<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Bilge Forum - Fıkhi Konular Hakkında Bilgiler]]></title>
		<link>/</link>
		<description><![CDATA[Bilge Forum - ]]></description>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 20:30:12 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hızlı secde etmek namazı bozar mı?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=42406</link>
			<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 02:35:51 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=42406</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hızlı secde etmek namazı bozar mı?<br />
<br />
Soru Detayı <br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">- Namazı hızlı kılıyorum daha yavaş ve sakin kılmaya çalışıyorum. Namazda 2 secde arası otururken tam doğrulmamak namazı bozar mı?<br />
 - Namazda rükudan sonra tam doğrulmamak namazı bozar mı? Sehiv secdesi gerektirir mi?<br />
 - Çoğu namazda çeşitli vesveseler geliyor, tek secde mi yaptın, rükuda “sübhane rabbiyel azim” demeyi unutun mu gibi bu gibi vesveselere karşı ne yapmam lazım?<br />
 - Namazda nereleri terk edersek tekrar kılmamız gerekir, neleri unutursak veya yapmasak sehiv secdesi gerekir?<br />
 - Nereleri yapmazsak namaza zarar vermez?<br />
 - Bu konu hakkında sahih bir namaz nasıl olmalı eksiklik durumunda ne yapılmalı?<br />
 - Hızlı namaz kıldığım durumlarda (2 secde arası kalkıp hemen secde etmek, Rükudan kalkınca tam doğrulmadan “Semi allahu limen hamideh” hızlı söyleyip secdeye gitmek) gibi durumlarda namazlar bozuluyor ise geçmişteki tüm namazları tekrar mı kılmam gerekir?</span><br />
Cevap<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Namazı tadil-i erkana uygun kılmak vaciptir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tadil-i erkana riayet </span>için namazın her rüknü sükunet içinde, acele etmeden ve biri diğerinden ayırt edilecek biçimde yerine getirilmeli; mesela rükuya varıldığında tam anlamıyla rüku yapılırken, rükudan doğrulduktan sonra da vücut dimdik hale gelmeli, en az bir defa <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“sübhanallah”</span> </span>diyecek kadar ayakta durup hareketsiz kalmalı, iki secde arasında da bu ölçüye uyulmalıdır.<br />
Bununla birlikte, tadili erkanı yerine getirme hususunda gevşeklik gösterilmesi <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">-dinen yanlış olsa da-</span> namazın kaza edilmesi gerekmez, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kılınan namazlar geçerlidir.</span><br />
Bu nedenle tadil-i erkanı tamamen terk etmek doğru olmaz, ancak tam yapamamak da namazı bozmaz, kılınan namaz geçerlidir.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hızlı secde etmek namazı bozar mı?<br />
<br />
Soru Detayı <br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">- Namazı hızlı kılıyorum daha yavaş ve sakin kılmaya çalışıyorum. Namazda 2 secde arası otururken tam doğrulmamak namazı bozar mı?<br />
 - Namazda rükudan sonra tam doğrulmamak namazı bozar mı? Sehiv secdesi gerektirir mi?<br />
 - Çoğu namazda çeşitli vesveseler geliyor, tek secde mi yaptın, rükuda “sübhane rabbiyel azim” demeyi unutun mu gibi bu gibi vesveselere karşı ne yapmam lazım?<br />
 - Namazda nereleri terk edersek tekrar kılmamız gerekir, neleri unutursak veya yapmasak sehiv secdesi gerekir?<br />
 - Nereleri yapmazsak namaza zarar vermez?<br />
 - Bu konu hakkında sahih bir namaz nasıl olmalı eksiklik durumunda ne yapılmalı?<br />
 - Hızlı namaz kıldığım durumlarda (2 secde arası kalkıp hemen secde etmek, Rükudan kalkınca tam doğrulmadan “Semi allahu limen hamideh” hızlı söyleyip secdeye gitmek) gibi durumlarda namazlar bozuluyor ise geçmişteki tüm namazları tekrar mı kılmam gerekir?</span><br />
Cevap<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Namazı tadil-i erkana uygun kılmak vaciptir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tadil-i erkana riayet </span>için namazın her rüknü sükunet içinde, acele etmeden ve biri diğerinden ayırt edilecek biçimde yerine getirilmeli; mesela rükuya varıldığında tam anlamıyla rüku yapılırken, rükudan doğrulduktan sonra da vücut dimdik hale gelmeli, en az bir defa <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“sübhanallah”</span> </span>diyecek kadar ayakta durup hareketsiz kalmalı, iki secde arasında da bu ölçüye uyulmalıdır.<br />
Bununla birlikte, tadili erkanı yerine getirme hususunda gevşeklik gösterilmesi <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">-dinen yanlış olsa da-</span> namazın kaza edilmesi gerekmez, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kılınan namazlar geçerlidir.</span><br />
Bu nedenle tadil-i erkanı tamamen terk etmek doğru olmaz, ancak tam yapamamak da namazı bozmaz, kılınan namaz geçerlidir.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TOKİ’nin 500 Bin Konut Projesinden Ev Almak Caiz midir?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=41287</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 04:29:54 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=41287</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TOKİ’nin 500 Bin Konut Projesinden Ev Almak Caiz midir?</span></span><br />
<br />
TOKİ’nin 500 bin konut projesinden ev almak caiz midir? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.<br />
<br />
<br />
Konut bir ihtiyaçtır. Özellikle de Türkiye’mizde, günümüzde insanların mesken ihtiyacı vardır. Hele de büyük şehirlerde, enflasyonist baskıyla kiralar her geçen gün artıyor. Dolayısıyla asgari ücretle çalışan veya belli bir ücretle geçinen dar gelirliler için konut bir zorunluluk hâline geliyor.<br />
<br />
İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve büyükşehirlerde, hatta bazı küçük şehirlerde de aynı konut problemi belki İstanbul’dan daha yoğun bir şekilde yaşanıyor olabilir. Buralarda eğer oturacak eviniz varsa, asgari ücretle bile olsa insan kıt kanaat geçinebiliyor. Ama hem emekli olacaksınız hem asgari ücret alacaksınız hem de kira ödeyeceksiniz, bu çok zor.<br />
<br />
Devlet de bundan dolayı evi olmayanlara “konut projesi” adı altında 500.000 konutluk bir proje ilanına çıktı. Tabii bu projenin henüz kesinleşmemiş, belli olmayan birçok yönü var. Ümit ediyoruz, dua ediyoruz ki “dağ fare doğurmaz.” Çünkü geçmişte de çok böyle konut projeleri ortaya atıldı, sonra buharlaşıp gitti.<br />
<br />
Şimdi burada vatandaşın devlete güvenip güvenmemesi meselesi var. Bu konut olduğuna göre, oturulabilecek bir meskeni ifade ediyor. Dolayısıyla buraya verdiğiniz parayla devlet size bir konut yapmayı taahhüt ediyor. Henüz bunun ön başvuruları yapılıyor.<br />
<br />
Elbette bu başvuruların neticesinde, dahil olacağınız proje İstanbul’daysa fiyatı farklı olacaktır; Antalya’daysa farklı, Bayburt’taysa farklı olacaktır. Henüz başvuru süreci olduğu için burada, ihtiyacı olan kimseler bu projeye başvursun deniliyor.<br />
<br />
Benim kanaatim, evet, kardeşimizin sorduğu şey doğru: Eğer bir mal alıyorsanız — diyelim ki bir bardak alıyorsunuz — bu bardağın fiyatının ne kadar olduğunun belli olması lazım. Bardağı ya görerek alırsınız (önünüzde bir bardak vardır) ya da tanımlatarak alırsınız. Yani “bardak” dediğiniz, karton bardak da olabilir, plastik bardak da, tek içimlik bardak da, cam bardak da. Cam bardağın da yüzlerce çeşidi vardır; 1 liradan tutun da 10000 liraya kadar fiyat farkı olabilir.<br />
<br />
Dolayısıyla “Ben bardak satıyorum.” diye birinden 50 lira alıp peşinden bir kâğıt bardak verirseniz, bu olmaz. Burada da neyi aldığınız belli olmadığı, ne kadar ödeyeceğiniz netleşmediği için ortada bir problem var demektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TOKİ’nin 500 bin Konut Projesinden Ev Almak Caiz midir?</span></span><br />
