MUHAMMED
BAYRAK
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
|
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız. |
| Forum İstatistikleri |
» Toplam Üyeler 28 » Son Üye Raşit Tunca » Toplam Konular 19,758 » Toplam Yorumlar 21,529 Detaylı İstatistikler |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
İNSAN İLE ALLAH (C.C) ARASINDAKİ PERDELER
Hikem-i Atâiyye isimli kitaptan bazı sohbetlerimizde bazı maddeleri açıklamaya çalışmıştık. Şimdi yine aynı kitaba devam ediyoruz inşallah.
“Allah’ın “Kahhar” sıfatının bir delili de beraberinde olmayan bir şeyle seni perdelemesidir”
Allah (c.c) kadîmdir. O’nun dışındaki her şey, mevcudât hadîstir (sonradan yaratılmadır) O varken başka bir şey yoktur. Aslen mevcut olmayan bu şeylerin sana hakikî ve tek mevcut olan Allah’ı (c.c) perdelemesi O’nun “Kahhar” sıfatını gösterir. Fâni şeyin bâki olanı perdelemesi Kahr alametidir.
Muhterem kardeşlerim!
Meselâ size dedim ki burada ışık var. Fakat önüne bir perde çektiğimiz zaman ışığı göremiyoruz. Bu burada ışık yok demek değildir. Var fakat perdeli olduğu için göremiyoruz.
Aziz kardeşlerim, Allah’ın (c.c) varlığı zâtî’dir. Ezelî’dir, Kadîm’dir. Allah Teâlâ’dan başka bütün eşyaların varlığı, zâtî değildir, yani kendisinden değil de Allah’ın (c.c) yaratması iledir. Zâtî demek, Allah’ın (c.c) varlığı kendisinden olup, başka bir şeye ihtiyacı olmaması demektir. Oysaki, Allah Teâlâ’dan başka bütün eşyaların varlığı ise, Allah’ın (c.c) yaratması iledir. Yani Allah (c.c) yaratmasaydı, onlar olmazdı.
Muhterem kardeşlerim!
Her şeyin ayakta durması, Allah (c.c) ile olup, hiçbir şeyin müstakil varlığı yoktur. Yani şöyle bir misâl vereyim:
Eğer Allah (c.c) yedi kudretini bir saniye olsun kâinattan çekmiş olsa, bütün eşyalar altüst olur. Ne yer kalır, ne gök kalır, ne de dağ kalır. Hiçbir şey kalmaz. Bütün bunları tutan sadece ve sadece Allah’ın (c.c) yed-i kudretidir.
Bunun için, mademki bütün mevcudât, Allah’ın (c.c) varlığı ile var, o halde hiçbir şeyin Allah ile kul arasında perde olmaması gerekir. Fakat bununla beraber, çok kişiler ya mala veya evlada vs.ye takılarak Allah’ı (c.c) görmemezlikten geliyorlar.
İşte bunlarAllah’ın (c.c) “kahhar” vasfıdır. Allah (c.c) bizi muhafaza eylesin.
İnsan bir takım günahlar işliyor, hatta büyük günahlar işliyor. O günahlar kalbe perde oluyor. O zaman da insan Allah’ın (c.c) bu kudretini ve azâmetini unutuyor ve başka şeylere, mala, evlada vs. bağlı kalıyor. O ilahi nuru artık göremez oluyor ve Allah’a (c.c) karşı mahcub kalıyor.
Bütün bunlara sebep olan insanın isyanıdır. İnsan âsi olmaz ise, kalb temiz olursa, mutlaka Allah’ın (c.c) kudretini, azâmetini görecektir. Ancak, günah işleyince, bütün bunlardan mahrum kalıyor. Burada bir şeyi daha belirtmek istiyorum: Sadece günahlar kalbe perde olmuyor, günah ile birlikte, kalpte kibir, gurur, kendini beğenme gibi şeyler olursa, o zaman hicab devam ediyor ve Allah’a (c.c) dönmesi de çok zor oluyor.
Değerli kardeşlerim, işlenen günah ne kadar büyük olursa olsun, eğer işin içinde kibir ve nefis olmazsa, inşaallah en sonunda kişi tevbeye muvaffak oluyor. Hatta işlenen o günah çoğu kere, kişinin kendisini, hakir ve fakir görmesine sebep oluyor, ancak kibir olursa, dönmesi çok zor oluyor.
Meselâ ilk günah işleyen şeytan aleyhillâne, o işlediği günah, kibirden dolayı olduğu için hiç dönmedi. Âdem (a.s) ise, evet Allah’ın (c.c) emrine muhalefet etti ama kibirden dolayı etmediği için, O döndü ve tevbe etti.
“Her şeyi ortaya çıkaran O (c.c) iken bir şeyin O’nu perdelemesi nasıl tasavvur edilebilir?”
Allah (c.c) aslında “zahir”dir. Basiret ile (kalp gözüyle) her şeyde görülebilir. Perde O’nda değil, görmeyenin gözlerindedir. Evet, daha önce de belirtmiştik ki, hiçbir şeyin varlığı müstakil değildir, bütün her şeyin varlığı Allah’ın (c.c) yaratması iledir. Hiçbir şey yok iken, onu var eden, ortaya çıkaran Allah (c.c) iken, Allah’ın yarattığı bir şeyi nasıl olur da Allah’a (c.c) perde olabilir?
Ancak daha önce söylediğimiz o günahlar ve kibir vs.den dolayı kalpte oluşan perdeler müstesna. Allah (c.c) aslında “zâhir”dir dedik, evet yaratılmış olan her şey Allah’ın (c.c) bir sıfatının tecellisidir. Allah (c.c) her şeyi yarattığı gibi, her şeyin devamı da Allah (c.c) iledir.
Meselâ, bir insan bir kâğıda bir şeyler yazar ve o yazı da öyle kalır. Ancak, Allah’ınki (c.c) öyle değil. O bu kâinatı yaratmış, yarattığı gibi de bu kâinatı ayakta tutuyor. Yani, kâinatın yaratılması Allah’ın (c.c) varlığına delil olduğu gibi, kâinatın ayakta duruyor olması da yine Allah’ın (c.c) varlığına delildir.
Meselâ, güneşin ve ayın bu şekilde durması, bu toprak ve üzerindeki bitkilerin bitmesi, yerin altındaki ve üstündeki suların akması hep Allah’ın (c.c) sayesindedir.
“Her şey için zâhir iken bir şeyin O’nu perdelemesi nasıl düşünülebilir”
Allah(c.c) her şey için “zâhir”dir. Her şey O’nu tanıyor ve hâl lisanıyla O’nu tesbih ediyor. Ama bunu ancak ârifler anlayabiliyor.
“Yedi gök, yer ve içindekiler O’nu tesbih ederler. Hiçbir şey yok ki O’nu tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.” (İsra-44)
Muhterem kardeşlerim, birincide, her şeyi izhar eden Allah’tır (c.c) dedik, ikincide, her şeyi ayakta tutan Allah (c.c) dedik. Şimdi ise üçüncü yani Allah’ın (c.c) her şeyde görünmesini açıklayacağız inşaallah.
Meselâ âsi bir insan görürsünüz. Bu insan da bile Allah’ın (c.c) bir vasfı vardır. Nedir o? O vasıf, Allah’ın vasıflarından “şedidül ikab”dır. Bir insan görürsünüz ki bu ise “mûti”dir. Onda Allah’ın “Rahîm” ve “Rahman” sıfatı vardır. Bir insan görürsünüz, tevbe ediyor. Onda Allah’ın (c.c) “Gafur” sıfatı var. Yani her şeyde Allah’ın sıfatlarından birisi vardır. Birisine baktığınız zaman Allah’ın (c.c) “Cemâl” sıfatını, ateşe baktığınız zaman “Celâl” sıfatını görürsünüz. Her neye bakarsanız bakın, her şeyde Allah’ın (c.c) sıfatlarından birini mutlaka görürsünüz. Yani bütün gördüğümüz eşya, güzelliği ve içindeki hikmetiyle, bize Allah’ın (c.c) sıfatlarını andırır. Bu duruma göre biz diyoruz ki:
“Allah her şey için zâhirken bir şeyin, O’nu perdelemesi nasıl düşünülebilir?”
Elbette düşünülemez.
Muhterem kardeşlerim, bütün ins, cin ve melekler, akıllarıyla daima Allah’ın (c.c) adaletini ve kudretini görürler. Bunlar gördükleri gibi, bunlardan başka her şeyde Allah’ı (c.c) tesbih ve takdis ederler. Burada, Ataullah İskenderî (k.s) diyor ki:
“Yalnız cin, ins ve melekler değil, Allah (c.c) bütün mahlukât için “zâhir”dir. Bütün mahlukât, Allah’ı (c.c) bilir ve tesbih eder.”
Demek ki, canlı, cansız her şey Allah’ı biliyor ve tesbih ediyor. Evet bizler işitmesek de onlar ve bütün mahlukât, Allah’ı (c.c) tesbih ediyorlar. Ancak evliyaullahtan bazı kişiler, bu tesbihleri işitebiliyorlar. Muhammed Emin Hoca adında bir meczub vardı. Dediğimiz gibi “meczub”tu ve hâl ehliydi. Bu meczup bazen yatağında yatarken, birden yatağından fırlar ve:
“Vay Emin vay! Yorgan ‘Allah’ diyor, yastık ‘Allah’ diyor, yatak ‘Allah’ diyor, sen nasıl yatağa girip mahrum kalırsın!”diye söylenirdi.
Sahabe-i Kirâm anlatıyor:
“Peygamber Efendimiz (s.a.v) Mescid-i Nebevî’de hutbe verirken, bir hurma kütüğüne yaslanarak hutbe irad ederdi. Daha sonra birisi, Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) bir minber yaptı ve hutbe irad etmek üzere Resûlullah Efendimiz (s.a.v) yeni yapılan minbere çıktığı zaman tıpkı develerin sesine benzer bir ses duyuldu. Mescid ağzına kadar dolu olduğu halde hepimiz bu sesi işittik. Hepimiz çok şaşırmıştık, çünkü, Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) daha önceleri üzerine çıkıp hutbe okuduğu bu hurma kütüğü ağlıyor ve inliyordu. Daha sonra Resûlullah Efendimiz (s.a.v) minberden inerek hurma kütüğüne yaklaştı ve bir babanın evladına sarılması gibi onu kollarıyla sararak;
– İstersen hayatta kaldığım sürece, minbere çıkmayıp, senin üzerinde hutbe okuyayım, istersen de seni şu bulunduğun yere gömeyim kıyamette beraber olalım, dedi.
Hurma kütüğü bu iki tercihten ikincisini yani cennette Resûlullah (s.a.v) ile beraber olmak üzere bulunduğu yere gömülmeyi tercih etti.
Muhterem kardeşlerim, hurma kütüğü doğru tercihte bulundu. Kıyamette, Resûlullah (s.a.v) ile beraber olmayı tercih etmek büyük bir akıllılıktır.
Demek ki, Allah’ı (c.c) tanımayan hiçbir şey yok, ancak biz bilmiyoruz.
Şöyle bir kıssa daha anlatayım: Fil hadisesinde, Ebrehe Mekke-i Mükerreme’ye saldırmak istedi. Kâbe’yi yıkmak üzere gelirken Müzdelife ile Mina arasında konakladılar. Sabahleyin ordu harekete geçmek üzere kalktığında, ordunun en önündeki “Mahmud” isimli fil yürümedi, bu fil ne yöne çevrilirse gidiyor hatta koşuyor, ancak Kâbe tarafına döndürüldüğünde bir adım bile atmıyordu. Demek ki, o fil hidayet oldu ve o anda helak olmadı ama diğerleri hep helak oldu.
Demek ki, muhterem kardeşlerim, sadece insan, cin, melek değil, her şey Allah’ı biliyor.
“Hiçbir şey yok iken O zâhir idi. O halde bir şeyin O’nu perdelemesi nasıl tasavvur edilebilir?”
O (c.c) ezelde binefsihi zâhirdi. Mahlukâtın zuhuru O’nun yaratmasıyladır. O aslında başkasıyla zahir olmaktan ve başkasının O’nu tanımasından da müstağnidir (bunlara muhtaç değildir). Hâl böyleyken başkası O’nu (c.c) perdeleyemez.
“O, her şeyden daha zâhir iken başkasının O’nu perdelemesi tasavvur edilebilir mi?”
Allah’ın (c.c) hâfi (gizli, görünmez) olması çok fazla zahir olduğu içindir. “Kibriya”sı (yüceliği) sebebiyle görünmezdir. O kadar zâhir ve yakındır ki zatı görülemez.
“İnsanı Biz yarattık, onun için, nefsinin kendisine neler fısıldadığını, neler telkin ettiğini de Biz pekiyi biliriz. Çünkü biz ona şahdamarından daha yakınız. (Kaf-16)
Allah’ın (c.c) yakınlığı mesafe cihetinden değil, ilim ve ihâta (kuşatma) cihetindendir.
Muhterem kardeşlerim! Bir insan gelip bize dese ki:
-Ben şu ışığı görüyorum ama Allah’ı (c.c) göremiyorum.
Biz ona deriz ki:
– Peki kardeşim sen o ışığı ne ile görüyorsun?
– Gözümüz ile,
– Peki bu gözü bize kim verdi?
– Allah (c.c),
Yine aynı yere geldik. Demek ki, Allah (c.c) her şeyde zâhirdir. Her şeyi Allah’ın (c.c) bize verdiği duyu organları ile hissederiz. Gözümüz ile görür, kulağımız ile işitir, burnumuz ile koku alır, elimiz ile tutar hisseder ve dilimizle tad alırız.
Ancak, Allah’ın (c.c) varlığını kalpteki “nur” ile idrak ederiz. Duyu organları ile değil.
“O (c.c) bir iken, başka hiçbir şey yok iken, bir şey O’nu (c.c) nasıl perdelesin?”
Allah (c.c) vacibul-vücut’tur. Ezelî ve ebedîdir ve bizatihi kâimdir. Başkaları ise caizul-vücuttur ve varlığı Allah’ın (c.c) iradesiyledir. Vücudiyyeti vacip olmayan şeyler hakîkatte “adem” (yok) hükmündedir. Olmayan bir şey O’nu (c.c) perdeleyemez.
Muhterem kardeşlerim!
Bunu sizlere daha önceleri de söyledim, bazı tasavvuf kitaplarında “vahdet-i-vücud” derken, Allah’tan (c.c) başka bir şeyin olmadığını söylüyorlar, ancak Hikem-i Atâiyye böyle söylemiyor. Yani, Allah’tan (c.c) başka bir şey yok demiyor. Allah (c.c) ile beraber başka hiçbir şey yok diyor.
Daha önce söylediğimiz gibi Allah’ın (c.c) varlığı zâti’dir. Ancak diğer varlıkların varlığı ise, Allah (c.c) iledir.
Biz her gün okuduğumuz Âyet-el Kürsî’de “Allah’tan (c.c) başka ilah olmadığını, O’nun (c.c) sağ olduğunu ve her şeyi ayakta tutanın Allah (c.c) olduğunu” söyleyerek bunu vurgulamış oluruz.
-Havadaki uçağı kim tutuyor?
-Denizdeki vapuru kim tutuyor? Her şeyi tutan Allah’tır (c.c).
Meselâ bir de şöyle misal verelim: Bir kişi yanındaki küçük çocuğunun elinden tutmuş yolda gidiyor. Burada çocuk elinden tutan kişinin tutması ile ayakta duruyor, yoksa onun tek başına ayakta durması mümkün değildir. Eli bırakılsa duramayacak ve düşecektir. İşte bütün kâinat ve mahlukât Allah (c.c) ile beraber değil, Allah’ın (c.c) tutması ile ayakta duruyor.
“O (c.c) sana her şeyden daha yakınken başka bir şeyin O’nu (c.c) perdelemesi nasıl düşünülebilir?”
Az önce zikredildiği gibi, O’nun (c.c) yakınlığı ilim ve ihata cihetindendir. Mesafe cihetinden değil. Çünkü Allah (c.c) mekân ve mesafeden münezzehtir. Allah (c.c) her şeyi görür, gizliyi de açığı da bilir. Allah (c.c) Kur’ân-ı Kerîm’de bize şah damarından daha yakın olduğunu bildiriyor. Biz de aklımız ile fikrimiz ile Allah’ı (c.c) düşünmeliyiz ve hiçbir şeyin O’nu (c.c) perdeleyemeyeceğini bilmeliyiz. Allah (c.c) her şeye her şeyden daha yakındır, ama ne ile yakın? İlmi ile, kudreti, iradesi ile yakındır.
Muhterem kardeşlerim!
Bir Arabî’ye “Allah’ın (c.c) varlığını ne ile biliyorsun?” diye sormuşlar. Buna cevap olarak Arabî şöyle demiş “Yolda giderken bir iz gördüğüm zaman biliyorum ki oradan bir adam geçmiştir. Bir deve pisliği görsem bilirim ki oradan bir deve geçmiştir. Peki bu kâinat, denizler ve ırmaklar Allah’ın (c.c) varlığına delalet etmez mi?” diye cevap vermiş.
“Allah’ın (c.c) o anda vermiş olduğu hâlin dışında bir hâli isteyen, cahillikten hiçbir şeyi terk etmemiş demektir”.
Kudret-i ilahî neyi takdir edip ortaya çıkarmış ise kişi en güzel ve en kâmil olarak onu bilmelidir. Allah (c.c) kişiyi bir halde bırakmışsa rıza göstermelidir. O (c.c) ne yapmışsa en güzel ve en kâmil olan odur. Ârife lazım olan edep, Allah’ın (c.c) yaptığına “keşke şöyle olsaydı” veya “olmasaydı” dememektir. Ârif, bir şeyin olmasını ister ve gayretini sarf eder ama istediğinin olmadığını gördüğünde kadere razı olur ve Allah’ın (c.c) takdirine saygılı olur. Bir hadîs-i kudsîde Mevlâ (c.c) şöyle buyurur:
“Kim kazama (hükmüme) razı olmaz ve belâma sabretmezse benden başka Rabb arasın” (Beyheki)
Abdullah b. Abbas (r.a) ve Abdullah b. Mesud (r.a) demişlerdir ki:
“Benim, bir ateşin korunu dilimle yalayıp yakacağı kadar yakıp, yakmayacağı yeri bırakması benim için, olan bir şey hakkında “keşke olmasaydı” veya olmayan bir şey hakkında “keşke olsaydı” dememden daha hoştur”.
Muhterem kardeşlerim!
Bizler Allah’ın (c.c) yeryüzündeki halifesiyiz, sorumluluk ve yükümlülüklerimiz var. Onun için bazı vakitlerde kendi işimizi-gücümüzü, bazı vakitlerde istirahatimizi, bazı vakitlerde ise yapmakla yükümlü olduğumuz ibadetlerimizi yapmalıyız. Meselâ; ezan okundu diyelim ne yapacağız? Hemen abdest alıp namazımızı kılacağız. Her şeyi uygun olan vaktinde yapmalıyız. Çalışmak zamanı çalışmak, istirahat zamanı istirahat, ibadet zamanı da ibadet etmeliyiz. Hatta zaman zaman da Nâfile ibadetlerimiz için zaman ayırmayı da unutmamalıyız. Meselâ hatme ve sohbet… vs. gibi.
Bütün zamanımızı dünyaya verip ahiretimizi unutmayacağız, bütün zamanımızı âhirete verip dünyamızı da unutmayacağız. Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında, sahabe-i kiram namaz vakti mescidi nebeviye gelip Resûlullah’ın (s.a.v) arkasında namaz kılar, Kur’ân okur, çalışır, cihat zamanı da cihat ederlerdi.
Demek ki, biz de her şeyin zamanı ne ise, zamanında o işi yapmalıyız. Meselâ sabah namazından sonra mutlaka bir miktar tesbih çekmek vs. gibi bir virdimiz olmalı çünkü bu da bizim bir ihtiyacımızdır.
“Amelleri boş vakitlere havale etmek nefsin bilgisizliğindendir”.
Tamamen boş kalıncaya ve iş kolaylaşıncaya dek amelleri geciktirmek büyük bir zaafiyettir. Çünkü vaktin idrak edilip edilmeyeceği meçhuldür.
Resûlullah (s.a.v) buyuruyor ki:
“Yarıncılar helak olmuştur”.
“Akıllı kişi; nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel edendir. Aciz kişi ise, nefsini hevasına tâbi kılan ve Allah’tan (c.c) boş temennide bulunandır. Allah (c.c) affeder deyip kendini avutandır.” (Tirmizî)
Muhterem kardeşlerim!
Namaz kılmayan birisine soruyoruz, “Niçin namaz kılmıyorsun?” diyor ki; “hele bir emekli olayım, ondan sonra hep taat ve ibadet edeceğim”.
Hacca gitmeyen zengin birisine “Niçin hacca gitmiyorsun?” diye soruyoruz, o da bize “Ben daha gencim şimdi hacca gidersem, geldiğim zaman sorumluluklarımı yerine getiremem” diyor. Birisine soruyoruz “Sen neden tevbe almıyorsun?” o da bize “Ben şimdi tevbe alırsam yerine getiremem, hele bir yaşlanayım o zaman tevbe alırım” diyor.
İşte burada, Hikem-i Atâiyye diyor ki; “Amelleri geciktirme”. Yani, sen nasıl yemeğini geciktirmiyorsun, nasıl ki, bir dünyevî ihtiyacını geciktirmiyorsun, o halde ahiretlik amelini de geciktirme. Çünkü, ahiretlik amelini geciktirmek nefsin cehaletindendir. Acaba sen tehir ettiğin zaman kadar yaşayacak mısın? Allah (c.c) sana mal ve imkân vermiş o halde hemen hac vazifeni yerine getir. Tevbe alma fırsatını bulduğun zaman hemen tevbeni al. Taat ve ibadet vakti geldiği zaman, hemen namazını kıl. Allah (c.c) Kur’ân-ı Kerim’de “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” buyuruyor. O halde her şeyi vaktinde yap ve tehir etme.
Muhterem kardeşlerim!
Allah’ın (c.c) verdiği nimetlere gark olup, Allah’ı (c.c) unutmamak gerekir. Nimetlere dalıp vazifeleri ihmâl etmemek lazımdır. Çünkü ecelin ne zaman geleceği belli olmaz.
Selamün aleyküm arkadaşlar

Peygamberimiz Buyurdularki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin.
Temiz agiz nedir: Müslüman kardeşinin diger kardeşine ettigi duadir yani onun agzi senin için bir günah işlememişdir senin agzindanda onun için günah işlenmemişdir.
işde Bu sebebten vakti olan kardeşlerimiz foruma girdiklerinde diger kardeşlerine Temiz ağız ile Dua ederse, dua edenin belki en fazla beş
dakikasini alir amma onun okudugu bu ayetler ve ettigi dua belki diger kardeşini bir beladan kurtarcak, yahut bir kazadan, yahut imani felfellediyse, onun imanina yeniden can gelcek, yahut onun annesi babasigecmişleri azapta ise, onlarin azabi haffileycek, belkide az bir günahlari kaldiysa, affedilip cennet bahcesine alincaklar.
Bunun için
Bu etkinligimiz Sayfayaya ve ve bu bölüme giren arkadaş biliyor ise yasin yahut yasinden bir parca veya 3 kulhu bir fatiha onuda bilmiyor ise bir fatiha onuda bilmiyor ise salavat onuda bilmiyor ise 3 ,5 besmele veya tekbir kelimei şehadet okuyup benden sonra Bu gün Bu Sayfaya veya buraya bu bölüme girenlerin Kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna hediye ettim diycek.ve ve her hafta hediye edersek,her ziyarette hediye edersek, bir gün burada 100 yasin veya hatim, yarin 200 yasin veya hatim olur, ve bir diger girdigimizde 250 yasin veya hatim sevabina hergiren nail olur, ve bu bir sevap artiran kar ortakligi şirketi gibi olur.

Bunun için ben bu hafta başlayip
Ben karoglan Hoca Benim ve S. T. nin ortak okudugumuz ve ve Kadir Gecesinden önce Bitirdigimiz HATMi ŞERiFDEN hasil olan sevabi
Rasulallah S.A.V efendimizin ve ehli ve ashabinin ruhuna hediye etim, Sonrada bütün Gelmiş Gecmişlerimizin Ruhuna ve Kendilerimizin Ruhaniyetine ve Ayrıca Mehdi ve cemaatinin kendilerinin Ruhaniyetine Gecmişlerinin Ruhuna hediye ettim.
sonrada Buraya şu andan sonra giren Ehli iman kimselerin her girişinde Kendilerinin Ruhaniyetine Gecmişlerinin Ruhuna hediye ettim.
Kabul Eyle,Vasil Eyle Ya Rabbi.

Ben i.N. T. Sene icinde Başlayıp 2014 senesi Kadir Gecesi bitirdiğim HATMi ŞERiFDEN hasil olan sevabi
Rasulallah S.A.V efendimizin ve ehli ve ashabinin ruhuna hediye etim, Sonrada bütün Gelmiş Gecmişlerimizin Ruhuna hediye etim ve Ailemiz ve Kendilerimizin Ruhaniyetine hediye etim ve Ayrice Mehdi ve cematinin kendilerinin Ruhaniyetine Gecmişlerinin Ruhuna hediye ettim.
sonrada Buraya şu andan sonra giren Ehli iman kimselerin her girişinde Kendilerinin Ruhaniyetine Gecmişlerinin Ruhuna hediye ettim.
Kabul Eyle,Vasil Eyle Ya Rabbi.

Ben Ben Karoglan Hoca Sene icinde Başlayıp 2014 senesi Ramazan Boyu okuduğum ve Kadir Gecesi bitirdiğim HATMi ŞERiFDEN hasil olan sevabi
Rasulallah S.A.V efendimizin ve ehli ve ashabinin ruhuna hediye ettim, Sonrada bütün Gelmiş Gecmişlerimizin Ruhuna hediye ettim ve Ailemiz ve Kendilerimizin Ruhaniyetine hediye ettim ve Ayrice Mehdi ve cematinin kendilerinin Ruhaniyetine Gecmişlerinin Ruhuna hediye ettim.
sonrada Buraya şu andan sonra giren Ehli iman kimselerin her girişinde Kendilerinin Ruhaniyetine Gecmişlerinin Ruhuna hediye ettim.
Kabul Eyle,Vasil Eyle Ya Rabbi.
Amiyn.

<<<<<<<<<<<<< KAROGLAN >>>>>>>>>>>>>

Mevsim Geçişi: Sonbahara Giriş ve Ziya ile Alfa Hareketinin Terk Edilmesi
(Kar©glan’ın 21 Eylül 2016 Vaazı)
Giriş: Nur ve Ziya Kavramları
İman, hakikati görmemizi sağlayan bir nurdur. Akıl, kalp ve ruh bu nur ile aydınlanır. Ziya (ışık) ise, güneşten gelen ve gözümüzün fiziksel olarak görmesini sağlayan ışıktır. Bu iki kavramı bir deneyle açıklayalım:
Karanlık bir odada bir lamba yaktığımızı ve önümüze bir bardak su koyduğumuzu düşünelim. Lambanın ışığı sayesinde bardağı görür, varlığından emin oluruz. Lambayı söndürdüğümüzde ise bardak ortadan kalkmaz; sadece onu görmemizi sağlayan ışık kaybolur. İşte iman, bardağın orada olduğuna dair kesin bilgiye ve gönül huzuruna sahip olmaktır. İnkâr ise, lamba söndüğünde bardağın yok olduğunu sanmaktır. Bu benzetme, inkârın genellikle ya gözün (aynel yakin) ya da aklın (hakkal yakin) hakikati tam olarak kavrayamamasından kaynaklandığını gösterir.
Ziya ve Mevsimlerin Dengesi
Güneşin ışığına Arapça'da "Ziya" denir. Güneşten gelen bu ışıma, sadece bir enerji değil, aynı zamanda kâinattaki dengenin de bir parçasıdır. Bu denge, her şeyin yerli yerinde olmasıyla sağlanır. Tıpkı 12 ay ve 12 burcun eşit şekilde dağılması gerektiği gibi, her bir burcun ve onların temsil ettiği niteliklerin de dengede olması gerekir. Bu denge, hayatın ve mevsimlerin döngüsünü mümkün kılar.
Güneş sistemimizdeki her özellik, o sistemin işleyişi için gereklidir. Daha önce belirttiğimiz gibi, her mizaç bir peygamber grubunu temsil eder. Örneğin, Oğlak burcu Şuayb ve Yakup kıssalarıyla ilişkilendirilir. Bu dengedeki bir eksiklik veya fazlalık, sadece insanları değil, bitkileri, hayvanları ve hatta hava olaylarını bile etkiler. Tıpkı bir inşaat malzemesinin azlığının veya çokluğunun yapıyı etkilemesi gibi.
Alfa Hareketi ve Ziyanın Yönetimi
Peygamberimizin sünnetinde, eşyayı tutuş ve oturuş şekilleri gibi birçok davranışta "Alfa" hareketi olarak adlandırabileceğimiz bir yansıma vardır. Bu hareketler, güneşin ziyasını (ışımasını) artıran birer davranış biçimi olarak düşünülebilir. Bu sene, bu hareketlerin yaygınlaşmasıyla birlikte ziyası kuvvetli ve sıcak bir yaz geçirdik.
Ancak şimdi sonbahara giriyoruz. Yaprakların sararması, havaların serinlemesi ve doğanın kışa hazırlanması için ziyanın azalması gerekmektedir. Bu sebeple, yaz boyunca devam ettirdiğimiz bu hareketleri artık yavaş yavaş terk etme vakti gelmiştir. Bu, tasavvufta "terki terk" olarak bilinen bir makamdır.
Tasavvufta "Terki Terk"
"Terki terk", önce bir şeyi (mesela abdestsiz dolaşmayı) terk edip, sonra o terk edişin kendisini de terk ederek tekrar abdestsiz dolaşabilmektir. Bu bir gerileme değil, mevsimlerin ve zamanın gerektirdiği bir uyumdur. Nasıl ki ilkbaharda yeşil, yazın kırmızı ve sarı, sonbaharda ise toprak ve kahverengi tonları hâkim oluyorsa, insanın hali ve amelleri de bu döngüye ayak uydurmalıdır. Kışın gelmesi için gece ve karanlığın galip gelmesi, bir anlamda "kötülüğün" de işlevini görmesi, dünyanın dengesi için gereklidir. İyiliklerin yanında, bu dengenin bir parçası olan zorluklar ve sıkıntılar da vardır. Yunus peygamberin kıssasında olduğu gibi, bazen sitem etmek ve farklı bir hâle bürünmek, döngünün bir gereği olabilir.
Bu bağlamda, yaz boyunca yaptığımız alfa hareketlerini ve oturuşunu şimdilik terk ederek, sonbaharın ve kışın gelişine izin vermeliyiz. Bu, sünneti terk etmek değil, mevsimin ve zamanın hakkını vermek, yani "terki terk" etmektir.
Gündüz ve Gecenin Uzaması Üzerine
Ayetlerde, gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kılmamız emredilir. Bu vakitler, aynı zamanda gündüz ve gecenin birbirine geçtiği sınır noktalarıdır. Mevsimlerin değişimi ve gecelerin uzayıp gündüzlerin kısalması da bir yönüyle bu sınırlarla ilişkilidir. Allah’ın, geceyi gündüze, gündüzü geceye kattığını bildiren ayetler, bu döngünün ilahi kudretle olduğunu gösterir. Hz. İsa’nın ölüleri diriltmesi gibi mucizeler Allah’ın izniyle gerçekleştiği gibi, bu döngülerde de insana düşen, bu ilahi sistemi anlamak ve ona uygun hareket etmektir.
Raşidi Tarikatı ve Varoluş Gayesi
Başağaçlı Raşit Tunca (Karoglan) tarafından kurulan Raşidi Tarikatı, insanın yeryüzünde bir halife olduğu bilincini hakikat derecesinde öğretmeyi amaçlar. Tarikatın temel prensibi, bir nehir gibi akıp gelen büyük misyonlarla tek başına yarışılamayacağı, ancak bir grup ve düzenli bir yol ile bu akışa katkıda bulunulabileceği fikrine dayanır. Bu yönüyle Raşidi Tarikatı, günlerin, ayların, mevsimlerin ve hatta ziya ile nurun devamını sağlamaya yönelik bir usul ve yoldur.
