanlık için 65€ ile 80€ istiyorlar
orada bir kurbani 0,075€ ya aliyorlar ve geri kalan kurban 65 euroayssa 64 eurosu ceplerine 80 aldilarsa 79 u ceplerine giriyor
biz Kurban kesiyoruz diyen uyanıklarin cebine gidiyor, onu da, bir tane kurban kesti miydi, dağıtıyoruz diyerekten, üç beş kişiye el kadar et dağıtıyorlar, Gerisini de kestik gösteriyorlar vebali pis günahları boyunlarına.
kendi maaşlarını çıkarıyorlar , amaçları kendi çıkarları, neden her Dernek, her tarikat, her İslam'ı Grup, hemen yardım derneği kuruyor? ballı lokmayı hepsi gördü, zaten Bu tarikatlarda benim gördüğüm, yaşadığımı kadarıyla, bunların içine, işin kantininden giripte, Orada çalışan insanlar, Lokman'ın ballı yerini görüyor zaten, o zaman bu uyanıklar, Tarikatı Allah'ın kitabı falan bırakıp, Bu işin para tarafına bakıyorlar.
Ben, benim eski tarikattaki arkadaşlarımdan, hic et kesmesini bilmeyene, kurban kesmesini öğrettim, adam Kasap oldu çıktı, para kazanıyor. oradan işi paraya çevirdi. Sofilerin Kasabı oldu çıktı.
Yine birisine su tesisati nasıl yapılır öğrettim, Sofilerin su işlerini tamir eden Sucu oldu çıktı.
Yani Lokman'ın ballı yerini gören, bu işte ticarete atılıp, Bu işin para tarafına bakıyor, parsadanı götürmeyi öğreniyorlar. işte burada da kurban işinin nasıl bir ballı lokma olduğunu görenlerin hepsinin ağzının suyu aktı, o diyor bana gelsin, beriki diyor bana gelsin, yani Müslümanın cebindeki paraya, kurban parasını göz diken hainler bunlar.
Dergahta imamımız vardı, olmadığı zaman ben geçip, yedek imamlık yapıyordum, para pul almıyordum, O ise parası ile yaptı bu işi, sonunda vize aldi işçi oldu,tekkeyi tarikati dergahi imamlığı filan falan bırakıp kaçtı gitti, amacı gayesi işçi olmak, para kazanmak mış. Bizlere kalmış Allah adamlığı, Allah adanmışlık bizlere kalmış, herkes işin ticari yönünde, derdi Allah olan falan kalmamış. o zaman da yedek imamdık Şimdi de, parasız imam. ona da 13. imam derler.
Asıl İmamlar parayı kazandı yaylaya keyfe çıktı, Biz köyde kaldık, yerimizde köyde kaldık.
ve dünyada 3 tane ağaç kaldığını farz edelim, ve Soğuk bir kış gelse, o ağaçlarda meyve ağacı olsa, karnımızı onlardan doyuruyor olsak, kış gelince dayanamayacağız bahara kadar diye, o 3 ağacı da kesip, yakıp ısınmak mı lazım, yoksa bir şeyle idare edip, ağaçları korumak mı lazım. dedi ki işte Allah adamlığı mehdi ve askerine kalmış, x ve y bozonu, onu da kesin görün ananızın abdest çanağını, kış çetin geçecek Mehdi ve askerinide yakar ısınırsınız, Ondan sonra, gelecek seneye Allah kerim ya, ondan sonra, bana diyecek Söz kaldı mı? akıllı insan iyiyi kötüyü anlayıp fark edecektir zaten.
Hani Kızılderililerin Kıyamet senaryosu var ya, son ağaç kuruduğunda, son kuş öttüğünde...