<br />
Ama “mesken” dediğimiz şey bundan farklıdır. Mesken, içinde oturulabilecek 1+1, 2+1, 3+1… kısaca bir ailenin ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir yapıyı ifade eder. Burada henüz işin başlangıç aşamasında olduğumuz için kişi, devletin bu sosyal konut projesine başvurup başvurmama noktasında “caiz midir, değil midir” diye soruyor.<br />
<br />
Benim şahsi kanaatim; elbette farklı hocalarımız, farklı fetva kurumları ve kurulları bu noktada farklı mülahazalarda bulunabilir. Fakat devletin sosyal konut adı altında vatandaşına vermeyi vadettiği konutlara, eğer vatandaşın gerçekten ihtiyacı varsa, müracaat edebilir.<br />
<br />
İhtiyaç ne demek? Yani 10 tane evi olan biri de kalkıp “Benim ihtiyacım var.” diyerek 11. eve müracaat edemez. Ama aldığı maaşla ödediği kira arasında uçurum olan, “Bugün maaş alıyorum, kirasını ödeyebiliyorum ama yarın işimden olursam bu kirayla yaşamam mümkün değil.” diyen, başka türlü ev alma imkânı olmayan biri, bu sosyal konut projesine müracaat edebilir.<br />
<br />
Şartlar ortaya çıktıkça da bakar; bu şartlar kendisine uyuyor mu, uymuyor mu, ona göre sonuçlandırır. Ama burada normal bir hukuki sürecin işlediğini, yani ticari bir alışverişin olduğunu söylemek mümkün değildir.<br />
<br />
Gönül ister ki devlet, bütün vatandaşlarına barınma imkânı sağlasın. Çünkü barınma anayasal bir haktır. Herkesin barınabileceği bir meskene ihtiyacı vardır ve devlet bunu temin etmekle yükümlüdür.<br />
<br />
Bu da devletin imkânlarıyla doğru orantılı bir durumdur. Binaenaleyh, vatandaş bir devlette yaşıyorsa ve devlet sosyal bir devletse, vatandaşlarına konut verme niyetini taşıyor demektir.<br />
<br />
Maalesef Türkiye’mizde veya benzer ülkelerde politikalar genelde dört senelik, seçimden seçime yapılan planlar olduğu için uzun vadeli programlar yürümüyor.<br />
<br />
Bundan dolayı kanaatimce, ticari olmayan, yarı bağış mahiyetindeki bu tür projeler caizdir. Çünkü devlet 10 liraya mal ettiğini 3 liraya vatandaşına veriyor. Deprem konutlarında da aynı durum geçerliydi. Vatandaş “Veriyor ama bedava mı veriyor?” diyor. Evet, bedava veriyor. Mesela İzmir’de yapılan konutlar 300.000 TL civarında, 2.000 TL taksitlerle hak sahiplerine verildi. Şimdi 2.000 TL’ye konut taksidi mi var?<br />
<br />
Binaenaleyh burada kişinin devletine güvenip güvenmemesi meselesi var. Bu projenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ayrı bir konu. Ancak bu durum, normal bir konut alım-satımı şeklinde bir işlem değildir.<br />
<br />
Bu nedenle vatandaş, eğer gerçekten ihtiyacı varsa — az önce ifade ettiğimiz şartlar çerçevesinde — bu konuta müracaat edebilir. Ama ihtiyacı yoksa, yani kendi konutu varsa, oturduğu evi varsa “fazla olsun, kiraya veririm” diye müracaat edemez.<br />
<br />
Devlet zaten bunu vermiyor. Fakat bazen insanlar “Senin şartların tutuyor, sen müracaat et ama parayı ben vereyim, ev benim olsun.” gibi yollar deniyor. Bu caiz değildir. Çünkü bu bir normal satış değil, konut edindirme sürecidir.<br />
<br />
Burada oturacak evi olmayan, kendine ait meskeni bulunmayan ihtiyaç sahipleri müracaat edebilirler.<br />
<br />
Birisi kalkıp şunu da sormasın: “Evet, benim ilk evim olacak, evime ihtiyacım var ama ben bunu oturmak için değil, yatırım amaçlı düşünüyorum.” Yatırım amaçlı böyle bir projeye kimsenin girmesi caiz olmaz.<br />
<br />
Burada “yatmak” için değil, “oturmak” için, yani mesken olarak kullanmak için ihtiyacı olan birinin müracaat etmesi gerekir.<br />
<br />
Bunu derken şunu da demek istemiyorum: Adam İstanbul’un Ümraniye’sinde işi gücü var, orada evi var ama devlet projeyi Tuzla’da yapmış. “Buraya sadece Tuzla’dakiler müracaat edebilir.” demek doğru değildir. Çünkü adam orayı kiraya verir, Ümraniye’deki kirasına destek olur.<br />
<br />
Önemli olan, bir mesken sahibi olmayan ama yarın öbür gün Ümraniye’deki işini bitirip Tuzla’daki evinde oturabilecek olan ihtiyaç sahibidir.<br />
<br />
İnşallah doğru ifade edebiliyorumdur. İhtiyaç sahibi olan kimseler, devletin bu projesine müracaat edebilir ve bu imkândan istifade edebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TOKİ’nin 500 Bin Konut Projesinden Ev Almak Caiz midir?</span></span><br />
<br />
TOKİ’nin 500 bin konut projesinden ev almak caiz midir? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.<br />
<br />
<br />
Konut bir ihtiyaçtır. Özellikle de Türkiye’mizde, günümüzde insanların mesken ihtiyacı vardır. Hele de büyük şehirlerde, enflasyonist baskıyla kiralar her geçen gün artıyor. Dolayısıyla asgari ücretle çalışan veya belli bir ücretle geçinen dar gelirliler için konut bir zorunluluk hâline geliyor.<br />
<br />
İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve büyükşehirlerde, hatta bazı küçük şehirlerde de aynı konut problemi belki İstanbul’dan daha yoğun bir şekilde yaşanıyor olabilir. Buralarda eğer oturacak eviniz varsa, asgari ücretle bile olsa insan kıt kanaat geçinebiliyor. Ama hem emekli olacaksınız hem asgari ücret alacaksınız hem de kira ödeyeceksiniz, bu çok zor.<br />
<br />
Devlet de bundan dolayı evi olmayanlara “konut projesi” adı altında 500.000 konutluk bir proje ilanına çıktı. Tabii bu projenin henüz kesinleşmemiş, belli olmayan birçok yönü var. Ümit ediyoruz, dua ediyoruz ki “dağ fare doğurmaz.” Çünkü geçmişte de çok böyle konut projeleri ortaya atıldı, sonra buharlaşıp gitti.<br />
<br />
Şimdi burada vatandaşın devlete güvenip güvenmemesi meselesi var. Bu konut olduğuna göre, oturulabilecek bir meskeni ifade ediyor. Dolayısıyla buraya verdiğiniz parayla devlet size bir konut yapmayı taahhüt ediyor. Henüz bunun ön başvuruları yapılıyor.<br />
<br />
Elbette bu başvuruların neticesinde, dahil olacağınız proje İstanbul’daysa fiyatı farklı olacaktır; Antalya’daysa farklı, Bayburt’taysa farklı olacaktır. Henüz başvuru süreci olduğu için burada, ihtiyacı olan kimseler bu projeye başvursun deniliyor.<br />
<br />
Benim kanaatim, evet, kardeşimizin sorduğu şey doğru: Eğer bir mal alıyorsanız — diyelim ki bir bardak alıyorsunuz — bu bardağın fiyatının ne kadar olduğunun belli olması lazım. Bardağı ya görerek alırsınız (önünüzde bir bardak vardır) ya da tanımlatarak alırsınız. Yani “bardak” dediğiniz, karton bardak da olabilir, plastik bardak da, tek içimlik bardak da, cam bardak da. Cam bardağın da yüzlerce çeşidi vardır; 1 liradan tutun da 10000 liraya kadar fiyat farkı olabilir.<br />
<br />
Dolayısıyla “Ben bardak satıyorum.” diye birinden 50 lira alıp peşinden bir kâğıt bardak verirseniz, bu olmaz. Burada da neyi aldığınız belli olmadığı, ne kadar ödeyeceğiniz netleşmediği için ortada bir problem var demektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TOKİ’nin 500 bin Konut Projesinden Ev Almak Caiz midir?</span></span><br />
<br />
Ama “mesken” dediğimiz şey bundan farklıdır. Mesken, içinde oturulabilecek 1+1, 2+1, 3+1… kısaca bir ailenin ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir yapıyı ifade eder. Burada henüz işin başlangıç aşamasında olduğumuz için kişi, devletin bu sosyal konut projesine başvurup başvurmama noktasında “caiz midir, değil midir” diye soruyor.<br />
<br />
Benim şahsi kanaatim; elbette farklı hocalarımız, farklı fetva kurumları ve kurulları bu noktada farklı mülahazalarda bulunabilir. Fakat devletin sosyal konut adı altında vatandaşına vermeyi vadettiği konutlara, eğer vatandaşın gerçekten ihtiyacı varsa, müracaat edebilir.<br />
<br />