Zikir ve İnsan Üzerindeki Etkileri
Zikir, sadece dil ile yapılan bir tekrar değil; kalp, beden ve amellerle bütünleşen bir eylemdir. Kuran-ı Kerim’in Arapça oluşu ve her kelimenin derin anlam katmanları barındırması, onun aynı zamanda bir ses ve frekans düzeni olduğu gerçeğini de beraberinde getirir. Her harf ve kelime, ebced hesabıyla belirli bir sayısal değere, yani bir frekansa karşılık gelir. Bu frekansların zikir yoluyla tekrarlanması, insan beyninde ve çevresinde enerjisel bir etki oluşturabilir. Bu ilim, günümüzde maddeye indirgenmiş olsa da, özü itibarıyla evrenin yazılımına dokunmanın bir yolu olarak görülebilir. Raşidi Tarikatı’nın zikir evradı da bu prensipler çerçevesinde düzenlenmiştir.
Mevsim Tesbihi ve Sınıflar
Raşidi Tarikatı’nda, sofinin manevi seviyesine göre farklı zikir ve tesbih modelleri bulunur. Mevsim tesbihi, mevsimin rengine ve enerjisine uygun olarak yapılan, 3. sınıf ve üstü sofiler için özel bir uygulamadır. Tarikatta, 5. sınıftan itibaren "Hizbül Kebir" ve "Hizbül Kasr" gibi düzenli virdler okunur. İlerleyen sınıflarda ise zamanın hakimiyeti, deprem, Hızır makamı gibi daha derin konular talim ettirilir. Nihai nokta ise mevsimleri ayarlama görevinin bir veliaht halifeye emanet edilmesidir.
Sonuç
Mevlana’nın "ölüme düğüne gider gibi gitmesi" kıssasından yola çıkarak, her şeyin bir vakti ve zemini olduğunu unutmamalıyız. Dua ederken ve bir şeyler talep ederken, istediğimiz şeyin hakikatini ve sonuçlarını iyi düşünmeliyiz. Mevsimlerin değişimi, gecenin ve gündüzün birbirine dönüşümü, hayatın ta kendisidir.
Rabbim, bu yolda yürüyenlere hayırlı ve mübarek kılsın, gayemizi hakikat eylesin.
Amin.
--OoO--
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 21 Eylül Çarşamba
Original Kar © glan
Peygamber Efendimizin Kıssaları
-Hz. Muhammed’in Gülümsemesi-
Bir gün Resulullah (s.a.v) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hz. Muhammed’in gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdular: Evet göğe bakıyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca göğe çıkıp Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hasta yatağına düşmüştü.
ALLAH-u Teala, o meleklerin cevabında şöyle buyurdu: O mümin kul, hasta yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın. Hasta yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim.
-Turfanda Hurma-
Bir gün bir sepet hurma getirip:
Buyur ya Resulullah turfanda hurma, dediler. Peygamberimiz, “Hurmalar oldu mu ki?” diye sordu. Hayır, olmadı; ama bizim bahçemiz sıcak bir dere içinde bu yüzden ilk hurma bizde erişir. Kimse yemeden size getirdik ki en önce siz yiyesiniz turfanda hurmayı. Peygamberimiz uzakta oynayan çocukları gösterdi, “götürün bu turfanda hurmaları şu oynayan çocuklar yesinler. Ben komşularımın yemediğini yemem. Ne zaman komşularımız da hurma yemeye başlarsa işte o zaman ben de gönül rahatlığı içinde hurma yiyebilirim.” buyurdu.
-Mal benim borç Resulullah’ın-
Peygamberimiz yoksullara yardım etmeyi çok severdi. Yine bir gün davet ettiği muhtaçlara önceden hazırladığı yardımı sırayla dağıtmış, alanlar da dağılıp gitmişlerdi ki, tam o sırada bir başka yoksul uzaklardan koşarak gelip kendisine verilecek bir şey kalmadığını anlayınca üzülmüştü. Peygamberimiz üzülen bu yoksula, “Üzülme.” dedi: “Sana da bir çare bulabiliriz.” Bulduğu çareyi de şöyle açıkladı: “Buradan doğruca Medine çarşısına git, ihtiyaçlarını satan dükkanlara gir, ne lazımsa al, sonra da de ki: “Mal benim, borç Resulullah’ındır! Yeter ki çocuklarını sevindir, sen de üzülme!”
Adam ‘Olur mu böyle bir şey?’ demek isteyince, Efendimiz onu dükkanlara doğru yönlendirirken tembihini tekrarladı. “Unutma!” dedi, “Mal benim borç Resulullah’ın, diyeceksin. Mal sana, ödemesi bana ait olacaktır.” buyurdu.
-İki Deve-
Esirlerden Cüveyriyye hatunun babası Haris Bin Ebi Dırar, kızını kurtarmak için birçok deve getirirken, iki deveye kıyamayıp, şehre yakın yerde sakladı. Resulullah'la buluştukta, bunları alıp, "Kızımı bana ver !"dedi.
Resulullah: "Hani, filan yerde sakladığın iki deve?" buyurunca, Haris hayran olup, "Ya Resulallah, benim onları sakladığımı Allah'tan başka bir ferd bilmezdi" deyip, kendisi, iki oğlu ve kavminden nice kimseler imana geldi.
O iki deveyi de getirip verdi. Kızı da imana geldi. Daha sonra da Resululahın hanımı olmakla şereflendi.
-Hz. Peygamberin Devesinin Kaybolması-
Müreysi gazadan dönüşte, bir gece konakladıkları yerde büyük bir fırtına çıktı. Bu fırtına sebebiyle, Resulullahın bindiği deve kayboldu. Zeyd bin Lusayt adlı münafık, Muhammed devesinin nerede olduğunu bilmezken, Rifa'a'nın ölümünü nereden bilir dedikte, Cebrail aleyhisselam gelip, Zeyd'in sözünü ve devenin yerini bildirdi.
Resulullah: "Ben gaybı bilemem, Allah bilir. Lakin Allahü teâlâ bana o münafıkın sözünü ve devenin yerini haber verdi. İşte filan yerdedir ve yuları ağaca takılmıştır" buyurdu.
İşitenler doğru oraya koşup, deveyi buyurulan yerde, buyurulduğu şekilde bulup getirdiler. Zeyd imana geldi
Zımba Nedir - Zımba Hakkında - Zımba Özellikleri Nelerdir
Zımba, kağıtları ince bir metal zımba teli ile birbirine tutturmak için kullanılan bir cihazdır. Zımbalar devlet dairelerinde, ofislerde, evlerde ve okullarda yaygın olarak kullanılmaktadır. “Zımba” kelimesi aslında çeşitli kullanım alanlarına sahiptir. Kağıtları bir araya getirmenin yanı sıra, cerrahi bir yarayı kapatmak için ameliyathanelerde, mobilya sektöründe koltuk yüzü kaplaması yapmak için de kullanılır.
Kağıt zımbasının manuel ve elektrikli olarak iki ayrı türü vardır. Manuel zımbalar elle tutulur, ancak bir masa veya başka bir yüzeye sabitlenmiş olarak kullanılan modelleride vardır. Elektrikli zımba modelleri de vardır. Elektrikli zımbalayıcılar farklı tasarım ve modellerde bulunur. Çok sayıda kağıt yaprağını bir araya getirmekte kullanılır. Bazı elektrikli zımbalayıcılar aynı anda 20 sayfaya kadar işlem yapabilir. Zımba tabancası genellikle daha ağır bir iş için kullanılır ve elde taşınır cihazdır; pnömatik modelleri de vardır.
Zımbayı kim icat etti
Kim tarafından yapıldığı bilinmese de, bilinen ilk zımba 18. yüzyılda Kral Louis XV için Fransa’da yapılmıştır. 19. yüzyılda gittikçe artan kağıt kullanımı, verimli çalışan bir kağıt tutturucuya ihtiyacı arttırmıştır
1866’da George McGill, modern zımbanın öncülü olan küçük, pirinçten yapılma bir kağıt tutturucu için 56.587 sayılı ABD patentini aldı. 1867’de, raptiyeyi kağıda sokmak için bir başka bir 67.665 sayılı ABD patentini aldı. Buluşunu 1876 yılında Pennsylvania Philadelphia’daki Centennial Sergisinde gösterdi ve 1880’lerde birçok çeşitli kağıt tutturucular üzerinde çalışmaya devam etti. 1868 yılında C.H.Gould tarafından İngiltere’de bir zımba teli için bir patent alındı. Ayrıca, 1868 yılında St Louis, MO’lu Albert Kletzker, kağıt zımbalamak için bir cihaz patenti aldı.
1877 yılında Henry R. Heyl, tek bir hamlede zımbalama yapabilen bir cihaz için 195.603 patent numarasıyla patentini aldı. Bu nedenle bazıları onu modern zımbalamanın mucidi olarak görüyorlar.
18 Şubat 1879’da George McGill, ticari olarak başarılı ilk zımba olan “McGill Single-Stroke Staple Press” için 212.316 patent aldı. Cihazın iki buçuk kilo ağırlığında 1/2 inç genişliğinde bir tel zımba ile çalışıyordu.
Ince bir metal tel ile kağıtları tutturan bir makineyi tanımlamak için “Stapler” (Zımbalayıcı) sözcüğünün ilk kullanımı 1901’de American Munsey Dergisinde bir ilanda yer aldı.
1900’lerin başında delikli ve katlanmış kağıtları metalik bir klips olmadan birbirlerine tutturmak için çeşitli cihazlar geliştirildi ve patentlendi.
Modern Zımba
1941’de günümüzde en yaygın olarak kullanılan dört yönlü kağıt zımbası gibi türler geliştirildi.
Modern zımbalar evrim geçirmeye ve kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına adapte olmaya devam ediyor. Örneğin daha zahmetli veya kolay sıkıştırılmış / kullanışlı zımbalayıcılar, kullanıcının uyguladığı güç miktarını azaltmak için farklı kaldıraç verimliliklerini kullanmaktadır. Bu zımbalar, tekrar eden, büyük zımbalama işlerinin rutin olduğu çalışma ortamlarında kullanılmaktadır. Bazı modern masaüstü zımbalayıcıları Flat Clinch teknolojisi kullanmaktadır.
Cerrah Zımba
Cerrahlar, cerrahi zımbaları cildin kapatılması için dikiş yerine veya cerrahi anastomoz sırasında ameliyat sırasında kullanılmaktadır. Bir cerrahi zımba, örs yok olduğundan standart bir zımba benzemez. Cerrahi zımba sıklıkla “M” ye önceden şekillendirilir. Zımbayı deriye bastırarak kola baskı uygulayarak zımba derisini cebe doğru ve ön panonun içine doğru bükerek iki uç neredeyse ortada bir dikdörtgen oluşturacak şekilde buluşsun.
Kolorektal cerrahide bağırsak rezeksiyonlarında zıvana yaygın olarak intraoperatif kullanılır. Çoğu zaman bu zımbalar, zımba yerleştirilirken bağırsakları keser ve aseptik alanı muhafaza eden ayrılmaz bir bıçağa sahiptir. Cerrahi çelikten yapılmış zımba, tipik olarak tek kullanımlık sterilize kartuşlar halinde verilir.
Zımba, kâğıtları bir arada tutmak amacı ile metalden bir tel ile tutturan araç. Birden fazla kâğıt zımbanın arasına yerleştirildikten sonra mekanik basınç uygulandığında mekanizmada bulunan metalik telin iki sivri ucu kâğıtları delerek geçmekte ve alt bölümde eğilerek kapanmaktadır.
İlk zımbalama makinesinin Fransa Kralı 15. Louis’e ait olduğuna inanılır. Ayrıntılı hazırlanmış el yapımı zımba, kraliyet sembolüne sahipti ve mahkeme belgelerinin bir arada tutturulması amacıyla kullanılıyordu.
1868 yılında Charles Gould, dergilere ait sayfaların bir arada tutturulmasını sağlayan bir tel dikicinin İngiltere’de patentini aldı. Patentini aldığı mekanizma, istenen ölçülerde kesilen bir telin açık uçlarının kağıtların üzerinden geçirilmesinin ardından yine aynı uçların katlanması yöntemi ile çalışıyordu. Bu mekanizma, günümüzde kullanılan zımbaların da doğrudan atası olarak gösterilir.
Birleşik Devletler’de yine 1868 yılında Albert Kletzker, bir tür ataç patentini üzerini aldı. Patentte, geniş yapıda tek bir zımba telinin kağıtları bir arada tutması tanımlanıyordu ancak kağıtlardan geçirildikten sonra zımba telinin uçlarının el ile kıvrılması gerekiyordu. 1877 yılında Henry R. Hell‘in üzerine aldığı patentte ise zımba telinin kağıttan geçirilme ve ardından uçlarının kıvrılması işlemini tek bir harekette yapan bir aygıtın tanımı yapılmıştı.
Ticari olarak başarıya ulaşan ilk zımba ise George W. McGill tarafından 1879 yılında üretildi. Her ne kadar her bir zımbalama işi için gereken telin her seferinde teker teker zımba makinesine yerleştirilmesi gerekse de makine, zımba telini kağıtlardan geçirdikten sonra uçlarını kıvırıp tekrar kağıdın içine yerleştiriyordu. Bu mekanizma, günümüz zımbalama makinelerinde halen kullanılmaktadır.
Gün geçtikçe, zımba makineleri üzerinde iyileştirmeler yapılmaya ve birden fazla zımba telinin makine içerisine tek seferde yerleştirilmesine olanak sağlandı. 1930lu yıllarda üreticiler, birbirlerine balıksırtı dizisi şeklinde yapıştırılmış bir dizi zımba telinin yer aldığı zımbalama makinesini piyasaya sürdüler.
Zımbalama makineleri, günümüz ofislerinin vaz geçilmez bir aracı konumunda olmalarına rağmen, çalışanların masalarından sürekli kaybolmayı başarmaları sebebiyle de çalışanlar tarafından pek sevilmezler. Zımbalar ayrıca ameliyat masalarında dikişlerin yerini alan mekanizmalar olarak da kullanılmaktadır.
Zımba tabancası ne için kullanılır?
Zımba tabancaları, mobilyaların döşenmesi, duvar kaplamalarının (tekstil duvar kağıtları, yalıtım malzemeleri, vb.) takılması, kağıt ya da folyoların (posterler) asılması ve yumuşak ağaç ve levhaların (taban panelleri, dolapların sunta arka duvarları, vb.) monte edilmesi gibi, evin içindeki ve çevresindeki bir çok farklı dekorasyon işi için kullanılır.
Delgeç
Delgeç veya Perfaratör, kağıtları dosyalamak için gereken delikleri açan alet. Bir zımbayı andırır. Kağıt Delgi Zımbasının Mucidi Alman girişimci, Friedrich Soennecken icad etmişdir 14 Kasım 1886
Sümela Manastırının Tarihçesi
Sümela manastırı Trabzon bölgesinde bulunan Maçka ilçesinin sınırlarında bulunan Altındere köyünde inşa edilmiştir. Sümela manastırı tarihi eserler konusunda tarihi dokusu ve kendisi hakkında ortaya atılan iddialarla oldukça önemli bir yere sahip olmaktadır.
Bu manastır, kurulduğu dönemden itibaren pek çok Ortodoks Hristiyanın aktif olarak kullandığı bir kilise haline gelmiştir. Bir dağın yüzeyine inşa edilmesiyle zaten yeterince ilginç olan Sümela manastırı, oldukça da geniş bir alanı kaplamıştır. İçerisinde ana kaya kilisesi, mutfak, misafirhane, bir kaç şapel, kütüphane ve öğrenci odaları bulunan manastırın giriş kısmında da bir su kanalı vardır. Manastıra su taşıdığı düşünülen bu yapının bir kısmı zamanla kırılmıştır.
Sümela manastırına nasıl gidilmekteir?
Sümela manastırı zaten turizm açısından oldukça ilgi gören bir yapı olduğundan, özellikle yaz aylarında bölgeye tur şirketleri pek çok yerli yabancı turisti Sümela manastırı turları için getirmektedir. Dağda yolun belli bir kısmı araçlarda çıkıldıktan sonra manastıra yaklaşılan son süreçlerde dağda manastıra giden bir patikadan geçilmekte, son olarak da manastırın girişinde bulunan uzun ve dar basamaklar geçilerek manastırın içine ulaşılmaktadır.
Sümela manastırının geçmişi
Sümela manastırı tarihçesi özetlenirse, kilisenin kurulduktan sonraki 1000 yıllık sürecinde çeşitli iddiaların ortaya atıldığı ancak geçerlilik konusunda hiç bir kesinliğe varılamadığı belirlenmiştir.Bu yapı ilk olarak klasik bir mağara kilisesi şeklinde ortaya çıkartılsa da daha sonrasında manastır formuna doğru yöneltilmiştir.
Karadeniz’de yaşayan Rumların anlatmış oldukları efsaneye göre, Atina asıllı Barnabas ve Sophroinos isimli iki farklı keşiş, rüyalarında içerisinde Meryem Ana’nın bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu Sümela Manastırının yerini bilmeden görmüşlerdir. Sonrasında ikisi de birbirinden habersiz olarak burayı bulmak için yola çıkmış; denizleri aşarak Trabzon’a gelmişlerdir. Burada karşılaşan ikili, birbirlerine gördükleri rüyayı anlatarak Sümela Manastırı’nın inşasına başlamışlardır.
Bununla birlikte yer alan bir başka iddia ise, bu manastırın ilk kurulduğu zamanlarda kilise şeklinde kurulması sebebiyle içerisinde bulunan fresklerde sıklıkla Trabzon imparatoru 3. Alexios’un yer alması, bu kilisenin inşa edilmesi süresince asıl kurucu ismin 3. Alexios olması ihtimalinin üzerinde durulmaktadır.[/font][/size]
Başağaçlı Raşit Tunca – Wer ist Karoglan Hoca? Biografie
Persönliche Daten:
- Name: Raşit Tunca
- Zweitname: Selim
- Familienübername: Haceliler
- Spitznamen: Karoglan oder Kar©glan und imageman
- Name des Vaters: Mustafa
- Name der Mutter: Rabia
- Geburt: 1970, Başağaç
- Grundschule: 1976 -1981, Başağaç
- Mittelschule & Gymnasium: 1981 -1988, Sandıklı İmam Hatip Lisesi (Sandıklı Imam-Hatip Gymnasium). Abschluss am 13.06.1988 mit einem „guten“ Diplomdurchschnitt von 8,25.
- Hochschule: 1988 -1989, AÜHF – AYO (Ankara Universität Juristische Fakultät – Hochschule für Justiz). Er brach das Studium nach dem zweiten Semester 1989 ab und reiste im Sommer 1989 nach Österreich.
- Berufsausbildung: Elektrotechniker (EBT und EIT) in Sigmundsherberg, Österreich.
- Lehrabschlussprüfung 1: Bestanden als „Elektrobetriebstechniker“ am 25.01.2006 – Landesberufsschule Wiener Neustadt.
- Lehrabschlussprüfung 2: Bestanden als „Elektroinstallationstechniker“ am 24.06.2006 – Landesberufsschule Stockerau für Elektrotechnik.
- Lehrabschlussprüfung 1: Bestanden als „Elektrobetriebstechniker“ am 25.01.2006 – Landesberufsschule Wiener Neustadt.
LEBENSGESCHICHTE
Wer ist Başağaçlı Raşit Tunca?
Raşit Tunca hat seine sufistischen religiösen Predigten, die Gebete und das Wissen seines gegründeten Raşidi-Ordens, seine Erfahrungen auf dem sufistischen Weg, seine Gedichte, Artikel und Grafiken... in Buchform veröffentlicht. Er hat sowohl normale Bücher als auch elektronische "EPUB"-Buchversionen veröffentlicht. Für Mittellose und Studenten hat er auch kostenlose PDF- und HTML-Versionen auf verschiedenen Webseiten veröffentlicht. Sie können meine Bücher hier von meinem Verlag, von Amazon, Google Books, usw. beziehen.
„Ich bin ein aktiver Content-Producer auf Online-Plattformen. Ich interagiere, indem ich neue Themen in Foren eröffne, und veröffentliche regelmäßig neue Beiträge auf meiner eigenen Blog-Seite (mit Blogger). Gelegentlich drehe und teile ich auch kurze YouTube-Videos. Neben der Produktion digitaler Inhalte schreibe ich weiterhin neue Bücher und erstelle religiöse islamische Grafikdesigns. Zu meinen Hobbys gehören Fotografieren, Musik hören auf YouTube sowie das Anschauen von Serien und verschiedenen Videos. Neben all dem verbringe ich auch Zeit mit meiner Familie und meinen Katzen und kümmere mich um sie.“
Başağaçlı Raşit Tunca (Karoglan Hoca): Eine vielseitige Persönlichkeit
Geboren 1970 in Başağaç, absolvierte Raşit Tunca seine Mittelschul- und Gymnasialausbildung am Sandıklı Imam-Hatip Gymnasium. Obwohl er für die Hochschule für Justiz der Juristischen Fakultät der Universität Ankara zugelassen wurde, brach er seine Ausbildung 1989 ab und zog nach Österreich. Tunca, der 1988 seinen Vater verloren hatte, erhielt eine Ausbildung zum Elektrotechniker in Österreich, erwarb berufliche Qualifikationen auf diesem Gebiet und arbeitete in verschiedenen Firmen. Derzeit lebt er als Berufsunfähigkeitsrentner in Österreich.
Verheiratet und Vater von zwei Kindern, unternahm Raşit Tunca 1997 seine Haddsch- und Umra-Besuche zusammen mit seiner Mutter. Seine sufistische Reise begann er 1992 mit dem Naqshbandi-Orden, wurde Mitglied in den Zweigen der Burhaniyya und Desukiyya Shadhiliyya und gründete um 2015 den Raşidi-Orden. Er setzt seine Mission als Gründer und Imam des Raşidi-Ordens fort, den er als „Saison-Tariqa“ bezeichnet.
Unter Spitznamen wie „Karoglan“ und „imageman“ bekannt, hat Raşit Tunca Bücher mit seinen sufistischen Predigten, Gebeten und Erfahrungen veröffentlicht und bietet auch kostenlose PDF- und HTML-Versionen an. Seit 2003 ist er ein aktiver Webmaster, gründet Foren, Blogs und Webseiten, um seine Predigten, Gespräche und Grafikdesigns im digitalen Raum zu teilen. Mit dem TUNCAWEB-Projekt zielt er darauf ab, seine Erfahrungen in diesem Bereich auch an andere weiterzugeben.
WAISE
Sein Vater verstarb 1988.
ANKARA:
Er ging für seine Hochschulausbildung nach Ankara. Zunächst wohnte er etwa 3-4 Wochen lang bei einem Verwandten in einer Wohnung zwischen der Haltestelle Keçiören gazino und der Haltestelle şose. Dann wohnte er im kostenpflichtigen Privatwohnheim 'RESA' in Ulus. Anschließend wohnte er im staatlichen kostenpflichtigen Wohnheim in Balgat.
FAMILIE:
Er heiratete Ende 1990. Er hat zwei Kinder, einen Jungen und ein Mädchen.
HADDSC und UMRA:
1997 unternahm er die Haddsch- und Umra-Besuche zusammen mit seiner Mutter im Rahmen der Haddsch-Gruppe der Österreichischen Milli-Görüş-Organisation (von der Krems – Hezogenburg Moschee).
RELIGIÖSES und SUFISTISCHES LEBEN:
1991 wurde er Mitglied im Burhaniyya-Orden.
1992 wurde er Mitglied im Naqshbandi-Orden.
Um 2003 -2004 wurde er Mitglied im Düsûkî-Orden.
Auf seiner Reise auf dem sufistischen Pfad gründete er den Raşidi-Orden.
Er setzt seinen Weg derzeit als Gründer und Imam des Raşidi-Ordens auf dem sufistischen Pfad fort.
ÖSTERREICH:
1989 arbeitete er als Arbeiter im Steinbruch Schrems (Schrems, Hatberg 1) in Österreich (Wiener Baustoff Werke). Später wechselte seine Firma zweimal den Besitzer und wurde zu Poschacher Natursteinwerk. Später verließ er den Steinbruch. Er arbeitete zweimal, etwa sechs Monate lang jeweils, beim großen Metzger „Gresinger“ (in Perg, Oberösterreich). Er absolvierte eine Berufsausbildung [Lehre als „Elektrobetriebstechniker“], schloss sie ab und erhielt sein Diplom. Danach legte er die Prüfung zum „Installationstechniker“ ab, bestand sie und erhielt sein Diplom. Er arbeitete als Elektrotechniker in Firmen in Liesing. Bevor er in Rente ging, arbeitete er zuletzt als Allrounder bei „Backwelt Pilz“. Derzeit lebt er als „Berufsunfähigkeitsrentner“ in Österreich.
AUTOR:
Raşit Tunca hat seine sufistischen religiösen Predigten, die Gebete und das Wissen seines gegründeten Raşidi-Ordens, seine Erfahrungen auf dem sufistischen Weg, seine Gedichte, Artikel und Grafiken... in Buchform veröffentlicht. Er hat sowohl normale Bücher als auch elektronische "EPUB"-Buchversionen veröffentlicht. Für Mittellose und Studenten hat er auch kostenlose PDF- und HTML-Versionen auf verschiedenen Webseiten veröffentlicht. Sie können meine Bücher von meinem Verlag unten, von Amazon, Google Books, usw. beziehen.
VERLAG:
Sie können meinen Verlag hier erreichen und meine Bücher von hier beziehen.
Sie können meine Bücher von meinem neuen Verlag "bookmundo" hier erreichen und beziehen.
HIER SCHAUEN BESTELLUNG AUFGEBEN
https://publish.bookmundo.de/site/?r=use...a/allbooks
BEI EPUBLI SCHAUEN BESTELLUNG AUFGEBEN
https://www.epubli.com/?s=Rasit+Tunca
BEI FRAUHOFER SCHAUEN BESTELLUNG AUFGEBEN
https://www.frauhofer.at/list?cat=&quick...9Fit+Tunca
BEI AMAZON SCHAUEN BESTELLUNG AUFGEBEN
https://www.amazon.de/s?k=Rasit+Tunca&i=...nb_sb_noss
Sie können alle unsere Bücher mit ISBN-Nummer auch bei Amazon und anderen Buchhandlungen beziehen.
Sie können unsere digitalen und E-Book-Versionen auch bei Google Books und anderen Buchhandlungen beziehen, sofort herunterladen und lesen.
WEBMASTER
Seit ungefähr 2003 bis heute hat er auf kostenlosen und kostenpflichtigen Hosting-Diensten Foren, Blogs und Internetseiten eingerichtet, um seine Predigten, Gespräche und Grafikdesigns in der virtuellen Umgebung zu teilen. Er ist ein erfahrener Webmaster. Und schließlich, um denen zu helfen, die von seiner Erfahrung profitieren möchten und eine Amateur- oder Profi-Webseite besitzen möchten, und natürlich nach dem Grundsatz „Wer Honig anfasst, leckt seinen Finger“, das heißt gegen Bezahlung für die aufgewendete Zeit, wird er denen, die unser Honorar bezahlen, beim Einrichten ihrer Webseiten helfen. Diejenigen, die eine Forum-Seite einrichten, eine Blog-Seite eröffnen oder eine Fotogalerie einrichten möchten, können professionellen Support von uns erhalten.
Sie können Ihre Anfragen und Bewerbungen an unsere E-Mail-Adresse senden: karoglan446@gmail.com
Başağaçlı Raşit Tunca – Karoglan Hoca Kimdir? Biyografisi
Kişisel Bilgiler:
- İsim: Raşit Tunca
- Göbek ismi: Selim
- Soyadı / Aile Lakabı: Haceliler
- Takma İsimler: Karoglan, Kar©glan, imageman
- Baba Adı: Mustafa
- Anne Adı: Rabia
- Doğum: 1970, Başağaç
- İlkokul: 1976 -1981, Başağaç İlkokulu
- Ortaokul ve Lise: 1981 -1988, Sandıklı İmam Hatip Lisesi
- 13.06.1988 tarihinde 8.25 diploma notu ile iyi derecede mezun oldu.
- Yükseköğretim: 1988 -1989, AÜHF – AYO (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi – Adalet Yüksek Okulu)
- 1989'da üniversiteyi ikinci dönem sonunda yarıda bırakarak terk etti ve 1989 yazında Avusturya'ya seyahat etti.
- Mesleki Eğitim: Elektrik Teknisyenliği, EBT ve EIT, Sigmundsherberg, Avusturya.
- Lehrabschlussprüfung 1: Elektrobetriebstechniker (Endüstriyel Elektrik Teknisyeni) - 25.01.2006 tarihinde başarıyla geçti – Landesberufsschule Wiener Neustadt.
- Lehrabschlussprüfung 2: Elektroinstallationstechniker (Elektrik Tesisat Teknisyeni) - 24.06.2006 tarihinde başarıyla geçti – Landesberufsschule Stockerau.
- Lehrabschlussprüfung 1: Elektrobetriebstechniker (Endüstriyel Elektrik Teknisyeni) - 25.01.2006 tarihinde başarıyla geçti – Landesberufsschule Wiener Neustadt.
HAYAT HİKÂYESİ
Başağaçlı Raşit Tunca Kimdir?
Raşit Tunca, tasavvufi ve dini konulardaki vaazlarını, kurmuş olduğu Raşidi Tarikatı'na ait zikirleri, duaları ve bilgileri, tasavvuf yolundaki deneyimlerini, şiirlerini, makalelerini ve grafiklerini kitap haline getirerek normal kitap ve elektronik kitap (EPUB) versiyonlarını yayımlamıştır. Parası olmayanlar ve öğrenciler için ücretsiz PDF ve HTML versiyonlarını çeşitli internet sayfalarında yayınlamıştır. Kitaplarına aşağıdaki yayınevimden, Amazon'dan ve Google Kitaplık'tan ulaşabilirsiniz.
"Çevrimiçi platformlarda aktif bir içerik üreticisiyim. Forum sitelerinde yeni konular açarak etkileşim sağlıyor, kendi blog sitemde (Blogger kullanarak) düzenli olarak yeni yazılar yayımlıyorum. Zaman zaman kısa YouTube videoları da çekip paylaşıyorum. Dijital içerik üretimimin yanı sıra, yeni kitaplar yazmaya devam ediyor ve dini/İslami grafik tasarımlar yapıyorum. Hobilerim arasında fotoğraf çekmek, YouTube'da müzik dinlemek, dizi ve çeşitli videolar izlemek bulunuyor. Tüm bunların yanında aileme ve kedilerime de zaman ayırarak onlarla ilgileniyorum."
Başağaçlı Raşit Tunca (Karoglan Hoca): Çok Yönlü Bir Şahsiyet
1970 yılında Başağaç'ta doğan Raşit Tunca, ortaokul ve lise eğitimini Sandıklı İmam Hatip Lisesi'nde tamamlamıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet Yüksek Okulu'nu kazanmasına rağmen, 1989'da eğitimini yarıda bırakarak Avusturya'ya yerleşmiştir. Babasını 1988'de kaybeden Tunca, Avusturya'da elektrik teknisyenliği eğitimi alarak bu alanda mesleki yeterlilik kazanmış ve çeşitli firmalarda görev yapmıştır. Halen malulen emekli olarak Avusturya'da yaşamaktadır.
Evli ve iki çocuk babası olan Raşit Tunca, 1997 yılında annesiyle birlikte Hac ve Umre ziyaretlerini gerçekleştirmiştir. Tasavvufi yolculuğuna 1992'de Nakşibendi Tarikatı ile başlayıp, daha sonra Burhaniye ve Desukiyye Şaziliyye kollarına intisap etmiş, ardından 2015 civarında Raşidi Tarikatı'nı kurmuştur. Kendi ifadesiyle "Mevsim Tarikatı" olarak tanımladığı Raşidi Tarikatı'nın kurucusu ve imamı olarak misyonunu sürdürmektedir.