Hikayeyi bitirip bitirmemek Allah'ın iradesinde, bizim değil, oyuncakları ile oynayan çocuk, artık oynamaktan sıkılıp, karnı Acıkınca, en güzel oyuncak da olsa, oyuncakları bırakıp, yemek ve yiyecek bir şeyler arayacaktır, mutfağa geçecektir. O zaman bu oyundan sıkıldımıda Allah, bizi yok edip yerimize daha başka bir şeyler yaratmaya kadirdir. Allah bize ne muhtaç, ne de bizden nemalanıyor, biz yokken de Allah vardı, bizden nemalanıyor olsa, Hani matrixteki, bizi pil yerine, enerji yerine kullanıyor olsa, bizden önce enerjisinin ne ile çalıştırıyordu, alakası yok, Allah'ın bize de ihtiyacı yok, Biz gibilerede ihtiyacı yok, dilerse bize cenneti, vaad ettiği cenneti verir, yaşatır. işte Zaten yaşamışız onu da, serüven bittiyse, film bittiyse, daha hala sinemada oturmanın da alemi yok ki. Film Bitti, artık sinemayı terk etme zamanıdır değil mi? o zaman kıyamet koparsa, şaşmamak lazım, Film bitti Aşk bitti yapı paydos, Yani bizim elimizde değil, Allah dilerse kıyameti Yarın koparır, dilerse bize vaad ettiği cenneti verip, sınırsız bir hayat, sınırsız nimet, sınırsız bir ilim verebilir.
isterse de hepsini elimizden alıp, aynı atari oynayan çocuğun, atariyi kapatıp, derse geçmesi, ya da yemeğe geçmesi gibi.
Kurban Kesiyoruz Adı Altında Yardım Derneklerince Yapılan Büyük Sahtekarlık
Karoglan Hoca Deşifre Ediyor :
internetten aratabilir bulabilirsiniz
Mesela ben nijerya örenegini aldim ve aradim buldum
yardım DERNEKLERiNDE YAPILAN SAHTEKARLIK
UYAN MÜSLÜMAN
yardım KRUMLARINDA EN ucuz kurban fiyati 65 euro yada 80 Euro
65 euro =26 166 Naire ediyor
nijeryada 20 kilo et 26 naire ederken
Yani bir koyun yada sığıra karışmak 26 naire, peki geri kalan 26140 naireyi kimler yiyor?
zaten orda adam başı bir kurban da dağıtmıyorki bir kac koyun kesip el kadanda et veriyor
VE DAGITTIKLARI ISE BUNUN BELKiDE KIRKDA BiRi KaDAR BiR AVUC KADAR ET, ADAM VARIPDA KURBANIN HEPSINiDE VERMiYORKi,HEPDEN SAHTEKARLIK
BÜTÜN yardım DERNEKLERIDNE AYNI
HEPSI RANT VE KOLAY PARA KAZANMANIN YOLU OLARAK BU iŞi YAPIYORLAR.
UYAN MÜSLÜMAN
Kurban Nasıl Kesilir? Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi
Kurban kesiliriken birinci dikkat edilecek husus kesilecek hayvanın eziyet çekmemesini sağlamaktır bunun için İslama Uygun Kurban Nasıl Kesilir?
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Usulü ile Kurban Nasıl Kesilir?
Kurbanlık hayvanı usûlüne uygun olarak rahatça ve fazla eziyet vermeden kesebilmek için, Önce diz boyu çukur kazılır ve keskin ve büyük bir bıçak hazırlanır. Hayvanın göremiyeceği bir yere konur. Kurbanın gözleri tülbentle bağlanır. Boğa, tosun gibi büyük baş hayvanların kolay kesilebilmesi için çengele asılması caizdir. Sonra kurbanlık hayvan, kesileceği yere eziyet verilmeden götürülür, Boğazı çukurun kenarına getirilir. Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, sol arka ayağı ortaya gelecek ve ön iki ayaklarda iki kenara gelcek şekilde ayaklar birleştirilip bu üçü bağlanır, ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
"İnni veccehtu vechiye lillezi fatares semavati vel arda hanifen ve ma ene minel muşrikin."
(Enâm Suresi, 79)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
"İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi`l-âlemin."
(Enâm Suresi, 162)
Bu ayetlerden sonra, 3 defa "Allahü ekber Allahü ekber. Lâ ilâhe İllâllahü vellahü ekber. Allahü ekber ve lillâhil hamd." şeklinde tekbir getirillir ve "Bismillâhi Allahü Ekber" denilerek Besmele çektikten sonra,dikkat sadece besmele değil tekbirli besemele yani "Bismillâhi Allahü Ekber" denir, başka dünya kelamı etmeden ve, başka iş ile meşgul olmadan, hemen hazırlanan keskin bıçak, hayvanın boynuna çalınır. Besmele unutulursa zararı olmaz. Kasten Besmelesiz kesmek haramdır.