İhtiyaç ne demek? Yani 10 tane evi olan biri de kalkıp “Benim ihtiyacım var.” diyerek 11. eve müracaat edemez. Ama aldığı maaşla ödediği kira arasında uçurum olan, “Bugün maaş alıyorum, kirasını ödeyebiliyorum ama yarın işimden olursam bu kirayla yaşamam mümkün değil.” diyen, başka türlü ev alma imkânı olmayan biri, bu sosyal konut projesine müracaat edebilir.<br />
<br />
Şartlar ortaya çıktıkça da bakar; bu şartlar kendisine uyuyor mu, uymuyor mu, ona göre sonuçlandırır. Ama burada normal bir hukuki sürecin işlediğini, yani ticari bir alışverişin olduğunu söylemek mümkün değildir.<br />
<br />
Gönül ister ki devlet, bütün vatandaşlarına barınma imkânı sağlasın. Çünkü barınma anayasal bir haktır. Herkesin barınabileceği bir meskene ihtiyacı vardır ve devlet bunu temin etmekle yükümlüdür.<br />
<br />
Bu da devletin imkânlarıyla doğru orantılı bir durumdur. Binaenaleyh, vatandaş bir devlette yaşıyorsa ve devlet sosyal bir devletse, vatandaşlarına konut verme niyetini taşıyor demektir.<br />
<br />
Maalesef Türkiye’mizde veya benzer ülkelerde politikalar genelde dört senelik, seçimden seçime yapılan planlar olduğu için uzun vadeli programlar yürümüyor.<br />
<br />
Bundan dolayı kanaatimce, ticari olmayan, yarı bağış mahiyetindeki bu tür projeler caizdir. Çünkü devlet 10 liraya mal ettiğini 3 liraya vatandaşına veriyor. Deprem konutlarında da aynı durum geçerliydi. Vatandaş “Veriyor ama bedava mı veriyor?” diyor. Evet, bedava veriyor. Mesela İzmir’de yapılan konutlar 300.000 TL civarında, 2.000 TL taksitlerle hak sahiplerine verildi. Şimdi 2.000 TL’ye konut taksidi mi var?<br />
<br />
Binaenaleyh burada kişinin devletine güvenip güvenmemesi meselesi var. Bu projenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ayrı bir konu. Ancak bu durum, normal bir konut alım-satımı şeklinde bir işlem değildir.<br />
<br />
Bu nedenle vatandaş, eğer gerçekten ihtiyacı varsa — az önce ifade ettiğimiz şartlar çerçevesinde — bu konuta müracaat edebilir. Ama ihtiyacı yoksa, yani kendi konutu varsa, oturduğu evi varsa “fazla olsun, kiraya veririm” diye müracaat edemez.<br />
<br />
Devlet zaten bunu vermiyor. Fakat bazen insanlar “Senin şartların tutuyor, sen müracaat et ama parayı ben vereyim, ev benim olsun.” gibi yollar deniyor. Bu caiz değildir. Çünkü bu bir normal satış değil, konut edindirme sürecidir.<br />
<br />
Burada oturacak evi olmayan, kendine ait meskeni bulunmayan ihtiyaç sahipleri müracaat edebilirler.<br />
<br />
Birisi kalkıp şunu da sormasın: “Evet, benim ilk evim olacak, evime ihtiyacım var ama ben bunu oturmak için değil, yatırım amaçlı düşünüyorum.” Yatırım amaçlı böyle bir projeye kimsenin girmesi caiz olmaz.<br />
<br />
Burada “yatmak” için değil, “oturmak” için, yani mesken olarak kullanmak için ihtiyacı olan birinin müracaat etmesi gerekir.<br />
<br />
Bunu derken şunu da demek istemiyorum: Adam İstanbul’un Ümraniye’sinde işi gücü var, orada evi var ama devlet projeyi Tuzla’da yapmış. “Buraya sadece Tuzla’dakiler müracaat edebilir.” demek doğru değildir. Çünkü adam orayı kiraya verir, Ümraniye’deki kirasına destek olur.<br />
<br />
Önemli olan, bir mesken sahibi olmayan ama yarın öbür gün Ümraniye’deki işini bitirip Tuzla’daki evinde oturabilecek olan ihtiyaç sahibidir.<br />
<br />
İnşallah doğru ifade edebiliyorumdur. İhtiyaç sahibi olan kimseler, devletin bu projesine müracaat edebilir ve bu imkândan istifade edebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evlilik Bir İbadet midir?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=39349</link>
			<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 22:35:30 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=39349</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evlilik Bir İbadet midir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVLENMENİN DİNÎ HÜKMÜ NEDİR?</span></span><br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de bir âyette, “Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin.” (Nûr, 24/32), bir başka ayette de, “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 30/21) buyurulmaktadır.<br />
<br />
Yine Hz. Peygamber (s.a.s.) birçok hadislerinde müslümanları evlenmeye teşvik ederek; “Evlenin, çoğalın! Çünkü ben (kıyâmet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin (çokluğunuzla) iftihar edeceğim!” (Abdurrezzâk, el-Musannef, VI, 173; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, VII, 131); “Ey gençler! Sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin.” (Buhârî, Nikâh, 3; Müslim, Nikâh, 1); “Nikâh benim sünnetimdir. Benim sünnetimi uygulamayan benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” (İbn Mâce, Nikâh, 1) buyurmaktadır.<br />
<br />
Nikâh bir yönüyle medeni bir sözleşme, bir yönüyle de ibadet sayılmaktadır. Bir kimsenin cinsel isteklerinin baskın olması nedeniyle günaha girme ihtimali yüksek ise, o kimsenin evlenmesi vaciptir. Günaha girmesi söz konusu olmayan kimselerin maddi durumu müsait olduğu takdirde evlenmesi sünnettir. Yaşlı veya cinsel gücü zayıf olanların evlenmesi mubah ise de, evlenmemesi daha iyidir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, IX, 343) Bir kimsenin, evleneceği kadına zulmetmesinden korkması halinde evlenmesi mekruhtur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, III, 38)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak: Diyanet</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evlilik Bir İbadet midir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EVLENMENİN DİNÎ HÜKMÜ NEDİR?</span></span><br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de bir âyette, “Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin.” (Nûr, 24/32), bir başka ayette de, “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 30/21) buyurulmaktadır.<br />
<br />
Yine Hz. Peygamber (s.a.s.) birçok hadislerinde müslümanları evlenmeye teşvik ederek; “Evlenin, çoğalın! Çünkü ben (kıyâmet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin (çokluğunuzla) iftihar edeceğim!” (Abdurrezzâk, el-Musannef, VI, 173; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, VII, 131); “Ey gençler! Sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin.” (Buhârî, Nikâh, 3; Müslim, Nikâh, 1); “Nikâh benim sünnetimdir. Benim sünnetimi uygulamayan benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” (İbn Mâce, Nikâh, 1) buyurmaktadır.<br />
<br />
Nikâh bir yönüyle medeni bir sözleşme, bir yönüyle de ibadet sayılmaktadır. Bir kimsenin cinsel isteklerinin baskın olması nedeniyle günaha girme ihtimali yüksek ise, o kimsenin evlenmesi vaciptir. Günaha girmesi söz konusu olmayan kimselerin maddi durumu müsait olduğu takdirde evlenmesi sünnettir. Yaşlı veya cinsel gücü zayıf olanların evlenmesi mubah ise de, evlenmemesi daha iyidir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, IX, 343) Bir kimsenin, evleneceği kadına zulmetmesinden korkması halinde evlenmesi mekruhtur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, III, 38)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak: Diyanet</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurbanlık hayvanı keserken]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=38487</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 10:43:38 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=38487</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurbanlık hayvanı keserken</span></span><br />
<br />
Kurbanlığı kesilecek yere sürükleyerek çekmek, birini ötekinin gözü önünde kesmek mekruhtur.<br />
<br />
Sual: Kurbanlık hayvan kesilirken nelere dikkat etmelidir, dinimizin bu husustaki emir ve tavsiyeleri nelerdir?<br />
 <br />