"Karoglan" ve "imageman" gibi takma adlarla da bilinen Raşit Tunca, tasavvufi vaazlarını, zikirlerini ve deneyimlerini içeren kitaplar yayımlamış, ayrıca ücretsiz PDF ve HTML versiyonlarını da sunmuştur. 2003 yılından bu yana aktif bir webmaster olarak forum, blog ve internet siteleri kurarak vaazlarını, sohbetlerini ve grafik tasarımlarını dijital ortamda paylaşmaktadır. TUNCAWEB projesiyle de bu alandaki deneyimlerini başkalarına aktarmayı hedeflemektedir.
ÖKSÜZ
1988'de babasını kaybetti.
ANKARA:
Yüksekokul eğitimi için Ankara'ya gitti. İlk defa bir akrabasının yanında, Keçiören'de gazino durağı ile şose durağı arasında bir apartman dairesinde yaklaşık 3-4 hafta kaldı. Daha sonra Ulus'taki paralı özel yurt 'RESA'da kaldı. Ardından Balgat'taki Devlet Paralı Yurdu'nda kaldı.
AİLE:
1990 yılı sonunda evlendi. İki çocuğu vardır; biri oğlan, diğeri kızdır.
HAC ve UMRE:
1997 yılında Hac ve Umre ziyaretini, annesiyle birlikte, Avusturya Milli Görüş Teşkilatı Hac Organizasyonu kafilesi ile (Krems – Hezogenburg Camii) gerçekleştirdi.
DİNİ ve TASAVVUFİ HAYAT:
1991 senesinde Burhaniye Tarikatı'na intisap etti.
1992'de Nakşibendi Tarikatı'na intisap etti.
2003-2004 yılları civarında Desukiye Tarikatı'na intisap etti.
Tasavvufi hayat yolculuğunda Raşidi Tarikatı'nı kurdu.
Halen tasavvuf yolunda, Raşidi Tarikatı'nın kurucusu ve imamı olarak yoluna devam etmektedir.
AVUSTURYA:
1989'da Avusturya'da, Schrems Taş Ocağı'nda (Schrems, Hatberg 1) Wiener Baustoff Werke firmasında işçi olarak çalıştı. Daha sonra firma iki defa el değiştirerek Poschacher Natursteinwerk oldu. Ardından taş ocağından ayrıldı. İki defa, yaklaşık altışar ay boyunca, büyük bir kasap olan "Gresinger"da (Oberösterreich, Perg) çalıştı. Mesleki eğitimini [Ausbildung Elektrobetriebstechniker (Endüstriyel Elektrikçi)] tamamlayarak mezun oldu ve diplomasını aldı. Daha sonra [Installationstechniker (Kurulum Teknisyeni)] sınavına girerek kazandı ve diplomasını aldı. Liesing'deki firmalarda Elektrik Teknisyeni olarak çalıştı. Emekli olmadan önce en son "Backwelt Pilz" firmasında Allrounder (çok yönlü eleman) olarak çalıştı. Halen "malulen emekli" olarak hayatına Avusturya'da devam etmektedir.
YAZAR:
Raşit Tunca, tasavvufi ve dini konulardaki vaazlarını, kurmuş olduğu Raşidi Tarikatı'na ait zikirleri, duaları ve bilgileri, tasavvuf yolundaki deneyimlerini, şiirlerini, makalelerini ve grafiklerini kitap haline getirerek normal kitap ve elektronik kitap (EPUB) versiyonlarını yayımlamıştır. Parası olmayanlar ve öğrenciler için ücretsiz PDF ve HTML versiyonlarını çeşitli internet sayfalarında yayınlamıştır. Kitaplarına aşağıdaki yayınevimden, Amazon'dan ve Google Kitaplık'tan ulaşabilirsiniz.
YAYINEVİ
Yayınevime ve kitaplarıma buradan ulaşabilirsiniz.
Yeni yayınevim "bookmundo" ve kitaplarıma yeni yayınevimden buradan ulaşıp temin edebilirsiniz.
- BURADAN BAK / SİPARİŞ VER
https://publish.bookmundo.de/site/?r=use...a/allbooks
- EPUBLi'DEN BAK / SİPARİŞ VER
https://www.epubli.com/?s=Rasit+Tunca
- FRAUHOFER'DEN BAK / SİPARİŞ VER
https://www.frauhofer.at/list?cat=&quick...9Fit+Tunca
- AMAZON'DAN BAK / SİPARİŞ VER
https://www.amazon.de/s?k=Rasit+Tunca&i=...nb_sb_noss
Dijital ve e-Kitap versiyonlarımızı da Google Kitaplık'tan ve diğer kitap satan mağazalardan temin edebilir, hemen indirip okuyabilirsiniz.
WEBMASTER
Yaklaşık olarak 2003 yılından bu yana, ücretsiz ve paralı hostinglerde forum, blog ve internet sayfaları kurarak vaaz ve sohbetlerini ve grafik tasarımlarını sanal ortamda paylaşıma sunmuştur. Deneyimli bir webmaster'dır. Son olarak, deneyimlerinden faydalanmak isteyen, amatör veya profesyonel web sayfası sahibi olmak isteyenlere yardımcı olmak ve tabii ki "bal tutan parmağını yalar" usulünce, onlara ayırdığı zamanın karşılığını almak kaydıyla, ücretini ödeyenlere web sayfası kurmalarında yardımcı olacaktır. Forum sayfası kurmak isteyenler, blog sayfası açmak isteyenler, fotoğraf galerisi oluşturmak isteyenler bizden profesyonel destek alabilirler.
İstek ve başvurularınızı için: karoglan446@gmail.com
Temel Dini Bilgiler 2
BİRİNCİ BÖLÜM
İTİKAD
1 - Din nedir?
1 - Din : Akıl sahibi insanları kendi istekleri ile dünya ve âhirette iyiliğe ve
mutluluğa ulaştırmak için Yüce Allah tarafından peygamberler aracılığı ile
gönderilen esasların bütünüdür.
2 - Dinler kaça ayrılır?
2 - Dinler başlıca üç kısma ayrılır :
1) Hak ( Gerçek) Dinler : Allah tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara
bildirilen ve hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelen dinlerdir.
Örnek : İslâm Dini.
2) Muharref ( Bozulmuş) Dinler : Allah tarafından peygamberler aracılığı ile
bildirildiği halde sonradan insanlar tarafından değiştirilen ve aslı bozulan
dinlerdir. Örnek : Hristiyanlık ve Yahudilik.
3) Batıl ( Gerçek Olmayan) Dinler : İnsanlar tarafından uydurulan dinlerdir.
Örnek : Puta tapıcılık, Satanizm ve Budizm.
3 - Dinimizin adı nedir?
3 - İslâm.
4 - İslâm ne demektir?
4 - İslâm : Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e Allah tarafından gönderilen ve
insanlara bildirilmesi istenen esasların bütünüdür.
5 - Allah katında ( geçerli) din hangi dindir? Bu konudaki âyet meâllerini
söyleyiniz.
5 - “Allah katında ( geçerli) din şüphesiz İslâm’dır.” ( Âl-i İmrân, 3/19)
“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, ( bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek
ve o âhirette zarara uğrayanlardan olacaktır.” ( Âl-i İmrân, 3/85)
6 - İslâm dininin gayesi nedir?
6 - Getirdiği hükümlerle insanları hem dünyada hem de âhirette mutluluğa
ulaştırmaktır.
7 - İslâm dini kaç ana bölüme ayrılır?
7 - Üç ana bölüme ayrılır :
1) İnanmak ( İtikad)
2) Allah’ın emir ve yasaklarına uymak ( Amel)
3) Canlı ve cansız bütün varlıklarla iyi ilişkiler içinde bulunmak ( Ahlâk).
8 - İslâm dininin özellikleri nelerdir?
8 - İslâm dininin özellikleri :
1) İslâm son dindir
2) Bütün insanlığa gönderilmiştir
3) Daha önce gönderilen bütün peygamberleri ve İlâhî kitapları tasdik eder
4) Önceki dinlerin hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır.
9 - Kelime-i Tevhîd’i ve anlamını söyleyiniz.
9 - Lâ ilâhe illâllah, Muhammedün Resûlüllah = Allah’tan başka ilâh yoktur, Hz.
Muhammed de Allah’ın elçisidir.
10 - Kelime-i Şahâdet’i ve anlamını söyleyiniz.
10 - Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh =
Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, yine şahitlik ederim ki Hz.
Muhammed onun kulu ve elçisidir.
11 - İman Nedir?
11 - İman : Yüce Rabbimizin Peygamber Efendimiz aracılığı ile göndermiş olduğu
bütün esasların doğru olduğuna kalben inanmak ve dil ile söylemektir.
12 - Âmentü’yü okuyunuz.
12 - Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî vel yevmil âhiri ve bil
kaderi hayrihî ve şerrihî minellahi teâlâ, vel ba’sü ba’del mevti, hakkun eşhedü
en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.
13 - İmanın şartlarını söyleyiniz.
13 - İmanın şartları :
1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak
2) Meleklerine inanmak
3) Kitaplarına inanmak
4) Peygamberlerine inanmak
5) Âhiret gününe( öldükten sonra dirilmeye) inanmak
6) Kadere ( iyilik ve kötülüğün Allah’ın yaratmasıyla meydana geldiğine)
inanmak.
14 - İnanç yönünden insanlar kaç kısma ayrılır? Sayıp açıklayınız.
14 - İnanç yönünden insanlar dört kısma ayrılır :
1) Mü’min : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in de
peygamberliğine kalpten inanan kimseye denir.
2) Münafık : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in de
peygamberliğine kalbi ile inanmadığı halde dili ile inandığını söyleyen
kimseye denir.
3) Müşrik : Allah’a ortak koşan, birden fazla tanrı olduğuna inanan kimseye
denir.
4) Kâfir : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve
getirdiği esaslara kalbi ile inanmayan, inanmadığını da açıkça söyleyen
kimseye denir.
15 - Allah’ı nasıl tanıyabiliriz?
15 - Allah’ı ancak Kur’ân’da ve Peygamber Efendimizin sözlerinde tanıtıldığı
şekilde tanıyabiliriz. Buna göre :
1) O, en büyüktür
2) Eşsiz ve benzersizdir
3) Hep vardı ve daima olacaktır
4) Hiç kimseye ihtiyacı yoktur
5) Evrende var olan her şeyin sahibidir
6) Herkes ve her şey ona muhtaçtır
7) Bütün varlıkları bilir
8 ) Her şeyi görür ve işitir
9) Ona gizli olan hiçbir şey yoktur.
16 - İnsanların Allahü Teâlâ ile iletişim kurma vasıtaları nelerdir?
16 - Başlıca üç vasıta vardır :
1) Dua
2) İbadet
3) Salih amel ( İyi ve güzel işler).
17 - Allah’ın sıfatları kaça ayrılır?
17 - Allah’ın sıfatları iki kısma ayrılır :
1) Zâtî sıfatlar
2) Sübûtî sıfatlar.
18 - Zâtî sıfatlar nelerdir?
18 - Zâtî sıfatlar :
1) Vücûd : Allahü Teâlâ’nın var olması demektir
2) Kıdem : Allâhü Teâlâ’nın varlığının evveli olmaması demektir
3) Bekâ : Allahü Teâlâ’nın varlığının sonu olmaması demektir
4) Vahdâniyet : Allahü Teâlâ’nın bir olması demektir
5) Muhâlefetün lil-havâdis : Yarattığı varlıkların hiç birine benzememesi
demektir
6) Kıyâm bi-nefsihi : Hiç bir şeye ve hiç kimseye ihtiyacı olmaması demektir.
19 - Sübûtî sıfatlar nelerdir?
19 - Sübûtî sıfatlar :
1) Hayat : Allahü Teâlâ’nın diri olması demektir
2) İlim : Allahü Teâlâ’nın her şeyi bilmesi demektir
3 ) Semi’ : Allahü Teâlâ’nın her şeyi işitmesi demektir
4) Basar : Allahü Teâlâ’nın her şeyi görmesi demektir
5) İrâde : Allahü Teâlâ’nın bir şeyin olmasını dilemesi demektir
6) Kudret : Allahü Teâlâ’nın gücünün yetmesi demektir
7) Kelâm : Allahü Teâlâ’nın konuşması demektir
8 ) Tekvîn : Allahü Teâlâ’nın yaratması demektir.
20 - İmanın sahih ve makbul olmasının şartları nelerdir?
20 - İmanın sahih ve makbul olmasının başlıca üç şartı vardır :
1) İman, hayattan ümit kesmeden önce edilmiş olmalı
2) Dinî hükümleri inkâr edici herhangi bir söz veya davranış bulunmamalı
3) Dinî hükümlerin hepsinin güzel olduğu kabul edilmeli.
21 - Allahü Teâlâ’nın varlığı ve birliğine dair Kur’ân-ı Kerîm’den bir delil
söyleyiniz.
21 - İhlâs sûresi.
İhlâs sûresinin manası :
“De ki : Allah birdir, Allah Samed’dir ( hiç kimseye ihtiyacı yoktur, herkes ona
muhtaçtır). O, doğmamış ve doğurulmamıştır. Hiç kimse O’na denk değildir ( eşi
ve benzeri yoktur).” ( İhlâs, 112/1-4)
22 - Meleklerin özellikleri nelerdir?
22 - Meleklerin özellikleri :
1) Melekler nurdan yaratılmış varlıklardır
2) Yemezler, içmezler
3) Erkeklik ve dişilikleri yoktur
4) Hiç günah işlemezler
5) Allah’ın emirlerini eksiksiz yerine getirirler
6) Hızlı ve süratli varlıklardır
7) Sayılarını Allah’tan başka kimse bilmez
8 ) Daima Allah’ı zikir ve tesbih ile meşguldürler.
23 - Büyük melekler kaçtır? Görevleri nelerdir?
23 - Büyük melekler dörttür :
1) Cebrâil : Allahü Teâlâ’dan aldığı mesajları ( vahyi) peygamberlere ileten
melektir.
2) Mikâil : Yağmurun yağması, rüzgârın esmesi gibi tabiat olaylarını idare
etmekle görevli melektir.
3) İsrâfil : Kıyametin kopması ve insanların tekrar dirilmesi için, mahiyeti bizce
bilinmeyen “Sûr”a üfleyecek olan melektir.
4) Azrâil : Ömrü sona eren insanların canlarını almakla görevli melektir.
24 - Dört büyük melek dışında Kur’ân-ı Kerîm’de isimleri geçen diğer melekler
hangileridir ve görevleri nelerdir?
24 - Diğer melekler şunlardır :
1) Kirâmen Kâtibîn : Bunlar iki melektir. Biri insanların sağında bulunur,
sevapları yazar. Diğeri ise solunda bulunur, günahları yazar.
2) Münker ve Nekir : Kabirde soru sormakla görevli meleklerdir.
3) Rıdvan : Cennetteki meleklerin başkanıdır.
4) Mâlik : Cehennemdeki meleklerin başkanıdır.
5) Hafaza melekleri : İnsanların önlerinden ve arkalarından onları takip eden,
kaza ve belâlara karşı koruyan meleklerdir.
25 - Cin nedir?
25 - Cin : Ateşten yaratılmış olup insanlar gibi yiyen, içen ve üreyen, ancak gözle
görülmeyen, iman ve ibadet etmekle yükümlü bir varlıktır.
26 - Şeytan nedir?
26 - Şeytan : Cin taifesindendir. Gözle görülmemekle birlikte varlığı kesin olan,
azgınlık ve kötülükte çok ileri giden, büyüklük taslayan, ayrıca insanları
saptırmayı kendisine görev edinen bir varlıktır.
27 - Şeytanın özellikleri nelerdir?
27 - Şeytanın özellikleri :
1) Şeytan ateşten yaratılmıştır
2) Gurur ve kibiri nedeniyle Allah’a isyan etmiştir
3) Cennetten kovulmuş ve Allah tarafından lânetlenmiştir
4) Kıyamete kadar yaşayacaktır
5) Hem kendi cinsinden, hem de insanlar ve cinlerden yardımcıları vardır
6) Her türlü yola başvurarak insanları ve cinleri Allah’a isyan ettirmek için
çalışır.
28 - Vahiy nedir?
28 - Allah tarafından, doğrudan veya elçi vasıtasıyla peygamberlere bildirilen ve
kesinlik ifade eden bilgiye vahiy denir.
29 - Büyük kitaplar indiriliş sırasına göre hangi peygamberlere gönderilmiştir?
29 - Büyük kitaplar :
1) Tevrât : Hz. Mûsa’ya
2) Zebûr : Hz. Dâvûd’a
3) İncîl : Hz. İsa’ya
4) Kur’ân-ı Kerîm : Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ’ya
indirilmiştir.
30 - En son indirilen ve kıyamete kadar devam edecek esasları barındıran
kutsal kitabımızın adı nedir?
30 - Kur’ân-ı Kerîm.
31 - Kur’ân-ı Kerîm nasıl bir kitaptır?
31 - Kur’ân-ı Kerîm :
1) Allah tarafından Hz. Peygamber’e gönderilmiştir
2) 23 senede peyderpey indirilmiştir
3) 114 sûre, 30 cüzdür
4) Bir harfi dahi değişmeden günümüze kadar gelmiştir
5) Okunuşu ve dinlenişi ile ibadet edilir
6) Her yönüyle mucizedir.
32 - Kur’ân-ı Kerîm nerede ve ne zaman indirilmeye başlanmıştır?
32 - Kur’ân-ı Kerîm : Milâdî 610 yılında Mekke yakınlarında bulunan Nur dağındaki
Hira mağarasında, Ramazan ayının 27. gecesi “Oku” emriyle indirilmeye
başlanmıştır.
33 - İlk inen âyetler hangileridir? Meâlini söyleyiniz.
33 - İlk inen âyetler Alâk sûresinin ilk beş âyetidir. Bunlar ın meâli :
“1) Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2) O, insanı kan pıhtısından yarattı.
3) Oku! Rabbin sonsuz ikram sahibidir.
4) Kalem ile ( yazmayı) öğreten odur.
5) İnsana bilmediğini o öğretti.” ( Alâk, 96/1–5)
34 - Kur’ân-ı Kerîm’in gönderiliş amacı nedir?
34 - İnsanların dünya ve âhiret hayatlarını düzene koymak, onlara hem dünya ve
hem de âhiret mutluluğu temin etmektir.
35 - Kur’ân okumanın fazileti hakkında üç hadis meâli söyleyiniz.
35 - Üç hadis meâli :
1) “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”
2) “Kur’ân okuyun. Çünkü Kur’ân Kıyamet gününde onu okuyana şefâatçı
olacaktır.”
3) “Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa ona bir iyilik sevabı yazılır. Bu
iyilik sevabı da on katıyla değerlendirilir.”
36 - Sûre ne demektir? Kur’ân-ı Kerîm’deki ilk ve son sûre hangileridir?
36 - Sûre : Kur’ân-ı Kerîm’de özel isimleri bulunan ve besmeleyle birbirinden
ayrılan bölümlerdir. İlk sûre Fâtiha, son sûre ise Nâs’tır.
37 - Âyet ve Hadis’i tarif ediniz.
37 - Âyet : Bir veya birkaç kelime ya da cümleden meydana gelen ve sûreleri
oluşturan Allah sözüdür.
Hadis : Peygamber Efendimizin mübarek ağzından çıkan sözlerdir.
38 - Meâl ve Tefsîr nedir? Açıklayınız.
38 - Meâl : Kur’ân-ı Kerîm’in Arapça’dan başka bir dile çevrilmesidir.
Tefsîr : Kur’ân-ı Kerîm’in mana bakımından anlaşılması için geniş bir şekilde
izah edilmesidir.
39 - Tilâvet secdesi nedir?
39 - Kur’ân-ı Kerîm’de secde âyetleri okunduğu veya dinlendiği zaman yapılması
gereken secdedir. Kur’ân’da 14 yerde secde âyeti vardır. Bu âyetler özel
işaretlerle belirtilmiştir.
40 - Mushaf ne demektir?
40 - Kur’ân sayfalarının bir araya toplanarak kitap haline getirilmiş şekline mushaf
denir.
41 - Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri ile sûreleri ne zaman toplanmış ve ne zaman
çoğaltılmıştır?
41 - Hz. Peygamber’in emanet olarak bıraktığı yazılı Kur’ân sayfaları halife Hz.
Ebû Bekir zamanında toplanarak mushaf haline getirilmiş, Hz. Osman
zamanında da çoğaltılmıştır.
42 - Peygamber kime denir?
42 - Allah tarafından seçilmiş, vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara
bildirmekle görevlendirilmiş üstün ahlâk sahibi kimselere peygamber denir.
43 - İlk ve son peygamberler kimlerdir?
43 - İlk peygamber Hz. Âdem, son peygamber ise bizim peygamberimiz Hz.
Muhammed Mustafâ’dır. Peygamber Efendimizle birlikte peygamberlik kapısı
kapanmış, artık bir daha peygamber gönderilmeyecektir.
44 - Peygamberlerde bulunması gerekli olan sıfatlar ( özellikler) kaçtır ve
nelerdir?
44 - Peygamberlerde bulunması gereken sıfatlar beştir :
1) Sıdk : Doğru sözlü olmak
2) Emânet : Güvenilir olmak
3) Fetânet : Akıllı ve zeki olmak
4) İsmet : Günah işlememek
5) Tebliğ : Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara bildirmek.
45 - Peygamber Efendimizi diğer peygamberlerden ayıran önemli özellikler
nelerdir?
45 - Peygamber Efendimizin önemli özellikleri :
1) Son Peygamber olması
2) Getirdiği kitabın ve dinî hükümlerin kıyamete kadar geçerli olması
3) Diğer peygamberler gibi belli bir bölgeye veya belli bir topluluğa değil, bütün
insanlara peygamber olarak gönderilmesi
4) Son dinin sahibi olması
5) Yaratılmışların en faziletlisi, Allah’ın en sevgili kulu olması
6) Âlemlere rahmet olarak gönderilmesi
7) Bütün insanlık için en güzel örnek olması.
46 - İnsanlığın yaratılışından bu zamana kadar kaç peygamber gelmiştir?
46 - Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiğine göre, insanlığın yaratılışından bu zamana kadar
peygamber gönderilmeyen hiçbir topluluk yoktur. Yüce Allah emir ve
yasaklarını kullarına iletmeleri için her millete farklı zamanlarda pek çok
peygamber göndermiştir. Ancak bunların sayısını Allah’tan başka kimse bilmez.
47 - Kur’ân-ı Kerîm’de ismi geçen peygamberler hangileridir?
47 - Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, İbrâhim, İsmâil, İshâk, Yâkub, Yûsuf,
Şuayb, Hârun, Mûsa, Dâvud, Süleyman, Eyyûb, Zülkifl, Yûnus, İlyâs, Elyesâ,
Zekeriyâ, Yahyâ, İsâ ve Muhammed Mustafâ ( s.a.v.).
48 - Mucize ve kerâmet ne demektir?
48 - Mucize : Peygamberlerin, peygamber olduklarını kanıtlamak için Allah’ın izni
ile gösterdikleri olağanüstü olaylardır.
Kerâmet : Peygamberlere tabi olan Allah dostlarının gösterdikleri olağanüstü
olaylardır.
49 - Peygamber Efendimizin büyük mucizelerinden üç tanesini söyleyiniz.
49 - Peygamber Efendimizin üç büyük mucizesi :
1) Kur’ân-ı Kerîm : Kıyamete kadar devam edecek en büyük mucizedir
2) Şakk-ı Kamer : Eli ile ayı ikiye ayırması
3) İsrâ ve Mirac : Hicretten 1,5 yıl kadar önce Mekke’de bulunan Mescid-i
Harâm’dan alınıp Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürülmesi ( İsrâ), oradan da
göklere yükseltilmesi ( Mirac).
50 - Bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ana esaslar kaç tanedir ve nelerdir?
50 - Beş tanedir :
1) Dini koruma
2) Aklı koruma
3) Nesli koruma
4) Malı koruma
5) Canı koruma
51 - Âhiret ne demektir?
51 - Kıyamet kopup bütün canlılar öldükten sonra yeniden diriliş ile başlayacak olan
sonsuz hayata âhiret denir.
52 - Âhiret hayatının evreleri nelerdir?
52 - Âhiret hayatının evreleri :
1) Kabir hayatı
2) Kıyametin kopması
3) Yeniden diriliş
4) Mahşer
5) Amel defterlerinin dağıtılması
6) Hesap
7) Mîzân ( Amellerin tartılması)
8 ) Sırât
9) Şefâat
10) Cennet
11) Cehennem.
53 - Kabir ve kabir hayatı nedir?
53 - İnsanın ölüp defnedildikten sonra kıyamet günü yeniden dirilinceye kadar
beklediği yere kabir, burada geçen hayata da kabir hayatı denir.
54 - Kıyamet ne demektir?
54 - Sözlükte “kalkmak, dirilmek” demektir. Dinî anlamı ise :
1) Evrenin düzeninin bozulması
2) Her şeyin alt üst edilerek yok olması
3) Yok olan ve ölen şeylerin yeniden yaratılıp diriltilerek ayağa kalkması
4) Mahşere doğru yönelmesi demektir.
55 - Haşr ve mahşer ne demektir?
55 - Haşr : Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya
toplamasıdır.
Mahşer : İnsanların hesap vermek üzere toplandıkları yere denir. Mahşerin bir
diğer adı da Arasât’tır.
56 - Kıyamet ne zaman kopacaktır?
56 - Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka kimse bilemez. Müslüman için
önemli olan Kıyametin ne zaman kopacağını bilmek değil, onun kopması ile
başlayacak olan sonsuz hayata gerektiği şekilde hazırlık yapmaktır.
57 - Mîzân ne demektir?
57 - Mîzân : Âhirette hesaptan sonra herkesin amellerinin ( iyilik ve kötülüklerinin)
tartıldığı İlâhî adâlet ölçüsünün adıdır.
58 - Sırât ne demektir?
58 - Sırât : Cehennemin üzerine kurulmuş manevî bir köprüdür. Herkes bu köprünün
üzerinden geçecektir. Mü’minler geçip cennete ulaşacak, kâfirler ise geçemeyip
cehenneme düşeceklerdir.
59 - Şefâat ne demektir?
59 - Şefâat : Günahı olan mü’minlerin günahlarının bağışlanması, olmayanların da
cennette daha yüksek derecelere erişmesi için peygamberlerin ve Allah katında
dereceleri yüksek olan kimselerin Allah’a yalvarmaları ve dua etmeleri
demektir.
60 - Cennet ne demektir?
60 - Kelime olarak “bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer” demektir. Cennet,
sayısız nimetlerle donatılmış ve mü’minlerin içinde ebedî olarak kalmaları için
hazırlanmış âhiret yurdudur.
61 - Cehennem ne demektir?
61 - Kelime olarak “derin kuyu” anlamına gelir. Cehennem, âhirette kâfirlerin
sürekli olarak kalacakları, günahkâr mü’minlerin ise günahları ölçüsünde geçici
olarak cezalarını çekecekleri yerdir.
62 - Tevekkül ne demektir?
62 - Hedefe ulaşmak için gerekli bütün maddî ve manevî sebeplere başvurduktan
sonra, yapacak başka bir şey kalmayınca Allah’a dayanıp güvenmek ve işin
sonucunu ona havale etmektir.
63 - Hayır ve şer ne demektir?
63 - Hayır : Allah’ın emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlara verilen isimdir.
Şer : Allah’ın yasakladığı, hoşnut olmadığı ve beğenmediği davranışlar demektir.
64 - Mezhep ne demektir? Kaç kısımda incelenir?
64 - Mezhep : Gidilecek yol demektir. İki kısımda incelenir :
1) İtikâdî mezhepler : Dinî inanışla ilgili farklı yorumlar
2) Amelî mezhepler : Dinî uygulama ve davranışlarla ilgili yorumlar.
65 - İtikâdî mezhepler kaça ayrılır ve hangileridir?
65 - İtikâdî mezhepler üçe ayrılır :
1) Selefiye
2) Mâtüridiye
3) Eş’ariye.
66 - Amelî mezhepler kaça ayrılır ve hangileridir?
66 - Amelî mezhepler dörde ayrılır :
1) Hanefî mezhebi
2) Şâfiî mezhebi
3) Mâlikî mezhebi
4) Hanbelî mezhebi.
67 - Mezhepler arasındaki farklılığın sebebi ve amacı nedir?
67 - Mezhepler arasındaki farklılıklar genellikle Peygamber Efendimizin bazı
konularla ilgili söz ve davranışlarında görülen esneklikten kaynaklanmaktadır.
Efendimiz bazen aynı konuda farklı uygulamalarda bulunmuş, mezhep âlimleri
bunları yorumlarken tercihler yapmış, böylece farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu
tercihler ve bunlardan kaynaklanan farklılıklar, Hz. Peygamber’in bütün
sünnetlerinin yaşatılmasına vesile olur. Böyle olunca mezhep sahiplerinin
birbirlerine karşı saygılı ve hoşgörülü olması gerekir. Mezhepler arasındaki
farklılıklar İslam’da ayrılık değil, zenginlik ve kolaylık kapısı olarak
görülmelidir.
GERÇEK İMAN
Hazreti Ömer, halifeliği zamanında kontrol maksadıyla bir gece Medîne’de dolaşırken
yoruldu ve dinlenmek üzere bir evin duvarına yaslandı. Bu esnada, evin içinde anne ile kızı
arasında geçen şu konuşmayı duydu :
Anne :
-- Haydi kızım, kalk da süte biraz su katıver!
Kız :
-- Halifenin sütlere su katılmasını yasakladığını bilmiyor musun?
Anne :
-- Evet biliyorum.
Kız :
-- Öyle ise halifenin yasakladığı işi nasıl yapabilirim?
Anne :
-- Kalk da su koy şu süte, Ömer seni nereden görecek?
Kız :
-- Ömer görmez ama Rabbim görür. Vallahi ben onun göreceği yerde yapmadığım bir işi
görmediği yerde de yapmam.
Hz. Ömer, bu konuşmaları dinledikten sonra oradan ayrıldı. Daha sonra, iyi bir din
terbiyesi görmüş bu yüksek ahlâklı fakir kızı oğlu Âsım ile evlendirdi.
Bu hikayeden şunu öğreniyoruz.
“Allah inancının, insanın davranışlarına olumlu yönde çok büyük tesiri vardır.”
İKİNCİ BÖLÜM
İBADET
1 - İnsanın dünyaya geliş amacı nedir?
1 - İnsanın dünyaya geliş amacı, Allah’ı tanımak ve ona kulluk etmektir. Allahü
Teâlâ insanları ve cinleri, kendisini tanımaları ve ibadet etmeleri için yaratmıştır
( Zâriyât, 51/56).
2 - İbadet ne demektir?
2 - İbadet : Allah’a kulluk etmek, saygı göstermek ve verdiği nimetlere karşılık ona
şükretmek demektir. İbâdet, namaz, oruç, zekât ve hac gibi farz emirler yanında,
diğer bütün dinî ve ahlâkî görevleri yerine getirmek suretiyle yapılır.
3 - Kaç çeşit ibadet vardır?
3 - Üç çeşit ibadet vardır :
1) Beden ile yapılan ibadet : Namaz ve Oruç gibi.
2) Mal ile yapılan ibadet : Zekât gibi.
3) Hem beden ve hem de mal ile yapılan ibadet : Hac gibi.
4 - İbadetin insanlara ne gibi faydaları vardır?
4 - İbadetin faydaları :
1) İnsanın Allah ile bağını güçlendirir
2) İç huzuru sağlar
3) Güven duygusunu geliştirir
4) Kötülüklerden alıkoyar
5) Güzel ahlâkın gelişmesine katkıda bulunur
6) Sabrı ve sorumluluk bilincini geliştirir.
5 - İslâm’ın şartı kaçtır? Sayınız.
5 - İslâm’ın şartı beştir :
1) Kelime-i Şehâdet getirmek
2) Namaz kılmak
3) Oruç tutmak
4) Zekât vermek
5) Hacca gitmek.
Bu beş şart müslümanlara ibadet olarak emredilmiş olmakla birlikte, İslâm
dininde yapılması istenenler bunlarla sınırlı değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve
Peygamber Efendimizin hadislerinde mevcut olan bütün emir ve yasakları
uygulamak her müslümanın görevidir.
6 - İslâm’da amelî hükümlerin kaynakları ( Edille-i Şer’iyye) kaç tanedir?
