Biz Hangi Kokuyla Kokuyoruz?
Biz insanlara ferahlık ve huzur mu yayıyoruz, yoksa gerginlik ve telaş mı? Kalbimizin kokusunu fark ediyor muyuz?
Bir sohbet sonrası Uğur abimiz başından geçen bir hatırasını anlattı. Bu abimiz, kendi işinin yanında çiftçilikle uğraşır. Hayvanlarla iç içe bir hayatı vardır. Ne zaman ineklerinin yanına gitse onların nasıl mutlu olduklarını, etrafında dolanıp huzur bulduklarını görüyormuş. Fakat iş eve dönmeye gelince işin rengi değişiyormuş. Uğur abi, hayvanların bahçede, tarlada kalmasını ve yemlerine yönelmelerini istiyormuş. Ama kendisi eve doğru yürüdüğünde inekler de onunla beraber kapıya kadar geliyor, ne ahırlarına dönüyorlar ne de otlamaya gidiyorlarmış.
KALBİN KOKUSU: İNSAN VE ETKİSİ
Bir gün bu duruma bir çare bulmak isteyen Uğur abi, bir çobana danışmış. Çoban da ona: “Onlar sana değil, senin kokuna geliyorlar. Yarın ceketini çıkar, bir dala as. Sonra eve git. Bak bakalım ne olacak.” demiş. Uğur abi de söyleneni yapmış. Ceketini çıkarıp bir dala asmış ve eve dönmüş. Bir bakmış ki ineklerin hepsi onun kokusunun olduğu ceket etrafında dönüp duruyor. Çünkü aradıkları, sevdikleri, kendilerini çeken şey kokuydu.
İşte burada durup düşünmek gerekir. Bizden hangi koku geliyor acaba? İnsanlar bize yaklaşırken ne hissediyorlar? Bize baktıklarında, yanımızda iki dakika durduklarında kalbimizden hangi koku yükseliyor?
Bakara Sûresi’nin 138. âyet-i kerîmesinde Rabbimizin, “Sıbgatullah” diye ifade ettiği o ilahî boyadan ne kadar izler taşıyoruz? Kokumuzu alanlara hoş bir rayiha mı veriyoruz, yoksa dünyanın, hırsın, öfkenin, aceleciliğin, kırıcı sözlerin kokusunu mu?
Hikmet ehli ne güzel demiş: “İnsanın kokusu, ahlakının kokusudur. Sözünden önce hâli duyulur.” Bazı insanlar vardır ki yanında durduğunda içini bir ferahlık kaplar. Sesi, sözü, vakarı, merhameti sana iyi gelir. Bazıları da vardır ki daha kelime kurmadan bile insanı yorar. Kişi farkında olsun ya da olmasın, herkesin kalbinden bir koku yayılır. Kalbin kokusu saklanamaz.
“Neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur.” diyor İsmet Özel. Bu yaydığımız koku göğsümüze bastırdığımızın izidir. Muhatabı, kokunun kendisinden zuhur ettiğini sanmasın sakın. Çünkü ceketin içinde sen olmadığında da koku hala var. Bize düşen kokumuzun ne cinsten olduğunun farkına varabilmektir.
Bizim kokumuz kimleri çekiyor, kimleri uzaklaştırıyor? Evde çocuğumuz bizden sabır mı kokluyor yoksa gerginlik mi? Eşimiz bizden güven mi kokluyor yoksa telaş mı? Arkadaşlarımız, komşularımız bizden hangi kokuyu alıyor? Üzerimizde Allah’ın izi, Allah’ın boyası, Allah’ın kokusu var mı? Yoksa başka şeylerin kokusunu mu taşıyoruz?
Belki bir tebessüm kokusu, belki bir merhamet kokusu, belki bir vakar ve edep kokusu yayıyoruz. Ama muhakkak bir koku yayıyoruz. Şu soruyu kendimize açıkça sormamız lazım: “Biz hangi kokuyla kokuyoruz ve hangi kokuyla kokmak istiyoruz?”
Allah’ım, üzerimize kendi boyanı sür. Kalplerimize güzel ahlak kokusunu yerleştir. Bizi insanların kalbine ferahlık veren, huzur veren, güven veren kullarından eyle. Kötü kokulardan, kötü hâllerden, kötü izlerden bizi uzaklaştır. Her adımımıza, her sözümüze, her niyetimize rahmet kokusu sindir. Âmin.