Cevap: Kurbanlık hayvanı kesilecek yere sürükleyerek çekmek, bıçakları hayvanı yatırdıktan sonra bilemek ve birini ötekinin gözü önünde kesmek mekruhtur. Eğer mümkünse önce diz boyu çukur kazılır. Kurbanın gözleri tülbentle bağlanır. Kıbleye dönük olarak sol yanı üzerine yatırılır. Boğazı çukurun kenarına getirilir. İki ön ve bir arka ayakları, uçlarından bir araya bağlanır. Üç kerre bayram tekbiri okunur. Sonra, Bismillahi Allahü ekber diyerek, deveden başka hayvanın boğazının herhangi bir yerinden kesilir. Bismillahi derken, 'h' harfini belli etmek lazımdır. Belli edince Allahü teâlânın ismi olduğunu düşünmek lazım olmaz. Belli edilmezse, Allahü teâlânın ismini söylediğini düşünmek lazımdır. Bunu da düşünmezse, hayvan, leş olur, yemesi helal olmaz. Bunun için, her zaman Allah teâlâ değil, Allahü teâlâ demeye alışmalıdır.<br />
 <br />
Hayvanın boğazında meri denilen yemek borusu, hulkum denilen hava borusu ve evdac denilen iki yanda birer kan damarı vardır. Bu dört borudan üçü bir anda kesilmelidir. Kesenin de kıbleye karşı dönmesi sünnettir.<br />
 <br />
Hayvan soğumaya başlamadan, yani çırpınması durmadan ensesini de kesmek mekruhtur. Yalnız ensesinden kesmek ise haramdır. Hayvan tamamen ölüp çırpınması durmadan, kafasını koparmak ve derisini yüzmeye başlamak da mekruhtur.<br />
<br />
Kesmesini bilenin kendi kesmesi müstehaptır. Kadının kesmesi de caizdir. Bilmeyenin, vekiline kestirmesi ve kesilirken yanında bulunup, En'âm suresinin yüzaltmışikinci “İnne salâtî” ayetini “lâ şerîke leh”e kadar okuması müstehaptır.<br />
<br />
Sual: Kurban için bir danaya ortak olarak girenler, hayvanı kestikten sonra, bunun etini göz kararı ile bölüşebilirler mi?<br />
 <br />
Cevap: Faiz olmaması için, eti tartarak, müsavi, eşit ağırlıkta olarak paylaşmaları lazımdır. Tartmadan bölüşüp helalleşmek caiz olmaz. Çünkü helalleşmek, hediye vermekte olur. Taksimi mümkün olan bir şeyde ortak olanların hisselerini ayırmadan önce hiç kimseye hediye etmeleri caiz değildir. Altı kişiye et ile birlikte deri veya bacak da verilirse tartmadan paylaşmaları caiz olur. Başının da, derisi gibi olduğu Hindiyye ve Mecmû'a-i Zühdîyyede yazılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Osman Ünlü</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurbanlık hayvanı keserken</span></span><br />
<br />
Kurbanlığı kesilecek yere sürükleyerek çekmek, birini ötekinin gözü önünde kesmek mekruhtur.<br />
<br />
Sual: Kurbanlık hayvan kesilirken nelere dikkat etmelidir, dinimizin bu husustaki emir ve tavsiyeleri nelerdir?<br />
 <br />
Cevap: Kurbanlık hayvanı kesilecek yere sürükleyerek çekmek, bıçakları hayvanı yatırdıktan sonra bilemek ve birini ötekinin gözü önünde kesmek mekruhtur. Eğer mümkünse önce diz boyu çukur kazılır. Kurbanın gözleri tülbentle bağlanır. Kıbleye dönük olarak sol yanı üzerine yatırılır. Boğazı çukurun kenarına getirilir. İki ön ve bir arka ayakları, uçlarından bir araya bağlanır. Üç kerre bayram tekbiri okunur. Sonra, Bismillahi Allahü ekber diyerek, deveden başka hayvanın boğazının herhangi bir yerinden kesilir. Bismillahi derken, 'h' harfini belli etmek lazımdır. Belli edince Allahü teâlânın ismi olduğunu düşünmek lazım olmaz. Belli edilmezse, Allahü teâlânın ismini söylediğini düşünmek lazımdır. Bunu da düşünmezse, hayvan, leş olur, yemesi helal olmaz. Bunun için, her zaman Allah teâlâ değil, Allahü teâlâ demeye alışmalıdır.<br />
 <br />
Hayvanın boğazında meri denilen yemek borusu, hulkum denilen hava borusu ve evdac denilen iki yanda birer kan damarı vardır. Bu dört borudan üçü bir anda kesilmelidir. Kesenin de kıbleye karşı dönmesi sünnettir.<br />
 <br />
Hayvan soğumaya başlamadan, yani çırpınması durmadan ensesini de kesmek mekruhtur. Yalnız ensesinden kesmek ise haramdır. Hayvan tamamen ölüp çırpınması durmadan, kafasını koparmak ve derisini yüzmeye başlamak da mekruhtur.<br />
<br />
Kesmesini bilenin kendi kesmesi müstehaptır. Kadının kesmesi de caizdir. Bilmeyenin, vekiline kestirmesi ve kesilirken yanında bulunup, En'âm suresinin yüzaltmışikinci “İnne salâtî” ayetini “lâ şerîke leh”e kadar okuması müstehaptır.<br />
<br />
Sual: Kurban için bir danaya ortak olarak girenler, hayvanı kestikten sonra, bunun etini göz kararı ile bölüşebilirler mi?<br />
 <br />
Cevap: Faiz olmaması için, eti tartarak, müsavi, eşit ağırlıkta olarak paylaşmaları lazımdır. Tartmadan bölüşüp helalleşmek caiz olmaz. Çünkü helalleşmek, hediye vermekte olur. Taksimi mümkün olan bir şeyde ortak olanların hisselerini ayırmadan önce hiç kimseye hediye etmeleri caiz değildir. Altı kişiye et ile birlikte deri veya bacak da verilirse tartmadan paylaşmaları caiz olur. Başının da, derisi gibi olduğu Hindiyye ve Mecmû'a-i Zühdîyyede yazılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Osman Ünlü</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yanlışlıkla Arefe Günü Kurban Kesilirse Ne Olur?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=38483</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 10:05:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=38483</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yanlışlıkla Arefe Günü Kurban Kesilirse Ne Olur?</span></span><br />
<br />
Bir günün bayram olduğuna hükmolunarak bayram namazı kılınıp kurbanlar kesilir, daha sonra da o günün Arefe olduğu anlaşılırsa, kılınan namaz ve kesilen kurbanın durumu ne olur?<br />
<br />
Belli bir günün bayram olduğuna hükmolunur, insanlar da bu doğrultuda bayram namazlarını kılarak kurbanlarını keserler ve daha sonra, bayram olarak ilan edilen günün aslında arefe günü olduğu anlaşılırsa, bu durumda, kılınan namazlar geçerlidir ve kesilen kurbanlarla da kurban ibadeti yerine getirilmiş sayılır. (Zeylâî, Tebyinü’l-Hakâik, c. VI, s. 4; İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtar, c. VI, s. 219-220.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Dr. Recep Özdirek, Kurban İbadeti, Erkam Yayınları<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yanlışlıkla Arefe Günü Kurban Kesilirse Ne Olur?</span></span><br />
<br />
Bir günün bayram olduğuna hükmolunarak bayram namazı kılınıp kurbanlar kesilir, daha sonra da o günün Arefe olduğu anlaşılırsa, kılınan namaz ve kesilen kurbanın durumu ne olur?<br />
<br />
Belli bir günün bayram olduğuna hükmolunur, insanlar da bu doğrultuda bayram namazlarını kılarak kurbanlarını keserler ve daha sonra, bayram olarak ilan edilen günün aslında arefe günü olduğu anlaşılırsa, bu durumda, kılınan namazlar geçerlidir ve kesilen kurbanlarla da kurban ibadeti yerine getirilmiş sayılır. (Zeylâî, Tebyinü’l-Hakâik, c. VI, s. 4; İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtar, c. VI, s. 219-220.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Dr. Recep Özdirek, Kurban İbadeti, Erkam Yayınları<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arefe Ne Demek?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=38482</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 10:03:54 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=38482</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Ne Demek?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arefe günü nedir, ne anlama gelir? Arefe hangi gündür?</span><br />
<br />
Arefe haccın en önemli farzı olan vakfenin yapıldığı yerin (Arafat) diğer adıdır.<br />
<br />
Sözlükte; “bilme, anlama ve tanıma” anlamlarındaki a-r-f kökünden türeyen “Arefe” zilhicce ayının 9. (Arefe, Kurban bayramından bir önceki gündür ancak zamanla Ramazan bayramından önceki gün için de kullanılmaya başlandı) gününe verilen isimdir. Arafat vakfesi bugün yapılır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arefe Ne Demek?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arefe günü nedir, ne anlama gelir? Arefe hangi gündür?</span><br />