6 - Dört tanedir :
1) Kitab ( Kur’ân-ı Kerîm)
2) Sünnet
3) İcmâ
4) Kıyas.
7 - Mükellef kime denir?
7 - Ergenlik çağına ulaşan, akıl sahibi olan ve Allah’ın emir ve yasaklarından
sorumlu tutulan her erkek ve kadına mükellef denir.
8 - Mükellefin bilmesi ve yapması gereken işler kaç tanedir ve nelerdir?
8 - Sekiz tanedir :
1) Farz 2) Vâcib 3) Sünnet 4) Müstehab 5) Mübâh 6) Haram 7)
Mekruh 8 ) Müfsid.
9 - Farz ne demektir?
9 - Allah ve Resûlünün mükelleften yapılmasını kesin olarak istediği emirlerdir.
10 - Farzın hükmü nedir?
10 - Yapan sevap kazanır, terk eden günahkâr olur, inkâr eden dinden çıkar.
11 - Farz kaça ayrılır? Açıklayınız.
11 - Farz ikiye ayrılır :
1) Farz-ı ayın : Her mükellefin bizzat kendisinin yapması gereken emirlerdir. Beş
vakit namaz kılmak, Ramazan orucu tutmak gibi.
2) Farz-ı kifâye : Bazı mükelleflerin yapmasıyla diğerlerinin üzerinden düşen
emirlerdir. Cenaze namazı kılmak gibi.
12 - Vâcib ne demektir? Açıklayınız.
12 - Farz kadar kesin olmamakla birlikte kuvvetli bir delile dayanan ve yapılması
istenilen ibadetlerdir. Vitir ve Bayram namazı kılmak, fitre vermek ve kurban
kesmek gibi.
13 - Sünnet ne demektir?
13 - Farz ve vâcibin dışında Peygamber Efendimizin ibadet niyeti ile yaptığı ve
yapılmasını istediği davranışlardır. Farz namazlardan önce ve sonra sünnet
namazı kılmak gibi.
14 - Sünnet kaça ayrılır? Açıklayınız.
14 - Sünnet ikiye ayrılır :
1) Sünnet-i müekkede : Peygamber Efendimizin genellikle yaptığı ve çok az terk
ettiği sünnetlerdir. Akşam namazının sünneti, Yatsı namazının son sünneti ve
Terâvih namazı gibi.
2) Sünnet-i gayr-i müekkede : Peygamber Efendimizin arasıra işlediği
sünnetlerdir. İkindi namazının sünneti ile Yatsı namazının ilk sünneti gibi.
15 - Müstehab ( Mendûb) ne demektir?
15 - İşlenmesinde sevap olan, terk edilmesinde günah bulunmayan şeylerdir. Nafile
namaz kılmak ve nafile oruç tutmak gibi.
16 - Mübâh ne demektir?
16 - Mükellefin yapıp yapmamakta serbest olduğu şeylerdir. Günlük hayatta
oturmak, kalkmak, konuşmak, yürümek gibi.
17 - Haram ne demektir?
17 - Kesin bir delil ile yapılmaması istenen emirlerdir. İnsan öldürmek, içki içmek,
kumar oynamak, faiz yemek, anne ve babaya karşı gelmek gibi.
18 - Haramın hükmü nedir?
18 - Haramdan uzak durmak kişiye sevap kazandırır. Haram olduğunu bilerek bir iş
yapmak büyük günahtır ve cehennemde azap çekmeyi gerektirir. Haramı helâl
kabul etmek veya haram olduğunu inkâr etmek ise dinden çıkarır.
19 - Mekrûh ne demektir?
19 - Yapılması hoş görülmeyen, terk edilmesi istenen şeylerdir. Sigara içmek gibi.
20 - Müfsid ne demektir?
20 - Başlanmış ibadeti bozmak demektir. Namazda konuşmak, gülmek, başkalarıyla
ilgilenmek, oruçlu iken bile bile yemek veya içmek gibi.
21 - İslâm’ın temizliğe verdiği önem hakkında bir âyet meâli söyleyiniz.
21 - “Şüphesiz Allah, çokça tevbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever.” ( Bakara,
2/222)
22 - Abdest nedir? Tarif ediniz.
22 - Belirli uzuvları usûlüne uygun olarak yıkamak ve meshetmek suretiyle yapılan
bir temizliktir.
23 - Abdestin farzları kaçtır? Sayınız.
23 - Abdestin farzları dörttür :
1) Yüzü bir kere yıkamak
2) Dirseklerle beraber kolları bir kere yıkamak
3) Başın dörtte birini meshetmek
4) Ayakları topuklarıyla beraber bir kere yıkamak.
24 - Abdesti bozan şeyler nelerdir?
24 - Abdesti bozan şeyler :
1) Vücudun her hangi bir yerinden kan ve irin çıkmak
2) Ağız dolusu kusmak
3) Küçük veya büyük tuvalet yapmak ve yellenmek
4) Bayılmak, sarhoş olmak
5) Namazda yanındaki kişinin işiteceği kadar gülmek
6) Yatarak veya bir yere dayanarak uyumak
7) Tükürdüğü zaman, tükürükte yarıdan fazla kan bulunmak.
25 - Abdestsiz yapılamayan şeyler nelerdir?
25 - Abdestsiz yapılmayan şeyler :
1) Namaz kılınmaz
2) Kâbe tavaf edilmez
3) Tilâvet secdesi yapılmaz.
26 - Guslü ( Boy abdesti) tarif ediniz.
26 - Gusül : Bedenin her tarafını kuru yer kalmayacak şekilde yıkamaktır.
27 - Guslün farzları kaçtır?
27 - Guslün farzları üçtür :
1) Ağıza su vermek
2) Buruna su vermek
3) Bütün vücudu yıkamak.
28 - Gusül yapmayı gerektiren haller nelerdir?
28 - Gusül yapmayı gerektiren haller :
1) Cünüplük hali
2) Kadınların âdet hallerinin sona ermesi
3) Doğum yapan kadınların lohusalık hallerinin bitmesi.
29 - Gusülsüz neler yapılmaz?
29 - Gusülsüz :
1) Namaz kılınmaz
2) Kur’ân-ı Kerîm okunmaz
3) Kâbe tavaf edilmez.
30 - Teyemmümü tarif ediniz.
30 - Niyet ederek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye vurulan ellerle yüzü
ve kolları mesh etmeye teyemmüm denir.
31 - Teyemmümün farzları kaçtır?
31 - Teyemmümün farzları ikidir :
1) Niyet etmek
2) Elleri temiz toprağa veya toprak cinsinden bir şeye iki defa vurduktan sonra,
birincisinde yüzü, ikincisinde ise kolları meshetmektir.
32 - Teyemmüm hangi durumlarda gerekli olur?
32 - Teyemmüm :
1) Abdest alacak veya gusül yapacak kadar su bulunmadığında
2) Su bulunduğu halde suyun kullanılması mümkün olmadığında
3) Bedenin tamamı veya çoğu yara olup suyu kullanmak zararlı olduğunda
gerekli olur.
33 - Teyemmümü bozan şeyler nelerdir?
33 - Teyemmümü bozan şeyler :
1) Abdest ve guslü bozan her şey teyemmümü bozar
2) Suyun bulunması veya kullanılabilir hale gelmesi teyemmümü bozar.
34 - Namazın önemi ve faydaları nelerdir?
34 - Namaz :
1) İslâm’ın şartlarından biridir
2) Kulu Allah’a yaklaştırır
3) Cemaatle kılınması birlik ve beraberliği pekiştirir
4) Sorumluluk bilincini geliştirir
5) Tembellikten korur ve disiplinli olmayı sağlar
6) Bedene sağlık verir.
35 - Kaç çeşit namaz vardır?
35 - Üç çeşit namaz vardır :
1) Farz namazlar : Beş vakit namazın farzları ve Cuma namazı gibi.
2) Vâcib namazlar : Bayram namazları ve Vitir namazı gibi.
3) Nafile namazlar : Teheccüd namazı gibi.
36 - Beş vakit namazı sayınız ve rekâtlarını söyleyiniz.
36 - Beş vakit namaz :
1) Sabah namazı : İkisi sünnet, ikisi farz olmak üzere dört rekât
2) Öğle namazı : Dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet olmak üzere on
rekât
3) İkindi namazı : Dördü sünnet, dördü farz olmak üzere sekiz rekât
4) Akşam namazı : Üçü farz ikisi sünnet olmak üzere beş rekât
5) Yatsı namazı : Dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet olmak üzere on
rekât.
Yatsı namazının arkasından üç rekât vitir namazı kılınır. Vitir namazı, vâcib
namazlardandır.
37 - Namazın farzları kaçtır ve nelerdir?
37 - Altısı namaza başlamadan önce, altısı namaz içerisinde yapılması gerekenler
olmak üzere 12 tanedir. Namaza başlamadan öncekilere şart, namazın
içindekilere rukün denir.
Namazın şartları :
1) Hadesten tahâret : Abdest almak, gerekli ise gusül yapmak
2) Necâsetten tahâret : Bedende, elbisede ve namaz kılacak yerde pislik varsa
bunları temizlemek
3) Setr-i avret : Örtülmesi gereken yerleri örtmek ( Erkeklerde göbek ve diz
kapağı arasını, kadınlarda el, yüz ve ayaklar hariç her tarafı örtmek)
4) İstikbâl-i kıble : Namazı kıbleye ( Kâbe’ye) yönelerek kılmak
5) Vakit : Her namazı kendi vakti içinde kılmak
6) Niyet : Namaza başlarken hangi namaz kılınacaksa ona niyet etmek.
Namazın rukünleri :
1) İftitah tekbiri : Namaza başlarken tekbir almak
2) Kıyam : Ayakta durmak
3) Kırâat : Namazda Kur’ân-ı Kerîm okumak
4) Rukû : Namazda eller diz kapağına erişecek şekilde eğilmek
5) Sücûd : Ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı yere koymak
6) Ka’de-i âhire : Namazın sonunda Ettehıyyâtü duasını okuyacak kadar
oturmak.
38 - Namazın vâciblerini sayınız.
38 - Namazın vâciblerinden bazıları şunlardır :
1) Farz namazların ilk iki, vitir ve nâfile namazların her rekâtında Fâtiha sûresini
okumak
2) Fâtiha’yı zamm-ı sûreden önce okumak
3) Secdede alınla burnu birlikte yere koymak
4) İki secdeyi peş peşe yapmak
5) Ta’dîl-i erkâna riâyet etmek ( Namazda her davranışın hakkını vermek)
6) Üç ve dört rekâtlı namazların ikinci rekâtında oturmak
8 ) Vitir namazında kunut duası okumak
9) İlk ve son oturuşlarda Ettehıyyatü duasını okumak.
39 - Namazı bozan şeyler nelerdir?
39 - Namazı bozan şeyler :
1) Namazda konuşmak
2) Namazda bir şey yemek veya içmek
3) Namazda birine selâm vermek veya birinin selâmını almak
4) Namazda göğsünü kıbleden çevirmek
5) Namazda abdestin bozulması
6) Namazda Kur’ân’ı mânası bozulacak şekilde yanlış okumak
7) Namazda kendi işiteceği kadar gülmek.
40 - Hangi vakitlerde namaz kılınmaz?
40 - Üç vakitte namaz kılınmaz :
1) Güneş doğarken
2) Güneş tam tepedeyken
3) Güneş batarken.
41 - Sehiv secdesi nedir?
41 - Namaz içerisinde yanılmadan dolayı yapılan secdeye sehiv secdesi denir.
42 - Sehiv secdesi hangi hallerde gerekli olur?
42 - Sehiv secdesi :
1) Namaz içinde farzlardan biri unutularak geciktirildiğinde
2) Namazın vaciblerinden biri unutularak geciktirildiğinde veya unutularak terk
edildiğinde gerekli olur.
43 - Sehiv secdesi nasıl yapılır?
43 - Namazın son oturuşunda yalnız Ettehıyyâtü duası okunarak sağ tarafa selâm
verildikten sonra Allahü Ekber diyerek secdeye varılır. Burada üç kere “Sübhâne
Rabbiye’l-a’lâ” denilir. Sonra Allahü Ekber denilerek oturulur. Peşinden tekrar
Allahü Ekber diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’la’lâ”
dedikten sonra Allahü Ekber ile oturulur. Bu oturuşta, Ettehıyyâtü,
Allahümme salli, Allahümme bârik ve Rabbenâ âtinâ duaları okunarak önce
sağa, sonra sola selâm verilir ve namaz bitirilir. Buna Sehiv secdesi denir.
44 - Hasta olan kişi namazını nasıl kılar?
44 - Ayakta duramayacak derecede hasta olan kişi namazını oturarak, buna da gücü
yetmiyorsa yatarak ima ( baş işareti) ile kılar. İma ile de kılmaya gücü
yetmiyorsa namazını sonraya bırakabilir.
45 - Yolcu namazı nedir ve nasıl kılınır?
45 - Orta yürüyüşle 18 saatlik ( yaklaşık 90 km) bir yere gitmek için bulunduğu
yerden yola çıkan kimseye misafir ( yolcu) denir. Yolcu, dört rekâtlı farz
namazları iki rekât olarak kılar. Sabah namazının iki rekât farzı ile Akşam
namazının üç rekât farzını ve Vitir namazını tam olarak kılar. Yolculuk sırasında
sünnetler terkedilir. Bununla birlikte vakti müsait olanlar kılabilirler.
46 - Cuma namazı ne zaman kılınır ve kimlere farzdır?
46 - Cuma namazı : Cuma günü öğle namazının vaktinde kılınır.
1) Erkek olanlara
2) Kör, kötürüm ve yatalak hasta olmayanlara
3) Hür ve serbest olanlara
4) Yolcu olmayanlara farzdır.
Kadınlar da Cuma namazı kılabilirler. Kıldıkları takdirde Öğle namazı kılmaları
gerekmez.
47 - Cuma namazı kaç rekâttır?
47 - Cuma namazı 10 rekâttır. Dördü ilk sünnet, ikisi farz, dördü de son sünnettir.
48 - Cenâze namazı nasıl bir namazdır?
48 - Ölen müslümanlar için dua niyeti ile rukûsuz ve secdesiz kılınan farz-ı kifâye
bir namazdır.
49 - Terâvih namazı nedir?
49 - Ramazan ayında, Yatsı namazı ile Vitir namazı arasında kılınan 20 rekâtlık
sünnet bir namazdır.
50 - Müslümanların yılda kaç dinî bayramları vardır?
50 - İki dinî bayramları vardır :
1) Ramazan Bayramı
2) Kurban Bayramı.
51 - Bayram namazı kimlere vâcibtir ve kaç rekâttır?
51 - Cuma namazı farz olan kimselere, Bayram namazı kılmak vâcibtir. Bayram
namazı iki rekâttır. Cemaatle kılınır. Ezan ve kameti yoktur. Bayram hutbesi
sünnettir ve namazdan sonra okunur.
52 - Camilere girerken nelere dikkat etmeliyiz?
52 - Camilere girerken :
1) Soğan ve sarımsak gibi kötü kokulu şeyler yememeliyiz
2) Temiz elbise ve çoraplarımızla girmeliyiz
3) Yüksek sesle konuşarak başkalarını rahatsız etmemeliyiz
4) Cep telefonlarımızı kapatmalıyız.
53 - Teşrik tekbirini okuyunuz.
53 - Allahü Ekber Allahü Ekber, lâ ilâhe illâllahü vellahü Ekber, Allahü Ekber ve
lillâhil hamd.
54 - Teşrik tekbiri ne zaman okunur? Hükmü nedir?
54 - Teşrik tekbiri : Kurban bayramının bir gün öncesi olan Arefe günü Sabah
namazında başlayarak Bayramın dördüncü günü İkindi namazına kadar geçen 23
vakitte farz namazların hemen arkasından okunur. Hükmü vâcibtir.
55 - Oruç ne demektir?
55 - Oruç : Sahur vaktinden itibaren Akşam namazına kadar geçen süre içerisinde,
sırf Allah rızası için yemek, içmek ve karı koca ilişkilerinden uzak durmak
suretiyle yapılan bir ibadettir.
56 - Oruç kimlere farzdır?
56 - Müslüman, akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış herkese farzdır.
57 - Oruç tutmanın ne gibi faydaları vardır?
57 - Oruç :
1) İnsanın ahlâkını güzelleştirir
2) Merhamet ve yardım duygularını geliştirir
3) Nimetlerin kıymetini öğretir
4) Sabırlı olmayı öğretir
5) İnsana, duygularına ve iradesine hâkim olmayı öğretir.
58 - İmsak, Sahur ve İftar ne demektir?
58 - İmsak, Sahur, İftar :
1) İmsak : Oruca başlama vaktidir.
2) Sahur : İmsak vakti öncesi gecenin bir bölümünde kalkıp bir şeyler yiyip
içmek demektir.
3) İftar : Oruç yasaklarının sona erdiği vakittir.
59 - Oruç çeşitleri nelerdir?
59 - Başlıca üç çeşit oruç vardır :
Farz olan oruçlar :
1) Ramazan orucu
2) Ramazan orucunun kazası
3) Keffâret orucu ( Ramazan ayında bilerek bozulan orucun cezası).
Vâcip olan oruçlar :
1) Adak orucu
2) Bozulan nâfile orucun kazası.
Nâfile oruçlar :
Farz ve Vâcib oruçlar dışında Allah rızası için tutulan oruçlardır.
60 - Dinimizde oruç tutulması yasak olan günler hangileridir?
60 - Oruç tutulması yasak olan günler :
1) Ramazan bayramının birinci günü
2) Kurban bayramının 1. 2. 3. ve 4. günleri.
61 - Kimler oruç tutmayabilir?
61 - Oruç tutmayabilenler :
1) Yolcular
2) Hamile olan veya küçük çocuğunu emziren hanımlar
3) Oruç tutmaya gücü yetmeyecek kadar yaşlanmış kimseler
4) Oruç tutamayacak kadar hasta olanlar
5) Açlık veya susuzluktan dolayı öleceğinden, beden ve ruh sağlığının
bozulacağından endişe edenler.
62 - Orucu bozan şeyler nelerdir?
62 - Orucu bozan şeyler :
1) Bilerek yemek içmek
2) Bilerek cinsel ilişkide bulunmak
3) Kendi isteği ile ağız dolusu kusmak
4) İftar vakti girmediği halde iftar oldu zannederek orucunu bozmak
5) İmsak vakti geçtiği halde daha vakit var zannederek yemeye içmeye devam
etmek.
63 - Ramazan ayında kasten oruç bozmanın cezası nedir?
63 - Ramazan’da kasten oruç bozmanın cezası :
1) İki ay peş peşe oruç tutmak
2) Oruç tutamayacak durumda ise altmış fakiri akşamlı sabahlı doyurmak.
64 - Orucu bozmayan şeyleri sayınız.
64 - Şunlar orucu bozmaz :
1) Unutarak yemek içmek ( hatırladığı anda bırakır)
2) Ağıza gelen balgamı yutmak
3) İstemeyerek kusmak
4) Kulağına su kaçmak
5) Kan aldırmak
6) Dişlerin arasında kalan nohut tanesinden küçük bir şey yutmak
7) Başkasına kötü söz söylemek ve gıybet etmek gibi yanlış davranışlar orucu
bozmaz. Ancak orucun sevabını azaltır.
65 - Fidye ne demektir?
65 - Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlıların ve iyileşme ümidi olmayan hastaların
oruç tutamadıkları günler sayısınca sabah akşam bir fakiri doyurmalarıdır.
Bunun para olarak miktarı, her güne bir fitredir.
66 - Dua nedir?
66 - İnsanın maddî ve manevî istek ve ihtiyaçlarını her hangi bir aracı olmaksızın
doğrudan Allahü Teâlâ’ya arz edip yalvarması, yerine getirilmesini dilemesidir.
67 - Tevbe nedir?
67 - İşlenmiş bir günaha pişman olup bir daha işlemeyeceğine dair Cenâb-ı Hakk’a
söz vermek ve ondan af dilemektir.
68 - Tevbenin kabul olmasının şartları nelerdir?
68 - Tevbenin kabul olmasının şartları :
1) Günahı terk etmek
2) Yaptığına pişman olmak
3) Bir daha yapmamaya karar vermek.
69 - Zekât ne demektir?
69 - Zekât : Dinî ölçülere göre zengin sayılan müslümanların, yılda bir defa
mallarının ve paralarının kırkta birini fakirlere vermeleridir.
70 - Dinî ölçülere göre kimler zengin sayılır?
70 - Aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından başka, dinimizin zenginlik ölçüsü kabul
ettiği nisab miktarı mala veya paraya sahip olan kimseler zengin sayılır.
71 - Zekât kimlere verilir?
71 - Zekât :
1) Dinen zengin sayılmayan kimselere
2) Hiç malı mülkü olmayanlara
3) Borçlulara
4) Parası olmayan yolculara
5) Allah rızası için dini, ülkesi ve milleti uğruna savaşanlara verilir.
72 - Zekât kimlere verilmez?
72 - Zekât :
1) Ana ve babaya, büyük anne ve büyük babaya
2) Çocuğa ve toruna
3) Eşe ( karı koca birbirlerine)
4) Zengine verilmez.
73 - Sadaka nedir?
73 - Sadaka : İmkânı olan müslümanların, Allah’ın rızasını kazanmak maksadı ile
ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmalarıdır.
74 - Fıtır sadakası ( Fitre) nedir?
74 - Fıtır sadakası ( Fitre) : Müslümanların Ramazan ayında, Bayram namazına kadar
fakirlere vermeleri gereken para veya maldır.
75 - Hac ne demektir?
75 - Mekke şehrindeki Kâbe’yi ve civarında bulunan kutsal bazı yerleri hac
zamanında usûlüne uygun olarak ziyaret etmek demektir.
76 - Hac kimlere farzdır?
76 - Hac :
1) Müslüman olanlara
2) Akıl sahibi olanlara
3) Ergenlik çağına ulaşanlara
4) Hür olanlara
5) Hacca gidiş ve dönüş masraflarını karşılayacak kadar varlıklı olanlara farzdır.
77 - Haccın farzları nelerdir?
77 - Haccın farzları :
1) İhrama girmek
2) Kâbe’yi tavaf etmek
3) Arafat’ta vakfeye durmaktır.
78 - Umre nedir?
78 - Umre : Belli bir zamana bağlı olmaksızın usûlüne göre ihrama girdikten sonra
Kâbe’yi tavaf etmek, sa’y yapmak ve traş olmak suretiyle yapılan bir ibadettir.
79 - Kurban nedir? Kimler kurban keser?
79 - Kurban : Şartlarını taşıyan bir hayvanı ( koyun, keçi, sığır, manda veya deve)
ibadet niyetiyle belli bir vakitte Allah rızası için kesmektir. Kurban kesmek malî
bir ibadettir. Müslüman olanlar, akıl sağlığı yerinde olanlar, ergenlik çağına
ulaşanlar, hür olanlar, yolcu olmayanlar, zenginlik ölçüsünde paraya veya mala
sahip olanlar kurban keserler.
80 - Adak kurbanı nedir?
80 - Her hangi bir husus için Allah adına kurban kesmeyi adayanların, arzuları
gerçekleştikten sonra kesmeleri vâcib olan kurbandır. Adayanın kendisi ve aile
fertleri kesilen bu kurbanın etinden yiyemez.
81 - Akika kurbanı nedir?
81 - Çocuğu dünyaya gelen kimselerin Allah’a şükür olsun diye kestikleri
kurbandır. Akika kurbanının etinden herkes yiyebilir.
82 - Yemin nedir? Yemin etmek neyi gerektirir?
82 - Yemin : Söze kuvvet kazandırmak maksadıyla Allah’ın adını anarak bir konuda
söz vermektir. Vallahi, Billâhi gibi. Yemin :
1) Yanlışlıkla yapılırsa herhangi bir şey gerektirmez
2) Bile bile yalan yere yapılırsa tövbe etmeyi gerektirir
3) Gelecekte bir işi yapacağına veya yapmayacağına dair olur da yerine
getirilmezse keffâreti gerektirir.
83 - Yeminin keffâreti ne kadardır?
83 - Yeminini bozanların, on fakiri giydirmeleri veya on fakire birer fitre miktarı
para vermeleri gerekir. Bunları yapacak kadar parası olmayanlar arka arkaya üç
gün oruç tutarlar.
TEŞEKKÜR OLSUN DİYE
Resûl-i Ekrem Efendimiz Allah tarafından seçilmiş ve bütün insanlara son
peygamber olarak gönderilmiştir. O, peygamber olarak gönderildiği 40 yaşına kadar
tertemiz bir hayat yaşadı. Bir olan Allah’a inandı ve ona ibadet etti. O günkü insanların
değer verdiği putlara hiç itibar etmedi. Yaşadığı gençlik hayatı boyunca yüzünü
kızartacak ahlâk dışı hiçbir davranışı olmadı.
Peygamberlikle görevlendirildikten sonra ise zaten Allahü Teâlâ tarafından korunur
olmuştu. Günah işlemesi söz konusu değildi. Bir hata işleyecek olsa, anında melek gelir,
hatırlatır ve hataya düşmesi önlenirdi. Kısacası o, günahı olmayan ve her yönüyle
affedilen bir kişi idi.
Böyle olmasına rağmen Efendimiz çokça ibadet eder, kulluk görevini fazlasıyla
yerine getirmeye çalışırdı. Özellikle gece ibadetine çok önem verirdi. Bazen uzun zaman
ayakta kalır, bundan dolayı ayakları şişerdi. Onun, günah korkusuyla veya bağışlanma
arzusuyla ibadet ettiğini düşünen sevgili eşi Hz. Âişe buna çok üzülüyordu. Bundan
dolayı bir defasında ona şunu deme ihtiyacı hissetti :
-- “Yâ Resûlellah! Allah senin geçmişte yaptığın, gelecekte yapabileceğin bütün
hatalarını bağışladığı halde kendini niçin bu kadar yoruyorsun?”
Bu soruya Efendimiz şu anlamlı cevabı verdi :
-- “Ey Âişe! Ben Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?”
Allah Resûlü bu vecîz sözüyle bize şunu öğretiyor :
“İbadet sadece affedilmek ve cennete girmek için yapılmaz. Allah bize hayat gibi,
akıl gibi, sağlık gibi, güç - kuvvet gibi, mal - mülk gibi nimetler başta olmak üzere
milyarlarla ifade edilebilecek sayısız nimeti karşılıksız olarak vermiştir. Bunlara
teşekkür olsun diye her insanın mutlaka Allah’a ibadet etmesi gerekir.”
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
SİYER
1 - Siyer-i Nebî ne demektir?
1 - Siyer-i Nebî : Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hayatını konu edinen
bilim dalıdır.
2 - Peygamber Efendimiz ne zaman ve nerede dünyaya gelmiştir?
2 - 20 Nisan 571 tarihinde, Rebîulevvel ayının 12. gecesine rastlayan Pazartesi günü
tan yeri ağarırken Mekke’de dünyaya gelmiştir.
3 - Peygamber Efendimiz hangi kabiledendir?
3 - Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundandır.
4 - Peygamber Efendimizin annesi, babası, dedesi ve sütannesinin adları
nelerdir?
4 - Peygamber Efendimizin :
1) Annesi : Âmine
2) Babası : Abdullah
3) Dedesi : Abdülmuttalip
4) Süt annesi : Halîme’dir.
5 - Peygamber Efendimizin en çok bilinen isimleri hangileridir?
5 - Peygamber Efendimizin en çok bilinen isimleri :
1) Muhammed
2) Mustafâ
3) Ahmed
4) Mahmûd.
6 - Peygamber Efendimiz kimlerin himâyesinde büyümüştür?
6 - Peygamber Efendimiz, doğumundan iki ay önce babası vefat ettiği için yetim
olarak dünyaya gelmiştir. Mekke’deki geleneksel uygulamaya göre, doğan
çocuklar süt anneye verilirdi. Efendimiz de, bu geleneğe uyularak süt annesi Hz.
Halîme’ye verildi ve 4 yaşına kadar onun yanında kaldı. 6 yaşında iken
annesinin vefat etmesi üzerine 8 yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in,
dedesinin vefatından sonra ise amcası Ebû Tâlib’in himâyesinde büyümüştür.
7 - Peygamber Efendimiz ilk evliliğini kaç yaşında ve kiminle yapmıştır?
7 - Peygamber Efendimiz ilk evliliğini 25 yaşında iken Hz. Hatice ile yapmıştır.
8 - Hz. Hatice kimdir?
8 - Hz. Hatice :
1) Peygamber Efendimizin ilk eşidir
2) Peygamber Efendimize ilk iman edendir
3) Peygamber Efendimize maddî ve manevî en büyük desteği verendir
4) Peygamber Efendimizin oğlu İbrahim hariç bütün çocuklarının annesidir.
9 - Peygamber Efendimizin kaç çocuğu olmuştur ve isimleri nelerdir?
9 - Peygamber Efendimizin yedi çocuğu olmuştur :
1) Erkek çocukları : Kâsım, Abdullah, İbrahim
2) Kız çocukları : Ümmü Gülsüm, Rukiye, Zeyneb ve Fâtıma.
10 - Hz. Peygamber’e peygamberlik hangi tarihte, kaç yaşında ve nerede
gelmiştir?
10 - Milâdî 610 tarihinde, 40 yaşında bulunduğu sırada Mekke yakınındaki Nur
dağında bulunan Hira mağarasında gelmiştir.
11 - İlk Müslümanlar kimlerdir?
11 - İlk müslümanlar :
1) Hanımlardan : Hz. Hatice
2) Büyüklerden : Hz. Ebû Bekir
3) Çocuklardan : Hz. Ali
4) Kölelerden : Hz. Zeyd bin Hârise.
12 - Peygamber Efendimize en çok düşmanlık yapanlar kimlerdir?
12 - Peygamber Efendimize en çok düşmanlık yapanlar :
1) Ebû Leheb
2) Ebû Cehil
3) Velîd bin Muğîre
4) Ümeyye bin Halef
5) Utbe bin Rebîa
6) Âs bin Vâil.
13 - İslâm’ın yayılması kimlerin müslüman olmasıyla hız kazanmıştır?
13 - İslâm’ın yayılması :
1) Hz. Hamza
2) Hz. Ömer’in müslüman olmasıyla hız kazanmıştır.
14 - Hüzün yılı nedir?
14 - Efendimizin eşi Hz. Hatice ile amcası Ebû Tâlib’in vefat yılı olan
peygamberliğin 10. yılına verilen isimdir.
15 - İsrâ ve Mirac olayı nedir ve ne zaman olmuştur?
15 - İsrâ ve Mirac :
1) İsrâ : Peygamber Efendimizin bir gece Cebrâil ( a.s.) tarafından Mekke’deki
Mescid-i Haram’dan alınıp Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksâ’ya götürülmesidir.
2) Mirac : Kudüs’ten Allahü Teâlâ’nın huzuruna yükseltilmesidir.
3) Bu olay, hicretten bir buçuk yıl kadar önce Receb ayının 27. gecesi cereyan
etmiştir.
16 - Peygamber Efendimize Mirac’ta verilen hediyeler nelerdir?
16 - Mirac’ta verilen hediyeler :
1) Beş vakit namaz
2) Bakara sûresinin son iki âyeti ( Âmenerrasûlü)
3) Ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların cennete gireceği müjdesi.
17 - Hz. Âişe Kimdir?
17 - Hz. Âişe :
1) Peygamber Efendimizin eşlerindendir
2) Hz. Ebû Bekir’in kızıdır
3) İlmiyle, zekâsıyla ve bizlere birçok hadis ulaştırmasıyla tanınmıştır.
18 - Hicret nedir?
18 - Peygamber Efendimizin ve müslümanların milâdî 622 yılında Mekke’den
Medîne’ye göç etmeleri olayıdır.
19 - Peygamber Efendimiz ve ilk müslümanların hicret sebepleri nelerdir?
19 - Hicret sebepleri :
1) Müşriklerin zulüm ve işkencelerinin artması
2) Mekke’de İslâm’ı yaşama ve yayma imkânının kalmaması
3) Medîneli müslümanların daveti.
20 - Peygamber Efendimizin Hicret esnasındaki yol arkadaşının ve
saklandıkları mağaranın ismi nedir?