Kaynak: Kadir Bekar, Altınoluk Dergisi, Sayı: 479
İslam ve İhsan
Biz insanlara ferahlık ve huzur mu yayıyoruz, yoksa gerginlik ve telaş mı? Kalbimizin kokusunu fark ediyor muyuz?
Bir sohbet sonrası Uğur abimiz başından geçen bir hatırasını anlattı. Bu abimiz, kendi işinin yanında çiftçilikle uğraşır. Hayvanlarla iç içe bir hayatı vardır. Ne zaman ineklerinin yanına gitse onların nasıl mutlu olduklarını, etrafında dolanıp huzur bulduklarını görüyormuş. Fakat iş eve dönmeye gelince işin rengi değişiyormuş. Uğur abi, hayvanların bahçede, tarlada kalmasını ve yemlerine yönelmelerini istiyormuş. Ama kendisi eve doğru yürüdüğünde inekler de onunla beraber kapıya kadar geliyor, ne ahırlarına dönüyorlar ne de otlamaya gidiyorlarmış.
KALBİN KOKUSU: İNSAN VE ETKİSİ
Bir gün bu duruma bir çare bulmak isteyen Uğur abi, bir çobana danışmış. Çoban da ona: “Onlar sana değil, senin kokuna geliyorlar. Yarın ceketini çıkar, bir dala as. Sonra eve git. Bak bakalım ne olacak.” demiş. Uğur abi de söyleneni yapmış. Ceketini çıkarıp bir dala asmış ve eve dönmüş. Bir bakmış ki ineklerin hepsi onun kokusunun olduğu ceket etrafında dönüp duruyor. Çünkü aradıkları, sevdikleri, kendilerini çeken şey kokuydu.
İşte burada durup düşünmek gerekir. Bizden hangi koku geliyor acaba? İnsanlar bize yaklaşırken ne hissediyorlar? Bize baktıklarında, yanımızda iki dakika durduklarında kalbimizden hangi koku yükseliyor?
Bakara Sûresi’nin 138. âyet-i kerîmesinde Rabbimizin, “Sıbgatullah” diye ifade ettiği o ilahî boyadan ne kadar izler taşıyoruz? Kokumuzu alanlara hoş bir rayiha mı veriyoruz, yoksa dünyanın, hırsın, öfkenin, aceleciliğin, kırıcı sözlerin kokusunu mu?
Hikmet ehli ne güzel demiş: “İnsanın kokusu, ahlakının kokusudur. Sözünden önce hâli duyulur.” Bazı insanlar vardır ki yanında durduğunda içini bir ferahlık kaplar. Sesi, sözü, vakarı, merhameti sana iyi gelir. Bazıları da vardır ki daha kelime kurmadan bile insanı yorar. Kişi farkında olsun ya da olmasın, herkesin kalbinden bir koku yayılır. Kalbin kokusu saklanamaz.
“Neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur.” diyor İsmet Özel. Bu yaydığımız koku göğsümüze bastırdığımızın izidir. Muhatabı, kokunun kendisinden zuhur ettiğini sanmasın sakın. Çünkü ceketin içinde sen olmadığında da koku hala var. Bize düşen kokumuzun ne cinsten olduğunun farkına varabilmektir.
Bizim kokumuz kimleri çekiyor, kimleri uzaklaştırıyor? Evde çocuğumuz bizden sabır mı kokluyor yoksa gerginlik mi? Eşimiz bizden güven mi kokluyor yoksa telaş mı? Arkadaşlarımız, komşularımız bizden hangi kokuyu alıyor? Üzerimizde Allah’ın izi, Allah’ın boyası, Allah’ın kokusu var mı? Yoksa başka şeylerin kokusunu mu taşıyoruz?
Belki bir tebessüm kokusu, belki bir merhamet kokusu, belki bir vakar ve edep kokusu yayıyoruz. Ama muhakkak bir koku yayıyoruz. Şu soruyu kendimize açıkça sormamız lazım: “Biz hangi kokuyla kokuyoruz ve hangi kokuyla kokmak istiyoruz?”
Allah’ım, üzerimize kendi boyanı sür. Kalplerimize güzel ahlak kokusunu yerleştir. Bizi insanların kalbine ferahlık veren, huzur veren, güven veren kullarından eyle. Kötü kokulardan, kötü hâllerden, kötü izlerden bizi uzaklaştır. Her adımımıza, her sözümüze, her niyetimize rahmet kokusu sindir. Âmin.
Kaynak: Kadir Bekar, Altınoluk Dergisi, Sayı: 479
İslam ve İhsan
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