<br />
Arefe haccın en önemli farzı olan vakfenin yapıldığı yerin (Arafat) diğer adıdır.<br />
<br />
Sözlükte; “bilme, anlama ve tanıma” anlamlarındaki a-r-f kökünden türeyen “Arefe” zilhicce ayının 9. (Arefe, Kurban bayramından bir önceki gündür ancak zamanla Ramazan bayramından önceki gün için de kullanılmaya başlandı) gününe verilen isimdir. Arafat vakfesi bugün yapılır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kaynağı belli olmayan hadisleri paylaşmanın mesuliyeti var mı?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=38240</link>
			<pubDate>Mon, 26 May 2025 19:46:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=38240</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynağı belli olmayan hadisleri paylaşmanın mesuliyeti var mı?</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Soru Detayı</span></span><br />
<br />
- Sosyal Medya’da kaynağı belli olmayan ve hadis olarak paylaşılan şeyleri biz de paylaşırsak bir mesuliyeti var mıdır?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cevap</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Sahih olmayan hatta mevzu (uydurma) olan sözler ve rivayetler de bazı yazılarda ve konuşmalarda hadis diye nakledilebiliyor.<br />
<br />
Bu sebeple, o rivayetleri başkalarına nakledebilmek için ya nakleden hadis ilmine vakıf ve takva sahibi bir kimse olmalı veya hadisin sahih bir kaynaktan yeri gösterilmiş bulunmalıdır. <br />
<br />
Bunlar olmazsa mesela, uydurma olan bir sözü, bilerek bilmeyerek hadis diye nakleden kimse de sorumlu olur.<br />
<br />
Kaynağı belli olmayan rivayetler konusunda, meallerini vereceğimiz hadisler kulağımıza küpe olmalı:<br />
<br />
    “Kim, yalan olduğu bilinen bir sözü benim hadisim olarak naklederse, o da yalancıların biridir.” (Müslim, Mukaddime, 1; Tirmizî, İlim, 9/2662)<br />
<br />
    “Her kim, söylemediğim şeyleri bana isnad ederse cehennemdeki yerine hazırlansın!” (Buhari, İlim, 38)<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorularla İslamiyet</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynağı belli olmayan hadisleri paylaşmanın mesuliyeti var mı?</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Soru Detayı</span></span><br />
<br />
- Sosyal Medya’da kaynağı belli olmayan ve hadis olarak paylaşılan şeyleri biz de paylaşırsak bir mesuliyeti var mıdır?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cevap</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Sahih olmayan hatta mevzu (uydurma) olan sözler ve rivayetler de bazı yazılarda ve konuşmalarda hadis diye nakledilebiliyor.<br />
<br />
Bu sebeple, o rivayetleri başkalarına nakledebilmek için ya nakleden hadis ilmine vakıf ve takva sahibi bir kimse olmalı veya hadisin sahih bir kaynaktan yeri gösterilmiş bulunmalıdır. <br />
<br />
Bunlar olmazsa mesela, uydurma olan bir sözü, bilerek bilmeyerek hadis diye nakleden kimse de sorumlu olur.<br />
<br />
Kaynağı belli olmayan rivayetler konusunda, meallerini vereceğimiz hadisler kulağımıza küpe olmalı:<br />
<br />
    “Kim, yalan olduğu bilinen bir sözü benim hadisim olarak naklederse, o da yalancıların biridir.” (Müslim, Mukaddime, 1; Tirmizî, İlim, 9/2662)<br />
<br />
    “Her kim, söylemediğim şeyleri bana isnad ederse cehennemdeki yerine hazırlansın!” (Buhari, İlim, 38)<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorularla İslamiyet</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Borsada, halka arz işlemine başkası üzerinden katılmak helal mi?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=38238</link>
			<pubDate>Mon, 26 May 2025 19:43:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=38238</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Borsada, halka arz işlemine başkası üzerinden katılmak helal mi?</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Soru Detayı</span></span><br />
<br />
- Borsada halka arz denilen bir olay var. Genellikle hisseler eşit dağılıyor. Ben babamın üzerinde de halka arza katılıyorum. Çünkü sistem halka arza bir kişinin kendi adına katılmasına izin veriyor. Kişi sayısına göre de hisse bölünüyor. Kendi hesabımdan halka arza giriyorum. Ayrıca babamın rızası ve onayıyla onun hesabından da halka arza giriyorum. Ve bu şekilde halka arz olan şirketten daha fazla hisse yani lot alabiliyorum ve daha fazla kâr elde ediyorum. Bazen de bir arkadaşımın borsa hesabı üzerinden de paranın yarısını arkadaşım yarısını da ben ödemek suretiyle halka arz olan şirketten hisse alıyorum ve sonra da kârı bölüşüyoruz.<br />
- Bu iki durumda da yaptığım ve kazancım helal mi?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cevap</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Pay (hisse) senedi, anonim şirketlerin mali varlıkları üzerinde mülkiyet hakkını temsil eden kıymetli evraktır. Bu senede sahip olan kimse, pay oranına göre şirketin kâr ve zararına ortak olur. Pay senedi almanın dini hükmü, bu senedin temsil ettiği şirketin faaliyet alanı ve finansal gelirleri ile bağlantılıdır.<br />
<br />
Buna göre faaliyet alanı ve finansal gelirleri İslam’a göre meşru olan şirketlerin pay senetleri alınıp satılabilir. Ancak faaliyet alanı faiz, kumar, içki, domuz ürünleri gibi dinen yasaklanan işlemlerden oluşan ve/veya portföyünde tahvil, faizli devlet bonosu, vadeli mevduat vb. faizli finansal işlemlerden kaynaklı gayrimeşru kazançları olan şirketlerin pay/hisse senetlerini alıp satmak caiz değildir.<br />
<br />
Söz konusu senetlerin dinen meşruluğunun araştırılıp ona göre hareket edilmesi, bu senetleri alıp satmak isteyen kişilerin sorumluluğundadır.<br />
<br />
Ayrıca borsada hile, dolandırıcılık vb. her türlü manipülatif davranış ve işlemden uzak durmak gerekir.<br />
<br />
Söz konusu hükümler, borsada işlem gören bütün şirketler için geçerlidir.<br />
<br />
Sonuç olarak, alınacak hisselerin yukarıda bahsedilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek alınması uygun olur. Zikredilen ilkelere uygun hisselerin halka arzlarına iştirak edilebilir.<br />
<br />
Öte taraftan yukarıda belirtilen şartlar çerçevesinde yapılması hâlinde aile üyelerinin veya bir başkasının rızasına dayalı olarak onlar üzerinden gerçekleştirilen meşru ve yasal işlemlerden kazanç elde dilebilir.<br />
<br />
Bu konuda ilgili mevzuata ve tarafların ileri sürdüğü şartlara bakılmalı ve bunlara uygun davranılmalıdır.<br />
<br />
Not:<br />
<br />
Eğer bir kişiye sadece bir yerden ve bir defa hak tanınıyorsa, başka isimle girmek caiz olmaz, yalan beyan, hile ve aldatma olur.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorularla İslamiyet</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Borsada, halka arz işlemine başkası üzerinden katılmak helal mi?</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Soru Detayı</span></span><br />
<br />
- Borsada halka arz denilen bir olay var. Genellikle hisseler eşit dağılıyor. Ben babamın üzerinde de halka arza katılıyorum. Çünkü sistem halka arza bir kişinin kendi adına katılmasına izin veriyor. Kişi sayısına göre de hisse bölünüyor. Kendi hesabımdan halka arza giriyorum. Ayrıca babamın rızası ve onayıyla onun hesabından da halka arza giriyorum. Ve bu şekilde halka arz olan şirketten daha fazla hisse yani lot alabiliyorum ve daha fazla kâr elde ediyorum. Bazen de bir arkadaşımın borsa hesabı üzerinden de paranın yarısını arkadaşım yarısını da ben ödemek suretiyle halka arz olan şirketten hisse alıyorum ve sonra da kârı bölüşüyoruz.<br />