20 - Yol arkadaşı Hz. Ebu Bekir, saklandıkları mağara ise Sevr mağarasıdır.
21 - Peygamber Efendimiz Medîne’de kimin evinde kalmıştır?
21 - Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evinde kalmıştır. Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin kabri,
bugün İstanbul’da kendi adıyla anılan Eyüp Sultan semtinde bulunmaktadır.
22 - İslâm tarihinde ilk inşâ edilen mescid hangisidir?
22 - Kubâ Mescidi.
23 - İlk Cuma namazı ne zaman ve nerede kılınmıştır?
23 - Peygamber Efendimiz Medîne’ye hicret ederken, Medîne yakınlarında bulunan
Ranûnâ vadisine geldiklerinde Cuma namazı emredilmiş ve ilk Cuma namazı
burada kılınmıştır.
24 - Muhâcir ve Ensâr kime denir?
24 - Muhâcir ve Ensâr :
1) Muhâcir : Mekke’den Medîne’ye göç eden müslümanlara denir.
2) Ensâr : Medîne’ye göç eden Muhâcirlere yardım eden Medîneli müslümanlara
denir.
25 - Sahâbe kime denir?
25 - Hz. Peygamber’i sağlığında gören, ona iman eden ve inancını koruyarak vefat
eden kimselere denir.
26 - İslâm tarihinde ilk açılan eğitim ve öğretim kurumu hangisidir?
26 - Peygamber Efendimizin bizzat inşasında çalıştığı ve öğretmenliğini yaptığı ilk
yatılı okul olan Suffe’dir. Burada eğitim görenlere Ashâb-ı Suffe denir.
27 - Peygamber Efendimizin yaptığı en önemli savaşlar hangileridir?
27 - Peygamber Efendimiz ve müslümanlar Medîne’ye göç ettikten sonra
kendilerini rahat bırakmayan müşriklerle savaşmak zorunda kalmışlardır.
Efendimizin müşriklerle yaptığı en önemli savaşlar şunlardır :
1) Bedir Savaşı : 624 yılında
2) Uhud Savaşı : 625 yılında
3) Hendek Savaşı : 626 yılında
28 - Peygamber Efendimizin yaptığı savaşların amacı nedir?
28 - Peygamber Efendimizin yaptığı savaşların amacı :
1) Allah’ın adını yüceltmek
2) Düşman saldırılarını önlemek
3) Müslümanların can ve mallarını korumaktır.
29 - Peygamber Efendimiz hangi devlet başkanlarına elçi ve İslâm’a davet
mektubu göndermiştir?
29 - Bizans, İran, Mısır, Habeşistan, Umman ve Bahreyn devlet başkanlarına.
30 - Mekke kaç yılında fethedildi? Efendimizin müşriklere karşı davranışı nasıl
oldu?
30 - Mekke milâdî 630 yılında fethedildi. Fetihten sonra Peygamber Efendimiz
müşrikleri topladı ve onlara “Gidiniz, serbestsiniz” buyurarak hepsini affetti.
31 - Mescid-i Nebevî nerededir?
31 - Mescid-i Nebevî Medîne’dedir. Hicretten hemen sonra yapılmıştır.
32 - Vedâ haccı ve Vedâ hutbesi hakkında bilgi veriniz.
32 - Vedâ haccı : Peygamber Efendimizin milâdî 632 yılında yapmış olduğu tek
hacdır. Bu hac esnasında Efendimiz Arafat’ta 100.000’den fazla sahâbîsine
hitaben meşhur Vedâ hutbesini okumuştur.
33 - Vedâ hutbesinde yer alan bazı hükümleri sayınız.
33 - Vedâ hutbesinde yer alan bazı hükümler :
1) İslâmiyet’ten önceki bütün câhiliye gelenekleri kaldırılmıştır
2) Bütün insanlar eşittir
3) İnsanların can, mal ve namusları dokunulmazdır
4) Emanetler sahibine verilmelidir
5) Tefeciliğin ve faizin her türlüsü haramdır
6) Kan davaları kaldırılmıştır
7) Erkekler kadınların, kadınlar da erkeklerin haklarına riâyet edecektir
8 ) Hem erkek, hem kadın zinadan kaçınacaktır
9) Bütün müslümanlar kardeştir
10) Hizmetçilere iyi davranılacaktır.
34 - Peygamber Efendimizin peygamberliği kaç yıl sürmüştür?
34 - 13 yılı Mekke’de, 10 yılı Medîne’de olmak üzere 23 yıl sürmüştür.
35 - Peygamber Efendimiz kaç yılında, nerede ve kaç yaşında vefat etti?
35 - Peygamber Efendimiz hicretin 11. senesi, Rebîulevvel ayının on ikinci
Pazartesi günü, milâdî takvime göre 632 yılında Medîne’de ve 63 yaşında vefat
etti.
36 - Peygamber Efendimizin kabri nerededir ve ne ad verilir?
36 - Medîne’de Mescid-i Nebevînin içindedir. Kabrinin bulunduğu yere “Ravza-i
mutahhara’’ denilir.
37 - Ehl-i Beyt kime denir?
37 - Peygamber Efendimizin aile fertleri ve bunların soyundan gelenlere denir.
38 - Peygamber Efendimizin nesli kiminle devam etmiştir?
38 - Peygamber Efendimizin nesli, kızı Hz. Fâtıma ve amcasının oğlu Hz. Ali’nin
evliliklerinden dünyaya gelen oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam
etmiştir.
39 - Aşere-i mübeşşere kime denir?
39 - Dünyada iken cennetle müjdelenen 10 sâhabîye denir.
40 - Aşere-i mübeşşerenin isimlerini sayınız.
40 - Aşere-i mübeşşere :
1) Hz. Ebû Bekir
2) Hz. Ömer
3) Hz. Osman
4) Hz. Ali
5) Hz. Talha bin Ubeydullah
6) Hz. Zübeyr bin Avvâm
7) Hz. Ebû Ubeyde bin Cerrâh
8 ) Hz. Sa’d bin Ebî Vakkâs
9) Hz. Abdurahmân bin Avf
10) Hz. Saîd bin Zeyd.
41 - Asr-ı saâdet ne demektir?
41 - Resûlüllah Efendimiz’in şereflendirdiği altın çağa Asr-ı saâdet ( mutluluk asrı)
denir.
42 - Hz. Peygamber’den sonra gelen dört büyük halifenin isimlerini ve görev
sürelerini sırası ile söyleyiniz.
42 - Dört büyük halife ve görev süreleri :
1) Hz. Ebû Bekir : 2 yıl
2) Hz. Ömer : 10 yıl
3) Hz. Osman : 12 yıl
4) Hz. Ali : 5 yıl.
BİR GECE
On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrandı ki : Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabiî :
Bir kerre, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kerre de, mâ’mûre-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin,
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma’sûm,
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere, rahmetti, evet, şer'-i mübîni,
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;
Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi.
Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet...
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret!
Mehmet Akif ERSOY
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
AHLÂK
1 - Ahlâk nedir?
1 - Ahlâk : İnsanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır :
1) Güzel ahlâk
2) Kötü ahlâk.
2 - Güzel ahlâk nasıl tanımlanır?
2 - Allah ve Resûlünün emir ve tavsiye ettiği, diğer insanların da yapılmasından
hoşlandığı güzel söz ve davranışlara güzel ahlâk denir. Büyüklere saygı
göstermek, güler yüzlü olmak, doğru konuşmak, canlılara merhamet etmek gibi.
3 - Güzel ahlâk kişiye ve topluma neler kazandırır?
3 - Güzel ahlâkın kişiye ve topluma kazandırdığı bir çok fayda vardır.
Kişiye kazandırdıkları :
1) Kişiyi Allah’a yaklaştırır
2) Kendi iç huzurunu sağlayıp toplumdaki saygınlığını artırır
3) Aile yapısını güçlendirir
4) Bu dünyada kazandıklarının yanı sıra âhiret kazancı da sağlar.
Topluma kazandırdıkları :
1) Toplumsal huzuru ve barışı sağlar
2) Toplumu saygın kılar.
4 - Kötü ahlâk nasıl tanımlanır?
4 - Allah’ın yasak ettiği, Peygamber Efendimizin razı olmadığı, insanların zarar
gördüğü kötü işlere, çirkin söz ve davranışlara kötü ahlâk denir. Yalan söylemek
ve hırsızlık yapmak gibi.
5 - En güzel ahlâk örneğimiz kimdir?
5 - En güzel ahlâk örneğimiz Peygamber Efendimizdir. Allahü Teâlâ Kur’ân-ı
Kerîm’de : “Allah’ın Resûlünde sizin için ( uyulması gereken) güzel örnekler
vardır” ( Ahzâb, 33/21) buyurmaktadır.
Hz. Âişe’ye Peygamber Efendimizin güzel ahlâkı sorulduğunda şöyle cevap
vermişti : “Onun ahlâkı Kur’an’dı”.
6 - Peygamber Efendimizin güzel ahlâkından beş tane örnek veriniz.
6 - Peygamber Efendimiz :
1) Yalan söylemezdi
2) Çok cömertti
3) Merhametli idi
4) Alçak gönüllü idi
5) Bütün insanları, bilhassa çocukları çok severdi.
7 - Ahlâkî görevlerimiz kaça ayrılır?
7 - Ahlâkî görevlerimiz ikiye ayrılır :
1) Allah’a ibadet etmek
2) Allah’ın yarattıklarına şefkat ve merhamet göstermek.
8 - Allah’a karşı görevlerimiz nelerdir?
8 - Allah’a karşı görevlerimiz :
1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak
2) İbadet vazifelerimizi yerine getirmek
3) Emirlerine uygun hareket edip yasak ettiği şeylerden sakınmak
4) Allah sevgisini her şeyden üstün tutmak
5) Onun adını saygı ile anmak
6) Verdiği nimetlere şükretmek.
9 - Peygamberimize karşı görevlerimiz nelerdir?
9 - Peygamberimize karşı görevlerimiz :
1) Onun son peygamber olduğuna inanmak
2) Onu çok sevmek, ismi anıldığında salavât-ı şerîfe okumak
3) Sünnetlerini uygulamak
4) Güzel ahlâkını kendimize örnek almak.
10 - Salavât-ı şerîfeyi söyleyiniz.
10 - Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
11 - Kur’ân’a karşı görevlerimiz nelerdir?
11 - Kur’ân’a karşı görevlerimiz :
1) Kur’ân-ı Kerîm’in son kitap olduğuna inanmak
2) Usulüne uygun olarak okumak
3) Manasını anlamaya çalışmak
4) Okurken ve dinlerken son derece saygılı olmak
5) Yap dediklerini yapmak, yapma dediklerinden sakınmak.
12 - Kendi şahsımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
12 - Şahsımıza karşı görevlerimiz ikiye ayrılır :
Bedenimize karşı görevlerimiz :
1) Dengeli ve helâlinden beslenmek
2) Sağlığı korumak
3) Temiz olmak.
Ruhumuza karşı görevlerimiz :
1) Ruhumuzu yanlış inançlardan temizlemek
2) Faydalı bilgilerle donatmak
3) Kötü düşünce ve huylardan arındırmak
4) Güzel huylarla süslemek.
13 - Ana babamıza karşı görevlerimiz nelerdir?
13 - Ana babamıza karşı görevlerimiz :
1) Onlara karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak
2) Allah’a isyana davet etmedikleri sürece emirlerini dinlemek
3) Yaşlandıklarında bakımlarını üstlenmek
4) Öldüklerinde onları rahmetle anmak.
14 - Anne ve babaların çocuklara karşı görevleri nelerdir?
14 - Anne ve babaların çocuklara karşı görevleri :
1) Onlara güzel bir isim vermek
2) Ruh ve beden yönünden sağlıklı yetiştirmek ve haram yedirmemek
3) İyi bir eğitim verip güzel örnek olmak
4) Onlara sevgi ve adâletle yaklaşmak.
15 - Eşlerin birbirlerine karşı görevleri nelerdir?
15 - Eşlerin birbirlerine karşı görevleri :
1) Her konuda birbirlerine yardımcı olmalıdırlar
2) Kazançlarını israf etmemelidirler
3) Çocukların eğitim ve öğretimiyle birlikte ilgilenmelidirler
4) Saygı ve sevgide kusur etmeyip birbirlerine karşı, nazik ve yumuşak
olmalılar.
16 - Hısım ve akrabalara karşı görevlerimiz nelerdir?
16 - Hısım ve akrabalara karşı görevlerimiz :
1) Zaman zaman ziyaretlerine gidip hal ve hatırlarını sormak
2) Yardıma muhtaç olanlara yardım etmek
3) Sıkıntılı anlarında yanlarında olmak.
17 - Komşularımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
17 - Komşularımıza karşı görevlerimiz :
1) Selâmlaşmak
2) İyi geçinmek
3) Haklarını gözetmek
4) İyi ve kötü günlerinde yanlarında olmak.
18 - Bir müslüman diğer bir müslümanın öldüğünü duyduğu zaman ne demesi
gerekir?
18 - “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn = Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz’’ ve
“Allah rahmet etsin” demesi gerekir.
19 - Bir müslüman diğer bir müslümanın hapşırdığını duyduğu zaman ne
demelidir?
19 - Hapşıran : Elhamdülillâh ( Allah’a hamd olsun)
Duyan : Yerhamükellah ( Allah sana rahmetiyle muamele etsin)
Hapşıran : Yehdînâ ve yehdîkümüllah ( Allah bizi ve sizi doğruya iletsin).
20 - Vatanımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
20 - Vatanımıza karşı görevlerimiz :
1) Vatanımızı sevip, iç ve dış düşmanlara karşı korumalıyız
2) Vatanımızın gelişmesi için çok çalışmalıyız
3) Yıkıcı ve bölücü davranışlara karşı uyanık olmalıyız
4) Kamu mallarını korumalıyız.
21 - Şehit ve gazi kime denir? Şehit olmakla ilgili bir âyet meâli söyleyiniz.
21 - Allah yolunda, din, vatan ve millet uğrunda savaşırken ölenlere şehit, sağ
kalanlara gazi denir.
“Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz, aslında onlar diridirler ama siz
farkında değilsiniz.” ( Bakara, 2/154)
22 - Müslüman olmayanlara karşı görevlerimiz nelerdir?
22 - Müslüman olmayanlara karşı görevlerimiz :
1) Onlarla insanî ilişkiler içerisinde yaşamak
2) Mal ve canlarına dokunmamak
3) Dinimizi ve kültürümüzü tanıtmak, fakat onların inançlarına ve değerlerine
saygılı olmak
4) Hak ve özgürlüklerine saygılı olmak.
23 - Topluma karşı görevlerimiz nelerdir?
23 - Topluma karşı görevlerimiz :
1) Başkalarının kutsal değerlerine saygılı olmak
2) Büyüklere saygı, küçüklere sevgi göstermek
3) Kendisi için istediğini başkası için de istemek
4) Kamu mallarını korumak. Toplu taşıma araçlarına zarar vermemek, cami,
okul, park, bahçe ve benzeri ortak kullanım alanlarını kirletmemek gibi.
24 - Hayvanlara, bitkilere ve doğal çevreye karşı görevlerimiz nelerdir?
24 - Hayvanlara, bitkilere ve doğal çevreye karşı görevlerimiz :
1) Hayvanlara eziyet etmemek, onları korumak
2) Doğal güzellikleri korumak, onlara zarar verecek davranışlardan sakınmak
3) Denizleri, gölleri ve ırmakları kirletmemek
4) Yolda ve çevrede insanlara zarar ve eziyet veren, kötü görünüm sergileyen
şeyleri ortadan kaldırmak
5) Çöpleri sokaklara, rast gele yerlere atmamak ve tükürmemek
6) Bu kurallara uymayanları uyarmak ve eğitmek.
25 - İslâm ahlâkına uyan müslümanlarda hangi özellikler bulunur?
25 - İslâm ahlâkına uyan müslüman :
1) İman esaslarına inanıp, inandığı gibi yaşar
2) Anne ve babasına saygı gösterir
3) Müslümanları kardeş bilir
4) Eliyle diliyle kimseyi incitmez
5) İyi insanlarla arkadaşlık yapar
6) Sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanmaz.
26 - İslâm dininde önemli görülen bazı yasakları söyleyiniz.
26 - İslâm dininde önemli görülen bazı yasaklar :
1) Allah’a ortak koşmak
2) Ana babaya itaatsizlik etmek
3) Haksız yere insan öldürmek
4) Emaneti korumamak
5) Başkalarının malına el uzatmak, ırz ve namusuna göz dikmek
6) Alkollü ve uyuşturucu madde kullanmak
7) Kumar oynamak, tefecilik ve faizcilik yapmak.
DEVLETİN MUMU
Hilâfet makamında iken, Mekkeli bir dostu Hz. Ömer’in ziyaretine gelir. Vakit akşam
vaktidir.
Hz. Ömer evinde, gündüzden arta kalan devlet işlerini toparlamakla meşguldür.
Dostuna ikramda bulunduktan sonra, biraz beklemesini söyler ve işinin başına döner.
Resmî işler bitince, evde yanmakta olan mumu söndürüp yerine başka bir mum yakar.
Arkadaşı Hz. Ömer’in bu davranışına şaşar ve sebebini sorar.
Hz. Ömer ona şu cevabı verir :
-- Söndürdüğüm mum, hazineye ait olup devletin malıdır. Devletin malı bana ancak devletin ve
milletin işleri ile ilgilendiğim sürece helâl olur. Sen bana özel bir ziyaret maksadıyla geldin. Bu
ziyaret kişisel bir iş olduğu için, görüşmemizi devletin malı olan mumun ışığında yapmamız
doğru değildir. Bu görüşmenin, kendime ait mumun ışığında yapılması gerekir. Yaktığım ikinci
mum, benim şahsî paramla aldığım bir mumdur. Bu değişikliği onun için yaptım.
Bu hikayeden şunu anlıyoruz.
“Devlet malı bütün toplumun ortak malıdır. Bundan dolayı, görevliler tarafından özel işlerde
kullanılması doğru değildir. Devlet malını özel işlerinde kullanan görevliler, başkalarının
hakkına el uzatmış, dolayısıyla harama bulaşmış olurlar.”
BEŞİNCİ BÖLÜM
GENEL KÜLTÜR
1 - Müftü kimdir? Görevi nedir?
1 - İl ve ilçelerde din işlerine bakan yöneticidir. Cami ve Kur’ân Kurslarındaki
faaliyetlerin yürütülmesini ve denetlenmesini sağlar. Halkı dinî konularda
bilgilendiren makamdır.
2 - Vâiz ve Vâize kimdir? Görevleri nelerdir?
2 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen, daha çok camilerde halkı
din konularında aydınlatmak için konuşmalar yapan bay ve bayan görevlidir.
3 - Kur’an Kursu öğreticisi kimdir? Görevi nedir?
3 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kur’an Kurslarında ders vermek üzere
görevlendirilen öğreticidir. Görevi, Kur’ân-ı Kerîm’i ve dinî bilgileri usulüne
uygun olarak uygulamalı bir şekilde öğretmektir.
4 - İmam kimdir? Görevi nedir?
4 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde namaz kıldırmak ve halkı din
konularında aydınlatmakla görevlendirilen kişidir.
5 - Müezzin kimdir? Görevi nedir?
5 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde ezan okumak ve cami ile ilgili
diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü kimsedir.
6 - Cami ne demektir? Bölümleri nelerdir?
6 - Cami “toplayan” anlamına gelir. Müslümanların öncelikle namaz kılmak, ayrıca
başka sosyal faaliyetlerde bulunmak için bir araya geldikleri mekândır.
Caminin bölümleri :
1) Mihrap : İmamın namaz kıldırdığı, kıble duvarındaki girintili yer
2) Minber : İmamın Cuma ve Bayram namazlarında hutbe okuduğu merdivenli
yer
3) Mahfel : Caminin giriş ve yan bölümlerinde bulunan asma kat
4) Kürsü : Vâizin üzerine oturup vaaz verdiği yüksek yer
5) Minare : Namaz vaktinin geldiğini bildirmek için, camilerde müezzinin ezan
okuduğu bir veya birkaç şerefesi olan yüksek ve ince yapı
6) Alem : Türk-İslâm sanatında cami, medrese, türbe gibi kubbeli yapıların,
minare külâhlarının ve sancakların üzerine yerleştirilen tepelikler
7) Şerefe : Minareyi çepeçevre kuşatan ve çıkıntılı olarak yapılan ezan okuma
yeri.
7 - Dinimizde mübarek sayılan günler hangileridir?
7 - Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cuma ve Arife günleri.
8 - Mahyâ nedir?
8- Mübarek gün ve gecelerde cami minarelerine takılan ışıkla yazılı panolardır.
9 - Kutsal gecelerimiz hangileridir?
9 - Kutsal gecelerimiz :
1) Mevlid Kandili : Peygamber Efendimizin doğum gecesi ( 12 Rebîulevvel)
2) Regâib Kandili : Receb ayının ilk Cuma gecesi
3) Mirac Kandili : Peygamber Efendimizin Mirac’a çıktığı gece ( 27 Receb)
4) Berat Kandili : Şaban ayının 15. gecesi
5) Kadir Gecesi : Kur’ân-ı Kerîm’in Peygamber Efendimize gönderilmeye
başlandığı gece ( 27 Ramazan)
6) Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece
7) Ramazan ve Kurban bayramı geceleri.
10 - Na’t neye nedir?
11 - Hz. Peygamberi övmek maksadıyla yazılan şiirlere Na’t denir.
11 - Mevlid nedir ve kim tarafından yazılmıştır?
11 - Mevlid : Büyük Türk âlim ve şairi Süleyman ÇELEBİ tarafından yazılan,
Peygamber Efendimizin doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini anlatan değerli
eserin adıdır. Mevlid okumak, okutmak, dinlemek Türk milletinin önemli
özelliklerinden biridir. Bu özellik, milletimizin Peygamber Efendimize olan
engin sevgisini ve bağlılığını göstermektedir.
12 - Hicrî takvim ile milâdî takvim arasındaki fark nedir ve hicrî takvimi kim
başlatmıştır?
12 - Hicrî takvim, Peygamber Efendimizin Mekke’den Medîne’ye hicretini
başlangıç kabul eden ve ay hesabına dayanan takvimdir. Hz.Ömer tarafından
başlatılmıştır.
Milâdî takvim ise Hz. İsa’nın doğumuyla başlar ve güneş yılı esasına göre
düzenlenmiştir.
13 - Hicrî yılbaşı hangi ay ile başlar?
13 - Muharrem ayı ile başlar.
14 - Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylar hangileridir?
14 - Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır.
15 - İslâm’da ruh çağırma var mıdır?
15 - İslâm’da ruh çağırma diye bir şey yoktur. Ruhun bedenden ayrıldıktan sonra
dünya hayatına geri geleceği inancı İslâm dinine aykırıdır. Ruh çağırma
seansları, dinde yeri olmayan ve insan psikolojisine zarar veren eylemlerdir.
Müslüman bu tür şeylere itibar etmez.
16 - Reenkarnasyon nedir? İslam’da böyle bir inanış var mıdır?
16 - Reenkarnasyon : Ölümden sonra ruhun bir başka bedene girmek sureti ile
yaşadığına, yani ruh göçüne inanış anlamında kullanılır. İslâm’ın inanç
esaslarına aykırı bir inanıştır. Bu şekilde inanan kâfir olur.
17 - Hurâfe nedir? Halk arasında yaygın olan hurâfeler nelerdir?
17 - Dinin aslında olmadığı halde, inanç ve ibadet alanında sonradan icad edilen
inanış ve davranışlardır. Halk arasında yaygın olan bazı hurâfeler şunlardır :
1) Falcılık
2) Yıldız ve burç falı
3) Kabirlere ip ve bez bağlamak, mum yakmak
4) Nazar boncuğu takmak
5) Bazı eşya ve hayvanları uğursuz saymak
6) Akşam tırnak kesmeyi kötü görmek
7) Bazı günlerde başlayan işlerin sonu gelmeyeceğine, zararlı olacağına
inanmak.
18 - Kur’ân-ı Kerîm’de bazı özellikleri ile anılan peygamberler hangileridir?
18 - Kur’ân-ı Kerîm’de bazı özellikleri ile anılan peygamberler :
1) Hz. Yûnus : Görev bilinci ile
2) Hz. Eyyûb : Sabrı ile
3) Hz. Yûsuf : Sevgisi ile
4) Hz. İsa : İnsan sevgisi ile
5) Hz. Mûsa : Hikmeti ile
6) Hz. İbrâhim : Allah’ı arayışı ile
7) Hz. Muhammed : Merhameti ile.
19 - İstanbul’da kabri bulunan meşhur sahâbî kimdir?
19 - İstanbul’da kabri bulunan meşhur sahâbî, Efendimiz Medîne’ye hicret ettikten
sonra onu yedi ay evinde misafir eden Ebû Eyyûb el-Ensârî’dir. Kabri, kendi adı
ile anılan Eyüp Sultan Câmiinin avlusundadır.
20 - Yeryüzünde kutsal sayılan üç mescid hangileridir?
20 - Yeryüzünde kutsal sayılan üç mescid :
1) Mescid-i Harâm : Mekke’de
2) Mescid-i Nebevî : Medîne’de
3) Mescid-i Aksâ : Kudüs’de.
21 - İstanbul kaç yılında kim tarafından fethedildi?
21 - 29 Mayıs 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedildi.
22 - Osmanlı devleti zamanında pek çok cami, medrese, han, hamam ve
kervansaray yaparak milletimizin gönlünde taht kuran en büyük ve en ünlü
mimarımız kimdir?
22 - Mimar Sinan’dır.
23 - Asırlardır hiç durmadan Kur’ân okunan yer neresidir?
23 - Topkapı Sarayında bulunan Hırka-i Saâdet dairesidir.
24 - Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Dünya kadınlarının efendisi dört
kadındır” buyurur. Bu kadınlar kimdir?
24 - Bu dört kadın şunlardır :
1) Hz. Meryem
2) Hz. Asiye
3) Hz. Hatice
4) Hz. Fâtıma.
25 - Yunus Emre kimdir?
25 - 1238-1320 yılları arasında yaşamış Anadolu tasavvuf edebiyatının ilk büyük
şairi ve Türk şiirinin öncüsüdür. Taptuk Emre tekkesinde hizmet etmiş ve Allah
âşığı olmuştur. “Yaratılanı severim yaratanda ötürü” sözü onunla özdeşleşmiştir.
26 - Hoca Ahmet Yesevî kimdir?
26 - Türk mutasavvıflarındandır. Buhârâ’da ders görmüş, Türkler arasında İslâm
inancının yerleşmesinde önemli rol oynamıştır. 13. yüzyılda Azerbaycan
üzerinden Anadolu’ya geçmiştir. Yalın bir Türkçe ile yazdığı tasavvufî şiirleri
Divân-ı Hikmet adlı ünlü eserinde derlenmiştir.
27 - Hz. Mevlânâ kimdir?
27 - Büyük bir şair, mutasavvıf, mana eri ve gönül sultanıdır. “Canım tende olduğu
sürece Kur’ân’ın kölesiyim. O seçkin Muhammed’in yolunun toprağıyım” demiş
ve bütün ömrünü bu felsefeyi yaşamak ve yaymakla geçirmiştir. Konya’da vefat
etmiş ve buraya defnedilmiştir. En önemli eseri Mesnevîdir. Her yıl Aralık
ayında “Şeb-i Arûs” töreniyle Konya’da anılır. İnsanlara şu tavsiyelerde
bulunmuştur :
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
Kusurları örtmekte gece gibi ol
Tevâzu ve mahviyette toprak gibi ol
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.
28 - Hacı Bektaş-ı Velî kimdir?
28 - Anadolunun Türk yurdu olmasında ve müslümanlaşmasında büyük payı
bulunan, insana değer veren, sevgi ve hoşgörü ile bakan, güler yüzlü, tatlı dilli,
dinine bağlı, ilim ve irfan denizi meşhur bir mutasavvıftır. Kaleme aldığı
Makâlât isimli eserinde, düşüncelerini âyet ve hadislere dayandırarak
açıklamaktadır.
29 - “Esmâ-i Hüsnâ” ne demektir?
29 - Allah’ın güzel isimleri demektir. Cenâb-ı Hakk’ın 99 ismi vardır.
Esmâ-i Hüsnâ ( Allah-ü Teâlânın Güzel İsimleri) Şunlardır :
1- Allah : Her ismin vasfını ihtiva eden öz adı. Kendinden başka ilah bulunmayan
tek Allah.
Bu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakk'ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği
bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi
mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu
isim, Allah'tan başkasına mecazen de verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının,
Allah'tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir.
2- Er-Rahmân : Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan
eden.
3- Er-Rahîm : Ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden.
4- El-Melik : Mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
5- El-Kuddûs : Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan.
6- Es-Selâm : Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. Cennetteki bahtiyar kullarına
selâm eden.
7- El-Mü’min : Güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren.
8- El-Müheymin : Her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.
9- El-Azîz : İzzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen.
10- El-Cebbâr : Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran. Hükmüne
karşı gelinemeyen.
11- El-Mütekebbir : Büyüklükte eşi, benzeri yok.
12- El-Hâlık : Yaratan, yoktan var eden. Varlıkların geçireceği halleri takdir eden.
13- El-Bâri : Her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.
14- El-Musavvir : Varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan.
15- El-Gaffâr : Günahları örten ve çok mağfiret eden. Dilediğini günah işlemekten
koruyan.
16- El-Kahhâr : Her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim.
17- El-Vehhâb : Karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden.
18- Er-Razzâk : Her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
19- El-Fettâh : Her türlü sıkıntıları gideren.
20- El-Alîm : Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en
mükemmel bilen.
21- El-Kâbıd : Dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan.
22- El-Bâsıt : Dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren.
23- El-Hâfıd : Kâfir ve facirleri alçaltan.
24- Er-Râfi : Şeref verip yükselten.
25- El-Mu’ız : Dilediğini aziz eden.
26- El-Müzil : Dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden.
27- Es-Semi : Her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden.
28- El-Basîr : Gizli açık, her şeyi en iyi gören.
29- El-Hakem : Mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. Hikmet sahibi.
30- El-Adl : Mutlak adil, yerli yerinde yapan.
31- El-Latîf : Her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan.
32- El-Habîr : Her şeyden haberdar. Her şeyin gizli taraflarından haberi olan.
33- El-Halîm : Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi.
34- El-Azîm : Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce.
35- El-Gafûr : Affı, mağfireti bol.
36- Eş-Şekûr : Az amele, çok sevap veren.
37- El-Aliyy : Yüceler yücesi, çok yüce.
38- El-Kebîr : Büyüklükte benzeri yok, pek büyük.
39- El-Hafîz : Her şeyi koruyucu olan.
40- El-Mukît : Rızıkları yaratan.
41- El-Hasîb : Kulların hesabını en iyi gören.
42- El-Celîl : Celal ve azamet sahibi olan.
43- El-Kerîm : Keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden.
44- Er-Rakîb : Her varlığı, her işi her an gözeten. Bütün işleri murakabesi altında
bulunduran.
45- El-Mucîb : Duaları, istekleri kabul eden.
46- El-Vâsi : Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.
47- El-Hakîm : Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan.
48- El-Vedûd : İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Sevgiye layık olan.
49- El-Mecîd : Nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık
bulunan.
50- El-Bâis : Mahşerde ölüleri dirilten, Peygamber gönderen.
51- Eş-Şehîd : Zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde
hazır ve nazır olan.
52- El-Hak : Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran.
53- El-Vekîl : Kulların işlerini bitiren. Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi
neticeye ulaştıran.
54- El-Kaviyy : Kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
55- El-Metîn : Kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü.
56- El-Veliyy : Müslümanların dostu, onları sevip yardım eden.
57- El-Hamîd : Her türlü hamd ve senaya layık olan.
58- El-Muhsî : Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen.
59- El-Mübdi : Maddesiz, örneksiz yaratan.
60- El-Muîd : Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
61- El-Muhyî : İhya eden, yarattıklarına can veren.
62- El-Mümît : Her canlıya ölümü tattıran.
63- El-Hayy : Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan.
64- El-Kayyûm : Mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan.
65- El-Vâcid : Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
66- El-Mâcid : Kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan.
67- El-Vâhid : Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.
68- Es-Samed : Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.