Hayvanın boğazında yemek borusu, nefes borusu ve iki yanda birer kan damarı vardır. Bu iki damar ve yemek borusu, nefes borusu bir anda kesilmelidir. ve gırtlağın arka tarafında, normal omurulik kemiklerinden farklı, ve biraz büyük, ve ortasında içe açılan bir delik bulunan, GIRTLAK kemiği vardır. Omuriliğin ve onun içinden, sinir teli geçer ki, beyine, ayaklar ve diğer organların hareketini sağlayan, sinyalleri ileten, sinir teli, yani ilik veya mundarilik. Ve son işlem olaraktan, bu kemiğin delik yerinden, o mundarilik kesilerekten, mundariliğin yukarı ile yani beyin ile bağlantısı koparılır ki, hayvanın alt kısımları ve organları keslirken ve derisi yüzülürken, o organlar ve derisi, beyine sinyal yollayıpta, acı çekmesin diye, baglantı koparılır, aynen elektrik tesisatındaki, ana sigorta veya şartelin kapatılması gibi, veya bilgisayrarın netzwerk kablosunun fişten çekilirekten internet bağlantsının kesilmesi gibi. Böylece hayvan yüzülürken ve parçalanırken, acı sinyalleri beyne gitmez, ve hayvan acı çekmez. Çünkü kurbanın yüzüldükten sonra en son kafası ayrılır, Yoksa hayvan her bir bıçak darbesini hisseder.
Ölüm, insan müdahalesi olmadan kişinin hayatının sona ermesidir. ölüm, Allah indinden Azrail vasıtasıyla gerçekleştirilir. Allah, «De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz” buyurmuştur.
Beyin ölümü hayatın sonudur
Delilleri: İnsan hayatı mevcudiyet ve ademiyet olarak beyin ile irtibatlıdır. Fukaha, kesilen hayvanın hareket etmesini onun tam anlamıyla hayata sahip olduğunu gösteren bir delil olarak itibara almaz. Bu meseleyi konunun uzmanlarına (ehli zikr) sormak gerekir. Tabipler beyin ölümünün nihai ölüm anlamına geldiğini söylemektedirler. Ruh bedene beyin vasıtasıyla hükmeder. Eğer beyindeki en önemli kısım olan beyin sapı fonksiyonunu kaybederse ruhun beden üzerindeki kontrolü sona erer, ruh bedenden çıkar ve Azrail ruhu kabzeder.
Ölüm anı ve ölüm sonrasında yaşananlarla ilgili sürdürülen çalışmalar dahilinde de vücudun verdiği tepkiler gözlemlendi. Ortaya çıkan sonuçsa pek çok kişiyi ürküttü..[1]
Öldükten sonra neler oluyor?
ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia ölümden sonra beynin çalışmaya devam ettiğini söyledi.
Ölümden sonra hayat var mı? sorusunu gündeme getiren olay Kanada'da yaşanmıştı. Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.
Açıklanamayan vakada, hastanın ölmesinden sonra beyin aktivitesi 10 dakika boyunca kaydedilmişti.
Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.
Ölümden sonra beynin çalıştığını iddia eden bir diğer bilgi de ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia'dan geldi. Dr. Parnia'ya göre ölümden sonra beyin çalışmaya devam ediyor.
Dr. Parnia, "Beyin öldükten sonra da çalışmaya devam ediyor, insanlar öldüklerinin farkında oluyorlar" açıklamasında bulundu.
Bir kişinin bilincinin öldükten sonra da devam ettiğini keşfeden uzmanlar, kalbi duran yani teknik olarak ölen sonra yeniden canlandırılan 330 hastadan 140'ı üzerinde bir araştırma gerçekleştirdi.
Araştırmaya göre; bu kişilerin yüzde 39'unun kalbi durduktan sonra bilinçlerinin bir dereceye kadar açık olduğu belirtildi.
Kalbi yeniden çalıştırılan bu kişiler bir süre etraflarında olan biteni görüyor, duyuyor ve sağlık görevlilerinin kendisi için 'öldü' dediğini dahi işitebiliyor.