- Bu iki durumda da yaptığım ve kazancım helal mi?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cevap</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Pay (hisse) senedi, anonim şirketlerin mali varlıkları üzerinde mülkiyet hakkını temsil eden kıymetli evraktır. Bu senede sahip olan kimse, pay oranına göre şirketin kâr ve zararına ortak olur. Pay senedi almanın dini hükmü, bu senedin temsil ettiği şirketin faaliyet alanı ve finansal gelirleri ile bağlantılıdır.<br />
<br />
Buna göre faaliyet alanı ve finansal gelirleri İslam’a göre meşru olan şirketlerin pay senetleri alınıp satılabilir. Ancak faaliyet alanı faiz, kumar, içki, domuz ürünleri gibi dinen yasaklanan işlemlerden oluşan ve/veya portföyünde tahvil, faizli devlet bonosu, vadeli mevduat vb. faizli finansal işlemlerden kaynaklı gayrimeşru kazançları olan şirketlerin pay/hisse senetlerini alıp satmak caiz değildir.<br />
<br />
Söz konusu senetlerin dinen meşruluğunun araştırılıp ona göre hareket edilmesi, bu senetleri alıp satmak isteyen kişilerin sorumluluğundadır.<br />
<br />
Ayrıca borsada hile, dolandırıcılık vb. her türlü manipülatif davranış ve işlemden uzak durmak gerekir.<br />
<br />
Söz konusu hükümler, borsada işlem gören bütün şirketler için geçerlidir.<br />
<br />
Sonuç olarak, alınacak hisselerin yukarıda bahsedilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek alınması uygun olur. Zikredilen ilkelere uygun hisselerin halka arzlarına iştirak edilebilir.<br />
<br />
Öte taraftan yukarıda belirtilen şartlar çerçevesinde yapılması hâlinde aile üyelerinin veya bir başkasının rızasına dayalı olarak onlar üzerinden gerçekleştirilen meşru ve yasal işlemlerden kazanç elde dilebilir.<br />
<br />
Bu konuda ilgili mevzuata ve tarafların ileri sürdüğü şartlara bakılmalı ve bunlara uygun davranılmalıdır.<br />
<br />
Not:<br />
<br />
Eğer bir kişiye sadece bir yerden ve bir defa hak tanınıyorsa, başka isimle girmek caiz olmaz, yalan beyan, hile ve aldatma olur.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorularla İslamiyet</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nâmahreme bakmak ve hayal etmek hakkındaki hükümler nelerdir?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=38236</link>
			<pubDate>Mon, 26 May 2025 19:40:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=38236</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nâmahreme bakmak ve hayal etmek hakkındaki hükümler nelerdir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Soru Detayı</span></span><br />
<br />
- Nâmahreme bakmak günah mıdır?<br />
- Sonuçta biz rastgele bakarken mutlaka yarı çıplak kadını ister istemez görüyoruz, bu durumda haram mı yapmış oluyoruz?<br />
- Bir de nâmahrem bir kadını açık bir şekilde düşünmek zina yapmak mıdır, çaresi nedir?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cevap</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Hayalden geçen kötü şeylerden dolayı günah işlemiş olmayız. Bir kimsenin karşı cinsi sadece hayal etmesi, zina işlemek gibi değildir. Ancak bu düşünceler hem hayal nimetini yanlış yerde kullanmamıza hem de başka yanlışlara düşmemize neden olabilir, düşüncesiyle dikkatli olmak gerektiğini düşünüyoruz. En azından zaman ve hayal israfı vardır.<br />
<br />
İsra sûresinin 32. âyetinde Cenab-ı Hak, "Sakın zinaya yaklaşmayın!" buyuruyor. Buradaki "yaklaşmayın" emrinden hareketle, İslam fıkıh âlimleri insanı zinaya götürebilecek her türlü amelin yasak olduğunu ifade etmişlerdir.<br />
<br />
Müstehcen resim veya görüntülere bakmayı da bu kategori içinde mütalaa edebiliriz. Bu sebeple bu tür resimlere bakmak caiz değildir. Çünkü bütün günahlar ve ahlâkî bozulmalar müstehcene bakışla başlar, bakışın ısrarıyla gelişir, sonra fiilî günaha dönüşür. Üstelik gözler baktıklarının resimlerini de çeker, hayal arşivinde depo eder. Nereye gitse, nerede olsa artık çektiği bu resimler, hayal âleminde gözlerinin önündedir.<br />
<br />
Elimizde olmadan aklımıza ve hayalimize gelen görüntülerden sorumlu değiliz. Ancak bunları isteyerek yapmak, bizi başka kötülüklere yönlendirebilir ya da ruh hâlimize zarar verebilir.<br />
<br />
Ayrıca bilerek ve isteyerek bu gibi fantazilerle hayalimizi doldurmak, hayal nimetini yanlış yerde kullanmak anlamına gelecektir.<br />
<br />
İlave bilgi için tıklayınız:<br />
<br />
- Harama bakmaktan nasıl korunuruz; ibadetlerimden zevk alamıyorum ne yapmam gerekir?...<br />
- Gözler Nasıl Korunur? (Harama bakma, harama nazar...)<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorularla İslamiyet</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nâmahreme bakmak ve hayal etmek hakkındaki hükümler nelerdir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Soru Detayı</span></span><br />
<br />
- Nâmahreme bakmak günah mıdır?<br />
- Sonuçta biz rastgele bakarken mutlaka yarı çıplak kadını ister istemez görüyoruz, bu durumda haram mı yapmış oluyoruz?<br />
- Bir de nâmahrem bir kadını açık bir şekilde düşünmek zina yapmak mıdır, çaresi nedir?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cevap</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Hayalden geçen kötü şeylerden dolayı günah işlemiş olmayız. Bir kimsenin karşı cinsi sadece hayal etmesi, zina işlemek gibi değildir. Ancak bu düşünceler hem hayal nimetini yanlış yerde kullanmamıza hem de başka yanlışlara düşmemize neden olabilir, düşüncesiyle dikkatli olmak gerektiğini düşünüyoruz. En azından zaman ve hayal israfı vardır.<br />
<br />
İsra sûresinin 32. âyetinde Cenab-ı Hak, "Sakın zinaya yaklaşmayın!" buyuruyor. Buradaki "yaklaşmayın" emrinden hareketle, İslam fıkıh âlimleri insanı zinaya götürebilecek her türlü amelin yasak olduğunu ifade etmişlerdir.<br />
<br />
Müstehcen resim veya görüntülere bakmayı da bu kategori içinde mütalaa edebiliriz. Bu sebeple bu tür resimlere bakmak caiz değildir. Çünkü bütün günahlar ve ahlâkî bozulmalar müstehcene bakışla başlar, bakışın ısrarıyla gelişir, sonra fiilî günaha dönüşür. Üstelik gözler baktıklarının resimlerini de çeker, hayal arşivinde depo eder. Nereye gitse, nerede olsa artık çektiği bu resimler, hayal âleminde gözlerinin önündedir.<br />
<br />
Elimizde olmadan aklımıza ve hayalimize gelen görüntülerden sorumlu değiliz. Ancak bunları isteyerek yapmak, bizi başka kötülüklere yönlendirebilir ya da ruh hâlimize zarar verebilir.<br />
<br />
Ayrıca bilerek ve isteyerek bu gibi fantazilerle hayalimizi doldurmak, hayal nimetini yanlış yerde kullanmak anlamına gelecektir.<br />
<br />
İlave bilgi için tıklayınız:<br />
<br />
- Harama bakmaktan nasıl korunuruz; ibadetlerimden zevk alamıyorum ne yapmam gerekir?...<br />
- Gözler Nasıl Korunur? (Harama bakma, harama nazar...)<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorularla İslamiyet</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dinen Şüpheli Bir Konuda Verilen Söz Tutulmalı mıdır?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=38232</link>
			<pubDate>Mon, 26 May 2025 19:29:04 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=38232</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dinen Şüpheli Bir Konuda Verilen Söz Tutulmalı mıdır?</span></span><br />
<br />
Bir kardeşimiz şöyle diyor: “Bu işin günah olduğunu öğrendim ama bir arkadaşla birlikte başlamıştık, onu yarı yolda bırakmak istemiyorum. Acaba onun hatırına devam etsem, Allah beni bağışlar mı?”<br />
<br />
Cevap çok net: Eğer bir işin günah olduğunu öğrendiyseniz, onu devam ettirmek doğru değildir.<br />
“Arkadaşa söz verdim, çocuğa söz verdim, eşime söz verdim” gibi mazeretler günahı meşrulaştıramaz.<br />
<br />
Günahla aramıza mesafe koymak zorundayız. Hatta sadece günaha değil, ona yaklaşan şüpheli alanlara da mesafe koymalıyız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dinen Şüpheli Bir Konuda Verilen Söz Tutulmalı mıdır?</span></span><br />