69- El-Kâdir : Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70- El-Muktedir : Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi.
71- El-Mukaddim : Dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan.
72- El-Muahhir : Dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan.
73- El-Evvel : Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan.
74- El-Âhir : Ebedi olan, varlığının sonu olmayan.
75- Ez-Zâhir : Yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen.
76- El-Bâtın : Aklın tasavvurundan gizli olan.
77- El-Vâlî : Bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan.
78- El-Müteâlî : Son derece yüce olan.
79- El-Berr : İyilik ve ihsanı bol olan.
80- Et-Tevvâb : Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.
81- El-Müntekım : Asilerin, zalimlerin cezasını veren.
82- El-Afüvv : Affı çok olan, günahları mağfiret eden.
83- Er-Raûf : Çok merhametli, pek şefkatli.
84- Mâlik-ül Mülk : Mülkün, her varlığın sahibi.
85- Zül-Celâli vel İkrâm : Celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.
86- El-Muksit : Mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine
uygun yapan.
87- El-Câmi : İki zıttı bir arada bulunduran. Kıyamette her mahlûkatı bir araya
toplayan.
88- El-Ganiyy : İhtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey Ona muhtaç olan.
89- El-Mugnî : Müstağni kılan. İhtiyaç gideren, zengin eden.
90- El-Mâni : Dilemediği şeye mani olan, engelleyen.
91- Ed-Dârr : Elem, zarar verenleri yaratan.
92- En-Nâfi : Fayda veren şeyleri yaratan.
93- En-Nûr : Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren.
94- El-Hâdî : Hidayet veren.
95- El-Bedî : Misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. ( Eşi ve benzeri olmayan).
96- El-Bâkî : Varlığının sonu olmayan, ebedi olan.
97- El-Vâris : Her şeyin asıl sahibi olan.
98- Er-Reşîd : İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.
99- Es-Sabûr : Ceza vermede, acele etmeyen.
"Ebu Hüreyre'den nakledilen bir hadis-i şerifde, Sevgili Peygamberimiz sallallahu
aleyhi ve sellem buyuruyor ki :
( Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse ( îman eder ve ezbere sayarsa)
Cennete girer.) buyurulmuştur.
Çölde Bir Bedevi
Devesiylebirlikte çölde yürümekte olan bir bedevi yürüyen,dudakları susuzluktan
kurumuş bir adama rastlamış.
Adam bunu görünce su istemiş. Devesinden inip ona su vermiş.
Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış.
Bedevi arkasından bağırmış :
“Tamam deveyi al git ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!”
Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp nedenini sormuş…
“Eğer anlatırsan, demiş bedevi, bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde
muhtaç birini görünce yardım etmezler.”
BİRİNCİ BÖLÜM
İTİKAD
1 - Din nedir?
1 - Din : Akıl sahibi insanları kendi istekleri ile dünya ve âhirette iyiliğe ve
mutluluğa ulaştırmak için Yüce Allah tarafından peygamberler aracılığı ile
gönderilen esasların bütünüdür.
2 - Dinler kaça ayrılır?
2 - Dinler başlıca üç kısma ayrılır :
1) Hak ( Gerçek) Dinler : Allah tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara
bildirilen ve hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelen dinlerdir.
Örnek : İslâm Dini.
2) Muharref ( Bozulmuş) Dinler : Allah tarafından peygamberler aracılığı ile
bildirildiği halde sonradan insanlar tarafından değiştirilen ve aslı bozulan
dinlerdir. Örnek : Hristiyanlık ve Yahudilik.
3) Batıl ( Gerçek Olmayan) Dinler : İnsanlar tarafından uydurulan dinlerdir.
Örnek : Puta tapıcılık, Satanizm ve Budizm.
3 - Dinimizin adı nedir?
3 - İslâm.
4 - İslâm ne demektir?
4 - İslâm : Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e Allah tarafından gönderilen ve
insanlara bildirilmesi istenen esasların bütünüdür.
5 - Allah katında ( geçerli) din hangi dindir? Bu konudaki âyet meâllerini
söyleyiniz.
5 - “Allah katında ( geçerli) din şüphesiz İslâm’dır.” ( Âl-i İmrân, 3/19)
“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, ( bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek
ve o âhirette zarara uğrayanlardan olacaktır.” ( Âl-i İmrân, 3/85)
6 - İslâm dininin gayesi nedir?
6 - Getirdiği hükümlerle insanları hem dünyada hem de âhirette mutluluğa
ulaştırmaktır.
7 - İslâm dini kaç ana bölüme ayrılır?
7 - Üç ana bölüme ayrılır :
1) İnanmak ( İtikad)
2) Allah’ın emir ve yasaklarına uymak ( Amel)
3) Canlı ve cansız bütün varlıklarla iyi ilişkiler içinde bulunmak ( Ahlâk).
8 - İslâm dininin özellikleri nelerdir?
8 - İslâm dininin özellikleri :
1) İslâm son dindir
2) Bütün insanlığa gönderilmiştir
3) Daha önce gönderilen bütün peygamberleri ve İlâhî kitapları tasdik eder
4) Önceki dinlerin hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır.
9 - Kelime-i Tevhîd’i ve anlamını söyleyiniz.
9 - Lâ ilâhe illâllah, Muhammedün Resûlüllah = Allah’tan başka ilâh yoktur, Hz.
Muhammed de Allah’ın elçisidir.
10 - Kelime-i Şahâdet’i ve anlamını söyleyiniz.
10 - Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh =
Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, yine şahitlik ederim ki Hz.
Muhammed onun kulu ve elçisidir.
11 - İman Nedir?
11 - İman : Yüce Rabbimizin Peygamber Efendimiz aracılığı ile göndermiş olduğu
bütün esasların doğru olduğuna kalben inanmak ve dil ile söylemektir.
12 - Âmentü’yü okuyunuz.
12 - Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî vel yevmil âhiri ve bil
kaderi hayrihî ve şerrihî minellahi teâlâ, vel ba’sü ba’del mevti, hakkun eşhedü
en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.
13 - İmanın şartlarını söyleyiniz.
13 - İmanın şartları :
1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak
2) Meleklerine inanmak
3) Kitaplarına inanmak
4) Peygamberlerine inanmak
5) Âhiret gününe( öldükten sonra dirilmeye) inanmak
6) Kadere ( iyilik ve kötülüğün Allah’ın yaratmasıyla meydana geldiğine)
inanmak.
14 - İnanç yönünden insanlar kaç kısma ayrılır? Sayıp açıklayınız.
14 - İnanç yönünden insanlar dört kısma ayrılır :
1) Mü’min : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in de
peygamberliğine kalpten inanan kimseye denir.
2) Münafık : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in de
peygamberliğine kalbi ile inanmadığı halde dili ile inandığını söyleyen
kimseye denir.
3) Müşrik : Allah’a ortak koşan, birden fazla tanrı olduğuna inanan kimseye
denir.
4) Kâfir : Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve
getirdiği esaslara kalbi ile inanmayan, inanmadığını da açıkça söyleyen
kimseye denir.
15 - Allah’ı nasıl tanıyabiliriz?
15 - Allah’ı ancak Kur’ân’da ve Peygamber Efendimizin sözlerinde tanıtıldığı
şekilde tanıyabiliriz. Buna göre :
1) O, en büyüktür
2) Eşsiz ve benzersizdir
3) Hep vardı ve daima olacaktır
4) Hiç kimseye ihtiyacı yoktur
5) Evrende var olan her şeyin sahibidir
6) Herkes ve her şey ona muhtaçtır
7) Bütün varlıkları bilir
8 ) Her şeyi görür ve işitir
9) Ona gizli olan hiçbir şey yoktur.
16 - İnsanların Allahü Teâlâ ile iletişim kurma vasıtaları nelerdir?
16 - Başlıca üç vasıta vardır :
1) Dua
2) İbadet
3) Salih amel ( İyi ve güzel işler).
17 - Allah’ın sıfatları kaça ayrılır?
17 - Allah’ın sıfatları iki kısma ayrılır :
1) Zâtî sıfatlar
2) Sübûtî sıfatlar.
18 - Zâtî sıfatlar nelerdir?
18 - Zâtî sıfatlar :
1) Vücûd : Allahü Teâlâ’nın var olması demektir
2) Kıdem : Allâhü Teâlâ’nın varlığının evveli olmaması demektir
3) Bekâ : Allahü Teâlâ’nın varlığının sonu olmaması demektir
4) Vahdâniyet : Allahü Teâlâ’nın bir olması demektir
5) Muhâlefetün lil-havâdis : Yarattığı varlıkların hiç birine benzememesi
demektir
6) Kıyâm bi-nefsihi : Hiç bir şeye ve hiç kimseye ihtiyacı olmaması demektir.
19 - Sübûtî sıfatlar nelerdir?
19 - Sübûtî sıfatlar :
1) Hayat : Allahü Teâlâ’nın diri olması demektir
2) İlim : Allahü Teâlâ’nın her şeyi bilmesi demektir
3 ) Semi’ : Allahü Teâlâ’nın her şeyi işitmesi demektir
4) Basar : Allahü Teâlâ’nın her şeyi görmesi demektir
5) İrâde : Allahü Teâlâ’nın bir şeyin olmasını dilemesi demektir
6) Kudret : Allahü Teâlâ’nın gücünün yetmesi demektir
7) Kelâm : Allahü Teâlâ’nın konuşması demektir
8 ) Tekvîn : Allahü Teâlâ’nın yaratması demektir.
20 - İmanın sahih ve makbul olmasının şartları nelerdir?
20 - İmanın sahih ve makbul olmasının başlıca üç şartı vardır :
1) İman, hayattan ümit kesmeden önce edilmiş olmalı
2) Dinî hükümleri inkâr edici herhangi bir söz veya davranış bulunmamalı
3) Dinî hükümlerin hepsinin güzel olduğu kabul edilmeli.
21 - Allahü Teâlâ’nın varlığı ve birliğine dair Kur’ân-ı Kerîm’den bir delil
söyleyiniz.
21 - İhlâs sûresi.
İhlâs sûresinin manası :
“De ki : Allah birdir, Allah Samed’dir ( hiç kimseye ihtiyacı yoktur, herkes ona
muhtaçtır). O, doğmamış ve doğurulmamıştır. Hiç kimse O’na denk değildir ( eşi
ve benzeri yoktur).” ( İhlâs, 112/1-4)
22 - Meleklerin özellikleri nelerdir?
22 - Meleklerin özellikleri :
1) Melekler nurdan yaratılmış varlıklardır
2) Yemezler, içmezler
3) Erkeklik ve dişilikleri yoktur
4) Hiç günah işlemezler
5) Allah’ın emirlerini eksiksiz yerine getirirler
6) Hızlı ve süratli varlıklardır
7) Sayılarını Allah’tan başka kimse bilmez
8 ) Daima Allah’ı zikir ve tesbih ile meşguldürler.
23 - Büyük melekler kaçtır? Görevleri nelerdir?
23 - Büyük melekler dörttür :
1) Cebrâil : Allahü Teâlâ’dan aldığı mesajları ( vahyi) peygamberlere ileten
melektir.
2) Mikâil : Yağmurun yağması, rüzgârın esmesi gibi tabiat olaylarını idare
etmekle görevli melektir.
3) İsrâfil : Kıyametin kopması ve insanların tekrar dirilmesi için, mahiyeti bizce
bilinmeyen “Sûr”a üfleyecek olan melektir.
4) Azrâil : Ömrü sona eren insanların canlarını almakla görevli melektir.
24 - Dört büyük melek dışında Kur’ân-ı Kerîm’de isimleri geçen diğer melekler
hangileridir ve görevleri nelerdir?
24 - Diğer melekler şunlardır :
1) Kirâmen Kâtibîn : Bunlar iki melektir. Biri insanların sağında bulunur,
sevapları yazar. Diğeri ise solunda bulunur, günahları yazar.
2) Münker ve Nekir : Kabirde soru sormakla görevli meleklerdir.
3) Rıdvan : Cennetteki meleklerin başkanıdır.
4) Mâlik : Cehennemdeki meleklerin başkanıdır.
5) Hafaza melekleri : İnsanların önlerinden ve arkalarından onları takip eden,
kaza ve belâlara karşı koruyan meleklerdir.
25 - Cin nedir?
25 - Cin : Ateşten yaratılmış olup insanlar gibi yiyen, içen ve üreyen, ancak gözle
görülmeyen, iman ve ibadet etmekle yükümlü bir varlıktır.
26 - Şeytan nedir?
26 - Şeytan : Cin taifesindendir. Gözle görülmemekle birlikte varlığı kesin olan,
azgınlık ve kötülükte çok ileri giden, büyüklük taslayan, ayrıca insanları
saptırmayı kendisine görev edinen bir varlıktır.
27 - Şeytanın özellikleri nelerdir?
27 - Şeytanın özellikleri :
1) Şeytan ateşten yaratılmıştır
2) Gurur ve kibiri nedeniyle Allah’a isyan etmiştir
3) Cennetten kovulmuş ve Allah tarafından lânetlenmiştir
4) Kıyamete kadar yaşayacaktır
5) Hem kendi cinsinden, hem de insanlar ve cinlerden yardımcıları vardır
6) Her türlü yola başvurarak insanları ve cinleri Allah’a isyan ettirmek için
çalışır.
28 - Vahiy nedir?
28 - Allah tarafından, doğrudan veya elçi vasıtasıyla peygamberlere bildirilen ve
kesinlik ifade eden bilgiye vahiy denir.
29 - Büyük kitaplar indiriliş sırasına göre hangi peygamberlere gönderilmiştir?
29 - Büyük kitaplar :
1) Tevrât : Hz. Mûsa’ya
2) Zebûr : Hz. Dâvûd’a
3) İncîl : Hz. İsa’ya
4) Kur’ân-ı Kerîm : Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ’ya
indirilmiştir.
30 - En son indirilen ve kıyamete kadar devam edecek esasları barındıran
kutsal kitabımızın adı nedir?
30 - Kur’ân-ı Kerîm.
31 - Kur’ân-ı Kerîm nasıl bir kitaptır?
31 - Kur’ân-ı Kerîm :
1) Allah tarafından Hz. Peygamber’e gönderilmiştir
2) 23 senede peyderpey indirilmiştir
3) 114 sûre, 30 cüzdür
4) Bir harfi dahi değişmeden günümüze kadar gelmiştir
5) Okunuşu ve dinlenişi ile ibadet edilir
6) Her yönüyle mucizedir.
32 - Kur’ân-ı Kerîm nerede ve ne zaman indirilmeye başlanmıştır?
32 - Kur’ân-ı Kerîm : Milâdî 610 yılında Mekke yakınlarında bulunan Nur dağındaki
Hira mağarasında, Ramazan ayının 27. gecesi “Oku” emriyle indirilmeye
başlanmıştır.
33 - İlk inen âyetler hangileridir? Meâlini söyleyiniz.
33 - İlk inen âyetler Alâk sûresinin ilk beş âyetidir. Bunlar ın meâli :
“1) Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2) O, insanı kan pıhtısından yarattı.
3) Oku! Rabbin sonsuz ikram sahibidir.
4) Kalem ile ( yazmayı) öğreten odur.
5) İnsana bilmediğini o öğretti.” ( Alâk, 96/1–5)
34 - Kur’ân-ı Kerîm’in gönderiliş amacı nedir?
34 - İnsanların dünya ve âhiret hayatlarını düzene koymak, onlara hem dünya ve
hem de âhiret mutluluğu temin etmektir.
35 - Kur’ân okumanın fazileti hakkında üç hadis meâli söyleyiniz.
35 - Üç hadis meâli :
1) “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”
2) “Kur’ân okuyun. Çünkü Kur’ân Kıyamet gününde onu okuyana şefâatçı
olacaktır.”
3) “Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa ona bir iyilik sevabı yazılır. Bu
iyilik sevabı da on katıyla değerlendirilir.”
36 - Sûre ne demektir? Kur’ân-ı Kerîm’deki ilk ve son sûre hangileridir?
36 - Sûre : Kur’ân-ı Kerîm’de özel isimleri bulunan ve besmeleyle birbirinden
ayrılan bölümlerdir. İlk sûre Fâtiha, son sûre ise Nâs’tır.
37 - Âyet ve Hadis’i tarif ediniz.
37 - Âyet : Bir veya birkaç kelime ya da cümleden meydana gelen ve sûreleri
oluşturan Allah sözüdür.
Hadis : Peygamber Efendimizin mübarek ağzından çıkan sözlerdir.
38 - Meâl ve Tefsîr nedir? Açıklayınız.
38 - Meâl : Kur’ân-ı Kerîm’in Arapça’dan başka bir dile çevrilmesidir.
Tefsîr : Kur’ân-ı Kerîm’in mana bakımından anlaşılması için geniş bir şekilde
izah edilmesidir.
39 - Tilâvet secdesi nedir?
39 - Kur’ân-ı Kerîm’de secde âyetleri okunduğu veya dinlendiği zaman yapılması
gereken secdedir. Kur’ân’da 14 yerde secde âyeti vardır. Bu âyetler özel
işaretlerle belirtilmiştir.
40 - Mushaf ne demektir?
40 - Kur’ân sayfalarının bir araya toplanarak kitap haline getirilmiş şekline mushaf
denir.
41 - Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri ile sûreleri ne zaman toplanmış ve ne zaman
çoğaltılmıştır?
41 - Hz. Peygamber’in emanet olarak bıraktığı yazılı Kur’ân sayfaları halife Hz.
Ebû Bekir zamanında toplanarak mushaf haline getirilmiş, Hz. Osman
zamanında da çoğaltılmıştır.
42 - Peygamber kime denir?
42 - Allah tarafından seçilmiş, vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara
bildirmekle görevlendirilmiş üstün ahlâk sahibi kimselere peygamber denir.
43 - İlk ve son peygamberler kimlerdir?
43 - İlk peygamber Hz. Âdem, son peygamber ise bizim peygamberimiz Hz.
Muhammed Mustafâ’dır. Peygamber Efendimizle birlikte peygamberlik kapısı
kapanmış, artık bir daha peygamber gönderilmeyecektir.
44 - Peygamberlerde bulunması gerekli olan sıfatlar ( özellikler) kaçtır ve
nelerdir?
44 - Peygamberlerde bulunması gereken sıfatlar beştir :
1) Sıdk : Doğru sözlü olmak
2) Emânet : Güvenilir olmak
3) Fetânet : Akıllı ve zeki olmak
4) İsmet : Günah işlememek
5) Tebliğ : Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara bildirmek.
45 - Peygamber Efendimizi diğer peygamberlerden ayıran önemli özellikler
nelerdir?
45 - Peygamber Efendimizin önemli özellikleri :
1) Son Peygamber olması
2) Getirdiği kitabın ve dinî hükümlerin kıyamete kadar geçerli olması
3) Diğer peygamberler gibi belli bir bölgeye veya belli bir topluluğa değil, bütün
insanlara peygamber olarak gönderilmesi
4) Son dinin sahibi olması
5) Yaratılmışların en faziletlisi, Allah’ın en sevgili kulu olması
6) Âlemlere rahmet olarak gönderilmesi
7) Bütün insanlık için en güzel örnek olması.
46 - İnsanlığın yaratılışından bu zamana kadar kaç peygamber gelmiştir?
46 - Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiğine göre, insanlığın yaratılışından bu zamana kadar
peygamber gönderilmeyen hiçbir topluluk yoktur. Yüce Allah emir ve
yasaklarını kullarına iletmeleri için her millete farklı zamanlarda pek çok
peygamber göndermiştir. Ancak bunların sayısını Allah’tan başka kimse bilmez.
47 - Kur’ân-ı Kerîm’de ismi geçen peygamberler hangileridir?
47 - Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, İbrâhim, İsmâil, İshâk, Yâkub, Yûsuf,
Şuayb, Hârun, Mûsa, Dâvud, Süleyman, Eyyûb, Zülkifl, Yûnus, İlyâs, Elyesâ,
Zekeriyâ, Yahyâ, İsâ ve Muhammed Mustafâ ( s.a.v.).
48 - Mucize ve kerâmet ne demektir?
48 - Mucize : Peygamberlerin, peygamber olduklarını kanıtlamak için Allah’ın izni
ile gösterdikleri olağanüstü olaylardır.
Kerâmet : Peygamberlere tabi olan Allah dostlarının gösterdikleri olağanüstü
olaylardır.
49 - Peygamber Efendimizin büyük mucizelerinden üç tanesini söyleyiniz.
49 - Peygamber Efendimizin üç büyük mucizesi :
1) Kur’ân-ı Kerîm : Kıyamete kadar devam edecek en büyük mucizedir
2) Şakk-ı Kamer : Eli ile ayı ikiye ayırması
3) İsrâ ve Mirac : Hicretten 1,5 yıl kadar önce Mekke’de bulunan Mescid-i
Harâm’dan alınıp Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürülmesi ( İsrâ), oradan da
göklere yükseltilmesi ( Mirac).
50 - Bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ana esaslar kaç tanedir ve nelerdir?
50 - Beş tanedir :
1) Dini koruma
2) Aklı koruma
3) Nesli koruma
4) Malı koruma
5) Canı koruma
51 - Âhiret ne demektir?
51 - Kıyamet kopup bütün canlılar öldükten sonra yeniden diriliş ile başlayacak olan
sonsuz hayata âhiret denir.
52 - Âhiret hayatının evreleri nelerdir?
52 - Âhiret hayatının evreleri :
1) Kabir hayatı
2) Kıyametin kopması
3) Yeniden diriliş
4) Mahşer
5) Amel defterlerinin dağıtılması
6) Hesap
7) Mîzân ( Amellerin tartılması)
8 ) Sırât
9) Şefâat
10) Cennet
11) Cehennem.
53 - Kabir ve kabir hayatı nedir?
53 - İnsanın ölüp defnedildikten sonra kıyamet günü yeniden dirilinceye kadar
beklediği yere kabir, burada geçen hayata da kabir hayatı denir.
54 - Kıyamet ne demektir?
54 - Sözlükte “kalkmak, dirilmek” demektir. Dinî anlamı ise :
1) Evrenin düzeninin bozulması
2) Her şeyin alt üst edilerek yok olması
3) Yok olan ve ölen şeylerin yeniden yaratılıp diriltilerek ayağa kalkması
4) Mahşere doğru yönelmesi demektir.
55 - Haşr ve mahşer ne demektir?
55 - Haşr : Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya
toplamasıdır.
Mahşer : İnsanların hesap vermek üzere toplandıkları yere denir. Mahşerin bir
diğer adı da Arasât’tır.
56 - Kıyamet ne zaman kopacaktır?
56 - Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka kimse bilemez. Müslüman için
önemli olan Kıyametin ne zaman kopacağını bilmek değil, onun kopması ile
başlayacak olan sonsuz hayata gerektiği şekilde hazırlık yapmaktır.
57 - Mîzân ne demektir?
57 - Mîzân : Âhirette hesaptan sonra herkesin amellerinin ( iyilik ve kötülüklerinin)
tartıldığı İlâhî adâlet ölçüsünün adıdır.
58 - Sırât ne demektir?
58 - Sırât : Cehennemin üzerine kurulmuş manevî bir köprüdür. Herkes bu köprünün
üzerinden geçecektir. Mü’minler geçip cennete ulaşacak, kâfirler ise geçemeyip
cehenneme düşeceklerdir.
59 - Şefâat ne demektir?
59 - Şefâat : Günahı olan mü’minlerin günahlarının bağışlanması, olmayanların da
cennette daha yüksek derecelere erişmesi için peygamberlerin ve Allah katında
dereceleri yüksek olan kimselerin Allah’a yalvarmaları ve dua etmeleri
demektir.
60 - Cennet ne demektir?
60 - Kelime olarak “bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer” demektir. Cennet,
sayısız nimetlerle donatılmış ve mü’minlerin içinde ebedî olarak kalmaları için
hazırlanmış âhiret yurdudur.
61 - Cehennem ne demektir?
61 - Kelime olarak “derin kuyu” anlamına gelir. Cehennem, âhirette kâfirlerin
sürekli olarak kalacakları, günahkâr mü’minlerin ise günahları ölçüsünde geçici
olarak cezalarını çekecekleri yerdir.
62 - Tevekkül ne demektir?
62 - Hedefe ulaşmak için gerekli bütün maddî ve manevî sebeplere başvurduktan
sonra, yapacak başka bir şey kalmayınca Allah’a dayanıp güvenmek ve işin
sonucunu ona havale etmektir.
63 - Hayır ve şer ne demektir?
63 - Hayır : Allah’ın emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlara verilen isimdir.
Şer : Allah’ın yasakladığı, hoşnut olmadığı ve beğenmediği davranışlar demektir.
64 - Mezhep ne demektir? Kaç kısımda incelenir?
64 - Mezhep : Gidilecek yol demektir. İki kısımda incelenir :
1) İtikâdî mezhepler : Dinî inanışla ilgili farklı yorumlar
2) Amelî mezhepler : Dinî uygulama ve davranışlarla ilgili yorumlar.
65 - İtikâdî mezhepler kaça ayrılır ve hangileridir?
65 - İtikâdî mezhepler üçe ayrılır :
1) Selefiye
2) Mâtüridiye
3) Eş’ariye.
66 - Amelî mezhepler kaça ayrılır ve hangileridir?
66 - Amelî mezhepler dörde ayrılır :
1) Hanefî mezhebi
2) Şâfiî mezhebi
3) Mâlikî mezhebi
4) Hanbelî mezhebi.
67 - Mezhepler arasındaki farklılığın sebebi ve amacı nedir?
67 - Mezhepler arasındaki farklılıklar genellikle Peygamber Efendimizin bazı
konularla ilgili söz ve davranışlarında görülen esneklikten kaynaklanmaktadır.
Efendimiz bazen aynı konuda farklı uygulamalarda bulunmuş, mezhep âlimleri
bunları yorumlarken tercihler yapmış, böylece farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu
tercihler ve bunlardan kaynaklanan farklılıklar, Hz. Peygamber’in bütün
sünnetlerinin yaşatılmasına vesile olur. Böyle olunca mezhep sahiplerinin
birbirlerine karşı saygılı ve hoşgörülü olması gerekir. Mezhepler arasındaki
farklılıklar İslam’da ayrılık değil, zenginlik ve kolaylık kapısı olarak
görülmelidir.
GERÇEK İMAN
Hazreti Ömer, halifeliği zamanında kontrol maksadıyla bir gece Medîne’de dolaşırken
yoruldu ve dinlenmek üzere bir evin duvarına yaslandı. Bu esnada, evin içinde anne ile kızı
arasında geçen şu konuşmayı duydu :
Anne :
-- Haydi kızım, kalk da süte biraz su katıver!
Kız :
-- Halifenin sütlere su katılmasını yasakladığını bilmiyor musun?
Anne :
-- Evet biliyorum.
Kız :
-- Öyle ise halifenin yasakladığı işi nasıl yapabilirim?
Anne :
-- Kalk da su koy şu süte, Ömer seni nereden görecek?
Kız :
-- Ömer görmez ama Rabbim görür. Vallahi ben onun göreceği yerde yapmadığım bir işi
görmediği yerde de yapmam.
Hz. Ömer, bu konuşmaları dinledikten sonra oradan ayrıldı. Daha sonra, iyi bir din
terbiyesi görmüş bu yüksek ahlâklı fakir kızı oğlu Âsım ile evlendirdi.
Bu hikayeden şunu öğreniyoruz.
“Allah inancının, insanın davranışlarına olumlu yönde çok büyük tesiri vardır.”
İKİNCİ BÖLÜM
İBADET
1 - İnsanın dünyaya geliş amacı nedir?
1 - İnsanın dünyaya geliş amacı, Allah’ı tanımak ve ona kulluk etmektir. Allahü
Teâlâ insanları ve cinleri, kendisini tanımaları ve ibadet etmeleri için yaratmıştır
( Zâriyât, 51/56).
2 - İbadet ne demektir?
2 - İbadet : Allah’a kulluk etmek, saygı göstermek ve verdiği nimetlere karşılık ona
şükretmek demektir. İbâdet, namaz, oruç, zekât ve hac gibi farz emirler yanında,
diğer bütün dinî ve ahlâkî görevleri yerine getirmek suretiyle yapılır.
3 - Kaç çeşit ibadet vardır?
3 - Üç çeşit ibadet vardır :
1) Beden ile yapılan ibadet : Namaz ve Oruç gibi.
2) Mal ile yapılan ibadet : Zekât gibi.
3) Hem beden ve hem de mal ile yapılan ibadet : Hac gibi.
4 - İbadetin insanlara ne gibi faydaları vardır?
4 - İbadetin faydaları :
1) İnsanın Allah ile bağını güçlendirir
2) İç huzuru sağlar
3) Güven duygusunu geliştirir
4) Kötülüklerden alıkoyar
5) Güzel ahlâkın gelişmesine katkıda bulunur
6) Sabrı ve sorumluluk bilincini geliştirir.
5 - İslâm’ın şartı kaçtır? Sayınız.
5 - İslâm’ın şartı beştir :
1) Kelime-i Şehâdet getirmek
2) Namaz kılmak
3) Oruç tutmak
4) Zekât vermek
5) Hacca gitmek.
Bu beş şart müslümanlara ibadet olarak emredilmiş olmakla birlikte, İslâm
dininde yapılması istenenler bunlarla sınırlı değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve
Peygamber Efendimizin hadislerinde mevcut olan bütün emir ve yasakları
uygulamak her müslümanın görevidir.
6 - İslâm’da amelî hükümlerin kaynakları ( Edille-i Şer’iyye) kaç tanedir?
6 - Dört tanedir :
1) Kitab ( Kur’ân-ı Kerîm)
2) Sünnet
3) İcmâ
4) Kıyas.
7 - Mükellef kime denir?
7 - Ergenlik çağına ulaşan, akıl sahibi olan ve Allah’ın emir ve yasaklarından
sorumlu tutulan her erkek ve kadına mükellef denir.
8 - Mükellefin bilmesi ve yapması gereken işler kaç tanedir ve nelerdir?
8 - Sekiz tanedir :
1) Farz 2) Vâcib 3) Sünnet 4) Müstehab 5) Mübâh 6) Haram 7)
Mekruh 8 ) Müfsid.
9 - Farz ne demektir?
9 - Allah ve Resûlünün mükelleften yapılmasını kesin olarak istediği emirlerdir.
10 - Farzın hükmü nedir?
10 - Yapan sevap kazanır, terk eden günahkâr olur, inkâr eden dinden çıkar.
11 - Farz kaça ayrılır? Açıklayınız.
11 - Farz ikiye ayrılır :
1) Farz-ı ayın : Her mükellefin bizzat kendisinin yapması gereken emirlerdir. Beş
vakit namaz kılmak, Ramazan orucu tutmak gibi.
2) Farz-ı kifâye : Bazı mükelleflerin yapmasıyla diğerlerinin üzerinden düşen
emirlerdir. Cenaze namazı kılmak gibi.
12 - Vâcib ne demektir? Açıklayınız.
12 - Farz kadar kesin olmamakla birlikte kuvvetli bir delile dayanan ve yapılması
istenilen ibadetlerdir. Vitir ve Bayram namazı kılmak, fitre vermek ve kurban
kesmek gibi.
13 - Sünnet ne demektir?
13 - Farz ve vâcibin dışında Peygamber Efendimizin ibadet niyeti ile yaptığı ve
yapılmasını istediği davranışlardır. Farz namazlardan önce ve sonra sünnet
namazı kılmak gibi.
14 - Sünnet kaça ayrılır? Açıklayınız.
14 - Sünnet ikiye ayrılır :
1) Sünnet-i müekkede : Peygamber Efendimizin genellikle yaptığı ve çok az terk
ettiği sünnetlerdir. Akşam namazının sünneti, Yatsı namazının son sünneti ve
Terâvih namazı gibi.
2) Sünnet-i gayr-i müekkede : Peygamber Efendimizin arasıra işlediği
sünnetlerdir. İkindi namazının sünneti ile Yatsı namazının ilk sünneti gibi.
15 - Müstehab ( Mendûb) ne demektir?
15 - İşlenmesinde sevap olan, terk edilmesinde günah bulunmayan şeylerdir. Nafile
namaz kılmak ve nafile oruç tutmak gibi.
16 - Mübâh ne demektir?