Kalp durduğunda beyne kan gitmiyor ve beyin sapı refleksleri de ortadan kalkıyor.
Beynin korteks adı verilen, şuurdan ve beş duyu ile elde edilen bilgilerin işlenmesinden sorumlu olan kısmı da kalp durduktan sonraki 2-20 saniye hiçbir aktivite göstermiyor yani beyin dalgaları ortadan kalkıyor.
Beyin hücrelerinde ölümle sonuçlanacak olan bir dizi değişiklikler başlıyor ama beynin tamamen ölmesi kalp durduktan birkaç saat sonra gerçekleşiyor.[2]
işte bu yüzden, hayvan ölsede, beyni daha iki üç saat haala aktif durumda, ve sinirlerdeki bağlantı kopmayınca da, vücudun diğer organlarındaki acı hissi, haala beyne iletilmeye devam etmekde. çünkü evdeki elektrik hattı sökülmedikce, veya bağlantı kesilmedikce, veya ana sigorta veya şartelin kapatılması ile ancak bağlantı kesilir, yoksa hattın ucundaki bir cihazın yada lambanın bozulması, elektriğin o cihaza kadar iletilmediğinin alameti değildir, hat sadece o bozuk cihazda kesilmiştir, diğer heryerde nasıl elektrik akımı ve fonksiyon devam ettiği gibi, yani mutfak lambası defekt olup patlayınca, oturma odasındaki lambada yanmıyor değil, yada mutfaktaki elektrikli fırın calışmıyor değil, değilmi? aynen böyle, hayvanın boğazının, ve nefes borusunun, ve damarlarının kesilmesi ilede, beyin hemen ölmez, sinirler yani kablolar sabit olduğu müdetce, işte beyine sinyaller gitmeye devam eder, o yüzden mundarilik, yani kemiklerin içinden geçen sinir sistemi teli yada biyolojik elektrik kablosu (mundar ilik) kesilerekten, hayvanın yüzülürken acıyı hissetmemesi sağlanmlıdır. Çünkü dini edeb ve usulde, Kurban edilen hayvanın kafası, bedeninden, en son koparılmalıdır. Zaten o yüzden dışarda kendi ölmüş bir hayvana bizler mundar deriz, ve o et yenmez, mundardır, mundar et yenmez, haramdır deriz, çünkü onun mundar iliği kesilmediği için, mundar olmuştur. Ve eğer tüfekle vurulan bir ördeği, köpek tutup gelse bile, daha can çıkmadan, hemen avcının işte besmele ve tekbir ile boğazını koparması gerekir, işte zaten hayvanlarda, o resimdeki gösterdiğim, mundar iligini kesebilcek deliği olan kemik, ancak ehil ve eti yenen hayvanlarda mevcuttur, ve domuz gibi hepten mundar hayvanlarda zaten mevcutta değildir.
Kurban Bayramı
Bu Sene bana bir gece hanım hilali gösterdi, o gece 30 Temmuz 2019 du, ve o gece Zilkadenin hilalinin son gecesiydi, hata tam hilal bile değildi, sadece bir kaç saati kalmış bir hilal idi. yani öyle olunca, bu sene zilkade ile zilhicce arasında ictima, yani hilalin kaybolması yok. ve öylede olunca, ben gördükten bir kaç saat sonra, zilhiccenin biri demekti bu, ve 31 Temmuz 2019, 1 Zilhicce ise, o zaman 8 Ağustos 2019 Perşembe, akşam güneş batmadan 15 dakika önce de, erafe idi, ve tabiki 9 Ağustos 2019 Cuma da, Kurban Bayramının birinci günü idi, ve bugün Cumartesi ve ikinci gün.
Allah kurbanlarınızı kabul etsin, Haclarınızı kabul etsin, ve iyilik ve ihsanlarınızı kabul etsin, Bayramınızı da Mübarek etsin.
Teşrik Tekbirlerini unutmayınız.
ALINTI YAPILAN SAYFALAR
[1] gercekhayat
[2] mynet
--oOo---
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve
etûbu ileyk.
--OoO--
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 06 Ağustos 2019 Salı
Original Kar © glan
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Son Üye
» Toplam Konular 19,747
» Toplam Yorumlar 21,504
Read More / Comment 