<br />
Bir kardeşimiz şöyle diyor: “Bu işin günah olduğunu öğrendim ama bir arkadaşla birlikte başlamıştık, onu yarı yolda bırakmak istemiyorum. Acaba onun hatırına devam etsem, Allah beni bağışlar mı?”<br />
<br />
Cevap çok net: Eğer bir işin günah olduğunu öğrendiyseniz, onu devam ettirmek doğru değildir.<br />
“Arkadaşa söz verdim, çocuğa söz verdim, eşime söz verdim” gibi mazeretler günahı meşrulaştıramaz.<br />
<br />
Günahla aramıza mesafe koymak zorundayız. Hatta sadece günaha değil, ona yaklaşan şüpheli alanlara da mesafe koymalıyız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şeytanı yalnızca hacda mı taşlarız, yoksa hayat boyu süren bir mücadele midir?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=37627</link>
			<pubDate>Sat, 10 May 2025 19:04:45 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=37627</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şeytanı yalnızca hacda mı taşlarız, yoksa hayat boyu süren bir mücadele midir? </span></span><br />
<br />
Şeytanı yalnızca hacda mı taşlarız, yoksa hayat boyu süren bir mücadele midir? Mü’minin şeytana karşı sarsılmaz duruşunun yolu, sâlih ameller ve daimi ilticâ ile nasıl mümkün olur?<br />
<br />
Cenâb-ı Hak da hac ibadetinde bir sembol olarak mü’minlere şeytanı taşlatıyor. Demek ki mü’min, hayatının her ânında şeytanı taşlayacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAYAT BOYU ŞEYTANA KARŞI MÜCADELE YOLU</span></span><br />
<br />
Nasıl taşlayacağız?<br />
<br />
    Bol bol amel-i sâlihler işlemek sûretiyle taşlayacağız.<br />
    Maddî-mânevî temizliğimize dikkat edeceğiz.<br />
    Dâimâ Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmekle şeytanı taşlayacağız.<br />
    Her işimize başlarken; ِاَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”, “Söz ve işlerime Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım” diyerek, Cenâb-ı Hakk’a sığınacağız.<br />
    Yani şeytan taşlama sadece hacda vâcip bir ibadet değil, ömrümüz boyunca sâlih amellerle şeytanı taşlamaya devam edeceğiz. Aksi hâlde şeytan bizi taşlamaya başlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Osman Nuri Topbaş, Rahmet Toplumu Hayırlı Gençlik 2, Erkam Yayınları<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şeytanı yalnızca hacda mı taşlarız, yoksa hayat boyu süren bir mücadele midir? </span></span><br />
<br />
Şeytanı yalnızca hacda mı taşlarız, yoksa hayat boyu süren bir mücadele midir? Mü’minin şeytana karşı sarsılmaz duruşunun yolu, sâlih ameller ve daimi ilticâ ile nasıl mümkün olur?<br />
<br />
Cenâb-ı Hak da hac ibadetinde bir sembol olarak mü’minlere şeytanı taşlatıyor. Demek ki mü’min, hayatının her ânında şeytanı taşlayacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAYAT BOYU ŞEYTANA KARŞI MÜCADELE YOLU</span></span><br />
<br />
Nasıl taşlayacağız?<br />
<br />
    Bol bol amel-i sâlihler işlemek sûretiyle taşlayacağız.<br />
    Maddî-mânevî temizliğimize dikkat edeceğiz.<br />
    Dâimâ Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmekle şeytanı taşlayacağız.<br />
    Her işimize başlarken; ِاَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”, “Söz ve işlerime Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım” diyerek, Cenâb-ı Hakk’a sığınacağız.<br />
    Yani şeytan taşlama sadece hacda vâcip bir ibadet değil, ömrümüz boyunca sâlih amellerle şeytanı taşlamaya devam edeceğiz. Aksi hâlde şeytan bizi taşlamaya başlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak:</span></span> Osman Nuri Topbaş, Rahmet Toplumu Hayırlı Gençlik 2, Erkam Yayınları<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İki Yıldır Eşimden Ayrıyım, Resmi Olarak Boşanmadım Nikahım Düşmüş Müdür?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=37625</link>
			<pubDate>Sat, 10 May 2025 18:59:32 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=37625</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">İki Yıldır Eşimden Ayrıyım, Resmi Olarak Boşanmadım Nikahım Düşmüş Müdür?<br />
<br />
"Evlilik ve boşanma meseleleri son derece ciddi konulardır. "İki senedir ayrıyız, o öyle dedi, bu böyle dedi, biz hâlâ evli miyiz, değil miyiz?" türünden tereddütlerle bu işler yürütülemez. Evlilik nasıl ciddi bir kararsa, boşanmak da aynı derecede ciddiyet gerektirir. Şüphe, belirsizlik ve kararsızlık bu konularda yer bulmamalıdır.<br />
<br />
Nasıl ki evlenirken “Acaba evlendim mi, nişanlı mıyım, evli miyim?” demiyorsak, boşanırken de “Acaba ayrıldık mı, hâlâ evli miyiz?” gibi sorulara yer olmamalı. Ayrılık da net bir irade gerektirir. Allah, kadını ve erkeği farklı rollerle yaratmış, herkesin görevini hakkıyla yapmasını istemiştir. Hakkına razı olup, hakkı olmayanın peşinde koşmamak gerekirir."<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">İki Yıldır Eşimden Ayrıyım, Resmi Olarak Boşanmadım Nikahım Düşmüş Müdür?<br />
<br />
"Evlilik ve boşanma meseleleri son derece ciddi konulardır. "İki senedir ayrıyız, o öyle dedi, bu böyle dedi, biz hâlâ evli miyiz, değil miyiz?" türünden tereddütlerle bu işler yürütülemez. Evlilik nasıl ciddi bir kararsa, boşanmak da aynı derecede ciddiyet gerektirir. Şüphe, belirsizlik ve kararsızlık bu konularda yer bulmamalıdır.<br />
<br />
Nasıl ki evlenirken “Acaba evlendim mi, nişanlı mıyım, evli miyim?” demiyorsak, boşanırken de “Acaba ayrıldık mı, hâlâ evli miyiz?” gibi sorulara yer olmamalı. Ayrılık da net bir irade gerektirir. Allah, kadını ve erkeği farklı rollerle yaratmış, herkesin görevini hakkıyla yapmasını istemiştir. Hakkına razı olup, hakkı olmayanın peşinde koşmamak gerekirir."<br />
<br />
İslam ve İhsan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tesettür Sadece Kadınlara mı Emredildi?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=37458</link>
			<pubDate>Mon, 05 May 2025 03:52:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=37458</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tesettür Sadece Kadınlara mı Emredildi?</span></span><br />
<br />
Tesettür yalnızca kadınlara mı emredildi, yoksa erkekler de bu ilâhî sorumluluğun muhatabı mı? Kur’ân-ı Kerîm her iki cinsi de hem dış görünüşte hem de bakışlarda iffetli ve ölçülü olmaya davet ediyor. Peki, erkekler ve kadınlar için tesettür nedir ve nasıl yaşanmalıdır?<br />
<br />
Tesettür sadece hanımlara mahsus bir emir değildir. Erkekler de -aynı şekilde- kendileri için geçerli olan tesettür kâidelerine riâyet etmekle ve gözlerini haramdan korumakla mükelleftirler.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TESETTÜR SADECE KADINLARA MI EMREDİLDİ?</span></span><br />
<br />
Nitekim Rabbimizʼin hem kadına hem de erkeğe bu husustaki emri gayet açık ve nettir:<br />
<br />
“(Rasûlüm!) Müʼmin erkeklere söyle, gözlerini (harama) dikmesinler, ırzlarını da korusunlar! Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz ki Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.<br />
<br />
Müʼmin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; nâmus ve iffetlerini esirgesinler. (Yüz ve el gibi) görünen kısımları müstesnâ olmak üzere, ziynet (yer)lerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, tâ yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (müʼmin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbî kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık husûsiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler.)<br />
<br />
Ey müʼminler! Hep birden Allâhʼa tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (en-Nûr, 30-31)<br />
<br />
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Rahmet Toplumu Hayırlı Gençlik 2, Erkam Yayınları<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tesettür Sadece Kadınlara mı Emredildi?</span></span><br />