16 - Mükellefin yapıp yapmamakta serbest olduğu şeylerdir. Günlük hayatta
oturmak, kalkmak, konuşmak, yürümek gibi.
17 - Haram ne demektir?
17 - Kesin bir delil ile yapılmaması istenen emirlerdir. İnsan öldürmek, içki içmek,
kumar oynamak, faiz yemek, anne ve babaya karşı gelmek gibi.
18 - Haramın hükmü nedir?
18 - Haramdan uzak durmak kişiye sevap kazandırır. Haram olduğunu bilerek bir iş
yapmak büyük günahtır ve cehennemde azap çekmeyi gerektirir. Haramı helâl
kabul etmek veya haram olduğunu inkâr etmek ise dinden çıkarır.
19 - Mekrûh ne demektir?
19 - Yapılması hoş görülmeyen, terk edilmesi istenen şeylerdir. Sigara içmek gibi.
20 - Müfsid ne demektir?
20 - Başlanmış ibadeti bozmak demektir. Namazda konuşmak, gülmek, başkalarıyla
ilgilenmek, oruçlu iken bile bile yemek veya içmek gibi.
21 - İslâm’ın temizliğe verdiği önem hakkında bir âyet meâli söyleyiniz.
21 - “Şüphesiz Allah, çokça tevbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever.” ( Bakara,
2/222)
22 - Abdest nedir? Tarif ediniz.
22 - Belirli uzuvları usûlüne uygun olarak yıkamak ve meshetmek suretiyle yapılan
bir temizliktir.
23 - Abdestin farzları kaçtır? Sayınız.
23 - Abdestin farzları dörttür :
1) Yüzü bir kere yıkamak
2) Dirseklerle beraber kolları bir kere yıkamak
3) Başın dörtte birini meshetmek
4) Ayakları topuklarıyla beraber bir kere yıkamak.
24 - Abdesti bozan şeyler nelerdir?
24 - Abdesti bozan şeyler :
1) Vücudun her hangi bir yerinden kan ve irin çıkmak
2) Ağız dolusu kusmak
3) Küçük veya büyük tuvalet yapmak ve yellenmek
4) Bayılmak, sarhoş olmak
5) Namazda yanındaki kişinin işiteceği kadar gülmek
6) Yatarak veya bir yere dayanarak uyumak
7) Tükürdüğü zaman, tükürükte yarıdan fazla kan bulunmak.
25 - Abdestsiz yapılamayan şeyler nelerdir?
25 - Abdestsiz yapılmayan şeyler :
1) Namaz kılınmaz
2) Kâbe tavaf edilmez
3) Tilâvet secdesi yapılmaz.
26 - Guslü ( Boy abdesti) tarif ediniz.
26 - Gusül : Bedenin her tarafını kuru yer kalmayacak şekilde yıkamaktır.
27 - Guslün farzları kaçtır?
27 - Guslün farzları üçtür :
1) Ağıza su vermek
2) Buruna su vermek
3) Bütün vücudu yıkamak.
28 - Gusül yapmayı gerektiren haller nelerdir?
28 - Gusül yapmayı gerektiren haller :
1) Cünüplük hali
2) Kadınların âdet hallerinin sona ermesi
3) Doğum yapan kadınların lohusalık hallerinin bitmesi.
29 - Gusülsüz neler yapılmaz?
29 - Gusülsüz :
1) Namaz kılınmaz
2) Kur’ân-ı Kerîm okunmaz
3) Kâbe tavaf edilmez.
30 - Teyemmümü tarif ediniz.
30 - Niyet ederek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye vurulan ellerle yüzü
ve kolları mesh etmeye teyemmüm denir.
31 - Teyemmümün farzları kaçtır?
31 - Teyemmümün farzları ikidir :
1) Niyet etmek
2) Elleri temiz toprağa veya toprak cinsinden bir şeye iki defa vurduktan sonra,
birincisinde yüzü, ikincisinde ise kolları meshetmektir.
32 - Teyemmüm hangi durumlarda gerekli olur?
32 - Teyemmüm :
1) Abdest alacak veya gusül yapacak kadar su bulunmadığında
2) Su bulunduğu halde suyun kullanılması mümkün olmadığında
3) Bedenin tamamı veya çoğu yara olup suyu kullanmak zararlı olduğunda
gerekli olur.
33 - Teyemmümü bozan şeyler nelerdir?
33 - Teyemmümü bozan şeyler :
1) Abdest ve guslü bozan her şey teyemmümü bozar
2) Suyun bulunması veya kullanılabilir hale gelmesi teyemmümü bozar.
34 - Namazın önemi ve faydaları nelerdir?
34 - Namaz :
1) İslâm’ın şartlarından biridir
2) Kulu Allah’a yaklaştırır
3) Cemaatle kılınması birlik ve beraberliği pekiştirir
4) Sorumluluk bilincini geliştirir
5) Tembellikten korur ve disiplinli olmayı sağlar
6) Bedene sağlık verir.
35 - Kaç çeşit namaz vardır?
35 - Üç çeşit namaz vardır :
1) Farz namazlar : Beş vakit namazın farzları ve Cuma namazı gibi.
2) Vâcib namazlar : Bayram namazları ve Vitir namazı gibi.
3) Nafile namazlar : Teheccüd namazı gibi.
36 - Beş vakit namazı sayınız ve rekâtlarını söyleyiniz.
36 - Beş vakit namaz :
1) Sabah namazı : İkisi sünnet, ikisi farz olmak üzere dört rekât
2) Öğle namazı : Dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet olmak üzere on
rekât
3) İkindi namazı : Dördü sünnet, dördü farz olmak üzere sekiz rekât
4) Akşam namazı : Üçü farz ikisi sünnet olmak üzere beş rekât
5) Yatsı namazı : Dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet olmak üzere on
rekât.
Yatsı namazının arkasından üç rekât vitir namazı kılınır. Vitir namazı, vâcib
namazlardandır.
37 - Namazın farzları kaçtır ve nelerdir?
37 - Altısı namaza başlamadan önce, altısı namaz içerisinde yapılması gerekenler
olmak üzere 12 tanedir. Namaza başlamadan öncekilere şart, namazın
içindekilere rukün denir.
Namazın şartları :
1) Hadesten tahâret : Abdest almak, gerekli ise gusül yapmak
2) Necâsetten tahâret : Bedende, elbisede ve namaz kılacak yerde pislik varsa
bunları temizlemek
3) Setr-i avret : Örtülmesi gereken yerleri örtmek ( Erkeklerde göbek ve diz
kapağı arasını, kadınlarda el, yüz ve ayaklar hariç her tarafı örtmek)
4) İstikbâl-i kıble : Namazı kıbleye ( Kâbe’ye) yönelerek kılmak
5) Vakit : Her namazı kendi vakti içinde kılmak
6) Niyet : Namaza başlarken hangi namaz kılınacaksa ona niyet etmek.
Namazın rukünleri :
1) İftitah tekbiri : Namaza başlarken tekbir almak
2) Kıyam : Ayakta durmak
3) Kırâat : Namazda Kur’ân-ı Kerîm okumak
4) Rukû : Namazda eller diz kapağına erişecek şekilde eğilmek
5) Sücûd : Ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı yere koymak
6) Ka’de-i âhire : Namazın sonunda Ettehıyyâtü duasını okuyacak kadar
oturmak.
38 - Namazın vâciblerini sayınız.
38 - Namazın vâciblerinden bazıları şunlardır :
1) Farz namazların ilk iki, vitir ve nâfile namazların her rekâtında Fâtiha sûresini
okumak
2) Fâtiha’yı zamm-ı sûreden önce okumak
3) Secdede alınla burnu birlikte yere koymak
4) İki secdeyi peş peşe yapmak
5) Ta’dîl-i erkâna riâyet etmek ( Namazda her davranışın hakkını vermek)
6) Üç ve dört rekâtlı namazların ikinci rekâtında oturmak
8 ) Vitir namazında kunut duası okumak
9) İlk ve son oturuşlarda Ettehıyyatü duasını okumak.
39 - Namazı bozan şeyler nelerdir?
39 - Namazı bozan şeyler :
1) Namazda konuşmak
2) Namazda bir şey yemek veya içmek
3) Namazda birine selâm vermek veya birinin selâmını almak
4) Namazda göğsünü kıbleden çevirmek
5) Namazda abdestin bozulması
6) Namazda Kur’ân’ı mânası bozulacak şekilde yanlış okumak
7) Namazda kendi işiteceği kadar gülmek.
40 - Hangi vakitlerde namaz kılınmaz?
40 - Üç vakitte namaz kılınmaz :
1) Güneş doğarken
2) Güneş tam tepedeyken
3) Güneş batarken.
41 - Sehiv secdesi nedir?
41 - Namaz içerisinde yanılmadan dolayı yapılan secdeye sehiv secdesi denir.
42 - Sehiv secdesi hangi hallerde gerekli olur?
42 - Sehiv secdesi :
1) Namaz içinde farzlardan biri unutularak geciktirildiğinde
2) Namazın vaciblerinden biri unutularak geciktirildiğinde veya unutularak terk
edildiğinde gerekli olur.
43 - Sehiv secdesi nasıl yapılır?
43 - Namazın son oturuşunda yalnız Ettehıyyâtü duası okunarak sağ tarafa selâm
verildikten sonra Allahü Ekber diyerek secdeye varılır. Burada üç kere “Sübhâne
Rabbiye’l-a’lâ” denilir. Sonra Allahü Ekber denilerek oturulur. Peşinden tekrar
Allahü Ekber diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’la’lâ”
dedikten sonra Allahü Ekber ile oturulur. Bu oturuşta, Ettehıyyâtü,
Allahümme salli, Allahümme bârik ve Rabbenâ âtinâ duaları okunarak önce
sağa, sonra sola selâm verilir ve namaz bitirilir. Buna Sehiv secdesi denir.
44 - Hasta olan kişi namazını nasıl kılar?
44 - Ayakta duramayacak derecede hasta olan kişi namazını oturarak, buna da gücü
yetmiyorsa yatarak ima ( baş işareti) ile kılar. İma ile de kılmaya gücü
yetmiyorsa namazını sonraya bırakabilir.
45 - Yolcu namazı nedir ve nasıl kılınır?
45 - Orta yürüyüşle 18 saatlik ( yaklaşık 90 km) bir yere gitmek için bulunduğu
yerden yola çıkan kimseye misafir ( yolcu) denir. Yolcu, dört rekâtlı farz
namazları iki rekât olarak kılar. Sabah namazının iki rekât farzı ile Akşam
namazının üç rekât farzını ve Vitir namazını tam olarak kılar. Yolculuk sırasında
sünnetler terkedilir. Bununla birlikte vakti müsait olanlar kılabilirler.
46 - Cuma namazı ne zaman kılınır ve kimlere farzdır?
46 - Cuma namazı : Cuma günü öğle namazının vaktinde kılınır.
1) Erkek olanlara
2) Kör, kötürüm ve yatalak hasta olmayanlara
3) Hür ve serbest olanlara
4) Yolcu olmayanlara farzdır.
Kadınlar da Cuma namazı kılabilirler. Kıldıkları takdirde Öğle namazı kılmaları
gerekmez.
47 - Cuma namazı kaç rekâttır?
47 - Cuma namazı 10 rekâttır. Dördü ilk sünnet, ikisi farz, dördü de son sünnettir.
48 - Cenâze namazı nasıl bir namazdır?
48 - Ölen müslümanlar için dua niyeti ile rukûsuz ve secdesiz kılınan farz-ı kifâye
bir namazdır.
49 - Terâvih namazı nedir?
49 - Ramazan ayında, Yatsı namazı ile Vitir namazı arasında kılınan 20 rekâtlık
sünnet bir namazdır.
50 - Müslümanların yılda kaç dinî bayramları vardır?
50 - İki dinî bayramları vardır :
1) Ramazan Bayramı
2) Kurban Bayramı.
51 - Bayram namazı kimlere vâcibtir ve kaç rekâttır?
51 - Cuma namazı farz olan kimselere, Bayram namazı kılmak vâcibtir. Bayram
namazı iki rekâttır. Cemaatle kılınır. Ezan ve kameti yoktur. Bayram hutbesi
sünnettir ve namazdan sonra okunur.
52 - Camilere girerken nelere dikkat etmeliyiz?
52 - Camilere girerken :
1) Soğan ve sarımsak gibi kötü kokulu şeyler yememeliyiz
2) Temiz elbise ve çoraplarımızla girmeliyiz
3) Yüksek sesle konuşarak başkalarını rahatsız etmemeliyiz
4) Cep telefonlarımızı kapatmalıyız.
53 - Teşrik tekbirini okuyunuz.
53 - Allahü Ekber Allahü Ekber, lâ ilâhe illâllahü vellahü Ekber, Allahü Ekber ve
lillâhil hamd.
54 - Teşrik tekbiri ne zaman okunur? Hükmü nedir?
54 - Teşrik tekbiri : Kurban bayramının bir gün öncesi olan Arefe günü Sabah
namazında başlayarak Bayramın dördüncü günü İkindi namazına kadar geçen 23
vakitte farz namazların hemen arkasından okunur. Hükmü vâcibtir.
55 - Oruç ne demektir?
55 - Oruç : Sahur vaktinden itibaren Akşam namazına kadar geçen süre içerisinde,
sırf Allah rızası için yemek, içmek ve karı koca ilişkilerinden uzak durmak
suretiyle yapılan bir ibadettir.
56 - Oruç kimlere farzdır?
56 - Müslüman, akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış herkese farzdır.
57 - Oruç tutmanın ne gibi faydaları vardır?
57 - Oruç :
1) İnsanın ahlâkını güzelleştirir
2) Merhamet ve yardım duygularını geliştirir
3) Nimetlerin kıymetini öğretir
4) Sabırlı olmayı öğretir
5) İnsana, duygularına ve iradesine hâkim olmayı öğretir.
58 - İmsak, Sahur ve İftar ne demektir?
58 - İmsak, Sahur, İftar :
1) İmsak : Oruca başlama vaktidir.
2) Sahur : İmsak vakti öncesi gecenin bir bölümünde kalkıp bir şeyler yiyip
içmek demektir.
3) İftar : Oruç yasaklarının sona erdiği vakittir.
59 - Oruç çeşitleri nelerdir?
59 - Başlıca üç çeşit oruç vardır :
Farz olan oruçlar :
1) Ramazan orucu
2) Ramazan orucunun kazası
3) Keffâret orucu ( Ramazan ayında bilerek bozulan orucun cezası).
Vâcip olan oruçlar :
1) Adak orucu
2) Bozulan nâfile orucun kazası.
Nâfile oruçlar :
Farz ve Vâcib oruçlar dışında Allah rızası için tutulan oruçlardır.
60 - Dinimizde oruç tutulması yasak olan günler hangileridir?
60 - Oruç tutulması yasak olan günler :
1) Ramazan bayramının birinci günü
2) Kurban bayramının 1. 2. 3. ve 4. günleri.
61 - Kimler oruç tutmayabilir?
61 - Oruç tutmayabilenler :
1) Yolcular
2) Hamile olan veya küçük çocuğunu emziren hanımlar
3) Oruç tutmaya gücü yetmeyecek kadar yaşlanmış kimseler
4) Oruç tutamayacak kadar hasta olanlar
5) Açlık veya susuzluktan dolayı öleceğinden, beden ve ruh sağlığının
bozulacağından endişe edenler.
62 - Orucu bozan şeyler nelerdir?
62 - Orucu bozan şeyler :
1) Bilerek yemek içmek
2) Bilerek cinsel ilişkide bulunmak
3) Kendi isteği ile ağız dolusu kusmak
4) İftar vakti girmediği halde iftar oldu zannederek orucunu bozmak
5) İmsak vakti geçtiği halde daha vakit var zannederek yemeye içmeye devam
etmek.
63 - Ramazan ayında kasten oruç bozmanın cezası nedir?
63 - Ramazan’da kasten oruç bozmanın cezası :
1) İki ay peş peşe oruç tutmak
2) Oruç tutamayacak durumda ise altmış fakiri akşamlı sabahlı doyurmak.
64 - Orucu bozmayan şeyleri sayınız.
64 - Şunlar orucu bozmaz :
1) Unutarak yemek içmek ( hatırladığı anda bırakır)
2) Ağıza gelen balgamı yutmak
3) İstemeyerek kusmak
4) Kulağına su kaçmak
5) Kan aldırmak
6) Dişlerin arasında kalan nohut tanesinden küçük bir şey yutmak
7) Başkasına kötü söz söylemek ve gıybet etmek gibi yanlış davranışlar orucu
bozmaz. Ancak orucun sevabını azaltır.
65 - Fidye ne demektir?
65 - Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlıların ve iyileşme ümidi olmayan hastaların
oruç tutamadıkları günler sayısınca sabah akşam bir fakiri doyurmalarıdır.
Bunun para olarak miktarı, her güne bir fitredir.
66 - Dua nedir?
66 - İnsanın maddî ve manevî istek ve ihtiyaçlarını her hangi bir aracı olmaksızın
doğrudan Allahü Teâlâ’ya arz edip yalvarması, yerine getirilmesini dilemesidir.
67 - Tevbe nedir?
67 - İşlenmiş bir günaha pişman olup bir daha işlemeyeceğine dair Cenâb-ı Hakk’a
söz vermek ve ondan af dilemektir.
68 - Tevbenin kabul olmasının şartları nelerdir?
68 - Tevbenin kabul olmasının şartları :
1) Günahı terk etmek
2) Yaptığına pişman olmak
3) Bir daha yapmamaya karar vermek.
69 - Zekât ne demektir?
69 - Zekât : Dinî ölçülere göre zengin sayılan müslümanların, yılda bir defa
mallarının ve paralarının kırkta birini fakirlere vermeleridir.
70 - Dinî ölçülere göre kimler zengin sayılır?
70 - Aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından başka, dinimizin zenginlik ölçüsü kabul
ettiği nisab miktarı mala veya paraya sahip olan kimseler zengin sayılır.
71 - Zekât kimlere verilir?
71 - Zekât :
1) Dinen zengin sayılmayan kimselere
2) Hiç malı mülkü olmayanlara
3) Borçlulara
4) Parası olmayan yolculara
5) Allah rızası için dini, ülkesi ve milleti uğruna savaşanlara verilir.
72 - Zekât kimlere verilmez?
72 - Zekât :
1) Ana ve babaya, büyük anne ve büyük babaya
2) Çocuğa ve toruna
3) Eşe ( karı koca birbirlerine)
4) Zengine verilmez.
73 - Sadaka nedir?
73 - Sadaka : İmkânı olan müslümanların, Allah’ın rızasını kazanmak maksadı ile
ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmalarıdır.
74 - Fıtır sadakası ( Fitre) nedir?
74 - Fıtır sadakası ( Fitre) : Müslümanların Ramazan ayında, Bayram namazına kadar
fakirlere vermeleri gereken para veya maldır.
75 - Hac ne demektir?
75 - Mekke şehrindeki Kâbe’yi ve civarında bulunan kutsal bazı yerleri hac
zamanında usûlüne uygun olarak ziyaret etmek demektir.
76 - Hac kimlere farzdır?
76 - Hac :
1) Müslüman olanlara
2) Akıl sahibi olanlara
3) Ergenlik çağına ulaşanlara
4) Hür olanlara
5) Hacca gidiş ve dönüş masraflarını karşılayacak kadar varlıklı olanlara farzdır.
77 - Haccın farzları nelerdir?
77 - Haccın farzları :
1) İhrama girmek
2) Kâbe’yi tavaf etmek
3) Arafat’ta vakfeye durmaktır.
78 - Umre nedir?
78 - Umre : Belli bir zamana bağlı olmaksızın usûlüne göre ihrama girdikten sonra
Kâbe’yi tavaf etmek, sa’y yapmak ve traş olmak suretiyle yapılan bir ibadettir.
79 - Kurban nedir? Kimler kurban keser?
79 - Kurban : Şartlarını taşıyan bir hayvanı ( koyun, keçi, sığır, manda veya deve)
ibadet niyetiyle belli bir vakitte Allah rızası için kesmektir. Kurban kesmek malî
bir ibadettir. Müslüman olanlar, akıl sağlığı yerinde olanlar, ergenlik çağına
ulaşanlar, hür olanlar, yolcu olmayanlar, zenginlik ölçüsünde paraya veya mala
sahip olanlar kurban keserler.
80 - Adak kurbanı nedir?
80 - Her hangi bir husus için Allah adına kurban kesmeyi adayanların, arzuları
gerçekleştikten sonra kesmeleri vâcib olan kurbandır. Adayanın kendisi ve aile
fertleri kesilen bu kurbanın etinden yiyemez.
81 - Akika kurbanı nedir?
81 - Çocuğu dünyaya gelen kimselerin Allah’a şükür olsun diye kestikleri
kurbandır. Akika kurbanının etinden herkes yiyebilir.
82 - Yemin nedir? Yemin etmek neyi gerektirir?
82 - Yemin : Söze kuvvet kazandırmak maksadıyla Allah’ın adını anarak bir konuda
söz vermektir. Vallahi, Billâhi gibi. Yemin :
1) Yanlışlıkla yapılırsa herhangi bir şey gerektirmez
2) Bile bile yalan yere yapılırsa tövbe etmeyi gerektirir
3) Gelecekte bir işi yapacağına veya yapmayacağına dair olur da yerine
getirilmezse keffâreti gerektirir.
83 - Yeminin keffâreti ne kadardır?
83 - Yeminini bozanların, on fakiri giydirmeleri veya on fakire birer fitre miktarı
para vermeleri gerekir. Bunları yapacak kadar parası olmayanlar arka arkaya üç
gün oruç tutarlar.
TEŞEKKÜR OLSUN DİYE
Resûl-i Ekrem Efendimiz Allah tarafından seçilmiş ve bütün insanlara son
peygamber olarak gönderilmiştir. O, peygamber olarak gönderildiği 40 yaşına kadar
tertemiz bir hayat yaşadı. Bir olan Allah’a inandı ve ona ibadet etti. O günkü insanların
değer verdiği putlara hiç itibar etmedi. Yaşadığı gençlik hayatı boyunca yüzünü
kızartacak ahlâk dışı hiçbir davranışı olmadı.
Peygamberlikle görevlendirildikten sonra ise zaten Allahü Teâlâ tarafından korunur
olmuştu. Günah işlemesi söz konusu değildi. Bir hata işleyecek olsa, anında melek gelir,
hatırlatır ve hataya düşmesi önlenirdi. Kısacası o, günahı olmayan ve her yönüyle
affedilen bir kişi idi.
Böyle olmasına rağmen Efendimiz çokça ibadet eder, kulluk görevini fazlasıyla
yerine getirmeye çalışırdı. Özellikle gece ibadetine çok önem verirdi. Bazen uzun zaman
ayakta kalır, bundan dolayı ayakları şişerdi. Onun, günah korkusuyla veya bağışlanma
arzusuyla ibadet ettiğini düşünen sevgili eşi Hz. Âişe buna çok üzülüyordu. Bundan
dolayı bir defasında ona şunu deme ihtiyacı hissetti :
-- “Yâ Resûlellah! Allah senin geçmişte yaptığın, gelecekte yapabileceğin bütün
hatalarını bağışladığı halde kendini niçin bu kadar yoruyorsun?”
Bu soruya Efendimiz şu anlamlı cevabı verdi :
-- “Ey Âişe! Ben Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?”
Allah Resûlü bu vecîz sözüyle bize şunu öğretiyor :
“İbadet sadece affedilmek ve cennete girmek için yapılmaz. Allah bize hayat gibi,
akıl gibi, sağlık gibi, güç - kuvvet gibi, mal - mülk gibi nimetler başta olmak üzere
milyarlarla ifade edilebilecek sayısız nimeti karşılıksız olarak vermiştir. Bunlara
teşekkür olsun diye her insanın mutlaka Allah’a ibadet etmesi gerekir.”
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
SİYER
1 - Siyer-i Nebî ne demektir?
1 - Siyer-i Nebî : Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hayatını konu edinen
bilim dalıdır.
2 - Peygamber Efendimiz ne zaman ve nerede dünyaya gelmiştir?
2 - 20 Nisan 571 tarihinde, Rebîulevvel ayının 12. gecesine rastlayan Pazartesi günü
tan yeri ağarırken Mekke’de dünyaya gelmiştir.
3 - Peygamber Efendimiz hangi kabiledendir?
3 - Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundandır.
4 - Peygamber Efendimizin annesi, babası, dedesi ve sütannesinin adları
nelerdir?
4 - Peygamber Efendimizin :
1) Annesi : Âmine
2) Babası : Abdullah
3) Dedesi : Abdülmuttalip
4) Süt annesi : Halîme’dir.
5 - Peygamber Efendimizin en çok bilinen isimleri hangileridir?
5 - Peygamber Efendimizin en çok bilinen isimleri :
1) Muhammed
2) Mustafâ
3) Ahmed
4) Mahmûd.
6 - Peygamber Efendimiz kimlerin himâyesinde büyümüştür?
6 - Peygamber Efendimiz, doğumundan iki ay önce babası vefat ettiği için yetim
olarak dünyaya gelmiştir. Mekke’deki geleneksel uygulamaya göre, doğan
çocuklar süt anneye verilirdi. Efendimiz de, bu geleneğe uyularak süt annesi Hz.
Halîme’ye verildi ve 4 yaşına kadar onun yanında kaldı. 6 yaşında iken
annesinin vefat etmesi üzerine 8 yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in,
dedesinin vefatından sonra ise amcası Ebû Tâlib’in himâyesinde büyümüştür.
7 - Peygamber Efendimiz ilk evliliğini kaç yaşında ve kiminle yapmıştır?
7 - Peygamber Efendimiz ilk evliliğini 25 yaşında iken Hz. Hatice ile yapmıştır.
8 - Hz. Hatice kimdir?
8 - Hz. Hatice :
1) Peygamber Efendimizin ilk eşidir
2) Peygamber Efendimize ilk iman edendir
3) Peygamber Efendimize maddî ve manevî en büyük desteği verendir
4) Peygamber Efendimizin oğlu İbrahim hariç bütün çocuklarının annesidir.
9 - Peygamber Efendimizin kaç çocuğu olmuştur ve isimleri nelerdir?
9 - Peygamber Efendimizin yedi çocuğu olmuştur :
1) Erkek çocukları : Kâsım, Abdullah, İbrahim
2) Kız çocukları : Ümmü Gülsüm, Rukiye, Zeyneb ve Fâtıma.
10 - Hz. Peygamber’e peygamberlik hangi tarihte, kaç yaşında ve nerede
gelmiştir?
10 - Milâdî 610 tarihinde, 40 yaşında bulunduğu sırada Mekke yakınındaki Nur
dağında bulunan Hira mağarasında gelmiştir.
11 - İlk Müslümanlar kimlerdir?
11 - İlk müslümanlar :
1) Hanımlardan : Hz. Hatice
2) Büyüklerden : Hz. Ebû Bekir
3) Çocuklardan : Hz. Ali
4) Kölelerden : Hz. Zeyd bin Hârise.
12 - Peygamber Efendimize en çok düşmanlık yapanlar kimlerdir?
12 - Peygamber Efendimize en çok düşmanlık yapanlar :
1) Ebû Leheb
2) Ebû Cehil
3) Velîd bin Muğîre
4) Ümeyye bin Halef
5) Utbe bin Rebîa
6) Âs bin Vâil.
13 - İslâm’ın yayılması kimlerin müslüman olmasıyla hız kazanmıştır?
13 - İslâm’ın yayılması :
1) Hz. Hamza
2) Hz. Ömer’in müslüman olmasıyla hız kazanmıştır.
14 - Hüzün yılı nedir?
14 - Efendimizin eşi Hz. Hatice ile amcası Ebû Tâlib’in vefat yılı olan
peygamberliğin 10. yılına verilen isimdir.
15 - İsrâ ve Mirac olayı nedir ve ne zaman olmuştur?
15 - İsrâ ve Mirac :
1) İsrâ : Peygamber Efendimizin bir gece Cebrâil ( a.s.) tarafından Mekke’deki
Mescid-i Haram’dan alınıp Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksâ’ya götürülmesidir.
2) Mirac : Kudüs’ten Allahü Teâlâ’nın huzuruna yükseltilmesidir.
3) Bu olay, hicretten bir buçuk yıl kadar önce Receb ayının 27. gecesi cereyan
etmiştir.
16 - Peygamber Efendimize Mirac’ta verilen hediyeler nelerdir?
16 - Mirac’ta verilen hediyeler :
1) Beş vakit namaz
2) Bakara sûresinin son iki âyeti ( Âmenerrasûlü)
3) Ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların cennete gireceği müjdesi.
17 - Hz. Âişe Kimdir?
17 - Hz. Âişe :
1) Peygamber Efendimizin eşlerindendir
2) Hz. Ebû Bekir’in kızıdır
3) İlmiyle, zekâsıyla ve bizlere birçok hadis ulaştırmasıyla tanınmıştır.
18 - Hicret nedir?
18 - Peygamber Efendimizin ve müslümanların milâdî 622 yılında Mekke’den
Medîne’ye göç etmeleri olayıdır.
19 - Peygamber Efendimiz ve ilk müslümanların hicret sebepleri nelerdir?
19 - Hicret sebepleri :
1) Müşriklerin zulüm ve işkencelerinin artması
2) Mekke’de İslâm’ı yaşama ve yayma imkânının kalmaması
3) Medîneli müslümanların daveti.
20 - Peygamber Efendimizin Hicret esnasındaki yol arkadaşının ve
saklandıkları mağaranın ismi nedir?
20 - Yol arkadaşı Hz. Ebu Bekir, saklandıkları mağara ise Sevr mağarasıdır.
21 - Peygamber Efendimiz Medîne’de kimin evinde kalmıştır?
21 - Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evinde kalmıştır. Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin kabri,
bugün İstanbul’da kendi adıyla anılan Eyüp Sultan semtinde bulunmaktadır.
22 - İslâm tarihinde ilk inşâ edilen mescid hangisidir?
22 - Kubâ Mescidi.
23 - İlk Cuma namazı ne zaman ve nerede kılınmıştır?
23 - Peygamber Efendimiz Medîne’ye hicret ederken, Medîne yakınlarında bulunan
Ranûnâ vadisine geldiklerinde Cuma namazı emredilmiş ve ilk Cuma namazı
burada kılınmıştır.
24 - Muhâcir ve Ensâr kime denir?
24 - Muhâcir ve Ensâr :
1) Muhâcir : Mekke’den Medîne’ye göç eden müslümanlara denir.
2) Ensâr : Medîne’ye göç eden Muhâcirlere yardım eden Medîneli müslümanlara
denir.
25 - Sahâbe kime denir?
25 - Hz. Peygamber’i sağlığında gören, ona iman eden ve inancını koruyarak vefat
eden kimselere denir.
26 - İslâm tarihinde ilk açılan eğitim ve öğretim kurumu hangisidir?
26 - Peygamber Efendimizin bizzat inşasında çalıştığı ve öğretmenliğini yaptığı ilk
yatılı okul olan Suffe’dir. Burada eğitim görenlere Ashâb-ı Suffe denir.
27 - Peygamber Efendimizin yaptığı en önemli savaşlar hangileridir?
27 - Peygamber Efendimiz ve müslümanlar Medîne’ye göç ettikten sonra
kendilerini rahat bırakmayan müşriklerle savaşmak zorunda kalmışlardır.
Efendimizin müşriklerle yaptığı en önemli savaşlar şunlardır :
1) Bedir Savaşı : 624 yılında
2) Uhud Savaşı : 625 yılında
3) Hendek Savaşı : 626 yılında
28 - Peygamber Efendimizin yaptığı savaşların amacı nedir?
28 - Peygamber Efendimizin yaptığı savaşların amacı :
1) Allah’ın adını yüceltmek
2) Düşman saldırılarını önlemek
3) Müslümanların can ve mallarını korumaktır.
29 - Peygamber Efendimiz hangi devlet başkanlarına elçi ve İslâm’a davet
mektubu göndermiştir?
29 - Bizans, İran, Mısır, Habeşistan, Umman ve Bahreyn devlet başkanlarına.
30 - Mekke kaç yılında fethedildi? Efendimizin müşriklere karşı davranışı nasıl
oldu?
30 - Mekke milâdî 630 yılında fethedildi. Fetihten sonra Peygamber Efendimiz
müşrikleri topladı ve onlara “Gidiniz, serbestsiniz” buyurarak hepsini affetti.
31 - Mescid-i Nebevî nerededir?
31 - Mescid-i Nebevî Medîne’dedir. Hicretten hemen sonra yapılmıştır.
32 - Vedâ haccı ve Vedâ hutbesi hakkında bilgi veriniz.
32 - Vedâ haccı : Peygamber Efendimizin milâdî 632 yılında yapmış olduğu tek
hacdır. Bu hac esnasında Efendimiz Arafat’ta 100.000’den fazla sahâbîsine
hitaben meşhur Vedâ hutbesini okumuştur.
33 - Vedâ hutbesinde yer alan bazı hükümleri sayınız.
33 - Vedâ hutbesinde yer alan bazı hükümler :
1) İslâmiyet’ten önceki bütün câhiliye gelenekleri kaldırılmıştır
2) Bütün insanlar eşittir
3) İnsanların can, mal ve namusları dokunulmazdır
4) Emanetler sahibine verilmelidir
5) Tefeciliğin ve faizin her türlüsü haramdır
6) Kan davaları kaldırılmıştır
7) Erkekler kadınların, kadınlar da erkeklerin haklarına riâyet edecektir
8 ) Hem erkek, hem kadın zinadan kaçınacaktır
9) Bütün müslümanlar kardeştir
10) Hizmetçilere iyi davranılacaktır.
34 - Peygamber Efendimizin peygamberliği kaç yıl sürmüştür?
34 - 13 yılı Mekke’de, 10 yılı Medîne’de olmak üzere 23 yıl sürmüştür.
35 - Peygamber Efendimiz kaç yılında, nerede ve kaç yaşında vefat etti?
35 - Peygamber Efendimiz hicretin 11. senesi, Rebîulevvel ayının on ikinci
Pazartesi günü, milâdî takvime göre 632 yılında Medîne’de ve 63 yaşında vefat
etti.
36 - Peygamber Efendimizin kabri nerededir ve ne ad verilir?
36 - Medîne’de Mescid-i Nebevînin içindedir. Kabrinin bulunduğu yere “Ravza-i
mutahhara’’ denilir.
37 - Ehl-i Beyt kime denir?
37 - Peygamber Efendimizin aile fertleri ve bunların soyundan gelenlere denir.
38 - Peygamber Efendimizin nesli kiminle devam etmiştir?
38 - Peygamber Efendimizin nesli, kızı Hz. Fâtıma ve amcasının oğlu Hz. Ali’nin
evliliklerinden dünyaya gelen oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam
etmiştir.
39 - Aşere-i mübeşşere kime denir?
39 - Dünyada iken cennetle müjdelenen 10 sâhabîye denir.
40 - Aşere-i mübeşşerenin isimlerini sayınız.
40 - Aşere-i mübeşşere :
1) Hz. Ebû Bekir
2) Hz. Ömer
3) Hz. Osman
4) Hz. Ali
5) Hz. Talha bin Ubeydullah
6) Hz. Zübeyr bin Avvâm
7) Hz. Ebû Ubeyde bin Cerrâh
8 ) Hz. Sa’d bin Ebî Vakkâs
9) Hz. Abdurahmân bin Avf
10) Hz. Saîd bin Zeyd.
41 - Asr-ı saâdet ne demektir?
41 - Resûlüllah Efendimiz’in şereflendirdiği altın çağa Asr-ı saâdet ( mutluluk asrı)
denir.
42 - Hz. Peygamber’den sonra gelen dört büyük halifenin isimlerini ve görev
sürelerini sırası ile söyleyiniz.
42 - Dört büyük halife ve görev süreleri :
1) Hz. Ebû Bekir : 2 yıl
2) Hz. Ömer : 10 yıl
3) Hz. Osman : 12 yıl
4) Hz. Ali : 5 yıl.
BİR GECE
On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrandı ki : Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabiî :
Bir kerre, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kerre de, mâ’mûre-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin,
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma’sûm,
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere, rahmetti, evet, şer'-i mübîni,
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;
Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi.
Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet...
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret!
Mehmet Akif ERSOY
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
AHLÂK
1 - Ahlâk nedir?
1 - Ahlâk : İnsanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır :
1) Güzel ahlâk
2) Kötü ahlâk.
2 - Güzel ahlâk nasıl tanımlanır?
2 - Allah ve Resûlünün emir ve tavsiye ettiği, diğer insanların da yapılmasından
hoşlandığı güzel söz ve davranışlara güzel ahlâk denir. Büyüklere saygı
göstermek, güler yüzlü olmak, doğru konuşmak, canlılara merhamet etmek gibi.
3 - Güzel ahlâk kişiye ve topluma neler kazandırır?
3 - Güzel ahlâkın kişiye ve topluma kazandırdığı bir çok fayda vardır.
Kişiye kazandırdıkları :
1) Kişiyi Allah’a yaklaştırır
2) Kendi iç huzurunu sağlayıp toplumdaki saygınlığını artırır
3) Aile yapısını güçlendirir
4) Bu dünyada kazandıklarının yanı sıra âhiret kazancı da sağlar.
Topluma kazandırdıkları :
1) Toplumsal huzuru ve barışı sağlar
2) Toplumu saygın kılar.
4 - Kötü ahlâk nasıl tanımlanır?
4 - Allah’ın yasak ettiği, Peygamber Efendimizin razı olmadığı, insanların zarar
gördüğü kötü işlere, çirkin söz ve davranışlara kötü ahlâk denir. Yalan söylemek
ve hırsızlık yapmak gibi.
5 - En güzel ahlâk örneğimiz kimdir?
5 - En güzel ahlâk örneğimiz Peygamber Efendimizdir. Allahü Teâlâ Kur’ân-ı
Kerîm’de : “Allah’ın Resûlünde sizin için ( uyulması gereken) güzel örnekler
vardır” ( Ahzâb, 33/21) buyurmaktadır.
Hz. Âişe’ye Peygamber Efendimizin güzel ahlâkı sorulduğunda şöyle cevap
vermişti : “Onun ahlâkı Kur’an’dı”.
6 - Peygamber Efendimizin güzel ahlâkından beş tane örnek veriniz.
6 - Peygamber Efendimiz :
1) Yalan söylemezdi
2) Çok cömertti
3) Merhametli idi
4) Alçak gönüllü idi
5) Bütün insanları, bilhassa çocukları çok severdi.
7 - Ahlâkî görevlerimiz kaça ayrılır?
7 - Ahlâkî görevlerimiz ikiye ayrılır :
1) Allah’a ibadet etmek
2) Allah’ın yarattıklarına şefkat ve merhamet göstermek.
8 - Allah’a karşı görevlerimiz nelerdir?
8 - Allah’a karşı görevlerimiz :
1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak
2) İbadet vazifelerimizi yerine getirmek
3) Emirlerine uygun hareket edip yasak ettiği şeylerden sakınmak
4) Allah sevgisini her şeyden üstün tutmak
5) Onun adını saygı ile anmak
6) Verdiği nimetlere şükretmek.
9 - Peygamberimize karşı görevlerimiz nelerdir?
9 - Peygamberimize karşı görevlerimiz :
1) Onun son peygamber olduğuna inanmak
2) Onu çok sevmek, ismi anıldığında salavât-ı şerîfe okumak
3) Sünnetlerini uygulamak
4) Güzel ahlâkını kendimize örnek almak.
10 - Salavât-ı şerîfeyi söyleyiniz.
10 - Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
11 - Kur’ân’a karşı görevlerimiz nelerdir?
11 - Kur’ân’a karşı görevlerimiz :
1) Kur’ân-ı Kerîm’in son kitap olduğuna inanmak
2) Usulüne uygun olarak okumak
3) Manasını anlamaya çalışmak
4) Okurken ve dinlerken son derece saygılı olmak
5) Yap dediklerini yapmak, yapma dediklerinden sakınmak.
12 - Kendi şahsımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
12 - Şahsımıza karşı görevlerimiz ikiye ayrılır :
Bedenimize karşı görevlerimiz :
1) Dengeli ve helâlinden beslenmek
2) Sağlığı korumak
3) Temiz olmak.
Ruhumuza karşı görevlerimiz :
1) Ruhumuzu yanlış inançlardan temizlemek
2) Faydalı bilgilerle donatmak
3) Kötü düşünce ve huylardan arındırmak
4) Güzel huylarla süslemek.
13 - Ana babamıza karşı görevlerimiz nelerdir?
13 - Ana babamıza karşı görevlerimiz :
1) Onlara karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak
2) Allah’a isyana davet etmedikleri sürece emirlerini dinlemek
3) Yaşlandıklarında bakımlarını üstlenmek
4) Öldüklerinde onları rahmetle anmak.
14 - Anne ve babaların çocuklara karşı görevleri nelerdir?
14 - Anne ve babaların çocuklara karşı görevleri :
1) Onlara güzel bir isim vermek
2) Ruh ve beden yönünden sağlıklı yetiştirmek ve haram yedirmemek
3) İyi bir eğitim verip güzel örnek olmak
4) Onlara sevgi ve adâletle yaklaşmak.
15 - Eşlerin birbirlerine karşı görevleri nelerdir?
15 - Eşlerin birbirlerine karşı görevleri :
1) Her konuda birbirlerine yardımcı olmalıdırlar
2) Kazançlarını israf etmemelidirler
3) Çocukların eğitim ve öğretimiyle birlikte ilgilenmelidirler
4) Saygı ve sevgide kusur etmeyip birbirlerine karşı, nazik ve yumuşak
olmalılar.
16 - Hısım ve akrabalara karşı görevlerimiz nelerdir?
16 - Hısım ve akrabalara karşı görevlerimiz :
1) Zaman zaman ziyaretlerine gidip hal ve hatırlarını sormak
2) Yardıma muhtaç olanlara yardım etmek
3) Sıkıntılı anlarında yanlarında olmak.
17 - Komşularımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
17 - Komşularımıza karşı görevlerimiz :
1) Selâmlaşmak
2) İyi geçinmek
3) Haklarını gözetmek
4) İyi ve kötü günlerinde yanlarında olmak.
18 - Bir müslüman diğer bir müslümanın öldüğünü duyduğu zaman ne demesi
gerekir?
18 - “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn = Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz’’ ve
“Allah rahmet etsin” demesi gerekir.
19 - Bir müslüman diğer bir müslümanın hapşırdığını duyduğu zaman ne
demelidir?
19 - Hapşıran : Elhamdülillâh ( Allah’a hamd olsun)
Duyan : Yerhamükellah ( Allah sana rahmetiyle muamele etsin)
Hapşıran : Yehdînâ ve yehdîkümüllah ( Allah bizi ve sizi doğruya iletsin).
20 - Vatanımıza karşı görevlerimiz nelerdir?
20 - Vatanımıza karşı görevlerimiz :
1) Vatanımızı sevip, iç ve dış düşmanlara karşı korumalıyız
2) Vatanımızın gelişmesi için çok çalışmalıyız
3) Yıkıcı ve bölücü davranışlara karşı uyanık olmalıyız
4) Kamu mallarını korumalıyız.
21 - Şehit ve gazi kime denir? Şehit olmakla ilgili bir âyet meâli söyleyiniz.
21 - Allah yolunda, din, vatan ve millet uğrunda savaşırken ölenlere şehit, sağ
kalanlara gazi denir.
“Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz, aslında onlar diridirler ama siz
farkında değilsiniz.” ( Bakara, 2/154)
22 - Müslüman olmayanlara karşı görevlerimiz nelerdir?
22 - Müslüman olmayanlara karşı görevlerimiz :
1) Onlarla insanî ilişkiler içerisinde yaşamak
2) Mal ve canlarına dokunmamak
3) Dinimizi ve kültürümüzü tanıtmak, fakat onların inançlarına ve değerlerine
saygılı olmak
4) Hak ve özgürlüklerine saygılı olmak.
23 - Topluma karşı görevlerimiz nelerdir?
23 - Topluma karşı görevlerimiz :
1) Başkalarının kutsal değerlerine saygılı olmak
2) Büyüklere saygı, küçüklere sevgi göstermek
3) Kendisi için istediğini başkası için de istemek
4) Kamu mallarını korumak. Toplu taşıma araçlarına zarar vermemek, cami,
okul, park, bahçe ve benzeri ortak kullanım alanlarını kirletmemek gibi.
24 - Hayvanlara, bitkilere ve doğal çevreye karşı görevlerimiz nelerdir?
24 - Hayvanlara, bitkilere ve doğal çevreye karşı görevlerimiz :
1) Hayvanlara eziyet etmemek, onları korumak
2) Doğal güzellikleri korumak, onlara zarar verecek davranışlardan sakınmak
3) Denizleri, gölleri ve ırmakları kirletmemek
4) Yolda ve çevrede insanlara zarar ve eziyet veren, kötü görünüm sergileyen
şeyleri ortadan kaldırmak
5) Çöpleri sokaklara, rast gele yerlere atmamak ve tükürmemek
6) Bu kurallara uymayanları uyarmak ve eğitmek.
25 - İslâm ahlâkına uyan müslümanlarda hangi özellikler bulunur?
25 - İslâm ahlâkına uyan müslüman :
1) İman esaslarına inanıp, inandığı gibi yaşar
2) Anne ve babasına saygı gösterir
3) Müslümanları kardeş bilir
4) Eliyle diliyle kimseyi incitmez
5) İyi insanlarla arkadaşlık yapar
6) Sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanmaz.
26 - İslâm dininde önemli görülen bazı yasakları söyleyiniz.
26 - İslâm dininde önemli görülen bazı yasaklar :
1) Allah’a ortak koşmak
2) Ana babaya itaatsizlik etmek
3) Haksız yere insan öldürmek
4) Emaneti korumamak
5) Başkalarının malına el uzatmak, ırz ve namusuna göz dikmek
6) Alkollü ve uyuşturucu madde kullanmak
7) Kumar oynamak, tefecilik ve faizcilik yapmak.
DEVLETİN MUMU
Hilâfet makamında iken, Mekkeli bir dostu Hz. Ömer’in ziyaretine gelir. Vakit akşam
vaktidir.
Hz. Ömer evinde, gündüzden arta kalan devlet işlerini toparlamakla meşguldür.
Dostuna ikramda bulunduktan sonra, biraz beklemesini söyler ve işinin başına döner.
Resmî işler bitince, evde yanmakta olan mumu söndürüp yerine başka bir mum yakar.
Arkadaşı Hz. Ömer’in bu davranışına şaşar ve sebebini sorar.
Hz. Ömer ona şu cevabı verir :
-- Söndürdüğüm mum, hazineye ait olup devletin malıdır. Devletin malı bana ancak devletin ve
milletin işleri ile ilgilendiğim sürece helâl olur. Sen bana özel bir ziyaret maksadıyla geldin. Bu
ziyaret kişisel bir iş olduğu için, görüşmemizi devletin malı olan mumun ışığında yapmamız
doğru değildir. Bu görüşmenin, kendime ait mumun ışığında yapılması gerekir. Yaktığım ikinci
mum, benim şahsî paramla aldığım bir mumdur. Bu değişikliği onun için yaptım.
Bu hikayeden şunu anlıyoruz.
“Devlet malı bütün toplumun ortak malıdır. Bundan dolayı, görevliler tarafından özel işlerde
kullanılması doğru değildir. Devlet malını özel işlerinde kullanan görevliler, başkalarının
hakkına el uzatmış, dolayısıyla harama bulaşmış olurlar.”
BEŞİNCİ BÖLÜM
GENEL KÜLTÜR
1 - Müftü kimdir? Görevi nedir?
1 - İl ve ilçelerde din işlerine bakan yöneticidir. Cami ve Kur’ân Kurslarındaki
faaliyetlerin yürütülmesini ve denetlenmesini sağlar. Halkı dinî konularda
bilgilendiren makamdır.
2 - Vâiz ve Vâize kimdir? Görevleri nelerdir?
2 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen, daha çok camilerde halkı
din konularında aydınlatmak için konuşmalar yapan bay ve bayan görevlidir.
3 - Kur’an Kursu öğreticisi kimdir? Görevi nedir?
3 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kur’an Kurslarında ders vermek üzere
görevlendirilen öğreticidir. Görevi, Kur’ân-ı Kerîm’i ve dinî bilgileri usulüne
uygun olarak uygulamalı bir şekilde öğretmektir.
4 - İmam kimdir? Görevi nedir?
4 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde namaz kıldırmak ve halkı din
konularında aydınlatmakla görevlendirilen kişidir.
5 - Müezzin kimdir? Görevi nedir?
5 - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde ezan okumak ve cami ile ilgili
diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü kimsedir.
6 - Cami ne demektir? Bölümleri nelerdir?
6 - Cami “toplayan” anlamına gelir. Müslümanların öncelikle namaz kılmak, ayrıca
başka sosyal faaliyetlerde bulunmak için bir araya geldikleri mekândır.
Caminin bölümleri :
1) Mihrap : İmamın namaz kıldırdığı, kıble duvarındaki girintili yer
2) Minber : İmamın Cuma ve Bayram namazlarında hutbe okuduğu merdivenli
yer
3) Mahfel : Caminin giriş ve yan bölümlerinde bulunan asma kat
4) Kürsü : Vâizin üzerine oturup vaaz verdiği yüksek yer
5) Minare : Namaz vaktinin geldiğini bildirmek için, camilerde müezzinin ezan
okuduğu bir veya birkaç şerefesi olan yüksek ve ince yapı
6) Alem : Türk-İslâm sanatında cami, medrese, türbe gibi kubbeli yapıların,
minare külâhlarının ve sancakların üzerine yerleştirilen tepelikler
7) Şerefe : Minareyi çepeçevre kuşatan ve çıkıntılı olarak yapılan ezan okuma
yeri.
7 - Dinimizde mübarek sayılan günler hangileridir?
7 - Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cuma ve Arife günleri.
8 - Mahyâ nedir?
8- Mübarek gün ve gecelerde cami minarelerine takılan ışıkla yazılı panolardır.
9 - Kutsal gecelerimiz hangileridir?
9 - Kutsal gecelerimiz :
1) Mevlid Kandili : Peygamber Efendimizin doğum gecesi ( 12 Rebîulevvel)
2) Regâib Kandili : Receb ayının ilk Cuma gecesi
3) Mirac Kandili : Peygamber Efendimizin Mirac’a çıktığı gece ( 27 Receb)
4) Berat Kandili : Şaban ayının 15. gecesi
5) Kadir Gecesi : Kur’ân-ı Kerîm’in Peygamber Efendimize gönderilmeye
başlandığı gece ( 27 Ramazan)
6) Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece
7) Ramazan ve Kurban bayramı geceleri.
10 - Na’t neye nedir?
11 - Hz. Peygamberi övmek maksadıyla yazılan şiirlere Na’t denir.
11 - Mevlid nedir ve kim tarafından yazılmıştır?
11 - Mevlid : Büyük Türk âlim ve şairi Süleyman ÇELEBİ tarafından yazılan,
Peygamber Efendimizin doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini anlatan değerli
eserin adıdır. Mevlid okumak, okutmak, dinlemek Türk milletinin önemli
özelliklerinden biridir. Bu özellik, milletimizin Peygamber Efendimize olan
engin sevgisini ve bağlılığını göstermektedir.
12 - Hicrî takvim ile milâdî takvim arasındaki fark nedir ve hicrî takvimi kim
başlatmıştır?
12 - Hicrî takvim, Peygamber Efendimizin Mekke’den Medîne’ye hicretini
başlangıç kabul eden ve ay hesabına dayanan takvimdir. Hz.Ömer tarafından
başlatılmıştır.
Milâdî takvim ise Hz. İsa’nın doğumuyla başlar ve güneş yılı esasına göre
düzenlenmiştir.
13 - Hicrî yılbaşı hangi ay ile başlar?
13 - Muharrem ayı ile başlar.
14 - Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylar hangileridir?
14 - Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır.
15 - İslâm’da ruh çağırma var mıdır?
15 - İslâm’da ruh çağırma diye bir şey yoktur. Ruhun bedenden ayrıldıktan sonra
dünya hayatına geri geleceği inancı İslâm dinine aykırıdır. Ruh çağırma
seansları, dinde yeri olmayan ve insan psikolojisine zarar veren eylemlerdir.
Müslüman bu tür şeylere itibar etmez.
16 - Reenkarnasyon nedir? İslam’da böyle bir inanış var mıdır?
16 - Reenkarnasyon : Ölümden sonra ruhun bir başka bedene girmek sureti ile
yaşadığına, yani ruh göçüne inanış anlamında kullanılır. İslâm’ın inanç
esaslarına aykırı bir inanıştır. Bu şekilde inanan kâfir olur.
17 - Hurâfe nedir? Halk arasında yaygın olan hurâfeler nelerdir?
17 - Dinin aslında olmadığı halde, inanç ve ibadet alanında sonradan icad edilen
inanış ve davranışlardır. Halk arasında yaygın olan bazı hurâfeler şunlardır :
1) Falcılık
2) Yıldız ve burç falı
3) Kabirlere ip ve bez bağlamak, mum yakmak
4) Nazar boncuğu takmak
5) Bazı eşya ve hayvanları uğursuz saymak
6) Akşam tırnak kesmeyi kötü görmek
7) Bazı günlerde başlayan işlerin sonu gelmeyeceğine, zararlı olacağına
inanmak.
18 - Kur’ân-ı Kerîm’de bazı özellikleri ile anılan peygamberler hangileridir?
18 - Kur’ân-ı Kerîm’de bazı özellikleri ile anılan peygamberler :
1) Hz. Yûnus : Görev bilinci ile
2) Hz. Eyyûb : Sabrı ile
3) Hz. Yûsuf : Sevgisi ile
4) Hz. İsa : İnsan sevgisi ile
5) Hz. Mûsa : Hikmeti ile
6) Hz. İbrâhim : Allah’ı arayışı ile
7) Hz. Muhammed : Merhameti ile.
19 - İstanbul’da kabri bulunan meşhur sahâbî kimdir?
19 - İstanbul’da kabri bulunan meşhur sahâbî, Efendimiz Medîne’ye hicret ettikten
sonra onu yedi ay evinde misafir eden Ebû Eyyûb el-Ensârî’dir. Kabri, kendi adı
ile anılan Eyüp Sultan Câmiinin avlusundadır.
20 - Yeryüzünde kutsal sayılan üç mescid hangileridir?
20 - Yeryüzünde kutsal sayılan üç mescid :
1) Mescid-i Harâm : Mekke’de
2) Mescid-i Nebevî : Medîne’de
3) Mescid-i Aksâ : Kudüs’de.
21 - İstanbul kaç yılında kim tarafından fethedildi?
21 - 29 Mayıs 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedildi.
22 - Osmanlı devleti zamanında pek çok cami, medrese, han, hamam ve
kervansaray yaparak milletimizin gönlünde taht kuran en büyük ve en ünlü
mimarımız kimdir?
22 - Mimar Sinan’dır.
23 - Asırlardır hiç durmadan Kur’ân okunan yer neresidir?
23 - Topkapı Sarayında bulunan Hırka-i Saâdet dairesidir.
24 - Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Dünya kadınlarının efendisi dört
kadındır” buyurur. Bu kadınlar kimdir?
24 - Bu dört kadın şunlardır :
1) Hz. Meryem
2) Hz. Asiye
3) Hz. Hatice
4) Hz. Fâtıma.
25 - Yunus Emre kimdir?
25 - 1238-1320 yılları arasında yaşamış Anadolu tasavvuf edebiyatının ilk büyük
şairi ve Türk şiirinin öncüsüdür. Taptuk Emre tekkesinde hizmet etmiş ve Allah
âşığı olmuştur. “Yaratılanı severim yaratanda ötürü” sözü onunla özdeşleşmiştir.
26 - Hoca Ahmet Yesevî kimdir?
26 - Türk mutasavvıflarındandır. Buhârâ’da ders görmüş, Türkler arasında İslâm
inancının yerleşmesinde önemli rol oynamıştır. 13. yüzyılda Azerbaycan
üzerinden Anadolu’ya geçmiştir. Yalın bir Türkçe ile yazdığı tasavvufî şiirleri
Divân-ı Hikmet adlı ünlü eserinde derlenmiştir.
27 - Hz. Mevlânâ kimdir?
27 - Büyük bir şair, mutasavvıf, mana eri ve gönül sultanıdır. “Canım tende olduğu
sürece Kur’ân’ın kölesiyim. O seçkin Muhammed’in yolunun toprağıyım” demiş
ve bütün ömrünü bu felsefeyi yaşamak ve yaymakla geçirmiştir. Konya’da vefat
etmiş ve buraya defnedilmiştir. En önemli eseri Mesnevîdir. Her yıl Aralık
ayında “Şeb-i Arûs” töreniyle Konya’da anılır. İnsanlara şu tavsiyelerde
bulunmuştur :
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
Kusurları örtmekte gece gibi ol
Tevâzu ve mahviyette toprak gibi ol
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.
28 - Hacı Bektaş-ı Velî kimdir?
28 - Anadolunun Türk yurdu olmasında ve müslümanlaşmasında büyük payı
bulunan, insana değer veren, sevgi ve hoşgörü ile bakan, güler yüzlü, tatlı dilli,
dinine bağlı, ilim ve irfan denizi meşhur bir mutasavvıftır. Kaleme aldığı
Makâlât isimli eserinde, düşüncelerini âyet ve hadislere dayandırarak
açıklamaktadır.
29 - “Esmâ-i Hüsnâ” ne demektir?
29 - Allah’ın güzel isimleri demektir. Cenâb-ı Hakk’ın 99 ismi vardır.
Esmâ-i Hüsnâ ( Allah-ü Teâlânın Güzel İsimleri) Şunlardır :
1- Allah : Her ismin vasfını ihtiva eden öz adı. Kendinden başka ilah bulunmayan
tek Allah.
Bu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakk'ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği
bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi
mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu
isim, Allah'tan başkasına mecazen de verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının,
Allah'tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir.
2- Er-Rahmân : Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan
eden.
3- Er-Rahîm : Ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden.
4- El-Melik : Mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
5- El-Kuddûs : Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan.
6- Es-Selâm : Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. Cennetteki bahtiyar kullarına
selâm eden.
7- El-Mü’min : Güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren.
8- El-Müheymin : Her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.
9- El-Azîz : İzzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen.
10- El-Cebbâr : Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran. Hükmüne
karşı gelinemeyen.
11- El-Mütekebbir : Büyüklükte eşi, benzeri yok.
12- El-Hâlık : Yaratan, yoktan var eden. Varlıkların geçireceği halleri takdir eden.
13- El-Bâri : Her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.
14- El-Musavvir : Varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan.
15- El-Gaffâr : Günahları örten ve çok mağfiret eden. Dilediğini günah işlemekten
koruyan.
16- El-Kahhâr : Her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim.
17- El-Vehhâb : Karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden.
18- Er-Razzâk : Her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
19- El-Fettâh : Her türlü sıkıntıları gideren.
20- El-Alîm : Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en
mükemmel bilen.
21- El-Kâbıd : Dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan.
22- El-Bâsıt : Dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren.
23- El-Hâfıd : Kâfir ve facirleri alçaltan.
24- Er-Râfi : Şeref verip yükselten.
25- El-Mu’ız : Dilediğini aziz eden.
26- El-Müzil : Dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden.
27- Es-Semi : Her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden.
28- El-Basîr : Gizli açık, her şeyi en iyi gören.
29- El-Hakem : Mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. Hikmet sahibi.
30- El-Adl : Mutlak adil, yerli yerinde yapan.
31- El-Latîf : Her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan.
32- El-Habîr : Her şeyden haberdar. Her şeyin gizli taraflarından haberi olan.
33- El-Halîm : Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi.
34- El-Azîm : Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce.
35- El-Gafûr : Affı, mağfireti bol.
36- Eş-Şekûr : Az amele, çok sevap veren.
37- El-Aliyy : Yüceler yücesi, çok yüce.
38- El-Kebîr : Büyüklükte benzeri yok, pek büyük.
39- El-Hafîz : Her şeyi koruyucu olan.
40- El-Mukît : Rızıkları yaratan.
41- El-Hasîb : Kulların hesabını en iyi gören.
42- El-Celîl : Celal ve azamet sahibi olan.
43- El-Kerîm : Keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden.
44- Er-Rakîb : Her varlığı, her işi her an gözeten. Bütün işleri murakabesi altında
bulunduran.
45- El-Mucîb : Duaları, istekleri kabul eden.
46- El-Vâsi : Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.
47- El-Hakîm : Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan.
48- El-Vedûd : İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Sevgiye layık olan.
49- El-Mecîd : Nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık
bulunan.
50- El-Bâis : Mahşerde ölüleri dirilten, Peygamber gönderen.
51- Eş-Şehîd : Zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde
hazır ve nazır olan.
52- El-Hak : Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran.
53- El-Vekîl : Kulların işlerini bitiren. Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi
neticeye ulaştıran.
54- El-Kaviyy : Kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
55- El-Metîn : Kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü.
56- El-Veliyy : Müslümanların dostu, onları sevip yardım eden.
57- El-Hamîd : Her türlü hamd ve senaya layık olan.
58- El-Muhsî : Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen.
59- El-Mübdi : Maddesiz, örneksiz yaratan.
60- El-Muîd : Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
61- El-Muhyî : İhya eden, yarattıklarına can veren.
62- El-Mümît : Her canlıya ölümü tattıran.
63- El-Hayy : Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan.
64- El-Kayyûm : Mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan.
65- El-Vâcid : Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
66- El-Mâcid : Kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan.
67- El-Vâhid : Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.
68- Es-Samed : Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.
69- El-Kâdir : Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70- El-Muktedir : Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi.
71- El-Mukaddim : Dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan.
72- El-Muahhir : Dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan.
73- El-Evvel : Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan.
74- El-Âhir : Ebedi olan, varlığının sonu olmayan.
75- Ez-Zâhir : Yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen.
76- El-Bâtın : Aklın tasavvurundan gizli olan.
77- El-Vâlî : Bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan.
78- El-Müteâlî : Son derece yüce olan.
79- El-Berr : İyilik ve ihsanı bol olan.
80- Et-Tevvâb : Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.
81- El-Müntekım : Asilerin, zalimlerin cezasını veren.
82- El-Afüvv : Affı çok olan, günahları mağfiret eden.
83- Er-Raûf : Çok merhametli, pek şefkatli.
84- Mâlik-ül Mülk : Mülkün, her varlığın sahibi.
85- Zül-Celâli vel İkrâm : Celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.
86- El-Muksit : Mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine
uygun yapan.
87- El-Câmi : İki zıttı bir arada bulunduran. Kıyamette her mahlûkatı bir araya
toplayan.
88- El-Ganiyy : İhtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey Ona muhtaç olan.
89- El-Mugnî : Müstağni kılan. İhtiyaç gideren, zengin eden.
90- El-Mâni : Dilemediği şeye mani olan, engelleyen.
91- Ed-Dârr : Elem, zarar verenleri yaratan.
92- En-Nâfi : Fayda veren şeyleri yaratan.
93- En-Nûr : Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren.
94- El-Hâdî : Hidayet veren.
95- El-Bedî : Misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. ( Eşi ve benzeri olmayan).
96- El-Bâkî : Varlığının sonu olmayan, ebedi olan.
97- El-Vâris : Her şeyin asıl sahibi olan.
98- Er-Reşîd : İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.
99- Es-Sabûr : Ceza vermede, acele etmeyen.
"Ebu Hüreyre'den nakledilen bir hadis-i şerifde, Sevgili Peygamberimiz sallallahu
aleyhi ve sellem buyuruyor ki :
( Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse ( îman eder ve ezbere sayarsa)
Cennete girer.) buyurulmuştur.
Çölde Bir Bedevi
Devesiylebirlikte çölde yürümekte olan bir bedevi yürüyen,dudakları susuzluktan
kurumuş bir adama rastlamış.
Adam bunu görünce su istemiş. Devesinden inip ona su vermiş.
Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış.
Bedevi arkasından bağırmış :
“Tamam deveyi al git ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!”
Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp nedenini sormuş…
“Eğer anlatırsan, demiş bedevi, bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde
muhtaç birini görünce yardım etmezler.”
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Son Üye
» Toplam Konular 19,758
» Toplam Yorumlar 21,529
Read More / Comment 