<br />
Tesettür yalnızca kadınlara mı emredildi, yoksa erkekler de bu ilâhî sorumluluğun muhatabı mı? Kur’ân-ı Kerîm her iki cinsi de hem dış görünüşte hem de bakışlarda iffetli ve ölçülü olmaya davet ediyor. Peki, erkekler ve kadınlar için tesettür nedir ve nasıl yaşanmalıdır?<br />
<br />
Tesettür sadece hanımlara mahsus bir emir değildir. Erkekler de -aynı şekilde- kendileri için geçerli olan tesettür kâidelerine riâyet etmekle ve gözlerini haramdan korumakla mükelleftirler.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TESETTÜR SADECE KADINLARA MI EMREDİLDİ?</span></span><br />
<br />
Nitekim Rabbimizʼin hem kadına hem de erkeğe bu husustaki emri gayet açık ve nettir:<br />
<br />
“(Rasûlüm!) Müʼmin erkeklere söyle, gözlerini (harama) dikmesinler, ırzlarını da korusunlar! Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz ki Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.<br />
<br />
Müʼmin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; nâmus ve iffetlerini esirgesinler. (Yüz ve el gibi) görünen kısımları müstesnâ olmak üzere, ziynet (yer)lerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, tâ yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (müʼmin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbî kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık husûsiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler.)<br />
<br />
Ey müʼminler! Hep birden Allâhʼa tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (en-Nûr, 30-31)<br />
<br />
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Rahmet Toplumu Hayırlı Gençlik 2, Erkam Yayınları<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İdrarını yapan bir kimse abdest almadan önce bir miktar beklemeli midir?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=37384</link>
			<pubDate>Sat, 03 May 2025 03:03:12 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=37384</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İdrarını yapan bir kimse abdest almadan önce bir miktar beklemeli midir? </span></span><br />
<br />
İstibrâ; abdest bozduktan sonra idrarın tamamen kesildiğini anlamak için bir süre beklemeyi ve bu amaçla bazı davranışlarda bulunmayı ifade eder. İdrar yapıldıktan sonra idrar yollarında kalabilecek damla ve sızıntıların temizlenmesine özen gösterilmesi gerekir. Bu şekilde idrar yollarında tam kurulanma sağlanmışsa abdest alınabilir. Ancak bazen şahsa, şartlara ve yaşa bağlı olarak idrardan sonra idrar kanalında az veya çok sızıntı kalabilir. Bu sızıntıların kesildiğinden emin olunması için bir süre beklemek uygun olur (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/344).<br />
İdrar yaptıktan sonra istibrâya dikkat etmeden abdest alan kişiden abdestten sonra akıntı gelirse abdesti bozulur ve yeniden abdest alması gerekir (Merğinânî, el-Hidâye, 1/17-18). Ayrıca temizlik iyi yapılmadığı takdirde geriye kalan idrar sızıntısı elbiseye bulaşacak ve belli bir orana ulaşacak olursa (avuç ayası kadar bir alanı kaplarsa) namazın sıhhatine engel olur (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/31).<br />
İdrarın ardından tuvalette temizliğini yaptıktan sonra sızıntısı olmayan kişilerin, beklemeden hemen abdest almalarında bir sakınca yoktur. İstibrâ ve temizlik konusunda gerekli hassasiyeti gösteren kişinin, yersiz düşünce ve vesveseye itibar etmemesi gerekir. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Din İşleri Yüksek Kurulu</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İdrarını yapan bir kimse abdest almadan önce bir miktar beklemeli midir? </span></span><br />
<br />
İstibrâ; abdest bozduktan sonra idrarın tamamen kesildiğini anlamak için bir süre beklemeyi ve bu amaçla bazı davranışlarda bulunmayı ifade eder. İdrar yapıldıktan sonra idrar yollarında kalabilecek damla ve sızıntıların temizlenmesine özen gösterilmesi gerekir. Bu şekilde idrar yollarında tam kurulanma sağlanmışsa abdest alınabilir. Ancak bazen şahsa, şartlara ve yaşa bağlı olarak idrardan sonra idrar kanalında az veya çok sızıntı kalabilir. Bu sızıntıların kesildiğinden emin olunması için bir süre beklemek uygun olur (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/344).<br />
İdrar yaptıktan sonra istibrâya dikkat etmeden abdest alan kişiden abdestten sonra akıntı gelirse abdesti bozulur ve yeniden abdest alması gerekir (Merğinânî, el-Hidâye, 1/17-18). Ayrıca temizlik iyi yapılmadığı takdirde geriye kalan idrar sızıntısı elbiseye bulaşacak ve belli bir orana ulaşacak olursa (avuç ayası kadar bir alanı kaplarsa) namazın sıhhatine engel olur (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/31).<br />
İdrarın ardından tuvalette temizliğini yaptıktan sonra sızıntısı olmayan kişilerin, beklemeden hemen abdest almalarında bir sakınca yoktur. İstibrâ ve temizlik konusunda gerekli hassasiyeti gösteren kişinin, yersiz düşünce ve vesveseye itibar etmemesi gerekir. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Din İşleri Yüksek Kurulu</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Misvak kullanmanın hükmü nedir? Dişlerin fırçalanması misvak kullanmak yerine geçer m]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=37383</link>
			<pubDate>Sat, 03 May 2025 03:00:47 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=37383</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Misvak kullanmanın hükmü nedir? Dişlerin fırçalanması misvak kullanmak yerine geçer mi? </span></span><br />
<br />
Abdest alırken misvak ve benzeri bir şeyle ağız ve diş temizliğini yapmak sünnettir (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/8). Zira bu temizlik fıtrattan sayılmaktadır (Müslim, Tahâret, 56 [261]). Allah Resûlü (s.a.s.) bir hadislerinde, “Ümmetime ağır gelmesinden (meşakkat) endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde dişlerini misvakla temizlemelerini emrederdim.” (İbn Mâce, Tahâret, 7 [287]; bkz. Buhârî, Temennî, 9 [7240]; Müslim, Tahâret, 42 [252] 7) buyurmuştur.<br />
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) uygulamasında ağız ve diş temizliği asıl olup, o dönemde diş temizliğinde misvak kullanılmaktaydı. Bugün misvak yerine diş fırçası kullanılmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için uygun olan herhangi bir ürünün veya yöntemin kullanılmasıyla bu sünnet yerine getirilmiş olur. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Din İşleri Yüksek Kurulu</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Misvak kullanmanın hükmü nedir? Dişlerin fırçalanması misvak kullanmak yerine geçer mi? </span></span><br />
<br />
Abdest alırken misvak ve benzeri bir şeyle ağız ve diş temizliğini yapmak sünnettir (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/8). Zira bu temizlik fıtrattan sayılmaktadır (Müslim, Tahâret, 56 [261]). Allah Resûlü (s.a.s.) bir hadislerinde, “Ümmetime ağır gelmesinden (meşakkat) endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde dişlerini misvakla temizlemelerini emrederdim.” (İbn Mâce, Tahâret, 7 [287]; bkz. Buhârî, Temennî, 9 [7240]; Müslim, Tahâret, 42 [252] 7) buyurmuştur.<br />
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) uygulamasında ağız ve diş temizliği asıl olup, o dönemde diş temizliğinde misvak kullanılmaktaydı. Bugün misvak yerine diş fırçası kullanılmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için uygun olan herhangi bir ürünün veya yöntemin kullanılmasıyla bu sünnet yerine getirilmiş olur. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Din İşleri Yüksek Kurulu</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>